Borsada Para Kazananların Tamamı AKP'li

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, borsa ve fon piyasasında yaşanan 830 milyar liralık dev vurgunun arkasında içeriden bilgi alan (insider trading) AKP'li isimlerin ve bilerek kurulan liyakatsiz bir sistemin olduğunu iddia etti.

YouTube
◷ 14:58
Gökhan Günaydın'dan Sert Tepki: 830 Milyar Liralık Fon Vurgununda AKP İzi Var
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TELE 3 ekranlarında Ülkü Çoban: 'ın sunduğu "Bize Bunlarla Gelme" programında gündeme damga vuracak açıklamalarda bulundu. Son günlerde kamuoyunu meşgul eden fon ve borsa vurgununa dair çarpıcı detaylar paylaşan Günaydın, 830 milyar liralık bu devasa soygunun rastlantı olmadığını, liyakatsiz atamalar ve içeriden alınan bilgilerle gerçekleştirildiğini öne sürdü. Vurguna karışan isimlerin tamamının AKP ekosisteminden olduğunu savunan Günaydın, Türk Hava Yolları (THY) gibi kamuya mal olmuş kurumlardaki astronomik maaşlı yöneticiler ile halkın yaşadığı ekonomik kriz ve açlık sınırı arasındaki devasa uçuruma dikkat çekti.

"BU BİR ASRIN SOYGUNUDUR"

Günaydın, yaşanan skandalın boyutlarına dikkat çekerek, "Banker Kastelli skandalı bugünkü rakamlarla 156 milyar TL düzeyinde bir vurgundu. Bugün en az 830 milyar TL'nin üzerinde bir vurgundan söz ediyoruz. O halde bu bir asrın soygunudur" ifadelerini kullandı. Sistemin üç koldan; halka açılan firmalar, aracı kurumlar ve bunları denetlemesi gereken SPK, BDDK gibi kuruluşlar üzerinden kurgulandığını iddia etti.

"PARA KAZANANLARIN TAMAMI AKP'Lİ"

Manipülasyon süreçlerine dahil olan kişilerin kimliklerine dikkat çeken Günaydın, sistemin açıkça yandaşları zengin etmek üzerine tasarlandığını ifade etti. Borsada haksız kazanç sağlayanlara ilişkin net konuşan Günaydın, "İçeriden bilgi almadan tam zamanında girebilen, tam zamanında çıkabilen AKP'li olmayan kimse var mı? AKP'nin ekosisteminde olmayanlar burada paralarını kaybettiler. Para kazananların hepsi AKP'li. İstisnası yok" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'DE HER TARAF ARPALIK"

Sadece borsa değil, kamu kurumlarındaki liyakatsiz atamalara da değinen Günaydın, THY'deki yönetim kurulu üyelikleri ve astronomik maaşlar üzerinden iktidara yüklendi. Yandaşların kurumlarda haksız kazanç sağladığını belirten Günaydın, "Türkiye'de her taraf arpalık, her yer liyakat ilkesinin aleyhine akrabayla, yandaşla doldurulmuş. Bu memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında. Bu düzeni değiştirmek zorundayız" diyerek sözlerini tamamladı.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Ülkü Çoban: YENİ Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın bizimle birlikte. Sayın Günaydın, merhaba efendim, hoş geldiniz.

Gökhan Günaydın: Merhabalar Ülkü Hanım, hem size iyi yayınlar diliyorum, hem de izleyen tüm dostlara, yurttaşlara, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Ülkü Çoban: Çok teşekkür ediyorum, biz çok uzun süredir fon vurgununu konuşuyoruz. Her ne kadar konuşmaya, belgeleri ortaya dökmeye çalışan gazeteciler ifadeye çağırılsalar da, adliyeye sevk edilseler de bu görevi YENİ Parti'de bizler de yerine getirmeye çalışıyoruz. Sayın Gökhan Günaydın. Ortada yılan hikayesine çevrilmeye çalışılan bir vurgun mu var? Neden bunu soruyorum efendim, Adalet Bakanı bugün dedi ki, 214 kişi 187 milyar lira kazanmış, liste var, isimler yok.

Gökhan Günaydın: Evet, şunu sorayım, bu bir asrın soygunu, bu bir subjektif değerlendirme değil, benim görüşüm değil. Çünkü Banker Kastelli Skandalı, 1980'lerin başında vuku bulmuştu. Bugünkü rakamlarla 156 milyar TL düzeyinde bir vurgun oldu. Bugün en az 830 milyar TL'nin üzerinde bir vurgundan söz ediyoruz. Aslında dışsal etkilerle rakamın çok daha yüksek olduğu konusunda herkes de hemfikir. O halde bu bir asrın soygunudur.

Bu asrın soygununda AKP'nin izini görmek ya da bu izi saklamak mümkün müdür? Değildir, yine bu benim subjektif görüşüm değil, çünkü ben burada 3 ayrı merhaleden bahsediyorum. Birincisi firma merhalesi, yani halka açılan firmalar, örneğin Özata Denizcilik ya da Gündoğdu Gıda gibi. Bunların tamamının sahiplerinin AKP'li olduğunu kanıtladık, ortaya koyduk. İkincisi aracı firmalar; Tera'sı, Atlas'ı, Hedef'i... Bunların tamamının yöneticilerinin, ortaklarının AKP'li olduğu konusunda zerre tereddüt yok, bunları da ortaya koyduk. Üçüncüsü, bunları denetlemekle görevli olan kuruluşlar. Nedir onlar; Devlet Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK). Bunların da tamamının AKP'li olduğunu ortaya koyduk mu?

Örneğin Sermaye Piyasası Kurulu'nda 2018-2022 arasında kurul başkanı olarak görev yapan kimdi? Ali Fuat Taşkesenlioğlu'ydu. Taşkesenlioğlu soyadını kamuoyu kimden tanıyor? Zehra Taşkesenlioğlu'ndan tanıyor. Afrika'da madenleri, İngiltere'de AVM'leri olan ve abisiyle beraber borsadaki firmalar üzerinde çeşitli işlemler yapan bir grup. Ondan sonra kim geldi? Ondan sonra Vecdi Gönül'ün oğlu geldi İbrahim Gönül. İbrahim Gönül için soruşturma açılacak mı açılmayacak mı? Şimdi memleket bunu tartışıyor.

BDDK için ne diyebiliriz? BDDK aslında tıpkı SPK gibi işler yapıyor. Yani halka arz edilmemesi gereken firmalar halka arz ediliyor. Buna karşı çıkan yöneticiler görevden alınıyor. Altında Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası var. BDDK'da da banka kurmaması gereken manipülatif işlemleri sahiplerine dört ayrı banka kurduruyor. BDDK'nın başkanlarının da kimler olduğu çok açık şu anda. Şahap Kavcıoğlu... Başkanı nereden tanıyoruz onu? Yeni Şafak yazarı, eski Merkez Bankası Başkanı ve şimdi BDDK Başkanı.

Şimdi üç merhale saydım değil mi size? Firmalar, aracı kuruluşlar ve bunları denetlemekle görevliler. Bunların tamamı birbirinin akrabası ya da yandaşı olan AKP'liler. Bir küçük hatırlatma yapayım mı? Özellikle gıdada yönetim kurulu üyesi kim çıkıyor? Efendim eski BDDK Kurulu Başkanının oğlu ve Hazine Bakan Yardımcısının damadı. Yani ilişkiler hep böyle. Dolayısıyla orta yerde böyle kurulmuş bir yapı var. Bu yapıdan kimler para kazanıyor? Para kazananların tamamı, aslında soygun yapanların tamamı da AKP'li. Mesele bu kadar açık, orta yerde tek parti devletinin piyasa içerisinde bütün kuralları ortadan kaldırarak kurduğu bir soygun düzeni ve bu soygun düzeni çerçevesinde vatandaşın cebinden alınmış en az 800 milyar TL para var.

Şimdi burada Erdoğan diyor ya "Kim burada rastlarsak önümüzden alacağız ve koşmaya yürüyeceğiz." Rastladıklarını YENİ Parti saptayacak, kamuoyuna açıklayacak, inkar edemeyeceksin. Ve ondan sonra onu WhatsApp grubundan çıkartacaksın. Öyle mi? Hani yaptığın yaptırım bu mudur? Veya VIP'den gidecek, ifade verecek, elini kolunu sallaya sallaya çıkacak, yaptırımın bu mudur? Peki bu çağdaş bir hukuk devletinde olsaydı ve devleti yönetenlerin de bu meseleyi çözmek gibi bir iradesi olsaydı Ülkü Hanım ne yapılması gerekiyordu? Elinizde Merkezi Kayıt Kuruluşu var. MKK diye kısaltılmışı var. Merkezi Kayıt Kuruluşunda herkesin ne yaptığı A'dan Z'ye olarak kayıtlı. Onun içerisinde senin VIP listende var. Bu da senin elinde. Neden sen bu listeyi kamuoyuyla paylaşmıyorsun? Neden sen bu listeyi Cumhuriyet Savcılıklarıyla paylaşmıyorsun? Ve neden bunların önce hakkıyla soruşturulmasına arkasından da hakim önüne çıkartılmasına ya da kovuşturulmasına izin vermiyorsun? Bunları gizliyorsun. Gizlerken de büyük bir telaş içerisindesin.

YENİ Parti bunları bulur da ortaya koyarsa ne olacak? YENİ Parti buluyor, bulduğunu ortaya koyuyor ve senin telaşını görüyoruz. Birisi 2 milyar lira götürmüş, öbürü 20 milyar lira götürmüş. Bakın burada da ben üçlü bir gene merhaleden, aşamadan bahsedeceğim size. Birincisi Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası gibiler. Bunlar nisan ayında manipülasyonun başladığı anda girmişler işe. Ve eylül ayında, 17 Eylül'de skandalın patlamasından hemen önce çıkmışlar. Insider trading (içeriden bilgi alarak ticaret) var öyle mi burada? Yahu yazdık. Ben bunu 15 gün evvel yazdım. Bu işler içeriden bilgi almadan yapılabilecek işler değildir. 15 gün evvel... Ben bir siyasetçi olarak bunu yazıyorum da bu memleketin Cumhuriyet Savcıları bu çabanın peşine daha yeni mi düşüyorlar? Düşüyorlar da ne oluyor? Ayrıca içeriden bilgi alıp da bu işlemi yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası mı yapmış? Yani kadıncağız 2 milyar lira götürmüş. Kadıncağız diyorum yaptığım kara mizahın herkes farkına varsın. Götürülen para 830 milyar lira.

İkinci aşama ne? Kendileri yapmayanlar ama aileden birileri, arkadaş çevresinden birileri aracılığıyla yapanlar. Bunun kimisinin anasının babasının, kimisinin kuzeninin, kimisinin arkadaşının kayıtlı olduğu ortaya çıkıyor. Ömer Çelik çıkıyor her gün açıklama yapıyor değil mi? Her gün muhalefete garip sözlerle saldırmaya teşebbüs ediyor. Kendi hakkındaki iddialara ne diyor kardeşim? Bu adamla Bodrum'da sen baş başa tatil yaptın mı? Bu tatilin görüntüleri, o tatilde beraber konser izlediğiniz görüntüler ortaya çıktı mı? Bu adam 20 milyar lira ile beraber şimdi yurt dışına kaçtı mı? Bu adamın abisi senin Adana'da sağlık şube müdürü, sağlık alanında Adana'nın en yetkili adamı konumuna senin tarafından getirildi mi? Ne diyorsun bu işlere mesela? Hiçbir şey demiyor. Garip olan, basın toplantısında bunu soracak bir gazeteci bulunamıyor Ülkü Hanım, gazeteci bulunamıyor. Hadi kendisi hakkında iddiaya basın toplantısında Ömer Çelik bir şey söylemiyor. Bir gazeteci orada sormaz mı, "Yahu senin hakkında bir iddia var buna ne diyorsun?" diye soramaz. İşte memleketin geldiği nokta burada.

Peki bunlar ikinci aşama, yani neydi bu ikinci aşama, anasının, babasının, kuzeninin, akrabasının ya da arkadaşının üzerinden bu işlemi yapanlar. Bir de üçüncüler var. Bu üçüncüler de çantacılar üzerinden bu işlemi yapanlar. Yani bir akrabalık ilişkisi falan filan yok ama çantacılar üzerinden koç gibi bu işlemleri yapanlar var. Ben bunları yazıyorum. Ben bunları yazar yazmaz, bazı internet sitelerinde zavallılar benim 10 yıl evvel banka kredisiyle aldığım evi sanki bir tehdit ve şantaj unsuruymuş gibi ortaya koyuyorlar. Niye? Çünkü ben kimin ayağına bastığımı biliyorum. Kimin ayağına bastığımı ben biliyorum. Ayağına basılan da hangi amaçla benim onun ayağına bastığımı biliyor. Ve bu çerçevede hemen çeşitli kuşlarını benim üzerime gönderiyor. Yahu elinizde bütün banka bilgileri var. Elinizde bütün kayıtlar var. Benimle ilgili herhangi bir iğne ucu kadar işi ortaya koyup da savcılığa suç duyurusunda bulunmayan ya da bununla ilgili olarak kamuoyuna açıklama yapmayan namerttir. Bu kadar açık söylüyorum. 600 milletvekili içerisinde mal varlığı açıklamasını yapmış olan tek adam benim, elinizde ne varsa söyleyeyim. Bunu niye açıyorum? Çünkü ayağına bastıklarımız, 20 milyar lirayı götürdüğünden emin olduğumuz insanlar bunları böyle yapıyorlar.

Şimdi YENİ Parti'ye yönelik şöyle eleştiriler var: "Elinizde bütün bilgiler var da niye açıklamıyorsunuz? Bunu bir şantaj unsuru olarak mı görüyorsunuz, kullanacaksınız?" Hani bu iddiayı kötü niyetle söyleyenleri alayım bir tarafa koyayım. Ama iyi niyetle söyleyenlere bir açıklama yapma ihtiyacımız var. Arkadaşlar Merkezi Kayıt Kuruluşunun bütün hesapları, bütün bilgileri bizde olsa bunu kamuoyuyla paylaşmaz, MKK'dan bilgi sızmasın diye ölüyorlar. Biz oradan bütün çabamızla, bütün enerjimizle alabildiğimiz bilgileri kamuoyuyla belirli bir strateji çerçevesinde paylaşıyoruz. Bu işe kendine güvenmeyen insanların yapabilecekleri işler midir bunlar? Karşımızdaki yapının ne olduğunun farkında mısınız? Ve biz buna rağmen elimize geçen bütün bilgileri kararlılıkla kamuoyuyla bugüne kadar nasıl paylaştıysak bundan sonra da paylaşacağız. Bir bilgiyi saklamak, bunu işte başka meseleler için kullanmaya çalışmak, bunlar bizden uzak, bize yabancı işler. Bir kere bunun da altını çizeyim.

Bir başka konu Ülkü Hanım. Gazeteciler gözaltına alınıyor. Yahu sen 10 numara çeviriden bu yana neredeyse 2000'e yakın sosyal medya hesabını engelledin. İçinde gazeteci var, içinde meslek insanları var, içinde sanatçılar, aydınlar var, bir tek derdin var. Nasıl olsa konvansiyonel medyayı ben bastırdım. Bakın yandaşlaştırılmış medyada bugün Türkiye'nin içini yakan, vatandaşın bir numaralı gündemi konusunda bir haber görüyor musunuz? İç sayfalarda küçük, kenarda köşede kalmış haberlerden başka bir şey görebiliyor musunuz? Burada açık bir karartma var, sosyal medya görece özgürlük alanında yazıyor, çiziyor. Orada da bilgiye ulaşıp yazabilen herkesi engelleyerek Türkiye'yi Kuzey Kore'ye çeviriyorsunuz. Sonra da insanları bu da yetmiyor, gazetecileri gözaltına alıyorsunuz. Gazetecileri tutuklayarak konuşan herkese gözdağı vermeye çalışıyorsunuz.

Ben o halde şunu söyleyeyim. Recep Tayyip Erdoğan ve onun kurduğu rejim bu işin bir numaralı sorumlusudur. Devlet Denetleme Kurulu başkanı olarak atadığı adamı aynı zamanda Borsa İstanbul'a yönetim kurulu üyesi yapan bir akıldan bu koca memleketi yönetebilmesini bekleyebilir miyiz? Sonra ona diyorsun ki sana burayı soruşturma görevi vereceğim, ee Borsa İstanbul'daki görevinden istifa ediyor. Sonra Devlet Denetleme Kurulu başkanı olarak Borsa İstanbul'daki işlemleri denetlemeye başlıyor. Denetlediği işlemlerin altında hemen hemen tümünde kendi imzası var. Kara mizah değil mi bu ya? Memleketin düştüğü duruma bakın. Aynı zamanda Borsa İstanbul'da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri yönetim kurulu üyesi. Ya Borsa İstanbul'da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı yönetim kurulu üyesi, bunlar ne anlıyorlar borsadan? Ben baktığım ekonomi doçentiyim. Aynı zamanda hukukçuyum ama ben borsa konusunda ihtisas sahibi bir insan değilim. Dolayısıyla benim tümüyle anlamakta zorlandığım bu bilgilere Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ya da Devlet Denetleme Kurulu başkanı ya da İletişim Başkanı hangi bilgisiyle vaziyet ediyor yoksa oralarda arpalık peşindeler mi? Ya yazıklar olsun bu memleket bu hale düşmüş.

Son sözüm de şudur, başlangıçta söylediğimi bir kere daha söyleyeyim. Hani Erdoğan diyor ki "Burada nefsine yenilen ve kamuoyunda yanlış şeyler yapan kim varsa yana çekeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz." Yana çekmen gereken liste bir hayli kalabalık. Eğer güveniyorsanız kendinize o listeyi bir yayınlayın da vatandaş ne olduğunu görsün, birincisi bu. İkincisi bu kişilerden öte yani Fatma Betül Sayan Kaya'ymış, yok efendim şu bakanmış şu müsteşarmış veya işi savunmak için gelip de mecliste konuşma yapan Cumhurbaşkanı yardımcısının özel kalem müdürü arasında 7 milyon TL'cik para toplayıp da bu işte oynamış, burada da ne varmış? Bu kafalarla bu memleket yönetilemez. Dolayısıyla bu işin sorumlusu kurduğunuz düzendir, dolayısıyla bu düzen, bu rejim değişmediği sürece isimler değişir, soygunların şekli değişir, tarihleri değişir ama vatandaş ve memleket soyulmaya devam eder.

Bitirirken de bunu galiba üçüncü bitirirken de deyip de söyleyelim buyurun ama özellikle ifade etmek isterim. Burada ya da başka bir yerde eğer bu işlerin içerisinde bir tane YENİ Partili var ise öncelikle onun üstüne hep beraber gidelim anlatabiliyor muyum? Kamunun malına elini uzatan kim varsa o eli kamu kendi hukukuna göre geri çektirsin ve hesabını sorsun. Yeter ki bu işler araçsallaştırılmış yargı üzerinden, alet edilmeye çalışılan adalet üzerinden görülmesin. Bir kere daha baştan söylemiştim. Burada tekrarlayayım. 600 milletvekili içerisinde kendisinin mal varlığını açıklamış ve hodri meydan demiş tek insanım. Hadi hepiniz açıklayın mal varlıklarını göreyim AKP'li vekiller, MHP'li vekiller hepinizi göreyim. Siyasete girmeden mal varlığınız neydi? Bugün mal varlığınız ne? Sadece sizin beyanınız yetmez. MASAK da bunu bir raporlasın bakalım. Ayrıca birinci derece yakınlarınızınkini de raporlasın. Önce beni yapsın. Önce benim mal varlığımı MASAK araştırsın. Geriye dönük 20 yıldır araştırsın. Raporlasın, kamuoyuna açıklasın. Önce benim. Arkasından da siz birkaç taneniz gönüllü olun da hadi sizinkini de yapsın. Atıp tutmak, hamaset bol ama iş yapmaya gelince ortada herhangi bir şey yok. Vatandaşın soyulan parası, kamu kaynağı ve arkasından hala hamaset yapmaya yeltenebilen bir zavallı yapı. Türkiye'nin içine düşürüldüğü durum maalesef açıkça budur.

Ülkü Çoban: Sayın Gökhan Günaydın elinizde olan isimleri YENİ Parti olarak açıklamayı sürdürecek misiniz? Adalet Bakanlığı'ndan sızan bilgiler mi? AKP'nin içinden uçurulan belgeler mi? Onlar böyle olduğu söyleniyor. Bu durumda yanıltıcı olma olasılıkları var mı? Teyit mekanizmasını işlettiğinizi de biliyoruz. Mahinur Özdemir Göktaş meselesinden edersiniz. Arada bir Bartınlı beyefendi var. O kazanmış milyarları ama milyonları ama o da Sayın Bakan'ın babası değilmiş.

Gökhan Günaydın: Şimdi biraz evvel söylediğim gibi gerek Takasbank, gerek Merkezi Kayıt Kuruluşu bunlar AKP'nin elinde yönetilen bilgiler. Hadi açın bunları. Dolayısıyla hep beraber görelim. Sen bunları saklıyorsun. Ben buralardan bilgilere ulaşıyorum. Bu bilgiler nasıl bilgiler biliyor musunuz? Bir yerde oturuyorsunuz. Yanınıza birisi geliyor. "Başkanım şu ileride biraz konuşabilir miyiz?" Sana fısır fısır bir şey söylüyor. Sebebi ne? Çünkü herkesin canı yanmış. Herkes bildiğini size anlatmaya gayret ediyor. Sosyal medyadan yazıyor. Yurt dışı telefondan arıyor. Bir sürü iş oluyor. Bunların içerisinde doğru bilgiler de geliyor. Bunların içerisinde yanıltıcı bilgiler de geliyor. Mesela Bartın'daki vatandaş onunla AKP'yle bir alakası var mı? Açın bakın bakalım. O da AKP'li. Anlatabiliyor muyum? Evet Bakan'ın babası değil ama o da AKP'li. İçeriden bilgi almadan tam zamanında girebilen tam zamanında çıkabilen AKP'li olmayan kimse var mı? AKP'nin ekosisteminde olmayanlar burada paralarını kaybettiler. Bu kadar basit. Onun dışındaki hepsi para kazandı.

Ülkü Çoban: Para kazananların hepsi AKP'li diyorsunuz.

Gökhan Günaydın: İstisnası yok. İstisnası yok. Yani o 800 milyar lira da büyük parayı tam zamanında girip tam zamanında çıkarak o büyük parayı götürenlerin AKP'li olmayanı yok. İstisnası yok. Adam borsa da oynuyor. Ya da borsa da yatırım yapmaya gayret ediyor kendi içerisinde. Tam Nisan'ın başında girecek. Tam Eylül'ün ortasında çıkacak. Bu mükemmel zamanlamayı kim yapabilir acaba? Ha kim yapabilir? Yani borsadaki şirketlerin gelişimine bakarak bu zamanlamayı yapabilmenin mümkün olmadığını beni izleyen ve İstanbul borsasının derinliği olmayan ve ne kadar manipülasyona açık bir yapısının olduğunu bilen herkes teslim edecektir. Dolayısıyla büyük paraları bu zamanlamayla yapanlar hep içeriden bilgi alanlar, içeriden o bilgi alanların alayı da AKP'li.

Mustafa Sandal'ın kayınpederinden bahsediliyor. Mustafa Sandal'ın kayınpederinin yıllardır ne iş yaptığını herkes biliyor. O adamın HTS kayıtlarına bakın, baz kayıtlarına bakın, kimlerle görüşmüş bir bakın. Bu işi çözmek isteyen insan bir haftada çözer. Bir haftada çözer. Dolayısıyla hani herkesin bildiği sır üzerinden hamaset yapmak bir kere daha söyleyeyim zavallılık. Bu memleket bunu unutturmayacak, gündemi değiştirtmeyecek. Yani sen git onu tutukla bunu gözaltına al, öbürünü engelle ama memleket bu gündemin üzerinde durmaya ve soyguncuya yuh demeye onun ipini çekmeye devam ediyor. Biz de elbette sürekli bu işin üzerinde olarak bir kriz merkezimiz üzerinden bir...

Ülkü Çoban: Evet bağlantımız koptu. Sayın Gökhan Günaydın'a tekrar link gönderelim mi Tanju? Bir bağlantı gelmiş olabilir kendisine. Bu arada benim de görüntüm gitti. Çok önemli noktalardaydık. Buraya mı bakayım? Nereye bakayım? Buraya bakayım. Tamam. Sayın Gökhan Günaydın. Arka arkaya galiba size bir arama geldi. Bağlantılarda bir kopukluk geçirdik. Rica ediyorum efendim. Çok yoğun. Size hem son cümleleri bırakmış olayım. Hem de biz bir böyle zenginleşme ortamından kurulan bir sistemden, bir düzenekten bahsediyoruz ama galiba bu iktidar döneminde sadece bu fon üzerinden bunu konuşmamamız gerekiyor. Siz Türk Hava Yolları örneğini verdiniz orada da zenginleşenler var. Acaba başka hangi zenginleşenler var halk fakirleşirken, sistem ya da sistemlerden bahsediyoruz galiba diyeyim ve size son cümleleri bırakayım. Buyurun.

Gökhan Günaydın: Evet, Türkiye'de çeyrek yüzyıllık tek parti dönemi şunu yarattı. Dünyanın yirminci büyük ekonomisi bu memleket. Büyük bir nüfusu var, büyük bir yüzölçümü var. Tarımıyla, sanayisiyle oldukça geriye gitmesine rağmen bir üretim yapısı var. Ama bu üretim yapısı içerisinde maalesef inanılmaz bir gelir dağılımı adaletsizliği var. 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. 35 bin lira açlık sınırı, bunun altında tüm asgari ücretliler, tüm emekliler, tüm işsizler... Esnafın önemli bir bölümü vesaire vesaire en az 30 milyon. Diğer taraftan da 5-6 ayda 2 milyar lira parayı götürenler var.

Şimdi bu yapı, tesadüfi bir yapı değil. Sadece borsada değil, işte Türk Hava Yolları'ndan örnek veriyorum size. Bir adam başkan demişler, 40 tane başkan, işte 50 tane başkan yardımcısı. Başkan demek ya, genel müdür var, genel müdür yardımcısı var, daire başkanı var, araya başkan koymuşlar. Türk Hava Yolları bir arpalık olmuş. Eski Türk Hava Yolları Genel Müdürü Ahmet Bolat, Ticaret Bakanı Bolat'ın kardeşi. Onu güya görevden aldılar, Türk Hava Yolları'nda çalışmaya, yönetim kurulu başkanı çeşitli şirketlerde olmaya devam ediyor. Yerine kim gelmiş? Erdoğan'ın kız kardeşinin damadı gelmiş. Başka kim var? Mesela bağımsız yönetim kurulu üyesi. AKP'nin eski gençlik kolları başkanı şu anda Türk Hava Yolları'nda bağımsız yönetim kurulu üyesi. Ben ne diyeyim daha? Bunlar ne kadar para alıyorlar? Bunlar iki milyon, iki buçuk milyon lira, ayda maaş alıyorlar.

Ve şimdi bunlar diyorlar ki pilotlar, kabin memurları fazla para alıyorlar. Bunların hem edindikleri gelirleri hem de özlük haklarını, servis haklarını falan geriye çekelim. Boeing alımına 20 milyar dolar harcanıyor. Tabii elbette Türk Hava Yolları uçak alacak. Ama Trump'la görüşebilmek için bunlar olduğunu... Biz bunları anlattık daha belirli. Bilmiyor muyuz? Büyük enerji, son derece yüksek fiyatlarla doğal gaz alımı yapıldı. Bunları bilmiyor muyuz? Sırf Amerika'yla ilişkileri belli bir yerde tutmak için. Önüne geleni İngiliz ajanı olmakla suçlayacaksın, sonra bir İngiliz takımına 300 milyon dolarlık bir maliyetle sen sponsor olacaksın.

103 kişi, yönetici olan Türk Hava Yolları'ndaki 103 kişinin aldığı aylık maaş toplamı 115 milyon lira. Ben bunu Türk Hava Yolları'na maliyeti budur diye yazdım. Bir arkadaş beni ikaz etmiş. Gökhan başkan bu maliyet değil. Bu aldıkları para, bunun üzerine vergisini, stopajını bilmem nesini koyarsanız neredeyse maliyet iki katına çıkıyor. Sen bu parayı her halükarda götüreceksin oturduğun yerden. Sonra uçağı uçuranlar, ailelerini göremeyenler, yüzlerce binlerce kilometreyi her gün yapmak zorunda kalan ve dikkatle uçakları uçurmaya çalışan insanlara hadi bakalım paralarınızdan indirim diyeceksiniz. Yani Türkiye'de her taraf arpalık, Türkiye'de her yer liyakat ilkesinin aleyhine akrabayla, yandaşla doldurulmuş. Bu nedenle bu memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında. Bu düzeni değiştirmek zorundayız başka çaresi yok.

Ülkü Çoban: Çok teşekkür ediyorum Sayın Gökhan Günaydın. İzleyicilerimiz de size teşekkürlerini sunuyorlar. İyi çalışmalar diliyorum.

Gökhan Günaydın: Çok teşekkürler iyi yayınlar hoşça kalın.

Ülkü Çoban: Sağ olunuz hoşça kalın.
Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler