Yeni Parti'den AKP'ye Geçen Başkanlara Ve Fon Vurgununa Sert Tepki
Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Koza TV'de katıldığı canlı yayında Türkiye gündemindeki sıcak başlıkları değerlendirdi. Son dönemde CHP'den AKP'ye geçen belediye başkanları üzerinden siyasi iktidarı eleştiren Günaydın, sorunun kişilerden ziyade yaratılan siyasi ve ekonomik ekosistemde olduğunu savundu. Günaydın ayrıca kamuoyunu meşgul eden devasa fon vurgununda devlet kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığına yönelik çağrılarına kapıları net bir şekilde kapattı.
"NE OLUYOR DA BUNLAR BİRDENBİRE AMPULLE AYDINLANIYORLAR?"
Belediye başkanlarının saf değiştirmesini değerlendiren Günaydın, kişilerin ideolojik geçmişlerinden ziyade onları AKP'ye geçmeye zorlayan sistemin sorgulanması gerektiğini belirtti. Kamunun ve yargının gücünün birer "havuç ve sopa" politikası olarak kullanıldığını ifade eden Günaydın, bu durumun seçmen iradesini zedelemeye yönelik bilinçli bir strateji olduğunu söyledi. İzmir'in ve diğer ilçelerin siyasi duruşunun bu transferlerle değişmeyeceğini vurguladı.
"BU SOYGUNU YAPANLAR A'DAN Z'YE AKP'LİLER"
Milyarlarca liranın buharlaştığı fon dolandırıcılığı iddiaları hakkında da konuşan Günaydın, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Devlet Denetleme Kurulu'nun işleyişini eleştirdi. Kurumlardaki atamaların bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldığını hatırlatan Günaydın, denetimsizlikten ve ortaya çıkan tablodan doğrudan iktidarın sorumlu olduğunu dile getirdi.
"BÖYLE BİR ŞEYE ONAY VERMESİ KESİNLİKLE MÜMKÜN DEĞİLDİR"
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için 2028'den önce meclisin seçim kararı alması gerektiği yönündeki açıklamalarına da yanıt veren Günaydın, Yeni Parti olarak böyle bir senaryoya asla destek vermeyeceklerini açıkladı. Bahçeli'nin siyasi oy oranını hatırlatarak bu tür taleplerin toplumsal bir karşılığı olmadığını belirten Günaydın, tek çözümün zamanında yapılacak bir seçimle demokratik düzenin yeniden tesis edilmesi olduğunu ifade etti.
💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Sorel Dağıstanlı: Değerli bir konuğum var. Şimdi Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın bizlerle birlikte. Gökhan Bey merhabalar.
Gökhan Günaydın: Merhaba Sorel Bey. İyi yayınlar diliyorum.
Sorel Dağıstanlı: Teşekkür ediyorum. Şimdi elbette ki bu transferi, bu geçişi soracağım, konuşacağız. Çünkü bu gerçekleştikten sonra partinize yönelik, aday belirleme süreçlerine yönelik geriye dönük eleştiriler de yapıldı. Elbette sizlerin de söyleyecekleri vardır ama adayın neden önemli olduğunu biraz göstermek gerekiyor örnekleriyle birlikte. Çünkü kimi adaylar, öyle adaylar var ki yani her şeye rağmen, her türlü baskıya rağmen başlarına gelecekleri bildikleri halde yürüdükleri yoldan asla dönmediler, asla vazgeçmediler, sizleri terk etmediler. Onları bir hatırlatmak istiyoruz izninizle. Gökhan Bey bakın seçilen belediye başkanlarıydı. Ne oldu? 31 Mart 2024'te CHP'den seçilen 8 belediye başkanı, en başta elbette ki cumhurbaşkanı adayıydı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı. 19 Mart'tan gözaltına alındı. 21 Mart'tan beri tutuklu olarak cezaevinde Silivri'de. Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı, o da görevden uzaklaştırıldı, tutuklu. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan tutuklu. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de tutuklanmıştı, sonra görevine döndü. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım o da tutuklandı, belki ayrı bir kategoriye koyabiliriz kendisini. Muhittin Böcek tutuklandı, o da sonradan gerçi üst üste bir kere yetmedi, üst üste yani ifade verdi. İstenildiği tarzda. Vahap Seçer görevden uzaklaştırıldı, tutuklandı yeni cezaevinde ve Zeydan Karalar tahliye edildi ama göreve dönmedi. Şimdi elbette ki bütün burada okuduğum isimleri yan yana aynı kategoriye almamak gerekiyor ama yani şunu sormak istiyorum. Eleştiriler de bu yönde. Hani aday olurken, aday belirlerken neye göre karar veriliyor mesela İzmir'de? Aslında sonuç belli. Seçimden önce belli. Bu hani İstanbul'un Kadıköy ilçesi gibi. Dolayısıyla daha tabandan, daha CHP'ye o dönem CHP'ye yıllarca gençlikten beri, gençliğinden beri hizmet etmiş daha idealist bir aday koymak yerine neden eleştirilere rağmen mesela kökeni daha farklı olan, zihniyeti daha gördüğünüz gibi iktidara yakın olan ve bu belli olan bir aday gösterildi?
Gökhan Günaydın: Evet. Teşekkür ederim. Bugün sorulması gereken soruları soruyorsunuz. Kolay sorular bunlar. Neden kolay sorular diyorum biliyor musunuz? Çünkü tersini kanıtlamak çok kolay. İfade edeyim. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu nerede? AKP'de değil mi? Özlem Çerçioğlu da Cemil Tugay'a benzer bir konuşma yaparak geçti AKP'ye. Peki Özlem Çerçioğlu'nun kökeni neydi? Bilmem kaç yıl parti meclis üyeliği yapmıştı. Bilmem kaç yıl milletvekilliği yapmıştı Cumhuriyet Halk Partisi'nde. Sonra da büyükşehir adayı olarak Aydın'a gönderildi. Aydın'da da bilmem kaç dönem Büyükşehir Belediye Başkanı yapıldıktan sonra AKP'ye geçti. Şimdi mesela burada temel soru Özlem neden Aydın'a Büyükşehir Belediye Başkanı yapıldı sorusu mudur yoksa Özlem Çerçioğlu'nu AKP'ye geçiren ekosistemin sorgulanması mıdır? Hangisidir sizce Sorel Bey?
Sorel Dağıstanlı: Burada tabii ki ikincisi gündeme geliyor.
Gökhan Günaydın: Evet devam edelim. Hani diyorsunuz ya genç ve idealist bir aday. Tuzla'da gençlik kolları başkanı, sonra ilçe başkanlığını yapmış, adı da Ali Eren olan, Ali Eren'in herhalde bir ideolojik ağırlığının farkındasınız, Ali Eren Bingöl Tuzla belediye başkanı yapıldı. Gençti, idealistti. Gençlik kollarından gelmeydi. Nerede şimdi Ali Eren Bingöl? Ali Eren Bingöl Tuzla'da AKP belediye başkanı oldu. Şimdi Ali Eren Bingöl neden Tuzla'ya belediye başkanı olarak seçildi diye sormak mıdır, aday yapıldı diye sormak mıdır doğru soru? Yoksa doğru soru nasıl bir siyasi iktisadi ekosistem var ki Ali Eren oraya geçiyor diye sormak mıdır?
Şu anda ben Yeni Parti'nin grup başkanvekiliyim. Grup başkanvekili ne demek? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Yeni Parti'nin genel başkanını temsil eden kişi demek. Benden evvel bu koltukta, benden evvel değil benimle beraber eş zamanlı olarak Burcu Köksal oturuyordu, değil mi?
Burcu Köksal'ın o zamanki CHP'liğinden bir endişeniz, tereddütünüz olabilir mi? Yıllarca kadın kollarında çalışmış, il yönetim kurulunda çalışmış falan. Sonra milletvekili olmuş, grup yönetim kurulu üyesi olmuş. Sonra grup başkanvekili olmuş. Burcu Köksal nerede şimdi? Afyon'da AKP'nin belediye başkanı oldu. O zamanki CHP'ye Burcu Köksal'ı neden seçtin, bu yanlış bir insandı diye sormak mı lazım? Yoksa Burcu Köksal'ın bu AKP'ye geçmesini sağlayan ekosistemi bir sorgulamak lazım. Bakın bu örnekleri sabaha kadar artırabilirim. Hem sizin sorunuz doğrudur hem de vatandaşın eleştirisi doğrudur. Başımızın üzerindedir. Cemil Tugay olmasaydı da şu olsaydı belediye başkanı adayı diyenlerin haklılık payı da vardır. Üzerimize düşen özeleştiriyi de alalım. Ben grup başkanvekili olarak yürütme tarafında değilim. Belediye başkan adaylarını da ben belirlemiyorum ama partiyi temsil ediyorsam üzerimize düşen eleştiriyi, özeleştirinin payını biz de alalım. Ama asıl sorgulanması gerekeni kaçırmayalım.
Ne oluyor da bunlar birdenbire ampulle aydınlanıyorlar? Soru budur. Önlerine nasıl bir havuç, nasıl bir sopa koyuyorlar ki aslında partilikleri sorgulanmayan bu insanlar bir süre sonra o tarafa geçiyorlar. Ha kimse bana şunu söylemesin; yani sen bu adamların, bu kadınların tehdit edilmesi ve tehdit sonrası oraya geçmesini normal mi karşılıyorsun? Aynı tehditler bize de geliyor. Çok daha ağırı bize geliyor. Ve biz o tehditlerin geldiği gün, bize fezlekeyi dayadıkları gün, "Sizden korkan sizden kötü olsun, bundan sonra sözümü bir eksik söylersem vatandaş beni denetlesin" diyerek sözümüzü iki katına çıkartarak söylüyoruz. Ama bir taraftaki adam da teslim oluyor. Şimdi bugün Cemil Tugay'ın oraya yürüyüşünden, orada yaptığı konuşmadan utanç duydum. Kendisinin çocukları var mı bilmiyorum. Ailesi, anası, babası kendisine ilişkin aferin oğlum mu dediler, yoksa bu görüntüleri göreceğimize şöyle olsa, böyle olsaydı diye cümleler mi kurdular bilmiyorum ama şunu sorarım ben.
Şimdi AKP o salonu delicesine alkışlıyor. Bu sadece Cemil Tugay'ın ayıbı değil, utancı değil. O salonda bulunan ve delicesine alkış yapan herkesin utancıdır. Ne oldu? Cemil Tugay'ı transfer ettiniz. Havucu sopayı gösterdiniz. Her neyse Cemil Tugay'ı transfer ettiniz de İzmir'i mi aldınız kardeşim? İzmir'in dağlarında çiçekler açar marşıyla beraber dün akşam yürürlüğe soktuğunuz, gösterime soktuğunuz o video azıcık insanlığı varsa Cemil Tugay'ın bizatihi belediye başkanlığı dönemine yapılmış bir hakaret de değil miydi? Aynı zamanda orada bir tarafını yırtarak bağırıyor ki işte AKP kimsesizlerin kimsesidir. Sayın Cumhurbaşkanım niye bunca yıldır karşısında siyaset yaptın? Niye Karşıyaka'da belediye başkanlığı yaptın? Niye geçtin İzmir Büyükşehir adayı oldun? Niye soranlara "karım küserdi, annem beni evlatlıktan reddederdi, ben öyle bir insan mıyım" dedin, attın, tuttun da bugün de bir tarafını yırtarak orada konuşma yapıyorsun? Utanç verici. Kişisel tarih açısından utanç verici. Seçenler açısından bir özeleştiri sebebi. Ama çok daha önemli bir şey var. Türkiye'nin siyasetinin ve demokrasinin gittiği yer itibariyla çok öğretici.
Yani bize şunu mu diyorlar; sen yerel seçimlerde kimi seçersen seç, ben kamunun gücünü kullanarak, araçsallaştırılmış yargının gücünü kullanarak, biriktirdiğim iktisadi kaynakların gücünü kullanarak havucu da sopayı da gösteririm. Bu tarafa çekerim. Böylece asırlar boyunca kazanamadığım İzmir benim olur. Öyle mi? Şimdi İzmir senin mi oldu? Çık bakalım yürü sokakta. Çık bakalım sokakta bir yürü de "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ben dün gittim Ankara'da bir konuşma yaptım. Siz ne diyorsunuz" de. Hatta bunu bile deme. Vatandaş sana ne diyecek bir görelim.
Sorel Dağıstanlı: İzmir'de sokağa çıkmanın da ötesinde benim merak ettiğim mesela bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında olmadı bu tören, AKP Genel Merkezinde gerçekleşti. Bu da mı tepkilerden korkulduğu için oldu? Yani meclise de mi Cemil Bey o yüzden gidemedi?
Gökhan Günaydın: Ya mecliste kimlerin ne hale getirildiğini biz biliyoruz. Meclise insan farklı siyasal görüşlerden insanlar gelirler. Meclis bunlara alışkındır. Birisi başka bir müktesebattan gelir. Birisi öbüründen. Sağcısı gelir, solcusu gelir, dincisi gelir, liberali gelir. Meclis bunları garipsemez. Ama meclis, mecliste bulunan milletvekilleri müktesebatlarına hakareti affetmezler. Buna yeltenenleri geçmişte bu Millet Meclisi çatısı altında nasıl bir muameleyle karşıladığımızı gösterdik. Azıcık cesaretleri olsaydı zaten meclis içerisinde bunu yapmaya çalışırlardı.
Sorel Dağıstanlı: Hı hı. Şimdi şunu merak ediyorum gerçekten dediğiniz doğru. Sonuçta AKP'ye geçen sadece Cemil Tugay oldu, İzmir değil. İzmir'in iradesi, İzmir'in duruşu hala aynı. Peki AKP bu transferlerle mesela Cemil Tugay'ın geçişiyle neyi hedefliyor? Ne kazanıyor? Cemil Tugay'dan ne kazandı AKP?
Gökhan Günaydın: Şimdi tabii buna yanıt vermesi gereken orada çılgın gibi alkışlayan kaç kişi var? 300 kişi var herhalde. Her birine ayrı ayrı sormak lazım. Aslında Recep Tayyip Erdoğan'a sormak lazım. Bu kişi şimdi bu memleketin cumhurbaşkanı. Öyle mi? Yani birini Yeni Parti'den, CHP'den AKP'ye transfer ediyor. Onun törenini düzenliyor ama aynı zamanda tarafsız, bağımsız cumhurbaşkanı. Öyle mi bu? Yani soruyu bunlara böyle sormak lazım. İlaveten de İzmir transferiyle ne kazandıklarını ölçmek için bugüne kadar yaptıkları benzer transferlerle ne sağladılar bakalım. Ne olmuştu? 2024'ün Ekim ayında Esenyurt'la başlamıştı değil mi bu?
Sonra İstanbul'da Adalar oldu, Üsküdar oldu, Gaziosmanpaşa oldu. Şimdi Tuzla oldu. Şimdi Ataşehir'e çökmeye çalışıyorlar. Eyüp'e çökmeye çalışıyorlar. Yapın bakalım bir tane anket. İstanbul'da AKP 1 puan üzerine koyabilmiş mi yoksa her yerde nefret objesi haline mi gelmiş? Örneğin Üsküdar değil mi? Üsküdar Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin olduğu yer. Aynı zamanda da Anadolu muhafazakarlığının merkezi sayılan noktalardan bir tanesi. Üsküdar operasyonu sonrası o ahlaksız utanmaz operasyon sonrası yapılan ilk ankette Yeni Parti %38, AKP %32 çıkıyor. Ben %32 alabileceklerini de düşünmüyorum. Bu neyi gösteriyor? Senin bu transferlerin ne yerelde sana ne de genelde partine hizmet etmiyor. Peki amacı ne?
Şöyle bir amacı güdüyorlar. Vatandaş yavaş yavaş şuna geliyor: Biz oy veriyoruz da ne oluyor ki? Biz oy veriyoruz, belediyemize çöküyorlar. Biz de hiçbir şey yapamıyoruz. Belediye başkanları oraya geçiyor. Bakınız bu sandığı tekmelemeye niyeti olan ama bunu beceremeyenlerin vatandaşı sandıktan uzaklaştırmak için güttüğü bir yeni politikadır. Buna, bu politikaya dur demek zorundayız ve buna alet olmamak zorundayız. Bakın en geç 2028'in mayısında cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi yapacağız. Bir yıl sonra 2029'da yerel seçim yapılacak. Biz 2028 seçimini iyi geçersek 2029'da milletin iradesi nasıl tecelli eder ise belediyeleri onlar yönetirler. Yani bizim cumhurbaşkanlığını ve genel seçimi kazandığımız bir memlekette X ilçe belediyesini AKP kazanmışsa onu alalım da CHP'ye geçirelim diye kimse gayret etmez. Onların üzerine de yargı sopasıyla gidelim demek kimsenin aklına gelmez. Sebep; çünkü demokrasi varsa milletin iradesini ve onun tecelli eden sonuçlarına saygı duymak zorundayız.
Dolayısıyla bu tabloya böyle bakacağız. Bizi yıldırmaya çalışanlara vereceğimiz en iyi cevap sandığı çağırmak. Sandık günü oyumuzu kullanmak, sandığı korumak, oylarımızın namusunu korumak. Arkasında çıkan sonucu hep beraber kutlamak olacaktır. Kimse yılgınlığa kapılmasın. Transfer olan nasıl Üsküdar değilse, nasıl Tuzla değilse; Üsküdar Belediye Başkanı onuruyla kuyu tipi cezaevinde yatıyor ise Sinem, Tuzla Belediye Başkanı da onursuzluğuyla AKP'ye "Ben sizin mahallenize geldim. Yeni geldim buraya artık size emanetim, beni koruyun" diyerek etrafta dolanıyor ise ne Tuzla taraf değiştirdi, ne Üsküdar taraf değiştirdi, ne de bugün İzmir taraf değiştirdi.
İzmir Kuva-yi Milliye'nin merkezi olmaya devam ediyor. İzmir Türkiye'nin aydınlık yüzü olmaya devam ediyor. İzmir çürük elmaların yüzüne de bunları söyleyeceği günün hesabını yapıyor.
Sorel Dağıstanlı: Şimdi çok doğru söylüyorsunuz. Yani aslında medyanın da burada biraz görevi oluyor. Hani halkın motivasyonunun, umudunun bu operasyonlarla ortadan kalkmasıyla ilgili sonuçta doğru örnekler üzerinden tartışmaların yapılması, yanlış örnekler üzerinden çok büyük gündemler yaratılmaması bu halktaki umudu da etkileyecek bir durum çünkü gerekiyor. Şunu sormak istiyorum ama eskiden...
Gökhan Günaydın: Gerçekten öyle Sorel Bey.
Sorel Dağıstanlı: Eskiden, sandık güvenliği konuşuluyordu. Yani önceki seçimlere kadar işte diyorduk ki, deniyordu ki daha doğrusu sandık güvenliği nasıl sağlanacak? En önemli soru buydu. Ama şimdi onun bir adım ilerisi oldu. Sandık güvenliğini geçtik. Sandıktan sonra koltukların, belediyelerin güvenliği nasıl sağlanacak gibi bir tartışma artık ortaya çıktı. Dolayısıyla hani bunun önüne geçecek politikalar, doğru yollar üzerinde sizin planlarınız var mı?
Gökhan Günaydın: Şimdi Sorel Beyciğim, AKP'nin bu memlekette yarattığı kara düzen ortada. Orta yerde ne anayasa, ne hukuk düzeni, ne adalet, ne ahlak bırakmadılar. Bir fon krizi var, değil mi?
Yani vatandaşın 800 milyar lirası dolandırılmış. Şirketler sizden, aracı firmalar sizden. Denetleme için görevlendirilir; SPK'nın, Sermaye Piyasası Kurulu'nun, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun halleri ortada. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesi, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesi. Siz bunlardan utanmayın. Cemil Tugay'ı transfer ettik diye kendinizden geçercesine alkışlayın. Arkasında da işte güzelce beraber yürüdük biz bu yollarda... Hangi yollarda beraber yürüdüğünüzü ve neleri yürüttüğünüzü biz çok iyi biliyoruz. Şimdi sorun o yürüdüğünüz yolları kesmek, daha fazla yürütmenize de engel olmak. Bunun yolu nedir?
Bakın bir kere daha söylüyorum. Yerel seçimler 2029'da, yani genel seçimden bir yıl sonra. Genel seçim ise en geç 2028'in mayısında. Eğer bunlar bir kere daha genel seçim kazanırlarsa gerçekten de o soru çok doğru bir soru. Yani yerel yönetimleri belediye başkanlarını kazanıyorsun sen, bir sabah operasyonuyla belediye başkanını tutukluyor. Ne kadar belediye meclis üyesi farkı varsa o farkı da ya tutukluyor ya transfer ediyor. Dolayısıyla işte Ataşehir örneğinde olduğu gibi 26 biz belediye meclis üyesi kazanmışız, 10 AKP, iki tane de MHP kazanmış. O aradaki farkı havuçla ve sopayla eritmişsin. Vatandaş da o zaman haklı olarak soruyor ki benim belediyede verdiğim oylar ne işe yarıyor? Böyle giderse işe yaramaz. Ama biz cumhurbaşkanlığı, o geniş yetkili cumhurbaşkanlığı seçimini biz kazanacağız. Mecliste çoğunluğu biz sağlayacağız. Devlet Bahçeli'yi hayalleriyle baş başa bırakacağız ve o saatten sonra hiç kimse seçilmiş yerel yönetimlerin başkanına, belediye başkanına ilişmeye gayret etmeyecek. Eğer bir ilçeyi AKP'li belediye başkanı kazandıysa o yönetmeye devam edecek. Ben onu transfer etmeye çalışmayacağım. Sudan bahanelerle tutuklamaya gayret etmeyeceğim. Elbette o da sınırları içerisinde çalıştığı sürece.
Dolayısıyla bu işleri çözmenin yolu enseyi karartmak, umutsuzluğa kapılmak değil. Tam tersine böylesine zor zamanlarda ayakta durabilmek, yürekleri ve omuzları yan yana getirebilmek. Herkesi buraya çağırıyorum. Bu pozisyona çağırıyorum.
Sorel Dağıstanlı: Peki şimdi ben Cemil Tugay'ın hani işte bugün rozet takılmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yani o ortaya çıkan o fotoğrafı onun kendi kişisel tarihine geçecek bir fotoğraf olarak görüyorum ve o konuyu kapatıyorum. Elbette başta sorduğum soru gibi sorular sizlere sorulacaktır. Çünkü çok da bu yönde eleştiri de yapılıyor. Hani Cemil Tugay ve Lütfü Savaş tarzı kökenli insanlardan dolayı. Ama şunu tabii ki dediğiniz çok doğru, unutmamak gerekiyor. Önemli olan bu sistemin ne olduğu, bu sistemde bunların nasıl bu kadar rahat yapılabildiği, yani cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin aslında ne olduğu, bunu tartışmak, bunu konuşmak gerekiyor. Bunlar sadece sonuçları çünkü ve sadece bu alanda değil, birçok alanda bu sistemin yarattığı sorunları görüyoruz, yaşıyoruz, tartışıyoruz. Onlardan biri de fon vurgunu. Örneğin bu sistemin yarattığı bir açıktan ortaya çıktı sonuçta. Bu da ve içinde siyaset, yargı, bürokrasi ayağı olmadan da bu noktaya kadar evrilemeyecekti. Peki bugün de dün de meclis oturumu kapatıldı. Meclis araştırması yapılması isteniyordu ama AKP bundan da vazgeçti. Neden meclis fon vurgununda dışarıda tutulmak isteniyor sizce?
Gökhan Günaydın: Sorel Bey, orta yerde büyük bir devlet krizi var. Orta yerde büyük bir skandal var. Bu bir soygun ve soygunu yapanlar A'dan Z'ye AKP'liler. Cumhurbaşkanı bu işlerden doğrudan sorumlu. Bir örnek vereyim neden doğrudan sorumlu. Sermaye Piyasası Kurulu hangi şirketlerin halka açılabileceğini ve onlara bu yetkinin verilebileceğini, bu yetkiyi verip vermemekte sorumlu olan, yetkili olan bir kuruluş. Sermaye Piyasası Kurulu.
Tera Fon yani bugün üzerinde konuştuğumuz en büyük algının, en büyük operasyonun, en büyük soygunun yapıldığı fon. Tera Fon'un yeterli olmaması nedeniyle ben bu yetkiyi vermiyorum diyen Sermaye Piyasası Kurulu'nun iki üyesi var. Demek ki namuslu insanlar, bilgili insanlar ve ben buna imza atmam dedikten kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı kararıyla resmi gazetede yayınlanarak bu görevden alınıyorlar.
Şimdi ben kimi sorumlu tutacağım ya? Yani yetkili cumhurbaşkanı ama sorumlu cumhurbaşkanı değil. Öyle mi? A'dan Z'ye her şeyin sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bu kadar açık söylüyorum. Yani bakın banka, kimlerin banka kuracağına kim karar veriyor? BDDK karar veriyor. BDDK'nın başkanları kim? Sermaye Piyasası Kurulu'nun başkanları kim? Bütün bunlara baktığınız zaman ya Zehra Taşkesenlioğlu'nun abisi Ali Fuat Taşkesenlioğlu SPK başkanı yapılmış. 2018'den 2022'ye kadar. O dönemde Zehra Taşkesenlioğlu'nun Afrika'daki madenleri, İngiltere'deki AVM'leri ortaya çıktı. Nasıl yaptılar bunları diye soruluyor mu, veya Vecdi Gönül'ün oğlundan başka, Milli Savunma Bakanınızın oğlundan başka SPK başkanı yapacak kimseyi bulamıyor musunuz? BDDK'nın başkan yardımcıları tutuklanıyor. Merkez Bankası'nın başkan yardımcıları tutuklanıyor. 200 liranın üzerinde imzası bulunan insanlar tutuklanıyor. Devlet Denetleme Kuruluna bu işi incele diye görev veriyorsun. Devlet Denetleme Kurulu'nun başkanı Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesi. Bunu ben mi yapıyorum? Recep Tayyip Erdoğan, bu görevi geçmişte veren sensin. Şimdi de denetleme diye veren sensin. Şimdi Devlet Denetleme Kurulu Başkanı denetlemeye gidecek. Denetlemeye çalıştığı bütün imza, bütün kararların altında kendi imzasını görecek. Nasıl bir denetleme çıkacak oradan?
Orada Borsa İstanbul'da Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığının yanında kimler var? Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri yanındaki koltukta oturuyor. Onun yanında Burhanettin Duran oturuyor. İletişim Başkanı. Ne işleri, ne alakaları var bunların Borsa İstanbul'la? Sadece arpalık orası değil mi? Sadece maaş arpalığı değil. Başka arpalıkların da olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla kim kimi denetleyecek? Nasıl denetleyecek? Firma yani Özata Denizcilik'ten Gündoğdu Gıda'ya kadar bütün bu üçkağıtçılıkların döndüğü firmalar AKP'li. Tera Fon Muhammed Yarız dediğin adam 28 yaşında. AKP'nin gençlik kollarından dün çıkmış.
Bu büyük görgüsüzlükle her türlü soygunu yapmış olan insanlar, AKP'liler, biraz evvel söyledim, Sermaye Piyasası Kurulundan Borsa İstanbul'una kadar, BDDK'sına kadar alayı AKP'li. Dolayısıyla AKP ekosisteminde dikkatle hazırlanmış, milyarlarca lira için söz konusu edilmiş olan büyük bir soygun.
Bu soygunun hesabını kim verecek bu memlekette? Dolayısıyla bu tabloyu böyle görmek lazım ve bunlar devam ettiği sürece bu ülkenin gün yüzü görmesinin ihtimali yoktur. Önemli olan artık bu düzeni sona erdirmektir. Bu düzen sona ermeden memleket refaha erişemez. Vatandaş bir rahat oh çekemez.
Sorel Dağıstanlı: Peki son bir sorum var Gökhan Bey. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün grup toplantısında açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan üçüncü kez olmalı aday dedi. Aslında dört oluyor ama o biri sayılmamıştı. Üçüncü kez olmalı dedi. 2028'de meclis bir karar almalı. 2028'de seçim yapılmalı dedi. Şimdi daha önce partinizden yapılan eleştirilerde anayasanın arkadan dolanılmasına izin vermeyiz yönünde açıklamalar yapılmıştı. Peki böyle bir şey önünüze gelirse, Yeni Parti'nin önüne gelirse yani birkaç hafta ya da bir ay öncesine bir seçim o da Sayın Erdoğan'ın yeniden aday olmasının önünü açacak. Buna onay verir misiniz? Katılır mısınız parti olarak?
Gökhan Günaydın: İmkanı var mı? Bunu defalarca açıkladık. Yeni Parti'nin böyle bir şeye izin vermesi, böyle bir şeye onay vermesi, böyle bir şeye imza vermesi kesinlikle mümkün değildir. 360'ı bulmak zorundalar.
Erken seçim ne zaman olur? 5 yıllık bir dönem için seçiliyor. 1. yılında, 2. yılında, 3. yılında yaparsın. Bunun adı erken seçim olur. 2028'in mayısında yapılacak şey için, bir seçim için 2027'nin sonbaharı bile erken seçim olmaz.
2028'in mayısından bir ay evvel, 2028'in nisanında meclisi feshedeceğim. Erken seçim kararı alacağım. Amaç ne? Amaç Erdoğan bir kere daha aday olsun. Erdoğan bunu istiyor. Devlet Bahçeli de Erdoğan'dan daha çok istiyor nedense. Vallahi Devlet Bahçeli'nin kendi talepleri bunlar olabilir. Devlet Bahçeli'nin oy oranı kaç ya? %6 mı %7 mi? Devlet Bahçeli %6 %7 oy oranıyla herkesi biçimlendirmeye ne hakla ortaya çıkıyor? Bir kere bunu bir sorgulamak lazım. Yani çıksın vatandaşa da bir çarşıda pazarda bir kendisini görelim. Vatandaştan bir onay aldığını görelim canım. 6 oyunu bir 8 yapsın, 10 yapsın, 12 yapsın MHP.
Sorel Dağıstanlı: Ama birinci parti olmak istiyormuş hedef olarak. Sayın Bahçeli öyle dedi.
Gökhan Günaydın: Ne olmak istiyor?
Sorel Dağıstanlı: Birinci parti olma hedefindelermiş mecliste.
Gökhan Günaydın: Yani hedef güzel. Yalnız hedefi hayata geçirebilmek için dışarıya çıkmak lazım. Yani salonlardan, oturduğumuz yerden olmuyor. Ben ona söyleyeyim. Ne anketlerde ne sokakta böyle bir hava yok. Dediğim gibi 6'yı 7, 7'yi 8 yaparsa öyle bir trend başlamış olur. Öyle bir trend bile görünmüyor yani.
Sorel Dağıstanlı: Anladım. Peki Gökhan Bey çok teşekkür ediyorum ben katıldığınız için, sorularımıza yanıt verdiğiniz için.
Gökhan Günaydın: Teşekkür ederim Sorel Beyciğim. İyi yayınlar. İzleyen herkese de saygılarımızı iletiyoruz efendim.
Sorel Dağıstanlı: Sağ olun. Sağ olun.