Yargıda Çifte Standart İddiaları Hakkında Araştırma Önergesi

CHP Grubu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un açıklamaları ve yargıdaki çifte standart iddialarının incelenmesi amacıyla TBMM Başkanlığına Meclis Araştırması önergesi sundu.

Yargıda Çifte Standart İddiaları Hakkında Araştırma Önergesi
08:08
Gökhan Günaydın ve Grup Başkanvekillerinden TBMM'ye 'İkili Hukuk' Araştırma Önergesi

CHP Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın, Murat Emir ve Ali Mahir Başarır, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un "Türkiye bir hukuk devletidir" yönündeki beyanları üzerine harekete geçerek TBMM Başkanlığına Meclis Araştırması açılması talebinde bulundu. Önergede, 19 Mart 2025 tarihinden bu yana yürütülen soruşturmalarda masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği, ikili hukuk sisteminin uygulanıp uygulanmadığı ve HSK'nın işleyişi ile Adalet Bakanlığı uygulamalarının kapsamlı bir şekilde incelenmesi istendi.

"SİVİL DARBE TEŞEBBÜSÜ NİTELİĞİNDEKİ SÜREÇLER AĞIR ZARAR VERMEKTEDİR"

Gerekçede, Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda belediye başkanı ve bürokratı kapsayan soruşturma süreçlerinin demokrasi, adalet ve ekonomiye ağır zararlar verdiği vurgulandı. Soruşturma safhalarında masumiyet karinesinin ihlal edildiği, aradan 196 gün geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmadığı ve tutukluluk hallerinin somut delil sunulmaksızın sürdürüldüğü ifade edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a yönelttiği 7 soruya Bakan'ın sürekli "Türkiye bir hukuk devletidir" yanıtını vermesi üzerine Meclis araştırması talebinin zaruri hale geldiği kaydedildi.

"İKTİDARA YAKIN OLANLARA FARKLI, DİĞER VATANDAŞLARA FARKLI HUKUK MU UYGULANIYOR?"

Önerge metninde, soruşturma ve tutuklama uygulamalarında çifte standart işletildiği belirtildi. İBB soruşturmaları kapsamında 6 avukat hakkında Bakanlık izni olmadan işlem yapıldığı ve Avukat Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığı, buna karşın eski AKP MKYK üyesi Avukat Mücahit Birinci hakkında işlem yapılmadan önce Bakanlıktan izin istendiği aktarıldı. Aynı şekilde adliyeye kendi gelen avukatın tutuklanıp yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan bir diğer avukatın ev hapsine alınması ikili hukuk sistemi iddialarına gerekçe gösterildi.

"BAKAN TUNÇ SORUŞTURMALARLA İLGİLİ TOPU YARGIYA ATMIŞTIR"

Eski milletvekili Aykut Erdoğdu ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkındaki soruşturma süreçlerinde yetkili savcılık kurallarının çiğnendiği savunulurken; CHP'li belediyeler hakkındaki en küçük iddiaların tutuklama gerekçesi yapılmasına rağmen AKP'li belediyeler hakkındaki yüzlerce yolsuzluk dosyasının işleme konulmadığı ifade edildi. Özgür Özel'in sorularına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un verdiği cevabın sorumluluğu tamamen yargı mercilerine devretmekten ibaret olduğu vurgulanarak konunun Meclis bünyesinde kurulacak bir komisyonla incelenmesi talep edildi.

→ Yargıda Çifte Standart İddiaları İle İlgili Araştırma Önergemiz (01.10.2025)
Yargıda Çifte Standart - 01
Yargıda Çifte Standart - 02
Yargıda Çifte Standart - 03
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un "Türkiye bir hukuk devletidir" iddiasına dayanarak; Türkiye'de 19 Mart 2025 tarihinde başlayan ve demokrasi, adalet ve kamu yönetimi işleyişini doğrudan etkileyen soruşturma süreçleri ile ilgili olarak, soruşturma ve tutuklama uygulamalarında hukuk devleti ilkesine uyulup uyulmadığının, masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğinin, yargı mercileri tarafından yürütülen soruşturmalarda olası ayrımcı uygulamalar ve ikili hukuk sisteminin işletilip işletilmediğinin araştırılması; söz konusu soruşturmalar ve yargı uygulamalarındaki farklılıklar ile HSK'nın işleyişi ve Adalet Bakanlığı ile ilgili uygulamaların kapsamlı şekilde incelenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 02.10.2025

Murat EMİR
Ankara Milletvekili, Grup Başkanvekili
Gökhan GÜNAYDIN
İstanbul Milletvekili, Grup Başkanvekili
Ali Mahir BAŞARIR
Mersin Milletvekili, Grup Başkanvekili

GEREKÇE
Türkiye, 19 Mart 2025 tarihinde, demokrasimizi hedef alan sivil darbe teşebbüsü olarak nitelendirilebilecek bir girişime maruz kalmıştır. Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, çok sayıda belediye başkanı ve bürokratlara uzanan soruşturma süreçleri; demokrasiye, adalete ve ekonomiye ağır zararlar vermektedir. Soruşturma safhalarında masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 196 gün geçmesine karşın iddianamenin hâlâ yazılmadığı ve tutukluluk hallerinin, somut deliller sunulmamasına rağmen sürdürüldüğü görülmektedir. Bu süreçte, milletimizin adalete olan inancını zedeleyen hukuk dışı pek çok durum yaşanmaktadır. Siyasi parti genel başkanlarının yazılı soru önergesi vermesi, siyasi tarihimizde çok örneği olan bir durum değildir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel tarafından siyasi alanda Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a yönelttiği tüm sorulara, Bakan her seferinde "Türkiye bir hukuk devletidir" şeklinde yanıt vermiştir. Bu nedenle Sn. Özel, Bakana bir önerge vererek şu 7 sorunun Anayasa'nın 98'inci maddesinde öngörülen on beş günlük süre içinde yanıtlanmasını talep etmiştir.
  1. 1136 Sayılı Kanunun 58'inci maddesi gereğince, avukatlar hakkında görevleri nedeniyle soruşturma açılması Adalet Bakanlığı'nın iznine tabidir. Buna rağmen, İBB soruşturmaları kapsamında 6 avukat, avukatlık fiilleriyle suçlanmış, Adalet Bakanlığı izni olmadan haklarında soruşturma açılmış, gözaltı işlemleri yapılmış, Avukat Mehmet Pehlivan ise tutuklanmıştır. Ancak bir tutukluya gidip hazırladığı ifade metnini imzalamaya zorladığı ve 2 milyon dolar talep ettiği şikayete konu olan, eski Adalet ve Kalkınma Partisi MKYK üyesi Avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma açılmadan önce Bakanlıktan izin istenmiştir. Mücahit Birinci 13 gün sonra ifadeye çağrılmış, bir gün gözaltında tutulmamış, aynı gün serbest bırakılmıştır. Bu iki durum arasındaki farkın sebebi nedir? Türkiye'de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
  2. Avukat Mehmet Pehlivan, savcılık tarafından çağrılması üzerine ifade vermeye gitmiş ancak 'kaçma şüphesi' iddiasıyla tutuklanmıştır. Buna karşın, bazı tutuklularla görüşerek, soruşturma savcısı ile konuştuğunu söyleyip, istenilen ifadeyi vermeleri durumunda tahliye olacakları vaadinde bulunduğu belirtilen Avukat Mehmet Yıldırım, Antalya'da yurt dışına kaçmak üzereyken yakalanmasına rağmen tutuklanmayarak ev hapsine alınmıştır. Savcılık 'tutuklama yasağı' gerekçesiyle bu kararın verildiğini açıklanmıştır. Ancak tutuklama yasağı, cezası 2 yılın altında olan suçlarda uygulanmaktayken, Mehmet Yıldırım'a yönelik 'nüfuz ticareti' suçunun üst sınırı 5 yıldır ve takdirle 7 yıla kadar uzatılabilmektedir. Kendi ayağıyla adliyeye gelen Mehmet Pehlivan üst sınırı 4 yıl olan bir suç iddiasıyla tutuklanırken, yurt dışına kaçarken yakalanan Mehmet Yıldırım'ın üst sınırı 7 yıl olan bir suçtan tutuklanmamasının gerekçesi nedir? Türkiye'de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
  3. Adalet Bakanı olarak, aynı zamanda Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanısınız. Pek çok açıklamanızda, yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu ileri sürüyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bazı savcıların hukuk dışı uygulamalarına ilişkin HSK'ya resmi şikayette bulunduk. Bir savcının faili meçhul cinayetlerin simgesi olan Beyaz Toros fotoğrafı paylaşmasından, tutukluların aileleriyle tehdit edilerek itirafçı olmaya zorlanmasına, savcılarla irtibatlı olduğunu söyleyen avukatların tahliye vadettiği tutuklulardan rüşvet istemesinden, 'itirafçı' olmayı reddeden tutukluların en uzak cezaevlerine sürülmesine kadar tüm iddiaları belgeleriyle HSK'ya sunduk. Bu şikayetlerin görüşülmesi için 6087 Sayılı Kanunun 29'uncu maddesine göre yetkili olmanıza rağmen HSK'yı neden toplantıya çağırmıyorsunuz? Açıklamalarınızda şikayet dosyası ile ilgili değerlendirmeler yapıp, iddiaları inkar edip, hüküm cümleleri kuruyorsunuz. Türkiye bir hukuk devleti ise HSK iddiaları araştırmadan bu hüküm cümlelerini nasıl dile getiriyorsunuz?
  4. Önceki dönem milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu, milletvekiliyken işlediği iddia edilen suçtan dolayı tutukludur. CMK 161'e göre, TBMM üyeleri hakkında görevleri süresince işledikleri suçlarla ilgili soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılabilir. Buna rağmen Aykut Erdoğdu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma yürüterek hukukun çiğnenmesine neden sessiz kalıyorsunuz? Seçilmiş Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 11 yıl önce Adana'da işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul'da tutuklu bulunmaktadır. Ancak aynı suçlamaya muhatap olan MHP'li eski Kütahya Belediye Başkanının dosyası ayrılmış ve Kütahya'ya gönderilmiştir. Zeydan Karalar'ın soruşturmasının da Adana'da görülmesi gerekirken, bu açık hukuk ihlaline nasıl göz yumuyorsunuz? Türkiye'de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
  5. Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanlarına yönelik olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce 37, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce 97 yolsuzluk dosyası hazırlanmış, tamamı savcılıklara teslim edilmiştir. Ancak İçişleri Bakanlığı bu dosyalara el koymuş, hiçbir soruşturma yürütülmemiştir. Ülke genelinde Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkında savcılıklara intikal eden ve kamuoyuna açıklanan yüzlerce yolsuzluk dosyası bulunmaktadır. Ancak bunlarla ilgili de yargı süreçleri işletilmemektedir. Yargı bağımsız ve tarafsız ise; Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hakkında bir şikayet beyanı, bir gizli tanık ifadesi gözaltı ve tutuklama gerekçesi sayılırken, Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkındaki iddialara ilişkin neden işlem yapılmamaktadır? Türkiye'de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
  6. Suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan, daha sonra itirafçı olduğu gerekçesiyle serbest bırakılan Aziz İhsan Aktaş; TBMM, Yargıtay, Devlet Hava Meydanları, EÜAŞ, THY, Pamukkale ve Uludağ Üniversiteleri, kamu hastaneleri başta olmak üzere çok sayıda devlet kurumundan ve Trabzon, Kocaeli, Kahramanmaraş, Ordu, Elazığ, Isparta başta olmak üzere çok sayıda Adalet ve Kalkınma Partili belediyeden ihale almıştır. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden 88 ihale alan bu kişi Adalet ve Kalkınma Partili belediyelerden toplam 300 ihale almıştır. Ancak bu kişinin beyanlarıyla soruşturma geçiren, gözaltına alınan ve tutuklananlar sadece Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanlarıdır. Eğer Türkiye bir hukuk devletiyse, amaç hukuku işletmekse, bu kişinin ihale aldığı diğer belediyeler hakkında neden soruşturma açılmamaktadır? Türkiye'de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?
  7. Tüm bu somut vakalar ortadayken, Türkiye'de yargıya güven pek çok araştırmada %20'nin altına gerilemişken, Adalet Bakanı olarak millete karşı sorumluluk hissediyor musunuz, yaşananlardan rahatsızlık duyuyor musunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'in bu sorularına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 17 Eylül 2025 tarihinde yanıt göndermiştir. Bakan Tunç verdiği yanıtta, Anayasa'ya, Ceza Muhakemesi Kanunu'na ve Avukatlık Kanunu'na gönderme yaparak, "Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine aittir. Gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi ve belge bulunmamaktadır" ifadelerini kullanmıştır.
Özetle; Bakan Tunç soruşturmalarla ilgili topu yargıya atmıştır.
Bakan Tunç'un "Türkiye bir hukuk devletidir" iddiasına dayanarak; Türkiye'de 19 Mart 2025 tarihinde başlayan ve demokrasi, adalet ve kamu yönetimi işleyişini doğrudan etkileyen soruşturma süreçleri ile ilgili olarak, soruşturma ve tutuklama uygulamalarında hukuk devleti ilkesine uyulup uyulmadığının, masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğinin, yargı mercileri tarafından yürütülen soruşturmalarda olası ayrımcı uygulamalar ve ikili hukuk sisteminin işletilip işletilmediğinin araştırılması; söz konusu soruşturmalar ve yargı uygulamalarındaki farklılıklar ile HSK'nın işleyişi ve Adalet Bakanlığı ile ilgili uygulamaların kapsamlı şekilde incelenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler