YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'dan Fon Tasfiyesi Tepkisi: Mecliste Gece Yarısı Önergesi
Koza TV'de Buket Güler'in sunduğu Gündemin Ortası programına katılan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen fon tasfiyesine ilişkin kanun teklifini sert sözlerle eleştirdi. 17 Eylül ve öncesinde talimat veren ancak işlemleri gerçekleşmeyen yatırımcıların haklarının gece yarısı verilen bir önergeyle ellerinden alındığını savunan Günaydın, iktidarın bu adımla 250 bin mağdurun alacağına çöktüğünü iddia etti.
"BU BİR GECE YARISI ÇÖKME OPERASYONU"
Günaydın, dokuz maddelik kanun teklifinin görüşmeleri sırasında üçüncü maddeye aniden bir ekleme yapıldığını ifade etti. SPK kanununun 79. maddesinde yer alan takasın kesinliği ilkesinin açıkça ihlal edildiğini vurgulayan Günaydın, "Bu bir gece yarısı çökme operasyonu. Borsa borsa olmaktan çıkmıştır, fonlar temerrüde düşmüştür ve fiyat oluşmamıştır. Vatandaşın burada hiçbir suçu yoktur ancak onlara 'bir bardak soğuk su için' deniliyor" ifadelerini kullandı.
"ELLER HIRSIZLIĞA KALKTI"
Muhalefetin mecliste bir bütün halinde itiraz ettiğini ancak AKP ve MHP oylarıyla önergenin kabul edildiğini belirten Günaydın, iktidar milletvekillerine seslenerek kaç yüz bin kişinin hakkına el uzattıklarının farkında olup olmadıklarını sorduğunu aktardı. "Üzülerek söylüyorum, eller hırsızlığa kalktı" diyen Günaydın, meselenin anayasaya ve hukuki güvence ilkesine tamamen aykırı olduğunu savundu.
"ASRIN SOYGUNU"
Borsada yaşanan toplam kaybın 5,5 trilyon liraya ulaştığını belirten Günaydın, 1-15 Eylül tarihleri arasında içeriden bilgi alınarak 441 milyar liralık fon satışı yapıldığını iddia etti. Günaydın, "Bu mesele basit bir mesele değil, asrın soygunu. O 441 milyar TL'yi alan adamdan o para geri alınmadığı sürece, onların listesi açıklanmadığı sürece mağdurların tatmin edilebilmeleri mümkün değildir" diyerek sürecin sonuna kadar takipçisi olacağının altını çizdi.
💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Buket Güler: Tasfiyesine karar verilen fonlar hakkında kanun teklifinde bir değişiklik önergesi. Bir görselimiz vardı, yine yönetmenimden rica edeyim, onu bir ekrana getirelim. Tam da bu metin, ekranda gördüğünüz ne diyor? "17 Eylül ve öncesinde TEFAS'a iletilen ancak gerçekleşmeyen talimatlar nedeniyle katılma payları bloke edilen yatırımcılar da fon tasfiyesi kapsamına alındı" ve kanun teklifinin genel kurulda kabul edilmesiyle yasama süreci de artık tamamlandı. Ne olacak? Resmi Gazete'de yayımlanacak ve sonra yürürlüğe girecek. Ekranda gördüğünüz bu bir sayfa. Bu bir sayfada ne oldu? Büyük bir tartışma yaşandı akşam mecliste. Orada bulunan isimlerden biri de Gökhan Günaydın'dı. YENİ Parti Grup Başkanvekili ve şu anda yayınımıza konuk oluyor. Hemen bir merhaba diyelim kendisine. Merhaba Gökhan Bey, hoş geldiniz.
Gökhan Günaydın: Günaydın Buket Hanım, iyi yayınlar. Aracılığımızla izleyen herkese saygılarımızı sunuyoruz.
Buket Güler: Teşekkürler. Ekranda şu bilgi de var; fon teklifinde 5 madde kabul edildi diye. Şimdi ben bir size sorayım. Dün akşam ne oldu? Yani bu yeni değişiklik, çok tartışılan tarafı var, onları tek tek soracağım size. Ama önce siz bize bir lütfen özetleyin. Dün akşam siz orada böyle bir değişikliğin olmasını mesela bekliyor muydunuz?
Gökhan Günaydın: Tabii ki beklemiyorduk. Bu bir gece yarısı çökme operasyonu. Şöyle anlatayım Buket Hanım, net, açık bir şekilde. Bu 9 maddelik bir kanun. İki bölüm halinde görüşülüyor. Dün ilk 5 maddesi görüşülecekti. Bugün de geriye kalan 4 maddesi görüşülecekti.
Bu 5 madde görüşülürken 3. maddenin bir fıkrasına bir ekleme getirdiler. Gece yarısı saat 9.30 gibi. Her zamanki halleriyle bize bunun son derece doğal bir şey olduğunu, hiçbir sorunun olmadığını falan anlatmaya gayret ediyorlar. Dedim; "Siz verin bakalım şu, görelim önergeniz neymiş, değişiklik önergeniz neymiş." Bakar bakmaz hemen fark ettim ki takasın kesinliği ilkesi, SPK kanununun 79. maddesini açıkça ihlal edecek şekilde 17 Eylül'den önce herhangi bir şekilde talimat vermişler, satış talimatı vermişler. Ancak bu talimat iki nedenle uygulanamamış. Bir, fon temerrüde düşmüş. İki, fiyat oluşmamış. "Bu takdirde" diyorlar, "Ben bu talimatları yerine getirmem ve bunların alacakları normal tasfiye hükümlerine tabi olur." Bunun açıkçası şudur: Firma hırsızdır, AKP'lidir. Aracı hırsızdır, AKP'lidir. Sermaye Piyasası Kurulu'ndan BDDK'sına kadar, Borsa İstanbul'una kadar bürokratların tamamı AKP'lidir ve bu hırsıza göz yummuşlardır. Dolayısıyla bu çerçevede borsa, borsa olmaktan çıkmıştır. Fonlar temerrüde düşmüştür. Fiyat oluşmamıştır. Vatandaşın burada hiçbir suçu yoktur.
Böyle durumda olan vatandaşa diyor ki AKP; "Bir bardak soğuk su için." Açıkçası budur. "Bir bardak soğuk su için." Hani, "tasfiyeden alacaklarını alsınlar" falan diyorlar ya, bu orada para kalmayacağının göstergesidir. Bakın orada 330 tane AKP, MHP milletvekili var. El kaldırıyorlar hep beraber. Döndüm, belki yayınınızda vermişsinizdir, sordum: "Bu el kaldırıyorsunuz ya, içinizde birisi kaç yüz bin kişiyi ilgilendiren ve onların haklarına çöken bir önergeye el kaldırdığınızın farkında mısınız?" Soru bir.
Soru iki: "Bu 830 milyar liralık yolsuzluğun, soygunun hangi mali boyutuna el kaldırdığınızın farkında mısınız?" Abdullah Güler, AKP'nin grup başkanı, laf çevirme uzmanıdır kendisi. 15 dakika konuştu ve hiçbir şey söylemedi. Sık sık konuşmasını böldüm. "Soruma cevap verin" dedim. "Kaç yüz bin mağdurun malına çöküyorsunuz, alacağına çöküyorsunuz?" Ben size söyleyeyim, hazine bürokratları bunu ifade etmek zorunda kaldılar bize. 250.000 kişinin, PBLK mağduru 250.000 kişinin alacağı dün gece üzerine AKP ve MHP marifetiyle çöküldü ve vatandaşa diyorlar ki, "Siz buna bir bardak soğuk su için." Bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Uzun tartışmalar oldu. Bu uzun tartışmalarda ifade edeyim ki muhalefet bir bütün halinde çalıştı. Sadece YENİ Parti değil, bizim dışımızdaki tüm muhalefet partileri de önergeyi inceleyerek, inceledikten sonra sırayla söz alarak bunun bir hukuk devletinde olamayacak bir şey olduğunu, anayasaya ve hukuki güvence ilkesine aykırı olduğunu açıkça ifade ettiler. Ama her zamanki gibi eller kaosa kalktı. Üzülerek söylüyorum, eller hırsızlığa kalktı.
Dolayısıyla tablo bundan ibarettir. Bugün görüşmelere devam edilecek Buket Hanım. Henüz yasalaşmadı bu düzenleme. İkinci bölüm konuşmaları olacak ve sonra 6. maddeden 9. maddeye kadar görüşmeler devam edecek. Oylanacak, işari oylama yapılacak. Görülüyor ki AKP, MHP çoğunluğu buna evet diyecekler. Dolayısıyla muhalefetin meclisteki sandalye gücü bunu engellemeye yetmeyecek. Arkasından Resmi Gazete'de yayımlanmasını bekleyeceğiz ve sonra da hızla...
Buket Güler: Açılışta herhalde yanlış bir bilgi verdim değil mi size sözü bırakırken, tamamen... Evet, onu düzeltmiş oldunuz. Çok zarif bir şekilde, teşekkür ederim, sağ olun.
Gökhan Günaydın: O önemli.
Buket Güler: Açılışta bunun artık her şeyinin bittiği ve Resmi Gazete'ye kaldığını söylemiştim ama evet, orada diğer maddelerin de geçmesi beklenecek. Şimdi siz 250 bin...
Gökhan Günaydın: Bu akşam itibarıyla kanun geçmiş olur meclisten. Öyle...
Buket Güler: Evet. Ben bir gün önceden gitmişim ama baktığımız zaman pek de bir şey değişmeyecek gibi duruyor açıkçası. 250.000 kişiyi doğrudan ilgilendiren bu yeni süreç, dün atılan o imzalarla, kalkan ellerle daha doğrusu. Bir de zaten 400-500.000 kişi var. Burada mağdur sayısını artırmak gibi bir hedef mi varmış ortada gibi bir sonuç çıkıyor, bir. İkincisi, bir de bir sorumu daha ekleyeyim izninizle Gökhan Bey, ikisini birlikte alayım. Bir de kanunların geriye yürümezliği ilkesi diye bir şey yok mu? Yani dolayısıyla hani burada hukuki olarak bir sanki geri dönüş olmak zorunda mı acaba diye düşünüyorum da. Bilmiyorum siz tabii ki daha iyi bileceksiniz.
Gökhan Günaydın: Estağfurullah. Şimdi tabii gerçekten de 17 Eylül'den önce yapılmış bir işlem var. Bu işlem SPK'nın 79. maddesi, yani takasın kesinliği ilkesine uygun. Yani vatandaş tümüyle iktisadi ve hukuki gereklere uygun davranmış. Sen dönüyorsun 17 Eylül'den sonra, dün ayın kaçıydı, 21 Ekim tarihinde diyorsun ki; "17 Eylül'de yapılmış olan işlemleri ben saymıyorum" diyorsun. Sonradan kanunla buna dönüyorsun. Bu hukuki güvence ilkesinin tümüyle ortadan kaldırılmasıdır. Ne Anayasa Mahkemesi kararları ne kanunlar geriye yönelik olarak böylesine hüküm doğurmazlar, hukuki güvence ilkesini ortadan kaldırmazlar.
İkincisi şunu söyleyelim; burada çeşitli mağdur tipleri var. Birincisi, fonda işlem yaparken zarar etmiş olanlar. İkincisi, PBLK'ya takılanlar ve bu boyutta zarar görenler. Üçüncüsü de borsada hisse senedi alıp buradan zarar görenler. Mesele 450.000 kişiyle ya da 830 milyar TL ile sınırlı değil. Çünkü borsadaki toplam kaybın 5,5 trilyon liraya ulaştığı öngörülüyor. Bu bağlamda hani ağzımız alıştı artık; 450.000 mağdur, 830 milyar lira. Gerçekten mağdur sayısı da rakam da bunun çok üzerinde. Peki AKP neden böyle bir düzenleme yapıyor? Çünkü bu düzenleme bazı mantıklara dayanıyor. Diyor ki, "Alabileceğim parayı geri alacağım." 10 milyon liranın üzerinde gelir elde edenler diyor, "Gönüllü olarak bunu getirsinler, iade etsinler" diyor Mehmet Şimşek. Yani hani Mehmet Şimşek'in hukuk bilmesi gerekmez de, epeyden beri Türkiye'de, ya Türkiye'ye bu kadar İngiliz kalmaması lazım artık yani. Ne demek "gönüllü bir şekilde getirsinler de teslim etsinler"? Üstelik de birisi 50 milyon liradan 10 milyon lira kazanmıştır, birisi 1 milyar liradan 10 milyon lira kazanmıştır. Hangisini ve nasıl bir kıyaslama yapacaksınız? Bütün bunların bir mantığı yok.
Şimdi lafı şuraya getirmeye çalışıyorum. Bu 830 milyar lirayı sistem içerisinden ödeyebilme kapasitelerinin olmadığını görüyorlar. Hazineye gittikleri zaman ki buraya gidiyorlar, bizden çok büyük bir muhalefet alacaklarını görüyorlar. Dolayısıyla buraya da gidemiyorlar ve dolayısıyla meseleyi vatandaşın alacağına çökme olarak bir noktaya koymak ve o düğümü öylece orada bırakmak istiyorlar. Şunu ifade edeyim; birisi eğer Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde olduğu gibi 163 milyon lira koymuş da 2.2 milyar lirayı alıp cebe indirmişse ona iki soru sorulmalıdır. Türkiye'de epeydir sorulmuyor: 1. "Bu 163 milyon lirayı nereden buldun? Bana bir anlat bakalım ya. Yani bu serveti nereden yaptın?" Ben kendi adıma söyleyeyim, ben 40 yıldır çalışıyorum, üst düzey çalışıyorum, namusumla çalışıyorum. Ya bu paralar bizim için hayal, hayal ötesi paralar. Nereden buldunuz arkadaş bu yaşta? Bu yaşta bu işi, bu parayı nerelerden dereden toplasan toplayamazsın. Dolayısıyla 163 koymuşsun, 2.2 milyar lira almışsın. Bunların hepsinin burnundan getirmek lazım.
Ama vatandaş bana yazıyorlar, ağlayarak yazıyorlar, "Evim ocağım yanıyor, evim ocağım dağıldı" diye yazıyor adam. "Emekli paramı koydum" diyor. "Emekli param ev almaya yetmiyordu, buraya koyayım ki azıcık daha biriksin de ev alabileyim diye uğraşıyorum. O param da elimden gitti" diyor. Şimdi diyorsunuz ki, "Sen PBLK'sın, dolayısıyla senin herhangi bir şekilde verdiğin talimat geçerli değil, paran kalmadı." Soruyoruz kardeşim, 100.000 liralık alacağı var vatandaşın. Mesela bu getirdiğiniz kanuni düzenlemeyle hani diyorsun ya "tasfiyeden alacaklarını ödeyeceğiz", kaç parasını ödeyebiliyorsun? Hiç cevap yok. Tık yok. Bakın 100.000 liranın yüzde 10'u bile ödenemez. Bu kadar açık ifade ediyorum. 250.000 mağdurun içine düşürüldüğü nokta budur. Peki bir şey daha Buket Hanım.
Buket Güler: Öyle bir anlatıyor ki Abdullah Güler...
Gökhan Günaydın: Sanki deprem oldu da fiyat oluşmadı. Sanki böyle tsunami falan, bir doğal afet meydana geldi de bundan dolayı fonlar temerrüde düştü. Ya şirketleri söylüyorum ben, sırayla şirketleri söylüyorum. Özata Denizcilik'in sahibi eski Tuzla AKP ilçe başkanı. Gündoğdu Denizcilik'in sahibi, Erdoğan'ın ilk kez işe başladığı Kopuzlar ailesi. Kiler Holding... Kiler Holding 20 milyar dolar şeye ulaşmış, ne diyelim, firmanın, şirketin değeri 20 milyar dolara ulaşmış. Ya Türkiye'de Koçların değeri 13 milyar dolar. İş Bankası'nın değeri 6,5 milyar dolar. Bu Kiler 20 milyar dolara ulaşırken SPK'dan, BDDK'dan, MASAK'tan "Ne oluyoruz beyler?" diyen bir kişi çıktı mı? Çıkamaz. Sebep ne? Çünkü Vahit Kiler dört dönem AKP milletvekilliği yapmış. Ne anlatıyorsun bana? Bir Kılıçlar Gıda var. Kılıçlar Gıda, Bayrampaşa eski AKP ilçe başkan yardımcısı, şu anda meclis üyesi. Dolayısıyla firma AKP'li. E aracı kurumlar ortaya koymadık mı ya? Tera'nın sahibi, yönetim kurulu başkanı 29 yaşındaki vatandaş, velet. Boyundan 50 kat büyük yatlara binen adam o paraları nereden yapmış ya? Yani bu çocuk bu kadar dolandırıcılığı 29 yaşında nereden öğrenmiş? Bu organize soygun olmasa bu işler olabilir mi? SPK başkanı olarak atadığınız, BDDK başkanı olarak atadığınız adamlar, Ali Fuat Taşkesenlioğlu'na ne yaptınız? Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Zehra Taşkesenlioğlu ile beraber dünyayı götürmedi mi? Bütün bunları yıllardır bu memleketin önüne koyuyoruz. Ne işlem yaptınız?
Ondan sonra getirdiniz İbrahim Gönül, Vecdi Gönül'ün oğlu değil mi? İbrahim Gönül'ün Bursa'daki halka açılmak isteyen, arz olmak isteyen şirketten, aracılar aracılığıyla 600.000 dolar toplayan düzenin bir parçası olduğu ortaya çıkmadı mı? Ne anlatıyorsunuz? Şimdi de Mahmut Sütçü görevden affını istemiş, yok görevden alınmış. Yasa gereği bunlar 2 yıl daha maaş almaya devam edecekler. Kanun teklifi verdim ki bunu iptal edelim. Bu soygunların, bu yolsuzlukların mimarları hiç olmazsa devletten iki yıl daha üst düzey maaş almaya devam etmesinler kardeşim. Ya hiç olmazsa yap.
Buket Güler: Şimdi bu tabii üzerine isim isim gidecek olsak, şirket şirket bakacak olsak dediğiniz gibi belki onu da yapmak lazım. Belki bir gün sizi burada da ağırlamak isteriz, uzun uzun grafiklerini hazırlayalım, fotoğrafları çıkaralım, konuşalım; kim kimle bağlantılı, ne. Ama şimdiki yayınımız ona o kadar müsaade etmiyor maalesef. Şimdi izleyicilerimizden de bize çok da mesaj geliyor; ne olacak, ne olacak, ne olacak diye. Siz elbette mücadelenizi Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında sürdürüyorsunuz. Dün akşam yaşananlar... Bundan sonra yine takipçisi de olacaksınız ama görünen o ki, yine bu haliyle geçecek. Bu mağdur olan vatandaş açısından açık açık söyleyelim, ümit vermeye de zaten gerek yok, onu yapmadığınızı da biliyorum. Yani bir süre herhalde bu paralar unutulacak değil mi? Öyle görünüyor maalesef ki.
Gökhan Günaydın: Buket Hanım, "Birer milyon lira dağıtıyoruz" diyorlar. Orada da yalan söylüyorlar. Hani yüzlerine "yalancısınız" demekten biz bıktık artık. Bakın ben saygılı bir insanım. Böyle kaba sözcükler kullanmak alışkanlığım falan değil. Ama bir adam önünüzde kaba yalan söylüyor. 1 milyon liraya kadar diye bir düzenleme var. Ve insanlara verilen para 300.000 lira, 400.000 lira, 500.000 lira. Bir kere bunu saptayalım. İkincisi de şunu söyleyeyim; biz bir önceki gece, salı gecesi 1.30'du meclisten çıktığımızda. Dün 12'ydi meclisten çıktığımızda. Canlı yayınlardan lütfen vatandaş izlesin. Neden saat 19'dan sonra TRT vermiyor? Bunlar temel sorunlar. Ama YouTube'dan falan izlesinler. Ben bugün konuşmalarımızı video yapıp yüklüyoruz. Onunla yetinmedim, bütün tutanakları yükledim. Lütfen vatandaş bunları okusun ve desin ki; "Gökhan Günaydın, sen YENİ Parti'nin grup başkanvekilisin. Mücadeleni yeterli görmüyorum. Şu sözcüğü eksik söylemişsin. Burada teknik hata yapmışsın. Burada hukuken söylenmesi gereken bir sözü söylememişsin." Bizi denetlesin vatandaş. Bizden başlasın ama iktidarı da denetlesin. Bu şirket adlarını falan neden veriyorum? Bunların her biri bize tehditle geri dönüyor. Bundan emin olabilirsiniz. Ama onlardan korkan onlardan kötü olsun. Çünkü burada bir organize soygun var ve bu soygunu deşifre etmek benim görevim. Ben milletvekili olarak bunun için maaş alıyorum. Ben vatandaşı korumak zorundayım. Dolayısıyla bu tabloyu ortaya koyuyorum. Ne olacak Buket Hanım? Çok önemli bir sayıda mağdur, maalesef bu paraları alamayacaklar. Çünkü birileri çok açık para götürmüş. Rakam söyleyeyim mi size? 1 Eylül ile 15 Eylül arasında 441 kişi, 441 milyar TL fon satışı yapmış. Bu tarih ne demek? Bu tarih açıkça şu demek: "Ben bu işe çöküleceğini anladım. Insider trading, içeriden bilgi aldım. Dolayısıyla fonu sattım." Peki bu bilgiyi alamadığı için içeride kalan vatandaşa sözümüz ne? O 441 milyar TL'yi alan adamdan ciğerini sökerek o para geri alınmadığı sürece, onların listesi açıklanmadığı sürece mağdurların yüzde yüz olarak tatmin edilebilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla bu mesele basit bir mesele değil. Asrın soygunu. Vatandaşın şunu takip etmesi lazım. Ben bugün mecliste vatandaşın bize gönderdiği mesajları okuyacağım. Bunların hiçbirini tanımıyorum. Hangi siyasal partiye oy veriyorlar, onları da bilmiyorum. "Evim ocağım yanıyor" diyeni de anlatacağım. "Amacım şuydu, şu kadar bir para biriktirebildim hayatımda. Bunu da kaybettim, intihar mı edeyim?" diyenin de mesajını yazacağım. Peki bu mesajı bana yazanlar AKP, MHP milletvekillerine yazmıyorlar mı? Yazsınlar. Yazdıkları mesajları sosyal medyada paylaşsınlar. Çünkü hani toplumsal dışlanma, toplumsal ayıplama, bunun siyasi etkisi, artık ne bulursak bununla bastırmak zorundayız. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bana 91 koltuk veren millet, şunu söylüyor: "Gökhan Bey, ben seni ana muhalefette görmek istiyorum." Ben ana muhalefette üzerime düşeni yapıyorum. İktidarda görmek istedikleriniz ne yapıyor? Onlar da görülüyor kardeşim. Dolayısıyla vatandaşın artık aklını, yüreğini bir netleştirmesi, eski ezberlerden vazgeçmesi, kim kimle nasıl mücadele ediyor, kim hangi tarafta duruyor, bunu çok iyi görmesi lazım.
Buket Güler: Evet. Peki Gökhan Bey, çok teşekkür ediyorum yayına katıldığınız için. Sağ olunuz. Önemliydi anlattıklarınız. Sağ olun. Bugün de yine sanırım açıklamalarda bulunacaksınız, "vatandaş ne yaşıyor" diyor. Biz de takip edeceğiz. Ekrana da getireceğiz. Tekrar sağ olunuz.
Gökhan Günaydın: 13.30'da basın toplantım var.
Buket Güler: Evet. Tamam. Mutlaka paylaşacağız izleyicilerimizle.