Fon Vurgununda Yeni İsimler Açıklanacak!

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 900 milyar liraya ulaşan fon krizinde adı geçen yeni şirketleri ve AKP ile bağlantılı isimleri kamuoyuyla paylaşacaklarını duyurdu.

YouTube
◷ 09:08
Yeni Parti'den 900 Milyar Liralık Fon Skandalı: Gökhan Günaydın Yeni Aktörleri İşaret Etti

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, NOW TV'de İlker Karagöz'ün sunduğu Çalar Saat programında 900 milyar liralık fon vurgununa ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özata şirketinin ardından Rize merkezli Gündoğdu Gıda'yı işaret eden Günaydın, fon krizinin ardındaki isimlerin tamamen AKP ile ilişkili olduğunu ve SPK, BDDK ile MASAK'ın bu duruma göz yumduğunu belirtti. Skandalın boyutunun Banker Kastelli krizinin altı katı büyüklüğünde olduğunu vurgulayan Günaydın, mağdurların zararlarının karşılanması için yeni bir yasal düzenleme ile tazmin fonu kurulması gerektiğini ifade etti.

"BU SOYGUNUN OLABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL"

Özata şirketindeki büyük değer artışını ve şirket sahiplerinin iktidar, SPK ve BDDK ile olan yakın ilişkilerini hatırlatan Günaydın, şimdi de Gündoğdu Gıda üzerinden benzer bir sistemin işletildiğini açıkladı. İlgili şirket, fon ve denetleyici kurumlar arasında açık veya örtük bir anlaşma olduğunu savunan Günaydın, olmayan varlıklar üzerinden yaratılan değer artışıyla büyük haksız kazançlar elde edildiğini ve tüm aktörleri belgeleriyle açıklayacaklarını söyledi.

"BU KIRMIZI PAZARTESİ DEĞİL, KIPKIRMIZI PAZARTESİDİR"

Fon krizinin büyüklüğünü 900 milyar TL olarak açıklayan Günaydın, olayı Banker Kastelli skandalı ile karşılaştırdı. Kastelli krizinin güncel değerinin 150 milyar TL civarında olduğunu, mevcut vurgunun ise bunun tam 6 katı büyüklüğünde olduğunu ifade etti. Borsa endeksindeki düşüşle birlikte vatandaşın gayrimenkul ve araç satışlarına yöneleceğini belirten Günaydın, toplam piyasa kaybının 3 trilyon lirayı aştığına dikkat çekti.

"SUÇÜSTÜ YAKALANDIKLARI İÇİN İSTİFA ETMEK ZORUNDA KALDILAR"

Haksız kazanç sağlayanların yargı önüne çıkarılması ve mal varlıklarına el konulması gerektiğini savunan Günaydın, istifaların veya "affını isteme" durumlarının birer yaptırım olmadığını belirtti. SPK'nın "etkin pişmanlık" duyurusunu da eleştiren Günaydın, usulsüzlükle elde edilen paraların Hazine'ye irat kaydedilmesi yerine, mağdurların zararlarını tam anlamıyla karşılayacak bir tazmin fonunda toplanması gerektiğini vurguladı.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

İlker Karagöz: Şimdi çok önemli bir yayın gerçekleştireceğiz. Hemen Ankara'ya döneceğiz. Yeni Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın. Günaydınlarımızı iletelim efendim. Saatler 10'u gösterdiğinde bir toplantı olacak Yeni Parti'de. Siz de oraya gideceksiniz biliyorum. Hızlıca sorularımı sorayım. Sizden de bu tüm yaşadıklarımızla ilgili görüşlerinizi almak istiyoruz. Öncelikle bu toplantının içeriği nedir efendim?

Gökhan Günaydın: Günaydın İlker Bey. Sizin de söylediğiniz gibi saat 10'da Yeni Parti'nin tüm ekonomi kurmayları ve grup başkanvekilleri ve sözcüsü genel başkanıyla beraber toplanacaklar. Orada bugüne kadar gelişmeleri, elimizdeki tüm bilgileri toparlayacağız. Biliyorsunuz bir kanun teklifi vermiştik. O kanun teklifinden bu yana olan gelişmeler nedir, onları da anlatacağız. Dolayısıyla muhtemelen rutin toplantılara dönecek olan bu sabah toplantısında, bu fon krizini hem deşifre etme hem de mağdurların daha fazla mağdur olmamasına yönelik ne tür önlemler alınacağına ilişkin tüm değerlendirmelerimizi ortaya koyacağız.

İlker Karagöz: Efendim dün yaptığınız açıklamada dediniz ki, tıpkı Özata şirketi ve oradaki kazançla ilgili hani eldeki bilgileri zaten paylaşmıştınız. Sayın Zeynel Emre bunu paylaştı. Bugüne de randevu verdiniz. Elinizde AKP'den, AKP ile ilintili başka isimler var mı?

Gökhan Günaydın: İlker Beyciğim bu 900 milyar TL'ye yaklaşan bir soygundan bahsediyoruz. Fatma Betül Sayan Kaya'nın elde ettiği gelir ne kadar ya da gerçekleştirdiği soygun ne kadar? 2 milyar TL. Dolayısıyla buzdağının görünen yüzünün çeyreği bile ortaya çıkmadı henüz. Dolayısıyla bu tabloyu bütün boyutuyla ele alacağız. Şimdi Özata üzerinden bahsedeyim önce. Özata'da ne ortaya çıktı? Özata'nın sahibi AKP'nin Tuzla ilçe başkan yardımcısıydı. Öyle değil mi? Şadi Yazıcı ve Binali Yıldırım'la çok yakın ilişkileri vardı. Bir kere firma ve AKP ilişkisini böylece ortaya koymak gerekiyor. O firmada aynı zamanda, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanının damadı ve BDDK üyesinin oğlu da çıktı. Dolayısıyla orada o ilişkiyi de ortaya koyduk.

Arkasından döndük fona. Fonda ne vardı? O fonu kuranlar ve yönetenler de AKP'ye yakın isimlerdi. O fondan yararlananlar da biliyorsunuz Fatma Betül Sayan Kaya başta olmak üzere AKP'li önemli ve nüfuz kullanan isimlerdi. Tera'ya hisse senedini son dakikada satabilmiş olan birinden bahsediyoruz. Ve nihayet denetleme görevini yapmayanlar SPK, BDDK, MASAK vesaire. Şimdi ben dün yaptığım basın toplantısında şunu söyledim. Aynı izi süreceğiz. Fakat bu kez firma değişecek. Firmanın da adını verdim. Gündoğdu Gıda dedim. Bugün bunu basın toplantısıyla duyuracağız.

Sadece bir teaser vereyim. Rize'nin Gündoğdu ilçesinin Veliköy beldesine bir bakalım. Buradan nasıl müthiş yatırımcılar çıkıyor? Bu yatırımcıların AKP ile alakası ne? Aynı Özata'da olduğu gibi firma böyle ise firmanın karşısındaki fon nasıl? Yüzde 7.000 nasıl bu firma değer kazanmış ve birilerine inanılmaz paralar kazandırmış ve SPK, BDDK, MASAK nasıl uyumuş? Tıpkı Özata'daki gibi aynı mantık içerisinde bu kez Gündoğdu Gıda için, aslında olmayan tavukları, olmayan inekleri, olmayan yemleri, olmayan zeytinlerine rağmen bu inanılmaz değer artışı üzerinden yapılan soygunun aktörlerini bir bir açıklayacağız.

İlker Karagöz: Efendim şimdi yeni bir aktör açıklayacağız diyorsunuz. Bu aktör AKP'nin içinde faal olarak siyasette mi yoksa AKP ile ilgili bir kişi mi? Ne dersiniz?

Gökhan Günaydın: İzin verirseniz bunu basın toplantısına bırakalım. Çünkü sadece bu kadarını söyleseniz, AKP ile ilişkili insanlar tamamen AKP ile ilişkili. Bu işler AKP ile ilişkili olmadan bakın üç boyutuyla; şirket, firma, fon ve onu denetleyici kurumlar. Bunun üçü arasında bir anlaşma olmadan, açık örtük bir anlaşma olmadan bu soygunun olabilmesi mümkün değil. İpin ucunu çekiyoruz. Gelenleri de her gün kamuoyunun önüne koyacağız.

İlker Karagöz: İlker Bey, peki karşınıza çıkan o isim sizi şaşırttı mı? O isimler ya da sizin bildiğiniz, tanıdığınız isimler mi siyasette?

Gökhan Günaydın: Vallahi şöyle söyleyeyim, belki kamuoyu bu ismi ya da bu aileyi ilk duyduğumda "bu ne diyecek" ama ilişkileri gördüğünde, o ilişkilerin en yukarılara kadar nasıl gittiğini gördüğünde Türkiye'nin mevcut düzeninin nasıl yürüdüğünü çok daha iyi anlayacak.

İlker Karagöz: Peki AKP grubuna uzanan bir ilişki ağı mı yoksa kabineye uzanan bir ilişki ağı mı?

Gökhan Günaydın: İlker Beyciğim, sorular gazeteci soruları tabii doğal olarak. Bu AKP'nin her yerine uzanan bir ilişki ağı. Bunu göreceğiz.

İlker Karagöz: Efendim şimdi biz Yeni Parti'den aldığımız bilgiler, dün de paylaştım aslında, %100 emin olmadan bir adım atmadı Yeni Parti. Zeynel Emre de Fatma Betül Sayan Kaya ismini %100 emin olmadan açıklamadı ve biz itiraz gelmeyeceğini biliyorduk dedi. Kendisiyle gerçekleştirdiğim görüşmede benimle bunu paylaştı. Ekonomi kurmayları, uzman sürekli geceli gündüzlü bir çalışma içindesiniz. Dün Sayın Murat Emir'in de bir paylaşımı oldu. Ahtapotun kolları finansal olarak nereye uzanıyor şeklinde. Siz bugün açıklayacağınız isimden, bu mesela Gündoğdu Gıda alışveriş, ne bileyim sonra o %7.000'lik artışın içindeki açıklayacağınız isimden yine %100 eminsiniz.

Gökhan Günaydın: Şimdi şunu ifade edeyim. Aslında bu işler 5 dakikada çözülür. SPK'nın elinde, elektronik kayıt itibariyle kimler buralardan bu büyük kazançları elde etmiş, bunun listesi var. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bugüne kadar çoktan harekete geçmesi ve her biri için bir soruşturma başlatması gerekiyordu. Soruyu soralım. Fatma Betül Sayan Kaya, evet, bir vuruşta düştü. Çünkü bütün rakamlarıyla beraber ortaya konuldu ama henüz hakkında bir soruşturma, kovuşturma yok. Eskiden milletvekilliği yapmış bir insan, eskiden bakanlık yapmış bir insan. Sülale boyu zaten hani en ziyade müsaadeye mazhar bir aile. Biliyorsunuz bir kardeşi büyükelçi, öbür kardeşi bakan yardımcısı, diğer kardeşi belediye meclis üyesi. Şimdi AKP genel başkan yardımcısı.

Bugüne kadar kendisine yapılan yaptırım nedir? Hani AKP'liler diyorlar ya bizde hiçbir şey saklı kalmaz, biz üzerine gideriz. Ne oldu? Fatma Betül Sayan Kaya affını rica etti, affını talep etti ve affı kabul edildi. Bu mudur yani yapılması gereken yaptırım? Herhangi bir soruşturmaya, kovuşturmaya, sabaha karşı gözaltına alınmaya muhatap oldu mu? Aldığı 2 milyar lira, cebine indirdiği 2 milyar TL'ye ilişkin bir ekonomik yaptırım söz konusu oldu mu? O paraya ilişkin bir tedbir ve geri alma işlemi yapıldı mı? Bunların hiçbirisi yapılmadı. Ne zaman ortaya çıktı? Fatma Betül Sayan Kaya biz açıkladığımız zaman ortaya çıktı. Peki bir kere daha soruyorum. Bu isim aslında SPK'nın elinde var mı? Dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın elinde var mı? Var. Biz açıklamadan neden ortaya koymadılar? Yani her birini teker teker biz mi ortaya koyacağız? Biraz evvel söylediğiniz AKP'lilerin yaptığı açıklamalar gibi, özel yakınıza yapar.

İlker Karagöz: Siz de dikkatle takip ettiniz. Teşekkür ederim. Bir şunu sorayım. AKP içinde yeni af talepleri gelecek mi sizce?

Gökhan Günaydın: Yani onların terminolojisi, af talebi denilen şey, suçüstü yakalandığı için istifa etmek zorunda kalan insandır. Onlar hangi terminolojiyi kullanırlar beni ilgilendirmez. Suçüstü yakalanırken, devlette önemli görevler yapmışken vatandaşın, orada gösterdiğiniz emekli 78 yaşındaki eczacının birikimine el uzatmaktan çekinmemiş insanlar bunlar. Dolayısıyla onlar af talep etti diyorlar. Biz de diyoruz ki suçüstü yakalandılar ve istifa etmek zorunda kaldılar. Elbette yenileri gelecek ama konu istifa etmeleri ve çekilmeleri değil. İstifa edince ceplerindeki parayla normal hayatlarına devam mı edecekler?

Sabahın köründe sade vatandaşı evinden almaya giden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve onun talimatı altındaki kolluk kuvvetleri neden burada bir işlem yapmıyorlar? Dolayısıyla tabloyu sadece istifayla ya da af talebiyle bırakmayacak noktaya kadar takip edeceğiz. Bunu herkes görecek.

İlker Karagöz: Efendim şimdi Aydın Ünal "Mertçe davranın, çıkın ortaya ben yaptım deyin" diyor. AKP'nin içine bir mesaj. Mücahit Birinci, "Özgür Özel kalmadan manipülasyon içinde kim varsa derhal istifa etsin" diyor. Şamil Tayyar, "Başka dostlar varsa benzer işlerin içine girenler onlar da gereğini yapsınlar" diyor. AKP'nin içine AKP'lilerin bu mesajları göndermesine ne dersiniz? Yani biz bir Kırmızı Pazartesi mi yaşıyoruz efendim? Yani herkesin bildiği ama herkesin sustuğu bir durum da mı var bir taraftan?

Gökhan Günaydın: İlker Bey, Banker Kastelli krizi bundan 45 yıl evvel olmuştu. Bugünün kurlarıyla değerlendirdiğinizde 150 milyar TL civarında bir soygundan bahsediyoruz Banker Kastelli'de. Kastelli intihar etti sonunda biliyorsunuz değil mi? Şu anda biz 900 milyardan bahsediyoruz. Yani Kastelli skandalının 6 katı büyüklüğünde bir skandaldan, bir soygundan, asrın soygunundan bahsediyoruz. Bu Kırmızı Pazartesi değil, kıpkırmızı pazartesidir. Kıpkırmızı aydır. Kıpkırmızı olmuş bir memlekettir. Utancından kıpkırmızı olmuş bir memlekettir. Şimdi AKP'liler birbirlerine diyorlar, "Ortaya çıkın." Hatta şöyle şeyler oluyor. Mesela eskiden AKP'de görev yapmış bir milletvekili ağır bir mesaj yazdığında X'e, bir diğer AKP'li milletvekili çıkıyor, diyor ki, "Kim nüfuz kullanmışsa çıksın söylesin. Hepimize genellemeyin" diyor.

Bu ne anlama geliyor? Kendi içlerinde birileri 2 milyar lirayı götürmüş, birileri götürememiş ya da günahlarını almayayım, bir kısmı da böyle işlerden uzak durmuş. E o halde onların içinde de bunlar bir an evvel ortaya çıksın çabası var. Peki o halde soralım. Hani bugün böyle atıp tutuyorlar ya "koyarız önüne biz bunları, gizli saklı tutmayız" falan diye. 17-25 Aralık'ta hangisi için bir işlem yapıldı? Hangi bakanların teker teker rüşvet aldığını hep beraber biliyoruz. Rüşvet saatlerin X-ray cihazlarından nasıl geçtiğini, nasıl ayakkabı kutularında rüşvetler alındığını hep beraber biliyoruz. Erdoğan Bayraktar ne demişti? "Talimatı sen verdin, niye ben istifa edeyim?" demişti. Peki soralım. 17-25 Aralık'ta bir tek soruşturma, bir tek kovuşturma, gözaltı, tutuklama oldu mu? Yapanın yanına kaldı. 25-30 katlı rezidanslarda çıkan 6 tane çelik kasada ağzına kadar paralar, onlarla beraber yaşamaya devam etti. Dolayısıyla bu meseleyi AKP'nin kendi içindeki arınma süreci olarak tutamayız. Bunu ağır bir kamuoyu baskısı olarak tutmak zorundayız.

Bununla ilgili bir örnek vereceğim size. İskender Balcı var değil mi? Kimdi bu insan? Özata Denizcilik'te yönetim kurulu üyesiydi. Peki İskender Balcı'nın denizcilikle ilgili en ufak bir bilgisi var mı? Yok. Peki deşifre diyoruz. Neyle ilişkisi var? SPK Kurulu Başkanının damadı. Öyle mi? Aynı zamanda BDDK üyesinin de oğlu. Öyle mi? Demek ki o ilişkilerle bir insider trading yapıyor. Yani içeriden bilgi alıyor ve bu firma Özata Denizcilik gene yüzde binlerce, on binlerce bir sıçrama yapıyor. Peki bu İskender Balcı için durum nasıl gelişti? 31 Ağustos'ta istifa etti. 31 Ağustos'ta neden istifa etti? Yani birileri kulağına fısıldadı mı "bak burada skandal geliyor, gözaltılar olacak, tutuklamalar olacak, sen kendini buradan sıyır" dedi mi? Dedi ki 31 Ağustos'ta istifa etti.

Hemen arkasından 17 Eylül'de kanalizasyon artık önlenemeyecek şekilde patladı mı? Evet patladı. Peki İskender Balcı için gözaltı kararı ne zaman verildi? Hemen verilebildi mi? Verilemedi. Ne zaman ortaya çıktı? 26 Eylül'de kendisinin Karadağ'a kaçtığı belgelendi. Bunun üzerine büyük bir kamuoyu baskısı, "yuh artık bu kadar olmaz" sözleri gökyüzüne kadar ulaştı ve ondan sonra birdenbire İskender Balcı geldi ve teslim oldu. Açıkça söylüyorum buradan milletimize söylüyorum. Baskıyı azaltırsak kamuoyu, "burada yeter artık kardeşim bu soygunluğun hesabını herkes versin" sözünü azıcık geriye çekerse burayı unutturacaklar. Dolayısıyla bizim görevimiz yatıp kalkıp bu işin üzerinde durmak. Ben dün gece saat 23'tü, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıktığımda bütün arkadaşlarımız, bütün ekip uyumadan, yemeden, içmeden çalışıyor. Bu memleketin bu soygunları açığa çıkarmadan önüne güvenle bakabilmesi mümkün değildir.

İlker Karagöz: Efendim fon soruşturmasında bu arada tutuklananların sayısı 56'ya yükseldi. Öyle zannediyorum siz de Yeni Partili diğer kurmaylar da takip ettiniz ki zaten Özgür Özel de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini alıntılayıp da bir yanıt verdi. Cumhurbaşkanı "her kim milletin hakkına el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" dedi. Bir taraftan da "biz onlara benzemeyiz" dedi ve muhalefeti, Yeni Parti'yi özellikle hedef aldı. Yanıtınız var mıdır?

Gökhan Günaydın: Yanıtını Sayın Genel Başkan çok net verdi. Ben de aynı yanıtı tekrar edeyim. Şimdi Sermaye Piyasası Kurulu, bağımsız Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, MASAK, Varlık Fonu, bunların tamamı mevcut rejimde doğrudan cumhurbaşkanına bağlı. Eğer bu 800-900 milyar liralık soygun sizden habersiz yapılmışsa vay geldi bu memleketin haline, acaba şu anda kimler nereleri soyuyor? Dolayısıyla birinci kısım bu. İkinci kısım; sizin bilginiz dahilinde yapıldıysa ve bunlara müdahale edilmediyse, şu anda da bunlar hala bizim baskımızla ancak ortaya çıkartılıyor ise yine vay geldi memleketin haline.

Kendi adımıza söyleyelim. Kamunun malına, bir kuruşuna el uzatan kim varsa kimliğine bakılmaksızın o el kırılsın. Kendi adıma ben söyleyeyim. Mal varlığını açıkça ilan etmiş, kamuoyuyla paylaşmış bir siyasetçiyim. Bunu AKP'den yapan bir tane milletvekili var mı? Mesela Fatma Betül Sayan Kaya'nın bizim yaptığımızın aynısını yapabilme ihtimali var mı? Erdoğan çok kolayca şunu yapabilir: Bütün milletvekilleri, bütün belediye başkanları, bütün bakanlar ve yardımcıları, hatta cumhurbaşkanı ve yardımcıları siyasete girmeden evvelki mal varlıklarını açıklasınlar. Bunları aynı zamanda MASAK araştırsın ve raporlasın. Siyasetten sonraki mal varlıkları da aynı şekilde açıklansın. MASAK tarafından raporlansın. Sadece beyana bağlı kalmasın. Ayrıca bunlar çelik kasalara girmesin. Bunlar kamuoyuna, internet üzerinden ilan edilsin. Milletvekilinin, bakanın, belediye başkanının mal varlığı gizli olamaz. Çelik kasalarda vatandaştan saklanamaz. Bunlar özel hayat değildir. Bunlar kamunun denetleme hakkıdır. Sen bunu pekala basit bir kanun çıkartarak yapabilirsin. Neden yapmıyorsun?

Hadi çıkartın da bizim yaptığımızı AKP'li vekillerin yüzde kaçı yapabiliyor görelim. Dolayısıyla böyle hamaset söylemleriyle "o ona laf atıyor, bu buna laf ediyor" diyerek bu memleket yönetilmez. Türkiye dünyanın 20. büyük ekonomisi ama bu memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Sebebi ne? Çünkü Türkiye aynı zamanda dolar milyoneri sayısının dünyada en hızla arttığı ülke. Yani bir taraftan senin açlık sınırın 35.000 lira olacak, asgari ücretlin 28.000 lira para alacak, emeklin 23.552 lira para alacak ve geçinemiyorum diyerek intihar edecekler. Diğer taraftan da böyle soygunlar milletin gözünün içine baka baka yapılacak. Bırakın hamaseti, bırakın Yeni Parti'ye laf çakma çabalarını, görevinizin gereğini yerine getirin. Bizim çağrımız bundan ibarettir.

İlker Karagöz: Sayın Günaydın, bugünkü Yeni Parti'deki toplantı hem analiz hem de %100 emin olduğunuz isim ya da isimleri açıklama toplantısı mı olacak bu minvalde?

Gökhan Günaydın: Şimdi bugün 10'da toplantı başlayacak. Kaçta biteceğini bilemiyoruz tabii. Toplantının sonrasında, açıklamayı genel başkan mı yapar, parti sözcüsü mü yapar, biz mi yaparız henüz onu da bilmiyoruz. Toplantıya gittiğimizde bu ayrıntıları hep beraber oturur, konuşuruz. Ona göre elbette %100 emin olduğumuz işlemler, isimler açıklanacak.

İlker Karagöz: Sayın Genel Başkan Özgür Özel'in bir iddiası daha vardı. 2 milyon euro iddiası. Bir çantacı şeklinde. Türkiye bunu bugün mü öğrenir?

Gökhan Günaydın: İlker Beyciğim şunu söyleyeyim. Şimdi, şu kadıncağızın da adı ne kadar uzun. Fatma Betül Sayan Kaya hadisesinde biz kendisinin ve eşinin adını açıkça gördük. 2 milyar TL idi söz konusu olan. Şimdi başka bazı isimler var. Mesela üç isim var yan yana. Bu üç ismi toplasanız, bir tane ev alamazlar. Hani iktisadi durumları böyle. Ama bunlar yüz binlerce euroluk, toplamda 2 milyon euroluk iş yapıyorlar, yatırım yapıyorlar. Tırnak içerisinde yatırım. Peki bu isimler kime yakın? Bu isimler kimin tabiri caizse çantacısı? Bu memlekette herkesin bildiği sır.

Dolayısıyla "vay onların arasında benim ismim yok" demenin ancak bir nitelikli yolsuzluk vakası olduğunun altını çizelim. Öbürleri daha amatör, isimlerini koymuşlar ama bazıları çok daha tecrübeli. İsimlerini koymuyorlar. Ama ortaya çıkan isimler, onların çantacıları üzerinden kimlere ulaşılabildiğini ortaya koyuyor. Bunların hepsi çok cesur bir şekilde ortaya konulacak ve açıklanacak. Hiç kimse hiçbir yerden kaçamaz.

İlker Karagöz: Yine bu fon vurgununda milyarların telaffuz edildiği bir gün mü olacak? Böyle kazançlardan mı söz ediyoruz? Birinin 53 milyar lira aldığından söz ediliyor. O isimleri bugün mü açıklayacaksınız? Havale yapan kişileri?

Gökhan Günaydın: Toplam 900 milyar. Bu 900 milyarın içerisinde şu ana kadar fon tarafında isimler belli oldu. Öyle değil mi? İşte Tera, Pusula, Hedef falan. Firmalar belli. Firmalar işte biliyoruz Özata diyelim, Gündoğdu diyelim, başka kullanılan bir sürü firma var. Peki bunun yanında bu fonlardan kimler yararlanmış ve kimler köşeyi dönmüş? Bakınız İlker Beyciğim, bir insan yurt dışında çocuğu okuyor, 1000 Euro gönderecek değil mi çocuğuna harçlık olarak? Dünyanın belgesini istiyorlar. Acayip rakamlardan geçiyor. Peki bir adam bir başkasına 1,5 milyar lira para havale ediyor. Para tık diye gitmiş. Birisi 2 milyar lira para havale ediyor. Bunu MASAK'ın, SPK'nın saptamaması mümkün mü? Saptamaması mümkün değil.

Peki neden bunlara ses çıkartılamıyor? Çünkü bunlar siyasette nüfuzlu insanlar. Mesele bu kadar açık ve bunun üzerinden Türkiye'de 500.000 insan soyuldu. Sadece 500.000 insanla da kalmadı. Borsada yatırım yapan 6,5 milyon vatandaşımız var. Borsanın endeksi 12.500'e düştü İlker Bey. 12.500 endeks ne demek? Bu yılın başındaki endekse döndü. 15.000'e doğru giden endeks 12.500'e düştü. En azından enflasyonun %30 olduğu bir ortamda endeksin bu şekildeki gerilemesi ne anlama geliyor? Ben diyorum ki 3 trilyon TL kayıp var. Bazı arkadaşlar hayır 3 değil 5 diyorlar. Dolayısıyla bu mesele 500.000 insanın kaybettiği 900 milyarla sınırlı bir mesele değil. Aslında memleketin sadece borsa üzerinden kaybettiği para 3 trilyonun üzerinde. 6,5-7 milyon insan bundan doğrudan etkilendi ve şimdi bu kaybettiği parayı hayatının olağan ihtiyaçlarını karşılamak için arabasını satarak, evini satarak karşılamak zorunda olacak vatandaşlar var.

Dolayısıyla bu gayrimenkul piyasasına yansıyor. Yani SPK'nın son yaptığı açıklama bu alanda hayal kırıcı oldu. Biliyorsunuz, 16 Eylül'e kadar işlem yapmış olanlardan ancak fiyat oluşumu olmuş ve temerrüde düşülmemişse bu talimatlar yerine getirilecek. Yoksa 16 ve 17 Eylül dahil olmak üzere işlem yapanlar sıraya girecekler ve bekleyecekler. Neyi bekleyecekler? Fonun tahsilatını bekleyecekler. Oradan alabilecekleri oranı alacaklar. Burada çok kıymetli bir şey daha var. Bir açıklama yaptılar. Diyorlar ki, "Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsan, kazandığın paranın iki katını ver. Böylece etkin pişmanlıktan yararlan." Yahu biz bunları kazandıkları paraların iki katını verirlerse herhangi bir cezai yaptırıma bırakmayacak mıyız? Etkin pişmanlıktan yararlanıp devam mı edecekler? Daha evvel soyduklarıyla beraber iki katını verdikleri zaman onlara hiçbir şey olmayacak mı? İlave bir şey, etkin pişmanlıktan elde edilen bu para nereye girecek? Hazineye irat kaydedilecek.

Oysa biz ne diyoruz? Yeni Parti'nin bu alanda verdiği kanun teklifi ne diyor? Sadece bunların şirket varlıklarına değil, şahsi varlıklarına da gidilsin. Ayrıca hayatın olağan akışının üzerinde bir artışla eğer inanılmaz bir zenginleşme varsa enflasyon farkının dışındaki paraya el konulsun. Ayrıca fonun da tahsilatları gerçekleşsin. Bu üçü bir fonda biriksin. Buna da tazmin fonu diyelim. Ve buradan yurttaşların tamamının kayıpları karşılansın. Bu nitelikte, bu netlikte bir açıklama yapabildiler mi bugüne kadar? Yapamadılar. Çünkü amaç, bir kere daha söyleyeyim kamuoyuna, biz üzerine gitmezsek unutturacaklar. Dertleri bu.

İlker Karagöz: Son bir soru. Elinizde kaç isim var? Size gelen kaç isim var? Takriben.

Gökhan Günaydın: Çok sayıda isim var. Takriben en az 15 tane isim var ama bunların daha olgunlaşması gerekiyor. Yani %99 değil %100 kaçamayacakları noktada onları tutmak zorundayız. Bize açsınlar SPK'nın verilerini, MASAK'ın verilerini açsınlar. İki güne kadar bütün o listeyi ortaya koyarız. Neden bütün o listeyi ortaya koymuyorlar da bizim onları ortaya çıkartmamızı bekliyorlar? Sadece bu bile AKP'nin burada yapmaya çalıştığını göstermesi açısından çok önemli.

İlker Karagöz: Efendim teşekkür ederim. Yeni Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın Çalar Saat'teydi ve sizin için de toplantının başlamasına 43 dakika kaldı. Siz de hızlı bir şekilde parti genel merkezine gideceksiniz ve Türkiye'de dikkatle bugün Yeni Parti'den gelecek olan açıklamaları takip edecek. Bir kez daha teşekkür ederim.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler