İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının ikinci haftasında, Silivri’de tansiyon yükseldi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte basın mensuplarının karşısına geçen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mahkemenin işleyişine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Bir hafta boyunca sadece 4 sanığın sorgusunun yapılabildiğini belirten Günaydın, 107 tutuklu sanığın bulunduğu davada sürecin bilinçli olarak yavaşlatıldığını savundu.
“BU PLANLAMAYI MAHKEMENİN BAŞKANI YAPTI, BEN YAPMADIM”
Davanın nisan ayı sonuna kadar bitirilme planının gerçekçi olmadığını ifade eden Günaydın, “Bir hafta boyunca yalnızca 4 kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme, Nisan sonuna kadar bu işi nasıl tamamlamayı planlıyor? İnsanın aklıyla dalga geçmenin bir anlamı yok,” dedi. İddianamede adı geçmeyen veya yatarını doldurmuş kişilerin hala tutuklu olmasını eleştiren Günaydın, mahkemenin “sorgular bitsin, sonra ara karar vereceğim” yaklaşımının hukuki bir karşılığı olmadığını vurguladı.
“SİZ BU FAKÜLTELERİ NEREDE OKUDUNUZ?”
Mahkeme başkanının duruşma salonundaki oturma düzeni bahanesiyle salonu terk etmesine ve duruşmayı usulüne uygun olmayan şekilde tatil etmesine tepki gösteren Günaydın, hukuk eğitimi üzerinden bir eleştiri getirdi: “Mahkeme başkanı çekiyor gidiyor, aradan 1 saat geçiyor, mübaşir ‘mahkeme tatil’ diye ilan ediyor. Siz bu fakülteleri nerede okudunuz? Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi?” Günaydın, milletvekillerinin ve gazetecilerin salondaki varlığının mahkeme düzenini bozmadığını, aksine şeffaflık sağladığını belirtti.
“BİZ O HEYETLE O SANIKLARI BAŞ BAŞA BIRAKMAYACAĞIZ”
Siyasetin yargı üzerindeki gölgesine dikkat çeken Günaydın, davaların belirli mahkemelere düşmesinin “tesadüf” olmadığını öne sürdü. CHP’li vekillerin ve tutuklu yakınlarının dayanışma içinde olduğunu belirten Günaydın, “Buradaki amacımız siyaset yapmak değil, hiç kimsenin yalnız olmadığını göstermek. Eğer milletvekilleri olmasa hakimin hangi uygulamayı nereye kadar götüreceğinin garantisi yok. Biz o heyetle o sanıkları baş başa bırakmayacağız,” diyerek davanın takipçisi olacaklarını yineledi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Değerli arkadaşlar, bugün 16 Mart, İBB davasında ikinci haftadayız. Perşembe dahil çalışıyor, cuma çalışmıyor; dolayısıyla bugün beşinci gün. Nisan ayı dahil bir çalışma planlanmış durumda. 107 tutuklu sanığın ifadelerinin ve sorularının Nisan ayı içerisinde tamamlanacağı söylendi. An itibarıyla 4 sanığın henüz sorgusu bitmedi. Yani geride 103 tane sanık var sorgusunun tamamlanması gerekir. Bu planlamayı mahkemenin başkanı yaptı, ben yapmadım.
Peki, soralım: Bir hafta boyunca yalnızca 4 kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme acaba bayram arasını da düşündüğümüzde Nisan sonuna kadar bu işi nasıl tamamlamayı planlıyor? Şöyle bir baskı yapıyor, bunu da ifade ediyor. Diyor ki: “Bu sorguları yapacağım ki tahliyeler dahil olmak üzere ara kararlar vereceğim.” İnsanın aklıyla dalga geçmenin bir anlamı yok.
Burada tutuklu sanık arkadaşlarımız içerisinde iddianamede ismi geçmeyen arkadaşlarımız var, kendisine isnat edilen suçun yatarı olmayan arkadaşlarımız var, yatarı olanların içerisinde 1 yıldır yatmış ve yatarını tamamlamış olan arkadaşlarımız var. Sen bunları iddianamenin kabulüyle beraber niye tahliye etmedin? Sen bunları tensip zaptıyla beraber niye tahliye etmedin? Şimdi diyorsun ki: “Sorguları yapabilmeliyiz ki ben ara karar verebileyim.”
Peki, sorguları yapmama kim engel oluyor senin? Perşembe günü mahkemeyi bıraktın gittin. Gerekçesi neydi? “Efendim gazeteciler orada oturmayacak.” Gazetecilerin oturduğu yerde mahkeme düzenini bozan ne vardı? Gazeteci elbette diyaloğu duymak istiyor ki aktaracak onu; ifade alma özgürlüğü, basın özgürlüğü. Sen sanık ile ne konuştun ki onu görecek, gözleyecek, aktaracak. Hayır, basın en dibe oturacak. Basına oturabilecek bir yer, çalışabilecek bir yer tanımıyorsun.
Bugün de aynı şeyi, perşembe günü bırakıp gittiğin gibi, bugün de “milletvekili vay efendim niye orada oturuyor?” diyerek mahkemeyi tatil edip gidiyorsun. Hem de nasıl bir tatil biliyor musunuz? Arkadaşlar bunlar hangi fakültelerden mezun oldular bilmiyorum. Eğer bir mahkeme başkanı bir ara karar verecekse ya da mahkemeye ara verecekse ara verildiğini ilan eder, ne kadar süreyle ara verdiğini söyler, ne zaman başlayacağını söyler. Mahkeme başkanı çekiyor gidiyor, aradan 1 saat geçiyor, mübaşir “mahkeme tatil” diye ilan ediyor. Siz bu fakülteleri nerede okudunuz? Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi?
Çok açık söylüyorum; TRT’den yayınlansın dedik. Kabul etmediniz. Niye? Çünkü burada anlatılanların kamuoyuyla paylaşıldığı zaman yaratacağı etkiyi biliyorsunuz. Şimdi de mahkemeyi görmemeye çalışıyorsunuz. Hepimiz buradayız, İl Başkanımız çok güzel ifade etti. İstanbul İl Örgütümüz burada bir tek kargaşa olmasın diye elinden geleni yapıyor. Salona kimlerin gireceği belli, kimlerin girmeyeceği belli. Bir tek itiş kakış yaşanmıyor. İtiş kakış nerede başlıyor biliyor musunuz? Salona girdikten sonra mahkeme başkanının tutumu nedeniyle başlıyor. Bu devam edemez, bu kabul edilemez.
Ben mahkeme heyetini görevini yapmaya davet ediyorum. Hakimler Savcılar Kurulunu İstanbul’da 40. Ağır Ceza Mahkemesinin uygulamalarına dikkat etmeye davet ediyorum. Türkiye tarihinin bu en önemli duruşmasını duruşmaları tatil edip kaçarak bitiremezsiniz. Gözümüz üzerinizde. Adalet mutlaka tecelli edecek. Tahliyesi çoktan geçmiş olan arkadaşlarımızı derhal bırakın. Bunun için sorguya dahi gerek yok. Tensip ile bırakabilirdiniz, bırakın; sorguyu da doğru dürüst yapacak şekilde önlemlerinizi alın. Biz bu işin kolaylaştırılması için Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetçileri, milletvekilleri, örgütü olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
Tutuklu yakınlarına da vakur davranışları için, bütün bu olan bitene rağmen mahkeme heyeti ile doğrudan diyaloğa girmeyerek, sorguların tamamlanmasına yönelik vakur davranışları için teşekkür ediyorum. Aynı sorumluluğu heyetten de beklediğimizi ifade ediyorum. Teşekkür ederim.
Soru- Sayın Başkan, perşembe günü biz gazetecileri arka tarafa göndermek istediklerinde meslek onurumuza sahip çıkarak orada durduk. Bugün benzer bir şeyi avukatlar da yapmak istedi ve sonunda da bu olmayınca -CHP’li avukatlar, … Başkanı vardı, aralarında Çanakkale Belediye Başkanı vardı- kendisi çıktı “mahkemeyi tatil ettik” diye mübaşir açıkladı. Yani bunu da acaba heyet bir yargılama yapmak mı istemiyor? Yeni bir dosyadan alıp burada ilerlemek istemiyor mu? Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Hukuki bir yorum mu yapmak lazım, siyasi bir yorum mu yapmak lazım, yoksa ikisinin karışımını mı yapmak lazım bilmiyorum. Önce böyle bir dava olmalı mıydı? Bu dava 40. Ağır Ceza Mahkemesine düşmeli miydi? İddianamede isnat edilen şeyler gerçek mi? Maddi gerçekle örtüşüyor mu? Buna bir bakmak lazım…
İlaveten şunu söyleyeyim: Çağlayan Adliyesinde 41 Ağır Ceza Mahkemesi var. Biz hangi davamızın hangi ağır ceza mahkemesine düşeceğini tahmin ediyoruz ve o da birebir oluyor. Bu normal mi arkadaşlar? Bu normal değilse, o halde tesadüfi bir doğal hakim ilkesi yoksa, 40. Ağır Ceza Mahkemesine de paralel heyetler atanıyor ise, o zaman benim bu soruya yalnızca hukuki bir yanıt verebilmem mümkün değil.
Sen burayı erteleyerek arkadaşlarımızın zulmünü artırmak istiyor olabilirsin. Başka davaları bekleyerek burayla birleştirme yapmak istiyor olabilirsin. Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin. Bunların tamamı hukuka yabancı işlerdir. Kendinize gelin, ettiğiniz yemine bağlı kalın, üzerinizdeki cübbeye uygun davranın.
Soru- Gökhan Bey, bir de sanık yakınlarıyla CHP’li vekillerin arasını açmak için böyle uygulamalara gidildiği yönünde iddialar var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Sanık yakınları ile Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bir arada oturuyorlar. Bugün bunu konuştuk. Eğer burada avukatları baskılayabilirlerse, gazetecileri geriye atarak basın özgürlüğünün önüne geçerlerse, milletvekillerini yıldırmaya gayret ederlerse, seyirci adıyla tanımladıkları aileleri “buradan bir şey çıkmaz” düşüncesiyle geri ittirmeye çalışırlarsa heyet ve sanıklar baş başa kalacak. Biz o heyetle o sanıkları baş başa bırakmayacağız. Biz arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
Bugün tutuklu yakınlarıyla ya da sanık yakınlarıyla -sizin ifadenizle- oturduk, bunların hepsini konuştuk. Aramızda bir dayanışma var. Cumhuriyet Halk Partisi buraya her gün grup başkanvekili, genel başkan yardımcısı ve milletvekili görevlendiriyor. Burada amacımız siyaset yapmak değil, hiç kimsenin yalnız olmadığını kamuoyuna göstermek. Eğer burada milletvekilleri olmasa hakimin hangi uygulamayı nereye kadar götüreceğinin garantisi yok. Dolayısıyla buradaki arkadaşlarımız adil yargılanma için ve aynı zamanda tutukluların hak ve hukuklarını korumak için buradalar. Tutuklu yakınlarıyla milletvekillerinin arasında sadece bir dayanışma var. Tersine yapmaya çalışanlar 30 Nisan günü de bu dayanışmanın aynen sürdüğünü göreceklerdir.
Soru- Özgür Bey de dile getirdi ama heyetle irtibat kuruldu mu? Ne deniyor, ne söylüyorlar? Heyetin yanıtı ne oldu o arada?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Arkadaşlar, heyetle defalarca konuştuk. Ben bir küçük anekdot aktarayım. Aynı mahkemede, 40. Ağır Ceza Mahkemesinde bundan birkaç ay evvel başka bir davada bir arkadaşımızın, bir milletvekili arkadaşımızın yerinden bir söz söylemesi üzerine o milletvekilini çıkartmaya kalkıştı, salonu boşaltmaya kalkıştı. Gittim yanına ben bizzat konuştum. Dedim ki: Bakın milletvekilinin dokunulmazlığı var, kamu düzenini bozuyor falan da değil. Jandarma marifetiyle de tahliye edemezsiniz. Yapacağınız bir tek şey var. Yazıyı yazarsınız, o yazıyı Türkiye Büyük Millet Meclisine yollarsınız, Cumhuriyet savcılığına yollarsanız; eğer sizi haklı görürlerse hakkında fezleke düzenlenir. Başka bir şey yapamazsınız. Ve nitekim biz o duruşmayı böylece geçtik. Aynı hakim, aynı heyet aradan birkaç ay geçmiş, bu sefer yeniden milletvekillerini oradan oraya, buradan buraya tahliye etmeye kalkışıyor. Öğrenen bir hakim bunu yapar mı?
Bakın, saygısızlık etmek için söylemiyorum, “öğrenen bir hakim” lafını özellikle söylüyorum. Ya mevzuatı sen bilmiyorsan hatırlatıyoruz. Mevzuatın böyle olduğu yolunda bir karine var, ortak kanaat var. Çıkar sorarsın, mevzuata bakarsın arada. Aynı yanlışı bir daha yapmanın anlamı var mı? Mahkeme başkanı, heyet başkanı eliyle gerilen bir mahkeme gördünüz mü arkadaşlar? Tablo budur…
Dolayısıyla heyetle de sürekli bir temas halindeyiz, kolluk kuvvetleriyle de sürekli bir temas halindeyiz. Bir tek amacımız var; herkes hukuka uygun davransın ama arkadaşlarımızın hakkını hukukunu çiğnetmeyeceğiz. Bunu da herkes bilsin.

























Sosyal Medya Hesaplarımız