Ekrem İmamoğlu'nun Savunması Öncesi Halk TV'ye Operasyon!

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Halk TV'ye kayyum atanması ve Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki duruşması üzerinden AKP iktidarının medya ve demokrasiye yönelik baskılarını sert bir dille eleştirdi.

YouTube
◷ 13:28
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: Medyaya Sansür Ve İmamoğlu Davası AKP'nin Ceberrut İkliminin Göstergesidir!

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Koza TV'de Buket Güler'in sunduğu Gündemin Ortası programına telefonla bağlanarak Türkiye'deki son siyasi ve hukuki gelişmeleri değerlendirdi. Halk TV ve Tele1'e yönelik kayyum atamaları ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki dava sürecine dikkat çeken Günaydın, yaşananların sadece bir medya veya parti meselesi olmadığını, Türkiye'nin demokrasi sorunu olduğunu vurguladı.

"BASIN ÖZGÜR VE TARAFSIZ OLARAK İŞİNİ YAPAMIYOR İSE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ"

Tele1 ve Halk TV'ye yönelik operasyonları eleştiren Günaydın, Merdan Yanardağ'ın asılsız sebeplerle gözaltına alınmasını hatırlatarak, basının bağımsız olmadığı bir ülkede demokrasinin var olamayacağını belirtti. Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu üzerinden kanala kayyum atanmasının asıl amacının, Türkiye'de giderek azalan muhalif medyayı tamamen susturmak olduğunu ifade etti.

"AKP REJİMİNİN NE KADAR CEBERRUT BİR İKLİME DÖNDÜĞÜNÜN ÇOK AÇIK GÖSTERGELERİ"

Gökhan Günaydın, iktidarın baskılarının sadece konvansiyonel medya ile sınırlı kalmadığını, sosyal medyanın da hedef alındığını ve binlerce hesaba erişim engeli getirildiğini vurguladı. Yaşanan tüm bu sansür girişimlerinin, AKP iktidarının otoriterleşme eğiliminin ve baskıcı politikalarının açık bir kanıtı olduğunu dile getirdi.

"ARTIK KIRMIZI BAYRAKLARIN HEPSİ HAVADADIR"

Ekrem İmamoğlu'nun 19 aydır tutuklu bulunmasına ve aylar sonra ilk kez savunma yapacak olmasına değinen Günaydın, İmamoğlu'nun savunma yapacağı gün Halk TV'nin susturulmasının manidar olduğunu belirtti. Vatandaşlara demokratik bir çağrıda bulunan Günaydın, memlekete hep birlikte sahip çıkılmaması halinde ortada bilindik bir Türkiye kalmayacağı uyarısında bulundu.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Buket Güler: Gökhan Günaydın telefon hattımızda yayınımıza katılıyor. Merhaba Gökhan Bey, hoş geldiniz.

Gökhan Günaydın: Teşekkür ederim Buket Hanım, iyi yayınlar.

Buket Güler: Sağ olunuz. Sabah saatlerinden itibaren bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Şimdi siz ne anlatacaksınız, ne söylersiniz? Birkaç cümleyle içinde bulunduğumuz durum nasıl tarif edilebilir acaba? Bir tarafta Silivri, bir tarafta Halk TV binası.

Gökhan Günaydın: Yani önce şunu söyleyeyim. Türkiye'de eğer basın özgür ve tarafsız olarak, bağımsız olarak işini yapamıyor ise, orta yerde demokrasiden söz edilemez. Ben Tele1'e el konulduğu günü çok net hatırlıyorum. Bir sabah Merdan Yanardağ'ı gözaltına aldılar. Tümüyle uydurma sebeplerle bir casusluk suçlamasıyla, Merdan'ı 20 yıldır tanırım. Hemen arkasından da bir kayyum ataması meselesi duyuruldu Türkiye'ye. Ben yayından çıkar çıkmaz Tele1'e gittim. O anda Sözcü TV'de yayındaydım. Ve karşıma şu anda Halk TV'ye kayyum olarak atanan vatandaş çıktı. Eski bir Yeni Şafak yazarı. Şimdiki haliyle işte olabildiğince sıradan bir işi yapıyormuş gibi görüntü vermeye çalışan İbrahim Paşalı işte. Aynen. İbrahim Paşalı. Pide yiyorlardı. Bize "pide yer misiniz" falan dedi. Yani ben dedim ki "pide yemeyiz de bu numaraları da yemeyiz." O gün Tele1'i susturdular ve Tele1 halen susmuş durumda.

Bugün Halk TV için ne diyorlar? Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'yla alakalı, onunla bağlantılı bir dizi suçlama getiriliyor ve Cafer Mahiroğlu'nun şirketlerine kayyum atanıyor, TMSF el koyuyor. Yani meselenin Halk TV'nin sahibiyle alakalı bir mesele olmadığını biliyoruz. Çünkü Halk TV'nin genel yayın yönetmeni Suat da arkadaşımdır. Ben onu da Silivri'de ziyarete gittim. Onlarca gazeteci arkadaşımız oradan gözaltına alındı, tutuklandı. Onların duruşmalarını izledik, mahkemelerini izledik. Cezaevlerinde ziyarete gittik. Mesele Türkiye'de çok az kalmış olan muhalif medyayı susturmak. Konvansiyonel medyaya bunu yapıyorlar. Aynı zamanda biliyorsunuz sosyal medyaya da 13 Eylül'den bu yana 2000'e yakın hesaba sürekli engelleme getiriliyor. Bütün bunlar AKP rejiminin ne kadar ceberrut bir iklime doğru döndüğünün çok açık göstergeleri.

Tabii bugünün bir başka özelliği daha var. Ben sabah 6 civarında gelen bir telefonla uyandım. Halk TV baskınını anlatan, haber veren bir telefonla. Bugün de, bugünden itibaren 4 gün boyunca Ekrem Başkanın Silivri'de bir savunma süreci başlayacak. Yani 19 aydır aşağı yukarı tutuklu Ekrem İmamoğlu bugüne kadar bir tek savunma yapamadı. Yalnızca tutukluluk itirazı için kısa süreli konuşmalar olabildiği ya da diğer tutuklu tutuksuz sanıklara soru sorabildiği, TRT'de yayınlansın meselesinden kendisine konuşma ve savunma için söz hakkı vermemeye, kitabını savunmasını yaptığı kitabının basımını dağıtımını yasaklamaya ve nihayette savunmasını yapacağı gün Halk TV'yi susturmaya kadar varan bir diktatörlük süreciyle karşı karşıyadır memleket.

Ben şunu ifade ediyorum; mesele bir televizyon kanalından, mesele bir partiden, mesele bir ticari işletmeden ibaret bir konu değildir. Mesele Türkiye'nin demokrasisi konusudur. Artık kırmızı bayrakların hepsi havadadır. Dolayısıyla bu konuyu 'Yeni Parti sen ne yapıyorsun' sorusundan çıkartıp, memleketin hep beraber bunlara ne yapacağız diyeceği bir iklime taşımak zorundayız. Eğer bu memlekete hep beraber sahip çıkmazsak elimizde bildiğimiz Türkiye kalmayacak, bu görünüyor.

Buket Güler: Çok teşekkür ediyorum Gökhan Bey. Sağ olunuz. Bir yolculuk esnasında da zaman ayırıp bizim yayınımıza katıldınız. O yüzden değerliydi anlattıklarınız. Tekrar teşekkürler.

Gökhan Günaydın: Çok teşekkürler. İyi yayınlar.

Buket Güler: Teşekkürler. Sağ olunuz.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler