O 30 Oyu Verecek Herkes Memleketin Geleceğini Satıyor!

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Onlar TV'de Şule Aydın'ın konuğu olduğu Tatava Yok programında gündeme ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Meclis'e getirilen kanun teklifinden erken seçim tartışmalarına, parti içi üyelik reformundan siyasi etik yasasına kadar pek çok konuda net mesajlar veren Günaydın, iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirdi.

YouTube
09:58
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'dan Sert Açıklamalar: "Siyasette Korkan Adama Yer Yok"

Onlar TV’deki "Tatava Yok" programına katılan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın; kanun teklifleri, erken seçim ve siyasi etik gibi başlıklarda iktidar politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen son kanun teklifinin hazırlanış ve sunuluş biçimini eleştiren Gökhan Günaydın, sürecin şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü ifade etti. Toplumsal barış ve demokrasi arayışından vazgeçmediklerini vurgulayan Günaydın, teklifin mevcut haliyle ciddi sorunlar barındırdığını ve kapsayıcı bir anlayışla revize edilmesi gerektiğini belirtti.

"GETİRİLİŞTEKİ KİBİR BİZİM KABUL EDEBİLECEĞİMİZ BİR ŞEY DEĞİL"

Kanun teklifinin Meclis'e getirilme tarzına tepki gösteren Günaydın, metnin milletvekillerinden ve kamuoyundan saklanarak dar bir kadro tarafından hazırlandığını vurguladı. Uzlaşma ve ortak akıl aranmadan yapılan bu tür adımların demokratik süreçleri zedelediğini belirten Günaydın, anti-demokratik uygulamaların ve kayyum politikalarının ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekti.

"KÜÇÜK YARARLAR UĞRUNA MEMLEKETİN GELECEĞİNİ SATIYORLAR"

Anayasa değişikliği ve erken seçim tartışmalarına değinen Günaydın, iktidar blokunun Meclis'teki oy sayısına dikkat çekerek muhalefet çizgisine vurgu yaptı. İktidarın kendi alanını genişletme çabalarına destek veren anlayışların Türkiye'nin geleceğine zarar verdiğini belirten Günaydın, YENİ Parti olarak ilkeli ve kararlı bir muhalefet yürütmeye devam edeceklerini ifade etti.

"KORKAN ADAMA SİYASETTE YER YOK"

Siyasette şeffaflığın ve etik ilkelerin önemine değinen Günaydın, parti içi reform süreçlerini aktardı. YENİ Parti’nin üyelerin doğrudan karar alma süreçlerine katıldığı yeni nesil bir siyaset anlayışını benimsediğini açıklayan Günaydın, siyasi etik yasasının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Karşılaşılan tüm baskı ve engellemelere rağmen geri adım atmayacaklarını belirten Günaydın, toplumsal cesaretin değişim için en büyük güç olduğunu sözlerine ekledi.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Şule Aydın: İyi hafta sonları. Tatava Yok'ta bu hafta YENİ Parti var. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın bizimle. Hoş geldiniz.

Gökhan Günaydın: Hoş bulduk, teşekkür ederim.

Şule Aydın: Ben hiç lafı dolandırmadan önce bir hakkı teslim etmek istiyorum. Sayısız yayın yaptığım isimlerden biri Gökhan Günaydın. Bu zamana dek hiç lafı dolandırdığına tanıklık etmedim. Tatava Yok'ta bu hafta o nedenle çok umutluyum.

Gökhan Günaydın: Evet, biz Şule Aydın'ı severiz, yayın yapma biçimini de biliriz. Bu şu demek: Tatava Yok'ta sorduğum sorulara uzatmadan şakır şakır cevap ver demek. Gayret edeceğim.

Şule Aydın: Ama bazı isimlerin en güçlü olduğu dönemlerde de en azından ben de nerede durduğumu, sizin de nerede durduğunuzu biliyorum. O rahatlıkla ben biraz 'aydın namusu' diyorum. Yani nerede durursanız durun, "Doğruyu söyler bu adam" diye bir imaj yaratabiliyorsanız, "Bu gazeteci her zaman doğru soruyu sorar" duygusunu insanlara geçirebiliyorsanız devam eder gideriz. Bu siyasetçi için de geçerli. O yüzden programın adının yanıtını izleyicinin karar verdiği bir program. Dileriz öyle olur.

Gökhan Günaydın: Bakalım başımıza neler gelecek.

Şule Aydın: Devlet Bahçeli'nin meclis kürsüsünden "Gelsin Öcalan Meclis'te konuşsun" demesinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti ve o 2 yılın sonunda bir kanun teklifi şu an önünüzde. O kanun teklifine imza koymayacağınızı açıkladınız, Özgür Özel açıkladı. Peki bu şu demek mi oluyor; Meclis'e geldiğinde evet mi diyeceksiniz?

Gökhan Günaydın: Öyle değil. Bir kere kanun teklifine neden imza koymadığımızı söyleyelim. İçeriğinden öte üslubu ve getiriliş biçimi, getirilişteki kibir bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Bir kanun teklifinden söz ediliyor ve sonra deniliyor ki "Bunu üç kişi gördü." Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 600 milletvekili var, grup başkanvekilleri var, genel başkanlar var; onlar göremiyor, üç kişinin arasında hazırlanan bir kanun teklifi. Sonra o kanun teklifi Meclis'e inecek; pazartesi inecek, salı inecek, çarşamba inecek...

Bize diyorlar ki "Size gelelim anlatalım." Neyi anlatacaksınız? Elinizde kanun teklifi varsa bir gönderin, bir inceleyelim. "Yok, teklifi değil de biz sözel olarak anlatalım." Arkadaş, sohbet etmeye gelmek istiyorsan gel ama kanun teklifi elinde yoksa bunun bir anlamı yok. Kanun teklifini indirdiler, 20 dakika sonra imzaya açtılar. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Senin üzerinde aylarca çalıştığın metni ben adalet komisyonumda, anayasa komisyonumda, çözüm komisyonuna gönderdiğim arkadaşımla, hatta kapalı grupta tüm milletvekillerimle tartışmayacaksam, ortak akıl üretmeyeceksem ben ona nasıl imza atarım? Dolayısıyla imza atmadık.

Şimdi şunu da söyleyelim; teklifin içeriğini çok dikkatle inceledim ben. Bu teklif komisyondan çıkan raporun 6. maddesine dayanıyor. Oysa o rapor 7 madde. O raporun içerisinde demokratikleşme diye bir adım var, ona ilişkin hiçbir şey yok. Bu kanunu indirdikleri gün YENİ Parti'nin Genel Başkanı hakkında fezleke hazırlıyorlar ve o fezlekeyi Cumhuriyet Başsavcılığı basın açıklamasıyla duyuruyor. Bunlar ne demek istiyorlar bize? Biz bütün bunlara rağmen bu memleketin barış ve demokrasi arayışından vazgeçiyor değiliz. Reaktif değil, ilkesel tutum sergiliyoruz.

Komisyona gelecek, komisyon komisyon gibi çalışsın. Arkadaşlarımızın katkılarına açık olsun. Genel Kurul da aynı şekilde Genel Kurul gibi çalışsın ve ona herkesin kabul edebileceği bir metin halini verelim. Söylediğim şudur: Biz ne demiştik en başında? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olacak, bütün bu işler hukuki bir çerçeve içerisinde olacak, saydam olacak ve demokratik olma özelliğinden taviz verilmeyecek. 86 milyon insan yaşıyor bu memlekette, 65 milyonu kabaca seçmen. Bu teklife bakan insanlar "Bu memleketin yararınadır" diyecekler, en azından kahir ekseriyet.

Şule Aydın: Bu teklif bu haliyle yararlı mı?

Gökhan Günaydın: Ben bu haliyle çok sorunlu olduğunu düşünüyorum.

Şule Aydın: Evet, bu haliyle kaldı ve sizin eleştirileriniz düzenlenmedi, 7. kısım da eklenmedi. Bu haliyle Meclis'e geldi. YENİ Parti evet mi diyecek, hayır mı diyecek?

Gökhan Günaydın: YENİ Parti adına ben konuşamam, ben YENİ Parti'nin Grup Başkanvekiliyim.

Şule Aydın: Gökhan Günaydın evet mi denmesinden, hayır mı denmesinden yana?

Gökhan Günaydın: Gökhan Günaydın bunun revize edilmesi, düzeltilmesi, katkıya açık hale getirilmesi, memleketin vicdanlı insanlarının kabul edebileceği bir metne dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyor.

Şule Aydın: Ne olursa memleketin vicdanlı insanları buna evet demeli?

Gökhan Günaydın: Erteleme adı altında bir af getiriyorsun, bunu PKK/KCK'ya yapıyorsun. Bir terör örgütü tanımlaması yapıyorsun ve bunu TCK'daki 314 üzerinden daraltarak yapıyorsun. Yani senin beğendiğin terör örgütleri, beğenmediğin terör örgütleri var demek ki. Bu kapsam bir kere sorunlu. İkincisi af getiriyorsun, kısmi bir af, genel bir af değil. Bunun tartışılması lazım, toplumun buna nasıl baktığının anlaşılması lazım. Üçüncüsü de çok açık söylüyorum; bu meseleyi getirdiğiniz yer itibarıyla bunu doğuran sonuçları düşünmemiz lazım. Bunu doğuran nedenler altyapı, memleketin anti-demokratik işleyişidir. Anti-demokratik işleyişi kaldırmak lazım. DEM için de kaldıracaksın bunu, CHP için de kaldıracaksın, YENİ Parti için de kaldıracaksın, siyasal İslamcı olduğunu düşünen insanlar için de... Türkiye'de demokrasiye ve demokrasinin işleyişine olanak vereceksin.

Bir taraftan insanları şakır şakır hapsedeceksin, belediyelere kayyum atayacaksın, arkasından kimsenin ifade özgürlüğünü kullanmasına izin vermeyeceksin, sonra da diyeceksin ki "Devlet barıştan yana." Devlet barıştan yana da demokrasiden yana değil mi? O komisyon raporundaki 6. maddeye dayanıyorsun da "7. maddeyi de bu kapsamda değerlendireceğiz" diyen akla ne oldu şimdi? Niye 7. madde yok? Vatandaş bize şunu söylüyor: "Aptal mısınız kardeşim?" Bakın soru bu kadar açık: Aptal mısınız kardeşim? Her gün sizden birilerini hapsediyorlar, sizi de her gün tehdit ediyorlar ve siz de bunların peşinden gidiyorsunuz. Biz kimsenin peşinden gitmiyoruz. Biz barışın ve demokrasinin peşinden gitmek istiyoruz. Herkesi de buraya davet ediyoruz. Tavrımız, tutumumuz buna göre olacaktır. Dolayısıyla kurullarımız oturacak, çalışacak, nihai kararımızı buna göre oluşturacağız. Çok uzun zaman değil, hafta sonu bunu yapacağız. Muhtemelen pazartesi günü Genel Kurul'a geçecek, orada da tavrımızı bütün Türkiye görecek.

Şule Aydın: Peki sizin ifadenizle insanların şakır şakır tutuklandığı, bunca hukuksuzluğun yapıldığı bir yerde AKP ve MHP eliyle bir demokratikleşme sürecinin başlaması mümkün müydü?

Gökhan Günaydın: Ben bu konuyla ilgili Türkiye'nin her tarafında çok sayıda panele katıldım. O panellerde bütün siyasal partilerden temsilciler de oldu. Hep şöyle bitirdim konuşmamı: Bu memleket takvim yapraklarından kan damlayan bir memleket olmasın. İnsanları bulunduğumuz yer üzerinden suçlamaktan vazgeçelim, adil bir hukuk sistemi yaratalım ve bu çerçevede demokratik bir sistem yürüsün. Ancak 23-24 yıldır bu ülkeyi sürekli anti-demokratik bir eksende yürüten AKP'den ve 15 Temmuz'dan bu yana ona katılarak bu anti-demokrasinin ikinci önemli kanadı olan MHP'den birlikte barış ve demokrasi beklenemez.

Eğer onlar bugün barış adımı atmak zorunda kalıyorlarsa bunun iki tane cephesi var: Küresel ortamda, bölgesel ortamda ve ülkesel ortamda önemli değişiklikler var, bunları kontrol etmek istiyorlar. Türkiye'nin sert gücüyle (hard power) yapabilecekleri var, bir de yumuşak gücüyle (soft power) yapabilecekleri var. Örneğin Irak'ta dünya kadar gelişme oldu, Suriye'de dünya kadar gelişme oldu. Görüldü ki "Dünyanın en önemli ordularından biriyim" diyorsun ama senden çok daha güçlü olanlar var hava savunma sistemleriyle, hava güçleriyle, istihbaratlarıyla... Oysa sen yumuşak gücünle, yani aklınla oradaki Kürt'ü de kendine düşman görmeyen, orayı bir iktisadi yaşam alanı olarak tanımlayan bir barış ortamı yaratabilir misin? Orada yaşayan Kürt niye İsrail'le beraber olsun, niye Amerika'yla beraber olsun? 1000 yıldır beraber yaşadığı Türklerle birlikte bir demokrasi havzası yaratabiliriz. Aynı şeyi içeriye de yansıtabiliriz. Buraya biz böyle bakıyoruz.

Onlar ise buraları kontrol edilmesi gereken yerler olarak görüyorlar. Dolayısıyla diyorum ki böyle bir ortam doğmuşsa sen bundan yararlan. Barış adına toplumun tamamının kabul edebileceği şeyleri buralardan geçirelim. Demokrasi adına da kendisine rakip olanı içeriye atacak, 500 gündür içeride tutacak, bütün belediyelere kayyum atayacak ve bunun üzerinden kendisini idame ettirecek bir işe izin verme. Dolayısıyla AKP-MHP blokunun ömrünü daha da uzatabilecek bir işe imza atan herkes büyük vebal altında kalır.

Şule Aydın: O zaman siz tam da onu yapmış olmuyor musunuz? Yine de meşruiyet sağlamış olmuyor musunuz? Söz ettiğiniz hukuksuzlukları yaparken ortak adımda uzun vadede onların siyasetine meşruiyet sağlamış olmaz mısınız?

Gökhan Günaydın: Hiç olmayız, tam da oraya geliyordum. Bu ortamdan barış ve demokrasi adına alınabilecek varsa bir şeyler alalım. Hani ben oralardan çok umutlu değilim, alınabilecek varsa bir şey alalım. Ama zurnanın zırt dediği nokta şuraya geliyor: Bütün bunların içerisinde AKP'nin ve Erdoğan'ın iktidarını genişletme, büyütme, uzatma hevesi var mı? Olmaması mümkün değil. Nerede somutlaşacak bu? İki yerde somutlaşacak: Bir, Anayasa değişikliği teklifini Meclis'e getirecek. İki, erken seçim teklifini Meclis'e getirecek. Çünkü mevcut Anayasa uyarınca Erdoğan'ın bir kere daha aday olma ihtimali yok. Peki bu her iki iş için hem Anayasa hem erken seçim için kaç oya ihtiyacı var? 360 oya ihtiyacı var. AKP, MHP, DSP, HÜDA PAR'dan oluşan iktidar blokunun sağlayabildiği oy miktarı 330. O halde ona o 30 oyu veren herkes, adı sanı ne olursa olsun, küçük yararları uğruna memleketin geleceğini satıyor anlamına gelir.

Çok ağır konuşuyorum değil mi? Bu kadar açık konuşuyorum. Dolayısıyla YENİ Parti'ye yüklenerek orayı dağıtmaya çalışan, yükselen ivmemizi kırarak ana muhalefeti polarize eden, çalıştırmayan ve demokratik muhalefetin birliğini bölmeye çalışan her hareket aslında Türkiye'nin geleceğini teslim almaya çalışıyor. Buna 'evet' demezsen, bugün neye imza atmak istiyorsan Türkiye'deki yurttaşlarımızın ortak yararını gözeterek organize et. Biz YENİ Parti olarak çok açık söylüyoruz; ben Doğu Karadeniz'den geliyorum, Rize'de Erdoğan'ın memleketinde 20 yıldır AKP'ye oy vermesine rağmen canına tak etmiş vatandaş şunu istiyor: "Karşımızda samimi ve güçlü bir muhalefet olun ve bizi satmayın." Bu kadar açık.

Karşısında güçlü ve samimi bir muhalefet olmasak adam zaten söylüyor; "Konforlu alanına dön, ben sana dokunmayayım" diyor. Yani miting yapma, sokaklarda dolaşma, arkadaşlarını unut cezaevlerinde... Her salı bir konuşma yap, onlara ben tahammül ederim, konforlu alanda kal. Biz ne diyoruz? Hayır, bunu yapmayacağız. Adam da diyor ki "Bunu yapmazsan YENİ Parti'nin başına da iş getiririm, kadrolarının başına da iş getiririm." Biz bütün bunlara eyvallah etmeyerek samimiyetimizi ve cesaretimizi gösteriyoruz. Sen gel benim yanımda dur, bu iktidarı cesaretinle, kararlılığınla halkın talebi doğrultusunda göndermeye yönelik iş yap.

Süleyman Soylu bir zamanlar Demokrat Parti Genel Başkanıydı. Numan Kurtulmuş Has Parti Genel Başkanı olarak "Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular" diyordu. Devlet Bahçeli ip atıyordu meydanlarda. Doğu Perinçek başka bir şey anlatıyordu, sonra Erdoğan'ın yanında oldu. Erdoğan, karşısında olanları yanına alabilme konusunda devlet olanaklarını kullanmakta mahir.

Şule Aydın: Bu da bir siyasi başarı değil midir Gökhan Bey?

Gökhan Günaydın: Bu arada Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'ya da bir küçük parantez açalım. Hatırlarsınız DYP ve ANAP %10'u geçiyorlardı, birdenbire siyaset sahnesinden çekiliverdiler. Bu bir siyaset başarısı mı, yoksa vatandaştan alamadığın yetkiyi zorla başka bir yere evirme becerisi mi? Bir beceri olduğu açık ama zekayla kurnazlık arasında, adil olmakla her türlü yolu deneme arasında bir fark vardır. Bu benim onaylayabileceğim bir şey değil. Bugün de aynı şey değil mi? CHP'yi bölerek ne yapmaya çalıştılar? Bölüm sağlayabildiler mi? Bölmüş gibi görünmüyorlar.

Alandan gelen bir insan olarak söylüyorum; 21 Mayıs benim doğum günümdü, kafamıza mutlak butlan balyozu geldi. 24 Mayıs'ta partimize polisle, biber gazıyla ve plastik mermiyle girdiler. O tarihten bu yana Anadolu'yu dolaştık. Kalkandere'de, İkizdere'de Erdoğan'a %70-%80 oy veren yerlerde vatandaş "Sizi başarılı olduğunuz için engellemeye çalışıyorlar" diyor. Sokakta bir bölünmüşlük değil, tam tersine büyük bir konsolidasyon var. Bizimle beraber yıllarca mücadele eden yurttaşlar YENİ Parti'yi kurmuşlar, ilçe binalarının levhalarını asmışlar. Esnaf bize "Yürüyün kardeşim" diyerek sevgi seli gösteriyor.

Şule Aydın: Taksiciler kimi eleştiriyor, CHP'lileri mi yoksa iktidar partisini mi?

Gökhan Günaydın: Şöyle söyleyeyim: Allah kimseyi yanında 3.000 polis ve koruma olmadan sokağa çıkamaz hale getirmesin. Kim onlar? Erdoğan. Sokağa çıkamayan kim varsa üzerine alınabilir. Ben 2015 ile 2023 arasında avukatlık yaptım, milletvekili değildim. Korumam yoktu, Türkiye'yi aynen bugünkü gibi dolaştım.

Şule Aydın: Aynı yerlerde CHP'liler de dolaşabiliyor mu sizinle?

Gökhan Günaydın: CHP'liler dedikleriniz bizim arkadaşlarımız. Ben hiç kimseye kötü gözle bakmıyorum. İnsanların bir kısmı hızla değişime ayak uyduruyor, kimisi daha geç ayak uyduruyor. Kapıyı açık tutmak, kimseyi ötekileştirmemek lazım.

Şule Aydın: Ama Bülent Kuşoğlu sizin gibi düşünmüyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı sizin Saray'a çalıştığınızı düşünüyor. "Partiyi bölenler Saray'a çalışıyorlardır" diyor.

Gökhan Günaydın: Bülent Kuşoğlu ile bir polemik yapmak istemem. Bizim siyasal tarihimizde hiçbir kırılma yok, biz hep soldan geldik. Bülent Kuşoğlu'nun da geldiği yerlere bakılabilir. Saray'a kimin çalıştığının testi, Erdoğan'ın en çok kimden korktuğu ve kimden nefret ettiğiyle açıklanabilir. Erdoğan'ın bugün YENİ Parti ile uğraşmaktan başka bir derdi olmadığına göre, anketlerde de YENİ Parti kurulduğu gün birinci parti olabildiğine göre bu mesele söz ettiğiniz kişinin bakış açısıyla açıklanamaz.

Şule Aydın: Var mı yakın zamanda bir anket sonucu?

Gökhan Günaydın: Daha bugün SONAR'ın bir araştırmasını gördüm. YENİ Parti'nin oy oranı %34, AKP'ninki %30 yani 4 puan altımızda. DEM %8,5 diye gidiyor. CHP'yi %5 gördüm.

Şule Aydın: Siz sahada da %5 olarak görüyor musunuz CHP'yi?

Gökhan Günaydın: Ben sahada görmüyorum yani. Kimseyi üzmek, kırmak istemem ama ben sosyal medyada görüyorum, sokakta görmüyorum. CHP'den ayrılmak, istifa etmek kolay bir şey değil. Benim için kolay mı oldu sanıyorsunuz? Asla kolay olmadı. Ama balyozu kafamıza indirdikleri andan itibaren gördük ki bizi bir kavgaya sokmak ve buradan yararlanmak istiyorlar. Buradan hızlıca çıkmak ve vatandaşın umudunu yeşertmek gerekiyordu. Mesele partiyi korumak değil, mesele Cumhuriyeti korumak.

Şule Aydın: Siz dönüp baktığınızda "Ne kadar fazla gedik koymuşuz ortaya" diyor musunuz yol arkadaşlığı konusunda? Siz görememişsiniz ama Erdoğan görmüş gedik açabileceği yerleri.

Gökhan Günaydın: Güzel bir soru. Şüphesiz hayal kırıklıklarımız var. Ben Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterildiği gün yolunu ayırmış bir insanım, benim tutumum ideolojiktir. Burada ceberrut bir devlet anlayışına dönüşmüş bir yapı var. Buna mesafelenemeyen insanlar yavaş yavaş yoldaş olma hüviyetlerini kaybederler.

"Bu kadar belediye başkanı seçtiniz, bunlar da şakır şakır AKP'ye geçti" diye soruluyor. Ben grup başkanvekiliyim, belediye başkanı seçmedim ama fikirlerim oldu. Bütün bunlara rağmen bir sürü seçim yapıldı. Kalanlar var, gidenler var. Sinem Dedetaş var Üsküdar Belediye Başkanı, Fatma Kaplan Hürriyet var İzmit Belediye Başkanı. İki kadın belediye başkanımız da "Onurumuzu satmaktansa gider yatarız" diyor. Başımın üzerinde yeri olan insanlar.

Bir tanesi de Tuzla'da ilçe başkanlığımızı yapmış, 32 yaşında belediye başkanı olmuş. AKP'ye gitmek için mazeret uydurmaya çalışan, en sonunda AKP toplantısında "Ben karşı mahalleden geldim, beni koruyun" diyecek kadar zavallılaşan bir adam. Orta yerde bir zor var ve o zor sana "Seni her şeyinle tehdit ediyorum" diyor. Buna rağmen aslan gibi duranları başımızın üzerinde taşımamız lazım. Bu dönem turnusol kağıdıdır.

Şule Aydın: YENİ Parti yeni üye katılımında nasıl bir yol izleyecek?

Gökhan Günaydın: YENİ Parti sosyal demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları çağırıyor. Büyümek zorundayız. YENİ Parti ne diyor? İlçe başkanını, il başkanını, genel başkanını ilçeye kayıtlı herkes seçsin. Bu riskli bir şey mi? Riskli bir şey. Ama bu partiyi büyütmek ve yükseltmek zorundayız.

Tuzla Belediye Başkanı meselesi tanınamamaktan kaynaklanmadı. Geldi ve Tuzla Belediyesi'nin yıllardır yaptığı yolsuzlukların küçük bir boyutuna bulaştı. Adı ve siyasal partisi ne olursa olsun, memleketin bir kuruşuna el uzatmayacaksın kardeşim. Siyasete girdiysen bir tek kör kuruşun hesabını vermeye kendini hazır tutacaksın.

Şule Aydın: Yeni partilisiniz ama bir CHP'li olarak rahatsız olduğunuz durumlar oldu mu bunun için?

Gökhan Günaydın: Oldu, olmadı diyemem. İki tane hırsız varsa, birisi YENİ Partili birisi AKP'li ise ben önce YENİ Partilinin üzerine giderim. Sen memleketi kurtarmak üzere bir politika uyguluyorsan sapasağlam duracaksın. Bunun yolu sağlam bir Siyasi Etik Yasası'ndan geçer. YENİ Parti'nin Meclis'e sunduğu ilk kanun teklifi Siyasi Etik Yasası'dır.

Ekrem İmamoğlu ile ilgili, belediye başkanlarımızla ilgili hiçbir şey bulamadılar. Eğer bir yerde gizli tanığa başvurmak zorunda kalıyorlarsa zavallılıklarını gösterir. Ama orta yerde somut bir şey varsa, Uşak Belediye Başkanı'nın neresini savunacağım? Manavgat Belediyesi'nde para bulunmuş, neyini savunacağım? Onlar partili diye savunacak değilim. 17-25 Aralık'tan sonra Davutoğlu bakanların Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini söylediğinde Erdoğan "Senin yaptığını kabul etsek bir tane ilçe başkanı bulamayız" dedi mi, demedi mi? Melih Gökçek ortalıkta dolanıyor hala.

Adam uşturucu kullanıyor. Sen kullanıyorsun, başkanın kullanıyor, başkan yardımcın kullanıyor... Siz kamu görevini nasıl yapıyorsunuz acaba? Siyasete girdiysen bunun koşulları var, ona uygun davranacaksın.

Şule Aydın: Etimeskut Belediyesi için mi söylüyorsunuz bunu?

Gökhan Günaydın: Erdal Beşikçioğlu için de, Çankaya Belediye Başkanı için de geçerli. Ben bugün hangisi partiye geldi, hangisi gelmedi diye değerlendirme yapmam. Çankaya'ya yapılan operasyonla Etimeskut'a yapılan operasyonu aynı ölçüde değerlendiririm. Ama herkesi sorumluluğa davet ediyorum.

Mal varlığı asla bir özel hayat değildir. Siyasetçi siyasete girmeden evvelki mal varlığını internete koyar, girdikten sonraki mal varlığını da her yıl açıklar. Meclis'te ilk ben mal varlığımı açıkladım. Mal varlığının hesabını veremeyen bir insanın YENİ Parti'de yeri yoktur ve olmamalıdır.

Şule Aydın: Özgür Özel için fezleke sayısı 62 oldu. Bu durum dokunulmazlığın kaldırılması noktasına gelir mi?

Gökhan Günaydın: Akın Gürlek, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek için "Yakında ifade verecek" dedi. Adalet Bakanı, tutuklu bir sanığın ne zaman ifade vereceğini nereden biliyor? Özgür Özel son derece nitelikli, yetenekli bir genel başkanlık yapıyor. Onu durdurmaya çalışıyorlar ama sokağın sesini görüyorum. Milletvekilinin dokunulmazlığı şahsi bir iş değildir, sisteme ilişkin bir şeydir. Özgür Özel rüşvet aldıysa MASAK raporlarından bunu kanıtlarsın. Var mı öyle bir şey? Yok.

Türkiye'nin 1. partisinin genel başkanının dokunulmazlığının kaldırılmasını bu kadar rahat konuşamamalıyız. İktidar blokunda vicdan üzerinden yürüyen bir yapı yok, kararların uygulanması üzerinden yürüyen bir blok var.

Şule Aydın: YSK'da temsilciniz olabilecek mi?

Gökhan Günaydın: Olacak. Buna karşı çıkan AKP ve CHP oldu. YENİ Parti YSK'ya üye verirse seçim güvenliği açısından daha iyi olur. CHP bu kararı 44 vekile sormuş mudur? Yapmamıştır. Kararı kimin verdiğini biliyorum. YENİ Parti hiçbir yerde olmasın, nefes alamasın istiyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu 60'lı yaşlar boyunca başaramadığını, şimdi 78 yaşından sonra başaracağını söylüyor. "Beni aday gösterirlerse genel başkan adayı olurum" diyor. Yaş ilerledikçe enerji azalır, sokak notunu verir.

Biz 3-4 ay içerisinde 1 milyon üyeyi aşacağız. Bugüne kadar siyasete hiç katılmamış gençlerin ve kadınların katılımıyla aidat ödeyen aktif üyeler üzerinden siyasetin finansmanında devrim yaratacağız. Fransız Sosyalist Partisi'nde üyeler genel başkana ilk adıyla seslenir. Demokrasi budur. YENİ Parti'de üye olan herkes genel başkanı, il başkanını, ilçe başkanını doğrudan seçecek. Delege sisteminin önüne kocaman bir üye tercihini koyuyoruz.

Dijital ortamda TC'nizi yazıp fotoğrafınızı yükleyerek doğrudan Yargıtay sistemine üyelik başvurusu yapabileceğiniz bir altyapı kurduk. Dün Fındıklı'da 417 kişi gözümün önünde üye oldu.

Siyasette korkan adama yer yok. Korkan adam iki adım geri çekilir, Urla'daki yazlığına ya da köyüne gider. Cesur olanlar "Başıma ne gelirse gelsin bu yolu yürüyeceğim" demeye devam edecekler.

Şule Aydın: Çok teşekkür ederim Gökhan Bey geldiğiniz için.

Gökhan Günaydın: Ben teşekkür ederim.

Şule Aydın: İyi hafta sonları.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler