CHP'ye Yönelik Mutlak Butlan Kararı Hakkında Araştırma Önergesi

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve grup başkanvekilleri, Türkiye'deki askeri ile sivil darbe süreçlerinin ve CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararının araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığına Meclis Araştırması önergesi sundu.

CHP'ye Yönelik Mutlak Butlan Kararı Hakkında Araştırma Önergesi
13:08
CHP Grubu'ndan TBMM'de 'Mutlak Butlan' Tepkisi: Sivil Darbe İddiasıyla Meclis Araştırması İstendi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşınan Meclis Araştırması önergesiyle, Türkiye'nin siyasi tarihindeki askeri müdahaleler ve son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yönelik alınan "mutlak butlan" kararı mercek altına alındı. CHP Grup Başkanvekilleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır imzasıyla sunulan gerekçede, geçmişten günümüze yaşanan darbelerin yalnızca iktidarları değil, iktidara gelme olasılığı yükselen ana muhalefet partisini de hedef aldığı belirtildi.

"TÜRKİYE'NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATI, SANDIKTAN ÇIKAN HALK İRADESİNİN KESİNTİYE UĞRADIĞI SANCI SÜREÇLERLE DOLUDUR"

Önerge gerekçesinde; 27 Mayıs 1960 Darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 Darbesi, 28 Şubat 1997 Süreci ve 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi hatırlatıldı. Bu müdahalelerin kurumsallaşma çabalarına ve demokratik olgunluğa ağır zararlar verdiği ifade edilirken, darbe süreçlerinin öncesinde CHP'nin halk desteğinin artış gösterdiği vurgulandı. 1960 öncesinde Tahkikat Komisyonu kurulmasına karşın CHP'nin yükselişinin engellenemediği ve ardından askeri müdahalenin gerçekleştiği örneği paylaşıldı.

"GÜNÜMÜZDE BİR PARTİ DEVLETİNE DÖNÜŞMÜŞ OLAN AKP İKTİDARI SİVİL DARBE YAPMAYA ÇALIŞMAKTADIR"

Günümüzde yaşanan gelişmelerin geçmişteki askeri darbelerden yöntemsel olarak ayrıştığı ancak hedef bakımından benzerlik taşıdığı ifade edilen metinde, AKP iktidarının devlet organlarını araçsallaştırdığı öne sürüldü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik hukuki süreçler "19 Mart darbe girişimi" olarak nitelendirilirken; CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nı iptal eden Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" kararı ise siyasi partiler hukukunda örneği görülmemiş bir yargı müdahalesi olarak tanımlandı.

"BU KARAR, TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK MUHALEFET PARTİSİNİN YARGI ARACILIĞIYLA KONTROL ALTINA ALINMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR"

Yargı kararlarıyla seçim yargısının devre dışı bırakıldığı belirtilen önergede, delege iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle alınan kararın doğrudan seçme ve seçilme hakkını zedelediği kaydedildi. CHP'nin kurumsal kimliğine ve demokrasideki denge-denetim mekanizmasına yönelik bu müdahalelerin araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talep edildi.

→ CHP'ye Yönelik Mutlak Butlan Kararı İle İlgili Araştırma Önergemiz (02.06.2024) 
Mutlak Butlan Kararı - 01
Mutlak Butlan Kararı - 02
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye'de Darbeler, Demokrasiye Müdahaleler ve Cumhuriyet Halk Partisine Yönelik Mutlak Butlan Kararının Araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Murat EMİR
Ankara Milletvekili - CHP Grup Başkanvekili

Gökhan GÜNAYDIN 
İstanbul Milletvekili - CHP Grup Başkanvekili

Ali Mahir Başarır
Mersin Milletvekili - CHP Grup Başkanvekili

GEREKÇE

Türkiye'nin çok partili siyasi hayatı, ne yazık ki sandıktan çıkan halk iradesinin sık sık askeri ve bürokratik müdahalelerle kesintiye uğradığı sancılı bir geçmişe sahiptir. Bu müdahalelerin her biri Türkiye'nin kurumsallaşma çabalarına ve demokratik olgunluğuna büyük zararlar vermiştir.

Emir-komuta zinciri dışındaki bir grup subay tarafından gerçekleştirilen ve Cumhuriyet tarihinin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs 1960 Darbesi; siyasi istikrarsızlık ve artan sokak hareketleri gerekçe gösterilerek ordu tarafından hükümete bir muhtıranın verildiği 12 Mart 1971 Darbesi; emir-komuta zinciri içinde yapılan ve toplumsal faturası en ağır olan, Parlamentonun feshedildiği, siyasi partilerin kapatıldığı, geniş çaplı gözaltılar, siyasi yasaklar ve idamlarla demokrasinin ve Anayasa'nın askıya alındığı 12 Eylül 1980 Darbesi; siyasi literatüre "post-modern darbe" olarak geçen 28 Şubat 1997 Süreci; Ordu içerisine sızmış FETÖ mensubu bir yapının 15 Temmuz 2016 darbe girişimi bu müdahalelerin örnekleridir.

Bu darbe ve darbe girişimlerinin oluş ve sonuçlarına baktığımızda, darbelerin sadece iktidara yönelik yapıldığı kanısı zayıflamakta ve darbelerin muhalefete yönelik olarak da yapılabildiği gözlenmektedir. Bu darbelerin ve darbe girişimlerinin öncesinde Cumhuriyet Halk Partisinin iktidara gelme olasılığının yükselmiş olması rastlantı değildir.

Örneğin 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesinde CHP'nin halk desteğinin ciddi bir yükseliş eğiliminde olduğu ve eğer askeri müdahale olmadan normal bir seçime gidilseydi CHP'nin iktidara gelme olasılığının yüksek olduğu konusunda geniş bir mutabakat mevcuttur.

Demokrat Parti'nin, yükselen muhalefeti tamamen baskı altına almak için ve ana muhalefet partisi olan CHP'nin ve belli bir kısım basının "yıkıcı, gayrimeşru ve ihtilalci" faaliyetlerini incelemek amacıyla kurulan Tahkikat Komisyonu tamamen ters tepmiş ve yapılacak ilk seçimlerde CHP'nin iktidara gelmesi beklenmekteyken darbe gerçekleştirilmiştir.

Benzer şekilde 12 Mart 1971 Muhtırasının Demirel hükümetinden daha çok CHP'nin ortanın solu olarak tanımlanan siyasal çizgisini hedef aldığını düşünen CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit görevinden istifa etmiş ve Parti içerisinden liderlik yarışını başlatmıştır.

Günümüzde yaşananlar ise darbeler tarihimizle bir yandan benzerlik gösterirken bir yandan da temelden ayrışmaktadır. Siyasi tarihimizdeki darbeler doğası gereği, emir komuta zinciri içerisinde olsun olmasın, silahlı kuvvetler tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak günümüzde bir Parti Devletine dönüşmüş olan AKP iktidarı, Devletin silahlı-silahsız tüm organlarını yapılacak ilk seçimlerde hem TBMM çoğunluğunu hem de Cumhurbaşkanlığını kazanarak iktidara gelmesi kuvvetle muhtemel Cumhuriyet Halk Partisine ve 15,5 milyon oyla belirlediği Cumhurbaşkanı adayına karşı sivil darbe yapmaya çalışmaktadır.

"İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder" diyenler, İstanbul'u kazanan Ekrem İmamoğlu'nun Türkiye'yi de kazanacağını görmüşler ve 19 Mart 2025'te geleceğin Cumhurbaşkanına darbe girişiminde bulunmuşlardır. 19 Mart darbesinin halk nezdinde kabul görmediği anlaşılınca da bu kez "mutlak butlan" kararıyla Cumhuriyet'in bir sonraki siyasi iktidarına 21-24 Mayıs 2026 darbesi yapılmıştır. 21 Mayıs 2025 tarihli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ve devamı işlemleri iptal edilmiş ve siyasi partiler hukukunda örneği görülmemiş bir durum ortaya çıkmıştır. Seçim yargısının kendine özgü itiraz yolları bertaraf edilerek; hukuk mahkemeleri marifetiyle siyasi parti genel kurulu sürecine müdahalede bulunulmuş ve hukuken öngörülemez bir yöntem uygulanmıştır.

Bu karar, Türkiye'nin en büyük muhalefet partisinin yargı aracılığıyla kontrol altına alınması anlamına gelmektedir. Mahkemenin, delege iradesinin sakatlandığı gerekçesine dayandırdığı karar CHP'nin iç işleyişine ve demokratik yapısına yönelik açık ve hukuksuz bir müdahaledir. Söz konusu kararla Cumhuriyet Halk Partisi etkisizleştirilmek istenmektedir. Karar, partinin kurumsal kimliği ile demokratik teamülleri üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturma potansiyeli taşımakta ve aynı zamanda seçme ve seçilme hakkına yönelen bir darbe niteliğindedir. Bu da demokrasimizdeki "denge ve denetim" zafiyetini derinleştirecektir. CHP'ye yapılan bu darbeler demokrasimizin ve adaletin sakatlanması pahasına yapılmıştır. Keza mevcut iktidarın demokratik yollarla bir daha sandıktan çıkma umudu kalmamıştır.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler