Türkiye'nin Tarihindeki Darbeler Hakkında Araştırma Önergesi

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye tarihindeki tüm darbelerin ve 15 Temmuz darbe girişiminin tüm yönleriyle araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığına Meclis Araştırması önergesi verdi.

Türkiye'nin Tarihindeki Darbeler Hakkında Araştırma Önergesi
14:38
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'dan TBMM'ye Darbe Araştırması Teklifi

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Türkiye’nin siyasi tarihinde iz bırakan askeri müdahalelerin ve 15 Temmuz darbe girişiminin arka planının, sorumlularının ve siyasi ayaklarının açığa çıkarılması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına Meclis Araştırması önergesi sundu. Günaydın, darbe ve darbe girişimlerinin tarihsel süreçte iktidarları değil, iktidar yürüyüşü güçlenen muhalefeti engellemek amacıyla yapıldığını belirterek, FETÖ yapılanmasının devlet organlarına sızmasında ve büyümesinde iktidarın sorumluluğuna dikkat çekti.

"15 TEMMUZ'UN LOJİSTİĞİNİ AKP YAPMIŞTIR"

Önergenin gerekçesinde Türkiye'deki darbelerin tarihsel analizini sunan Günaydın; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz süreçlerinin muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidara gelmesini engelleme amacına hizmet ettiğini savundu. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin failinin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olduğunun tartışmasız bir gerçek olduğunu vurgulayan Günaydın, örgüte devlet imkanlarını sağlayan, kadrolaşmasının ve finansal güç haline gelmesinin önünü açan yapının iktidardaki AKP olduğunu ifade etti.

"MGK KARARI YOK HÜKMÜNDE SAYILDI"

FETÖ'nün devlet kademelerine yerleşme sürecine ilişkin hukuki ve siyasi adımları sıralayan Gökhan Günaydın, 2004 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının uygulanmayarak örgütün önünün açıldığını hatırlattı. Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları için kurulan Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri, 2006'daki Terörle Mücadele Kanunu değişikliği ve 2010 Anayasa Referandumu ile yargının FETÖ kontrolüne geçtiğini belirten Günaydın, siyasi iktidarın bu süreçteki desteğinin göz ardı edilemeyeceğini kaydetti.

"DARBE KOMİSYONU RAPORU SÜMEN ALTI EDİLDİ"

15 Temmuz sonrası TBMM'de kurulan Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarının AKP tarafından engellendiğini savunan Günaydın, hazırlanan raporun sümen altı edildiğini aktardı. Darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasının engellendiğini belirten YENİ Parti Grup Başkanvekili, Türkiye tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından incelenmesi için TBMM çatısı altında yeni bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye Darbeler Tarihi - 01
Türkiye Darbeler Tarihi - 02
Türkiye Darbeler Tarihi - 03

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere Türkiye'nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumlularının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gökhan GÜNAYDIN
İstanbul Milletvekili - CHP Grup Başkanvekili

GEREKÇE

Türkiye'nin siyasi tarihinde birçok darbe ve darbe girişimleri yaşanmıştır. Bu darbe ve darbe girişimlerinin oluş ve sonuçlarına baktığımızda, genellikle iktidara değil muhalefete yönelik olarak yapıldığı gözlenmektedir. Darbelerin tümü de söz konusu darbe ve darbe girişimleri öncesinde iktidara gelme olasılığı yükselen Cumhuriyet Halk Partisine karşı yapılmıştır.

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi, CHP'nin birinci çıktığı 15 Ekim 1961'den sonra 10 General ve 28 Albay'ın iktidarı devretmemek için açıkladığı 21 Ekim Protokolü, Talat Aydemir'in 22 Şubat 1962 ve 20-21 Mayıs 1963 darbe girişimleri, Kuvvet Komutanlarının 12 Mart 1971'de verdiği muhtıra, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbe, 15 Temmuz 2016 darbesi ve 19 Mart 2025 darbelerinin tümü de muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidara gelmesini engellemeye yönelik olarak yapılmış ve bu sonucu doğurmuştur.

Türkiye'nin 15 Temmuz 2016'da karşı karşıya kaldığı darbe girişimi ise Cumhuriyet tarihimizin, hazırlanış, yapılış ve sonuçlarına bakıldığında en vahim darbelerinden biridir. Milletimize ve onun temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı yapılan darbe girişiminin failinin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olduğu gerçeği tartışmasızdır. Ancak bu darbe girişimini yapan terör örgütüne, "istediği her şeyi" veren, besleyen, büyüten, Türk Silahlı Kuvvetlerini, emniyet teşkilatını, tüm yargı organlarını, Devlet teşviklerini, parasal ve siyasal rantları sağlayan ise iktidardaki partidir. 15 Temmuz darbesinin lojistiğini Ak Parti yapmıştır.

Yüzlerce masum sivil vatandaşımızın hayatını kaybettiği, binlercesinin yaralandığı bu hain saldırının faili FETÖ'nün, yapılanmasının karanlıkta bırakılmaması, siyasi, ticari, askeri, yargı, emniyet ve diğer tüm ayakları ile bütün bağlantılarının açığa çıkarılması TBMM'nin tarihsel bir göreviydi. Ancak, darbe öncesi bu örgütün üst düzey temsilcilerini milletvekili olarak TBMM'ye getiren, belediye başkanı seçtiren, hatta bakan olarak atayan Ak Parti, bu amaçla TBMM'de kurulan Komisyonun raporunu bile ekindeki karşı oy yazılarından korktuğu için sümen altı etmiş, FETÖ ile olan gerçek bağlantılarını unutturmak için muhalefete saldırmayı seçmiştir.

15 Temmuz, FETÖ'nün halkımıza yönelmiş en büyük saldırısı olmakla birlikte ülkemize, halkımıza ve kurumlarımıza yönelik tek darbesi de değildir. Örgüt, 15 Temmuz'a gelmeden önce, Türk Silahlı Kuvvetlerine, Türk yargısına, Türk siyasetine, demokrasiye, hukuk devletine, Türkiye'nin ulusal ve uluslararası ekonomik ve siyasi çıkarlarına, emniyetine, güvenliğine ve eğitimine çok büyük saldırılar yapmıştır.

Ergenekon, Balyoz ve diğer sayısız kumpas davasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademeleri FETÖ'nün çıkarına olacak şekilde biçimlendirilmiştir. Örgütün başının, "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak evet oyu kullandırmak lazım" dediği 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu ile yapılan Anayasa değişiklikleriyle bağımsız yargı tasfiye edilerek; HSYK, Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi FETÖ'nün kontrolüne verilmiştir. Emniyetin kritik noktalarının neredeyse tamamına örgüt üyeleri yönetici olarak atanmıştır. Ülkenin tüm iletişimini dinleyebilecek ve izleyebilecek kurumlar FETÖ emrine tahsis edilmiştir. FETÖ; yazılı ve görsel medya, eğitim, tıp, bankacılık, inşaat ve benzeri birçok sektörde bazı siyasilerin çok açık desteği ve kayırmasıyla büyütülmüş ve kamu kaynaklarıyla beslenerek devasa bir ekonomik güç haline getirilmiştir. Ankara, İstanbul, Bursa ve diğer büyük şehirlerde belediyeler eliyle yaratılan kent rantları FETÖ'ye aktarılmıştır. FETÖ, kamu üst yönetimini bir ağ gibi sarmış; üniversite sınavı, kamuya personel alım sınavı ve benzeri şaibeli sınavlarla örgüt evlerinde yetiştirdiği gençleri kamunun en kritik noktalarında istihdam etmeyi başarmıştır. Ak Partinin iktidardaki ilk 11 yılını koşulsuz bir şekilde destekleyen FETÖ'nün yazılı, görsel ve dijital medya kuruluşlarına, iktidardaki siyasilerin etkisi ve yönetimi altındaki kamu kurum ve kuruluşlarından ilan, reklam ve benzeri yöntemlerle büyük miktarlarda kamu kaynağı aktarılmıştır. Bu medya kuruluşları da kendisine destek veren siyasileri açıkça desteklemişlerdir.

Örgüt, darbeye hazırlık aşamasında bazı siyasetçilerden çok açık bir şekilde her türlü desteği almıştır. FETÖ'nün siyasi ayağının bu desteği sağlayanlardan oluştuğu düşünülmektedir. FETÖ'nün halkımıza yönelik bu saldırıları bir anda gelişmemiş,lerin öncesinde siyasi iktidar eliyle onlara uygun bir siyasal, yasal ve ekonomik altyapı oluşturulmuştur.

Örneğin, Ergenekon ve Balyoz benzeri kumpas davaları için 2004 yılında Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelere "özel yetkili savcı ve hâkimler" atanmıştır. Bu hâkim ve savcılar TSK'ya yönelik olarak FETÖ tarafından yürütülen kumpas operasyonlarını yaptıkları dönemde özel olarak korunmuş, yasadışı iş ve işlemlerinin cezasız kalması için "hâkim ve savcılar aleyhine ceza davası açılmasının engellenmesi" gibi bir çok düzenleme yapılmıştır. FETÖ'nün bu kumpas davalarına verilen siyasi destek "Ben bu davaların savcısıyım" ifadesiyle en üst perdeden açık edilmiştir.

2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda yapılan değişiklikle örgüt başı Fetullah Gülen'in, terör örgütü kurucu ve yöneticisi olarak yargılandığı davadan beraat etmesi sağlanmıştır. İktidar partisine mensup bir milletvekilinin demecinde bu durum,

"Önceki terör tanımında bir eylemin terör kapsamında değerlendirilmesi için şiddet ve cebir olması gerekmiyordu. AK Parti iktidarının 2006 yılında yaptığı değişiklikle terör örgütü tanımına cebir ve şiddet şartı getirildi. Fethullah Hoca'nın da malum o davasından beraat etmesi de söz konusu değişiklikle oldu"

sözleriyle itiraf edilmiştir.

2004 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda FETÖ ile mücadele edilmesi için alınan kararlar siyasi iktidar tarafından sümen altı edilerek örgütün güç toplayıp kadrolaşması sağlanmıştır. Nitekim o dönemde iktidar sözcüleri 2004 yılındaki MGK kararına ilişkin açıklamalarında "Bu MGK kararı, yok hükmünde olmuştur. AK Parti, bununla ilgili hiçbir adım atmamıştır" demiştir.

FETÖ'nün devlet teşkilatına sızıp silahlı bir darbe yapma gücünü elde etmesinde, siyasi ayağının bu örgüte yaptığı "yardım ve yataklığın" rolü inkâr edilemez. Siyasi ayağın bu rolünü, en belirgin bir şekilde Pensilvanya'ya sıcak mesajlar vererek ("ne istediler de vermedik") diyerek göstermişlerdir.

Bilindiği gibi 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin bastırılmasında etkin rol oynayan ve sahip olduğu gazi unvanına yakışan bir tutum gösteren TBMM'de grubu bulunan 4 siyasi partinin ortak önergesiyle 26 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ile bu terör örgütünün faaliyetlerinin tüm yönleriyle araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulmuştu.

Komisyonun, Ak Partinin engelleri nedeniyle gerçek bir çalışma yürütememesine rağmen belirlediği FETÖ yapılanmasıyla ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkması siyasi bir paniğe neden olmuş; Cumhurbaşkanının basın aracılığıyla 9 Aralık 2016 tarihinde yaptığı "Darbe komisyonu çalışmalarını sonlandırmalıdır" şeklindeki açıkça talimatıyla Komisyon çalışmaları fiilen 9 Aralık 2016 tarihinde, resmen de 4 Ocak 2017 tarihinde sonlandırılmıştır. Dolayısıyla darbe girişiminin yanı sıra FETÖ'nün siyasi ayağını da ortaya çıkarabilecek bir araştırma yapılması engellenmiştir. Bu engellemenin nedenini ise araştırma komisyonuna bilgi veren her konuşmacının FETÖ'nün Türkiye'yi bir örümcek ağı gibi sarmasında bazı siyasetçilerin rolü konusunda daha fazla somut bilgi vermesi oluşturmuştur. Komisyona gelen konuşmacıların bu yöndeki beyanlarından hiçbirisi çoğunluk partisi üyelerinin hazırladığı, TBMM Başkanlığına sunduğu ancak daha sonra kaybolan ya da varlığı inkâr edilen Taslak Raporda yer almamıştır.

Başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere Türkiye'nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumlularının araştırılması amacıyla bir TBMM Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler