Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İlke TV ekranlarında Ahmet Ayva’nın konuğu olarak gündemdeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihindeki kurultayının mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve tedbir kararı alınmasını sert bir dille eleştiren Günaydın, bu hamlenin sadece CHP’ye değil, Türkiye’deki rekabetçi demokratik yarışa yönelik bir darbe olduğunu savundu. Muhalefet blokunun geniş bir dayanışma gösterdiğini belirten Günaydın; olası bir kurultay sürecinden korkmadıklarını, Özgür Özel’in genel başkanlık için en güçlü aday olduğunu ve cezaevinde bulunan Ekrem İmamoğlu’nu asla yalnız bırakmayacaklarını vurguladı.
“BU MESELE SEÇİMLİ REKABETÇİ DEMOKRATİK YARIŞA VE SİYASAL PARTİLERİN VARLIĞINA YÖNELMİŞ BİR DARBEDİR”
Mahkemenin CHP kurultayına yönelik “mutlak butlan” gerekçeli tedbir kararını değerlendiren Gökhan Günaydın, Türkiye’de kör topal da olsa yürüyen bir demokrasinin olduğunu ve siyasal partilerin organlarını kendi kongrelerinde seçtiğini hatırlattı. Üzerinden 3,5 yıl geçtikten sonra alınan bu kararın kabul edilemez olduğunu ifade eden Günaydın, “Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiş bir mesele olarak görünse de aslında seçimli rekabetçi demokratik yarışa ve siyasal partilerin varlığına yönelmiş bir darbedir” diyerek tepkisini ortaya koydu. Kararın ardından AKP dışındaki tüm siyasal partilerden, sol yelpazeden sağ yelpazeye kadar çok ciddi destek ve olumlu reaksiyonlar aldıklarını belirten Günaydın, TMMOB heyeti başta olmak üzere birçok genel başkanın kendilerini ziyaret ettiğini ya da telefonla destek belirttiğini açıkladı. Her geçen gün artan bu dayanışmanın millet adına bu kumpası savuşturmak için hayati olduğunu dile gelen Günaydın, CHP’nin birinci parti olması ve AKP’yi geride bırakması nedeniyle bu saldırıların ana hedefi haline geldiğini sözlerine ekledi.
“BİZ HİÇBİR KURULTAYDAN KORKMUYORUZ VE KAÇMIYORUZ”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla yeniden göreve gelme ihtimali ve olası bir kurultay sürecine dair soruları yanıtlayan Günaydın, partinin ilkesel bir duruş sergilediğini belirtti. Karar sonrasında Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurduklarını açıklayan Günaydın, “Hangi delegasyonun kabul edildiğinin netleştirilmesini istedik. Biz hiçbir kurultaydan korkmuyoruz ve kaçmıyoruz” ifadelerini kullandı. Kabul edilen delegasyon üzerinden hızla kurultaya gidilerek yeni PM, MYK ve genel başkanın seçilmesinin ortak dilekleri olduğunu söyleyen Günaydın, suç ceza hakimi üzerinden atanan yönetimleri kesinlikle reddettiklerini vurguladı. Kendisinin genel başkan adayı olup olmayacağına dair soruya ise kişisel ikbal peşinde koşmadığını, sol müktesebatı ağır basan bir siyasetçi olduğunu belirterek yanıt veren Günaydın, Özgür Özel’in sergilediği çalışkan ve birleştirici yönetim tarzıyla genel başkanlığın en güçlü adayı olduğunu ifade etti.
“EKREM İMAMOĞLU ERDOĞAN’I YENEBİLECEK EN GÜÇLÜ ADAY OLDUĞU İÇİN İÇERİYE ALINDI”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası ve Ekrem İmamoğlu’nun siyasi pozisyonuna da değinen Günaydın, baskılar karşısında hiçbir yoldaşlarını geride bırakmayacaklarını net bir dille ifade etti. İmamoğlu’nun durumunun hukuki değil siyasi olduğunu belirten Günaydın, “Ekrem İmamoğlu ne terörizm, ne yolsuzluk, ne casusluk nedeni ile tutuklu. Ekrem İmamoğlu Erdoğan’ı yenebilecek en güçlü aday olduğu için içeriye alındı” dedi. Adaylığını engellemek amacıyla diplomasının bile 31 yıl evvel iptal edildiğini ifade eden Günaydın, İmamoğlu’nun içeriden bir vesikalık fotoğraf göndermek suretiyle dahi Erdoğan’ı yenebilecek güçte bir aday olduğunu herkesin bildiğini söyledi ve arkadaşlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Ahmet Ayva: Çok teşekkürler. Çok sağ olun. Sayın Günaydın şuradan başlayalım. Öncelikle elbette sizin de fikirlerinizi almak isteriz bu konuda. Siz kararı duyduğunuz andan itibaren nasıl karşıladınız? Nasıl bakarsınız?
Gökhan Günaydın: Ya ilk isim şudur. Yani bu meselenin hukuksuz olması, buna isyan etmek, tek parti devletinin memleketi getirdiği noktanın üzüntü verici boyutunu anlatmak. Bunlardan çok öte bir durum var. Türkiye’de beğeniriz, beğenmeyiz kör topal da olsa yürüyen bir demokrasi var. Ve bu democraciesinin vazgeçilmez unsurları da siyasal partiler. Siyasal partiler organlarını kendi kongrelerinde ve kurultaylarında seçiyorlar. Bunu seçim hukuku üzerinden denetleyen Yüksek Seçim Kurulu ve onun taşra örgütü var. Ve buna itirazları da belirli günlere toplamış olan bir seçim mekanizması var.
Şimdi üzerinden 3,5 yıl geçtikten sonra 4-5 Kasım 2023 tarihindeki kurultayı mutlak butlan iddiasıyla ve tedbirli olarak ortadan kaldırmak tüm sonuçlarıyla beraber şu anlama geliyor: Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiş bir mesele olarak görünse de aslında seçimli rekabetçi demokratik yarışa ve siyasal partilerin varlığına yönelmiş bir darbedir. Onu böyle tanımlamak ve CHP dışındaki bir geniş kesim tarafından üstlenilmesini sağlamak gerekmektedir. Bundan da büyük mutluluk duyarak ifade edeyim ki dün geceden bu yana yelpazenin en solundan en sağına kadar iktidar blokunun hatta AKP’nin dışındaki tüm siyasal partilerin olumlu reaksiyonları geldi. “Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanındayız, demokrasinin yanındayız” dediler. Dün gece 1’de 1.30’da ziyaret eden de oldu. Bugün biraz evvel mesela TMMOB heyeti çıktı. Siyasal partilerin genel başkanları geliyorlar, telefon ediyorlar.
Bu bağlamda hissiyatımız elbette 102 yıllık bir siyasal partiye böylesine büyük bir kumpasla saldırmanın bizde yarattığı duygu. Bunu mutlaka savuşturmak gerekiyor. Kim adına? Millet adına. Çünkü an itibariyla en geç yıl içerisinde yapılması gereken cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri var. Eğer CHP birinci parti olmasaydı, AKP’yi gerisinde tutmasaydı, Cumhurbaşkanı adayı ve milletvekili grubu itibariyla mecliste çoğunluğu sağlayacak bir güce erişememiş olsaydı herhalde bu saldırının ana hedefi haline gelmezdi. Geçmişte DEM bu saldırılara çokça muhatap oldu. Şimdi CHP muhatap oluyor. Sistemin ve rejimin şeytanlaştırdıkları partileri yalnızlaştırmadan toplu bir refleks ile demokrasiyi, barışı, kardeşliği ve ülkenin geleceğini, ortak geleceğini savunmak bugünlerdeki anahtar sözcükler Ahmet Bey.
Ahmet Ayva: Evet. Şimdi şunu da son olarak sormak isterim. Bu bağlamda Kılıçdaroğlu artık mahkeme kararıyla gelecek gözüküyor. İstanbul il başkanlığında olan şey belki genel merkez için de olabilir ama fiiliyatta bir genel merkez olarak varlığınızı koruyorsunuz. Geldi diyelim ve kongre sürecine götürdü. Kurultay sürecine götürdü. Bunu bekliyor musunuz? Bu olacak mı? Siz nasıl bir reaksiyon vereceksiniz buna karşı Gökhan Bey?
Gökhan Günaydın: Bakın 4-5 Kasım 2023 kurultayından sonra parti iki kere kurultay yaptı. İstanbul delegasyonunu dışarıda bırakarak da kurultay yaptı. En son elimizde bir mahkeme kararı var. Mahkeme kararı 4-5 Kasım 2023’ü de ortadan kaldırıyor. Biz Yüksek Seçim Kurulu’na başvurduk. Söylediğimiz şudur: Hangi delegasyonu kabul ediyorsun? 34 mü, 35 mi, 36 mı, 38 mi? Hangisini kabul ediyorsan bunu bir tavzih, bir açıklama ile belirt. Yüksek Seçim Kurulu ve partinin derhal kurultaya gitmesini sağlayalım. Biz hiçbir kurultaydan korkmuyoruz ve kaçmıyoruz.
Bu mutlak butlan kararı sonrasında da partinin hızla kabul edilen delegasyon üzerinden kurultay yapması ve yeni PM’sini, MYK’sını, genel başkanını seçmesi bizim ortak ve tek dileğimizdir. Mesele suç ceza hakimi üzerinden atanan yönetimleri reddetmek ve partinin kurultayları ve kongreleri dışında herhangi bir seçimi kabul etmeme meselesidir. Durduğumuz yer ilkesel bir durumdur. Yoksa kişiler ve kişilerin ikbali üzerinden bir değerlendirmeyi ne geçmişte yaptık ne de bugün yaparız.
Ahmet Ayva: Evet. Çok önemli bir yere değindiniz Sayın Grup Başkanvekili. Yeni genel başkanın seçimi dediniz. Evet, kurultaya gidecek gibi duruyor. İstanbul için de aynı şey oldu. Bu süreç içerisinde Sayın Özgür Özel ile yola devam edilecek mi? Bu nasıl bir şey olacak? Ki Kılıçdaroğlu adayı olacak mı olmayacak mı bilmiyoruz. Konsensüs olacak mı? Bu çok önemli. Bahçeli de bunu vurguladı. Bir de bu son dönemde şunu çok net görüyoruz. Elbette gazeteci olarak da sormak isterim. Çok ön planda olan bir siyasetçisiniz. Yaptığınız çalışmalarla da genel başkanlığa aday olmayı düşünüyor musunuz böyle bir süreçte? Ama bu süreç mi geçsin diyorsunuz? Nedir sizin pozisyonunuz?
Gökhan Günaydın: Bu soru bana bir yıl evvel sorulmuştu ve ben aynı cevabı vermiştim. Ben sol müktesebatı ağır basan bir siyasetçiyim. Kişisel ikbal hayatım boyunca hiç aramadım. Parti bu ortamdayken, Cumhuriyet Halk Partisi ve demokrasi bir hayat mücadelesi verirken bir başka kişisel ikbal arayışı içerisine girmenin benim açımdan mümkünatı yoktur. Karakterime de aykırıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi kongresini yapar. Aday olmak isteyenler aday olur. Özgür başkan doğal olarak aday olur. Dolayısıyla genel başkanımızı seçeriz. Ha karşısında başka insanlar da aday olabilirler. Bu elbette demokrasinin bir gereğidir. Delegasyon tercihini yapar ve yolumuza bakarız. Sayın Özgür Özel bugüne kadar sergilediği nitelikli, çalışkan ve etki yaratan, muhalefetin birliğini sağlayıp yukarıya doğru çeken yönetim tarzıyla da genel başkanlığın en güçlü adayıdır. Ama bir kere daha söylüyorum; genel başkanlık süreçleri doğal olarak kendisini buraya layık gören insanların başvurusuna açıktır. Ben onlardan birisi değilim.
Ahmet Ayva: Peki, siz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu saatten sonra nasıl devam edeceksiniz bu süreci yönetmek anlamında? Çünkü şundan kaynaklı söylüyorum, siz de vurguladınız, muhalefet neredeyse bu sürecin etrafında örüldü ve desteklerini sundu. DEM’den işte Zafer Partisi’ne kadar diyebileceğimiz bir muhalefet bloğu oluştu. Nasıl bir muhalefetle bu süreç örgütlenebilir ve bu koruya karşı bir set çekilebilir?
Gökhan Günaydın: Ya Türkiye’de mecliste grubu bulunan siyasal partiler var. Mecliste temsil edilmekle birlikte grubu bulunmayan siyasal partiler var. Meclise girememiş ama müktesebatları güçlü olan siyasal partiler de mevcut. Tabii bunlardan da öte meslek örgütleri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri vesaire vesaire. Eğer konu üzerinde konuştuğumuz şey Türkiye’nin demokrasiyle yönetilip yönetilmeyeceği meselesi ise o halde içinde bulunduğumuz CHP binası ve onun yetkililerinin meselesi ve sorumluluğundan çok öte bir kapsam ile karşı karşıyayız.
Bu bağlamda ben bugüne kadar olan gelişmelerden kişisel olarak çok memnunum. Herkes üzerine düşeni duyarlılıkla yerine getirdi. En zor zamanlarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve demokrasinin yanında oldu. Bu birliği, beraberliği gösterdiğimiz sürece, böylesine antidemokratik kararlara teslim olmadığımız sürece Türkiye’nin geleceği aydınlık olacaktır. Bazen dar koridorlara, tünellere gireriz. Bu memleketin maalesef böyle bir tarihsel geçmişi var ve bugün de bu bizi etkiliyor. Ama bunlardan bugüne kadar nasıl çıktıysak bundan sonra da çıkarız.
Ahmet Ayva: Evet. Son olarak Ekrem İmamoğlu’nu sormak isterim. Biliyorum vaktiniz sınırlı. Ekrem İmamoğlu Türkiye’nin en büyük davası görülüyor, İBB davası hala devam ediyor ama biz işte bu kararı konuşuyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun pozisyonu, Ekrem İmamoğlu’nun mahkemesinin durumu, Türkiye siyasetine birçok gelişme bu davanın önüne de geçti ve konuşamaz hale geldik. Dün Özgür Özel ‘bırak Ekrem’i Ankara’ya dön’ dedi basın toplantısında. Cumhuriyet Halk Partisi Ekrem İmamoğlu’nu geride mi bırakacak yoksa Ekrem İmamoğlu ile beraber yol yürümeye devam mı edecek?
Gökhan Günaydın: Soru Ekrem İmamoğlu özelinde olsa da kavramsal olarak şudur: Size yönelen baskılar nedeniyle yoldaşlarınızı geride bırakacak mısınız? Buna ne siyaseten ne insani olarak evet diye yanıt vermemiz mümkün değildir, öyle olmayacaktır. Ekrem İmamoğlu ne terörizm, ne yolsuzluk, ne casusluk nedeni ile tutuklu. Ekrem İmamoğlu Erdoğan’ı yenebilecek en güçlü aday olduğu için içeriye alındı. Diploması 31 yıl evvel aday olamasın diye iptal edildi. Ya değilse içeriden bir vesikalık fotoğraf göndermek suretiyle de Erdoğan’ı yenebilecek bir aday olduğunu herkes biliyor. Bu bağlamda bizim hiçbir arkadaşımızı geride bırakmak ve onları oralara terk etmek gibi bir durumumuz bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmayacak.
Ahmet Ayva: Peki, çok teşekkür ediyorum. Zorlu şartlarda yayınımıza katıldığınızı da biliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Bey, çok sağ olun.
Gökhan Günaydın: Rica ederim, sağ olun. İyi yayınlar diliyorum Ahmet Bey. İzleyenlere de saygılarımı iletiyorum. Çok sağ olun, çok teşekkürler.






















Sosyal Medya Hesaplarımız