Gökhan Günaydın'dan Meclis'te Sert Tepki: Operasyon Zamanlamaları Tesadüf Değil
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ve belediye bürokratlarının gözaltına alınmasını sert bir dille eleştirdi. Başsavcı atamaları ile belediye operasyonları arasındaki takvimsel ilişkiyi rakamlarla ortaya koyan Günaydın, yargı bağımsızlığı tartışmalarına değinirken ülke ekonomisindeki son verilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"BAŞSAVCIYI ATADIKTAN SONRA TAKVİME BAK, 30 GÜNÜ SAY"
Günaydın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan atamanın ardından başlayan operasyon sürecini tarih vererek açıkladı. Yargı atamalarının hemen ardından belediyelere operasyon düzenlendiğini belirten Günaydın, İstanbul ve Ankara’daki başsavcı değişimleri ile baskın tarihleri arasındaki 28-30 günlük periyotlara vurgu yaptı. Sabahın erken saatlerinde yapılan ev baskınlarını eleştiren Günaydın, Etimesgut’ta %56 oy oranıyla seçilen Erdal Beşikçioğlu’na yönelik sürecin millet iradesini hiçe saydığını dile getirdi.
"HANGİ BAĞIMSIZ YARGI'DAN HALA BAHSEDEBİLİYORSUNUZ?"
Türkiye’de yargı bağımsızlığı söylemlerini eleştiren Günaydın, iktidarın yargı üzerindeki tutumuna tepki gösterdi. Eski ABD Başkanı Trump’ın Pastör Brunson sürecine dair açıklamalarını hatırlatan Günaydın, geçmişte Ankara’yı yöneten AKP’li isimlerin hedefe konulmadığını, muhalif belediye başkanlarına yönelik muamelenin ise siyasi bir dizayn çabası olduğunu ifade etti.
"AKP'NİN 25 YILINDA %33 ENFLASYON VE 14 TRİLYON LİRA BORÇ"
Konuşmasında AKP'nin 25. kuruluş yıl dönümü değerlendirmelerine de yanıt veren Gökhan Günaydın, Türkiye’nin küresel ölçekteki enflasyon ve gıda enflasyonu sıralamasında ilk beşte yer aldığını kaydetti. Açlık ve yoksulluk sınırındaki artışlara, Hazine’nin toplam borcundaki yükselişe ve Merkez Bankası faiz oranlarına değinen Günaydın, ekonomik verileri rakamlarla aktardı.
💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Evet. Ben de bir vefat haberini Yüce Meclis'te paylaşmak istiyorum. Öncelikle 22 ve 23. dönem milletvekili sevgili Orhan Diren'i bu sabah kaybettik. Orhan Diren Tokat milletvekilliği yaptı. Bu ülkenin önemli sanayicilerinden ve iş adamlarından bir tanesiydi. Önemli bir hayırseverdi. Benim de hem hemşehrim hem abimdi. Dolayısıyla acısını yüreğimde duyduğumu ifade edeyim. Şu anda Ardahan milletvekilimiz olan Özgür Erdem İncesu'nun da eşinin amcasıdır kendisi. Ben kendisine Allah'tan rahmet, sevenlerine ve tüm camiamıza da başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Evet, bu sabah arkadaşlarımızın da söylediği bir başka belediye operasyonuyla daha uyandık. Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ve bürokratlar gözaltına alındılar. Gözaltına alınma görüntülerini de hep beraber televizyonlarda seyrettik. Yani yapılmaması gereken ne varsa ısrarla yapmaya devam ediyorlar. Peki bu sürpriz mi? Bakın arkadaşlar, bir düşünce sistematiği içerisinde neyi nasıl yaptığınızı size anlatacağım.
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse'nin Yargıtay ataması yapıldı ve iki gün sonra, 12 Haziran 2026 tarihinde Aykut Çelik Ankara'ya Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı. Kimdir Aykut Çelik? Aykut Çelik, Akın Gürlek'in İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde yardımcısıydı. Ve bunun üzerine dediler ki; yazan, çizen gazeteci, siyasetçi dediler ki: "Şimdi operasyonları bekleyin." 12 Haziran 2026'da bu atama yapıldı, yalnızca bir ay sonra, 12 Temmuz 2026 tarihinde Çankaya Belediyesi'ne operasyon yapıldı. Bu bir ayı aklınızda tutmanızı rica ediyorum. Başsavcı atamasının yapılması ve bir ay sonra operasyon.
Neden aklınızda tutun? Çünkü ona yol gösteren Akın Gürlek ne zaman atanmıştı? 2 Ekim 2024 tarihinde atanmıştı değil mi İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak. Peki ilk operasyon İstanbul'da hangi tarihte yapılmıştı? 30 Ekim 2024'te. Yani 28 gün sonra. Demek ki başsavcıyı atadıktan sonra takvime bak, 30 günü say, 28-30 gün sonra bir belediye operasyonunu gör. Vaka-i adiye mi bunlar? Siyasetin gereği mi bunlar? Siyaset buraların üzerinden mi dizayn edilecek? Sahipleri "gerekli" derse zil çalacaklar.
Elbette devam edelim. 12 Temmuz'da Çankaya Belediyesi operasyonu, 18 gün sonra 30 Temmuz günü Etimesgut Belediyesi operasyonu. Peki soralım şimdi; Erdal Beşikçioğlu ve arkadaşları gözaltına alındılar. Gereksiz sorular mı acaba? Hep tekrar edip duruyoruz. Mesela Erdal Beşikçioğlu, kendisini ziyaret eden —o da defalarca gözaltına alınmış olan— İsmail Arı'ya diyor ki: "Her gün eşim benim gözaltına alınacağıma, sabah operasyonuyla evimden alınacağıma ilişkin rüyalarla uyanıyor, kabuslarla uyanıyor" diyor. Peki buna rağmen bir yere kaçmış gitmiş mi? Yok, evinde duruyor işte, evinde duruyor. Yani sabah 06.30'da baskın yapacağınıza saat 08.00'de telefon edip çağırsaydınız onu evinde bulacaktınız. O da siz nereye davet ederseniz oraya gelecekti. Yok, onu yapamazsınız, illa bir fotoğraf vereceksiniz.
Peki bu Etimesgut'ta ne olmuştu acaba? Söyleyeyim. Hani hep "millet iradesi, millet iradesi" derdiniz ya, artık diyemiyorsunuz. Ben rakam vereyim size: 31 Mart 2024'te Erdal Beşikçioğlu oyların %56'sını almıştı, 203.000 kişinin oyunu almıştı. AKP-MHP toplamı ise 117.000 oy almıştı. Yani Cumhur İttifakı blokuna tek başına 100.000 fark atmıştı. Geriye kalanları saymaya bile gerek yok. Şimdi bu Erdal Beşikçioğlu, biz burada konuşurken gözaltında, bilmem ne emniyetinin bilmem ne hücresinde tutulmaya devam ediliyor. Siyasetçileri bu kadar istismar ederek, bu kadar siyasetçileri korumasız bırakarak bu memleket hiçbir yere gidemez.
Bir kere daha söyleyelim; Türkiye'de bağımsız yargı olsa kimse bunlara bir şey diyemez. Siz birazdan söyleyeceksiniz "yargı bağımsızdır" diye. Size en büyük dersi her seferinde Trump açıkça rencide ederek söylemiyor mu? Brunson içerideydi diyor, telefon ettim diyor Erdoğan'a. "Erdoğan o kadar iyi bir lider ki hemen bıraktı" diyor. Hangi bağımsız yargıdan hâlâ bahsedebiliyorsunuz ya? İnsanda bir düşünce sistematiği olmaz mı? Bir düşünce namusu olmaz mı? Bütün bu örneklere rağmen "bağımsız yargı, bağımsız yargı" demekten ne zaman vazgeçeceksiniz? Türkiye'de bağımsız yargı olsaydı sizin belediye başkanlarınız sütten çıkmış ak kaşık mı be birader? Ankara'yı parsel parsel satanlar ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar. Hâlâ Twitter'da kahramanlık yapmaya soyunuyorlar. Ve siz burada bütün bunlar sanki hiç olmamış gibi bence kendinize oy veren ve vicdanını kaybetmemiş olanları da kendinize güldürerek konuşuyorsunuz.
Şimdi burada konuşmalar yapıldı. AKP'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü süslü süslü laflarla anlatıldı. E ben size bazı rakamlar vereyim. İnsan hafızayı kaybetmemeli, insan gerçekle bağını kaybetmemeli. %33 enflasyon oranıyla dünyada beşincisiniz. %35 enflasyon oranıyla gıda enflasyonunda dünyada dördüncüsünüz. Ya biriniz "Bu memleket nasıl enflasyon ve gıda enflasyonunda dünyada ilk beşe girdi be birader?" demiyor musunuz? Bunu da mı FETÖ'cüler yaptı ya? Hani her şeye dersiniz ya, istatistikleri FETÖ'cüler yayınlıyor ya. Dünyanın, Birleşmiş Milletler'in yayınladığı istatistikler ortada. Bütün bunu sen başarı hanene mi sayıyorsun?
Bakın, TÜİK açlık sınırı yayınlıyor. Temmuz 2025 - Temmuz 2026. Bir yılda nereden nereye geçmiş? 26.000'den 36.000'e çıkmış. Yoksulluk 86.000'den 120.000'e çıkmış. Bekar çalışanın maliyeti 33.000 liradan 47.000 liraya çıkmış. Umurunuzda mı? Merkez Bankası faizi 2020'nin başında %12 iken şu anda %40. Hazinenin toplam borcu 6 trilyon liradan 14 trilyon liraya çıkmış. Sen burada bana hikaye anlatıyorsun. AKP'nin 25. yılı... Doğru, AKP'nin 25. yılı. AKP'nin 25 yıldır burada olmasında hepimizin de suçu var, muhalefetin de suçu var, onu da söyleyeyim. Ama şunu da ifade edeyim: Her ne kadar cübbelerin arkasına, üniformaların arkasına saklansanız da, her ne kadar rıza üretemediğiniz toplumda zora da dayansanız da sizi layık olduğunuz yere indireceğiz ve bunların hepsinin hesabı bu memlekette sorulacak. Çok teşekkür ederim.


