Gündoğdu Gıda Hisselerinde Yüzde 7 Bin 636 Artış

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AKP'ye yakınlığıyla bilinen Gündoğdu Gıda hisselerinde yaşanan yüzde 7 bin 636'lık olağandışı artışın ardında 830 milyar liralık dev bir borsa manipülasyonu olduğunu iddia etti.

YouTube
◷ 16:18
Gökhan Günaydın'dan Borsa İstanbul ve SPK'ya Gündoğdu Gıda Suçlaması: 830 Milyar Liralık Vurgun İddiası

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Koza TV'de katıldığı Haber Masası programında Türkiye'yi sarsacak yeni borsa manipülasyonu iddialarını gündeme getirdi. Günaydın, AKP'ye yakın isimlerin sahip olduğu Gündoğdu Gıda şirketinin faaliyetlerini tamamen durdurmasına rağmen hisselerinin olağan akışa aykırı bir şekilde fırladığını belirterek Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul yönetimini göreve çağırdı. Günaydın'a göre ortada 830 milyar liralık büyük bir soygun bulunuyor.

"ŞİRKET AKP'Lİ, FON KURULUŞU AKP'Lİ"

Gündoğdu Gıda'nın sahipleri olan Kopuz ailesinin AKP ile derin bağları olduğunu belirten Günaydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte Kopuzların yanında çalıştığını hatırlattı. Şirketin 2026 yılı başında faaliyetlerini durdurup personel sayısını ikiye düşürmesine rağmen, hisse değerinin 35 liradan 2707 liraya çıktığını vurguladı. Günaydın, hisse hareketliliğinde şirketin yüzde 16'sını alan eski AKP gençlik kolları başkanı Muhammed Yarız'ın ve Turizm Bakanı Yardımcısının eşine ait olan Bulls Yatırım'ın da bulunduğuna dikkat çekerek, tüm aktörlerin AKP bağlantılı olduğunu savundu.

"ORTADA DEVLET Mİ BIRAKTINIZ?"

SPK ve MASAK'ın yaşanan hisse hareketliliklerine müdahale etmemesini sert sözlerle eleştiren Günaydın, Borsa İstanbul yönetiminin Saray'a yakın siyasi isimlerden oluştuğunu iddia etti. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve İletişim Başkanı gibi devlet görevlilerinin Borsa İstanbul yönetiminde yer almasını eleştiren Günaydın, "Devlet öyle girift ilişkilere muhatap edilmiş ki denetim işlevi nerede, icra işlevi nerede tümüyle birbirine karıştırılmış. Üzerine bir de parti devletinin olanca ağırlığıyla bastırması var" dedi.

"BANKER KASTELLİ SKANDALININ 6 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR SKANDAL"

Yaşanan krizin boyutlarına dikkat çeken Günaydın, borsada dönen dolapların toplamda 830 milyar liralık bir soyguna ulaştığını ifade etti. Bu rakamın geçmişteki Banker Kastelli krizinin tam 6 katına denk geldiğini belirten Günaydın, borsa krizinden bu yana ekonominin kaybının 100 milyar dolara yaklaştığını ve yatırımcının büyük mağduriyet yaşadığını sözlerine ekledi. Fatma Betül Sayan Kaya'nın 2.2 milyar lira ödeme yapmasına rağmen SPK'nın etkin pişmanlık listesinde yer almamasını da çifte standart olarak nitelendiren Günaydın, dosyaların peşini bırakmayacaklarını vurguladı.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Gamze Dondurmacı: Bizim konuğumuz Gökhan Günaydın. Hoş geldiniz.

Gökhan Günaydın: Hoş bulduk. İyi yayınlar diliyorum Gamze Hanım. Sağ olun.

Gamze Dondurmacı: Teşekkürler. Biliyorum ki bu dönem size yoğunluklu belge ve bilgiler akıyor. Siz de somutlaştırdıkça paylaşmayı sürdürüyorsunuz. Bugün de açıkladığınız bir isim vardı, bir şirket vardı. O şirketin bağlantıları nereye dayanıyor? Önce onu sorayım.

Gökhan Günaydın: Evet. Bugün Gündoğdu Gıda üzerinde çalıştık. Gündoğdu Gıda, Rize'nin Gündoğdu ilçesinin Veliköy bucağında yaşayan bir aileye ait ve tümüyle bağlantılar AKP'yi işaret ediyor. Şöyle ki, Erdoğan'ın bundan yıllarca evvel bir kız öğrenciyle çektiği bir video var. O videoda sohbet yapıyorlar. O sohbette Erdoğan diyor ki, "Rize'nin neresindensin?" "Gündoğdu'dayım. İşte Veliköy'denim." "Kopuzları tanır mısın?" diye soruyor Erdoğan. Kız, "Evet tanırım, annem de Kopuzlardan." diyor. Ve onun üzerine Erdoğan diyor ki, "Benim ilk patronum Kopuzlardı."

Evet. Kastettiği Elif Sucukları. Başka bir deyişle yıllarca evvel Erdoğan'ın muhasebe sorumlusu ve satın almacı olarak çalıştığı şirket. Bunun sahibi Mustafa Kopuz. Mustafa Kopuz'un oğlu Ali Kopuz şu anda İstanbul Ticaret Borsası (İTB) başkanı. Ali Kopuz'un dayısının oğlu Zülküf Kopuz ise işte o da Gündoğdu Gıda'nın sahibi. 1998 yılında babası Cemil Kopuz'la beraber kurmuşlar bu firmayı. Rami'de, İstanbul'da kuru gıda alanında çalışmaya başlamışlar. Sonra 2011 yılında firma Manisa'nın Salihli ilçesine taşınmış. Orada yem işi yapmışlar, süt işi yapmışlar, zeytin işi yapmışlar. Yani üç alanda çalışmışlar.

Bu alanda çalışan Kopuzların AKP ile ilişkisi sadece İstanbul Ticaret Borsası Başkanının Erdoğan'la ve Bilal Erdoğan'la verdiği fotoğraflarla sınırlı değil. Burada açıkça ifade etmek gerekirse bütün aile; basın toplantısında ayrıntısıyla da bunu konuştum. İstanbul'da AKP'nin çeşitli ilçe binalarında, ilçe yönetimlerinde çalışıyorlar. Örneğin Hüseyin Kopuz, AKP Rize Merkez İlçe Başkan Yardımcısı, Muhammed Can Kopuz Gençlik Kolları MYK üyesi, Özgür Kopuz, AKP Beykoz Yerel Yönetimlerden Sorumlu İlçe Başkan Yardımcısı, Mucip Kopuz Ümraniye Belediye Başkan Yardımcısı vesaire vesaire. Bir diğeri Kadıköy'de. Dolayısıyla aile kökten AKP'li bir aile. Zaten Kopuzlar da vakıf üzerinden başkanlık sistemini destekleyen, Erdoğan'ı destekleyen açıklamalarıyla da biliniyorlar. Şimdi bu aile, AKP'li olan bu aile Gündoğdu Gıda üzerinden dediğim gibi 2011'li yıllarda Manisa'nın Salihli ilçesine taşınıyorlar ve orada faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Kritik olan nokta şu. Bir süre sonra bunlar halka arz yetkisi alıyorlar. Halka arz yetkisini SPK veriyor. Halka arz işlemini Pusula Holding'e bağlı bir menkul kıymetler şirketi yapıyor. Halka arz edildiği anda firmanın hisse değeri 35 lira. Firmanın da toplam değeri 1.3 milyar lira civarında. Şimdi burada lütfen dikkat buyurunuz. 16 Şubat 2026 tarihinde firma bütün faaliyetlerini durduruyor. Firmanın raporu elimde. Basın toplantısında da ayrıntısıyla söyledim. Çalışan sayısı yalnızca ikiye düşüyor. Firmanın sütle, peynirle, yemle, zeytinle falan hiçbir işi kalmıyor. Fakat bu firma karşılığında hiçbir iktisadi faaliyet olmamasına rağmen hisseleri füze gibi fırlıyor. Nereye kadar çıkıyor biliyor musunuz hisseleri? 35 liradan başlayan hisse 2707 liraya kadar yükseliyor.

Bu hayatın doğal akışına uygun mu? Böyle bir şey hayatın doğal akışına uygun olabilir mi? Yani yüzde 7 bin 636 değer kazanıyor. Bu değer kazanmayı, bu hayatın olağan akışına aykırı durumu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaçırması mümkün mü? Ya da MASAK'ın kaçırması mümkün mü? Elbette mümkün değil. Oralarda hem elektronik bir denetleme sistemi var hem de Türkiye'nin en nitelikli uzmanları orada çalışıyor.

Gamze Dondurmacı: Neden işlem yapılmadı Sayın Günaydın o zaman?

Gökhan Günaydın: Çünkü mesele orayı yönetenler bunların işleminin yapılmasını istemiyorlar. Firma AKP'li. Kopuzlar baştan sona kadar AKP'li. Bu işten büyük para kazanıyorlar. Zülküf de büyük para kazanıyor. Oğlu Talha da büyük para kazanıyor. Sonra devreye Pusula Holding giriyor. Pusula Holding burayı satın alıyor. Muhammed Yarız. Kimdi o? Muhammed Yarız 28 yaşında, AKP'nin gençlik kolları başkanlığını yapmış olan bir vatandaş. Hani şimdi süper yatlarıyla, araçlarıyla falan fotoğraflarıyla görüyorsunuz ya akıllı, marifetli çocuk. 28 yaşında 100 milyarlarca liralık servete bu şekilde sahip oluyor. Yüzde 16'sını alıyor. Yarız Holding de yüzde 12'sini alıyor. Serdar Turhan diye bir başka AKP'lilerle ortak kişi de yüzde 16'sını alıyor. Dolayısıyla şirket AKP'li olduğu gibi fon da AKP'li olarak devreye giriyor ve böylece yüzde 7 bin 636 hisseler fırlıyor ve hisseler 2707 liraya çıkıyor.

Ta ki bu döneme kadar; yani 2026'nın Mart'ına, Nisan'ına kadar burada kalıyor Kopuzlar. Sonra Kopuzlar hisselerini satarak buradan tamamen çıkıyorlar. Yani onlar hisselerini, paralarını alıyorlar ve ayrılıyorlar. Ondan sonraki işi de Pusula Holding yürütmeye devam ediyor. Bir iz daha var burada. Bulls Yatırım Menkul Değerler de burada işlem yapıyor. Peki Bulls Yatırım kimdi? O da yabancı değil. Turizm Bakan Yardımcısının eşi Neslihan Mumcu. O da orada o işlemlere araç oluyor.

Dolayısıyla şöyle bakalım. Şirket AKP'li. Fon kuruluşu AKP'li. Geriye Sermaye Piyasası Kurulu acaba bunları denetliyor mu ya da MASAK bunları denetliyor mu diye bakmak lazım. Maalesef denetleyemiyor. Çünkü Borsa İstanbul'un yönetimi tamamen Erdoğan'ın adamları tarafından oluşturulmuş ve kurgulanmış. Hani okuyordunuz ya bize karşı işte diyorlar ki, "Bunlar devlet adabını bilmiyorlar. Devlet kurumlarını bize karşı kışkırtıyorlar." Ya ortada devlet mi bıraktınız? Ortada büyük bir kriz var. Bakın söyleyeyim size. Mesela Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz. Bu Borsa İstanbul'un yönetim kurulu üyesi.

Soralım. Aklı başında vicdanı olan herkese soralım. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin Borsa İstanbul'un yönetiminde ne işi var? Böyle bir iş varken burada bir denetleme işi ortaya çıkabilir mi? Yine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı meşhur Burhanettin Duran. Bu da Borsa İstanbul'un yönetim kurulu üyesi. Bir iletişimcinin sermaye ile alakalı, borsayla alakalı kurumda ne işi var? Daha acı bir şey var. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrı uzunca bir zaman Borsa İstanbul'un yönetim kurulu üyeliğini yapıyor. Peki Borsa İstanbul'un yönetim kurulu başkanı kim? O da Erişah Arıcan. Erişah Arıcan aynı zamanda Varlık Fonu'nun da başkan yardımcısı. Varlık Fonu'nun başkanı kim? Erdoğan.

Yani böylece devlet öyle girift ilişkilere muhatap edilmiş ki denetim işlevi nerede, icra işlevi nerede? Bunlar tümüyle birbirine karıştırılmış. Üzerine bir de parti devletinin olanca ağırlığıyla bastırması var. Bu çerçevede ne Sermaye Piyasası Kurulu ne BDDK işini yapabilmiş. BDDK ne yapmış biliyor musunuz Gamze Hanım? Bakın Tera Bank'ın kurulmasına izin vermiş. Tera Fon'un bankası yani; Destek Bank'ın kurulmasına, İktisat Katılım Bankası'nın kurulmasına izin vermiş. Şimdi bütün bu bankalarda ortaya çıkan işlerle memleket uğraşıyor. Sermaye Piyasası Kurulu bu manipülatif işlemleri yapanların şirketlerine halka arz yetkisi vermiş. Aklı başında bir devlette böyle şeylere izin verilir mi?

Ondan sonra ne olmuş? Ondan sonra işte senin 200'lük banknotlarında imzası bulunan Merkez Bankası Başkan Yardımcıları Emrah Şener'den Erkan Kilimci'ye kadar dolandırıcılıktan içeriye girmişler. Emre Tezmen gibi şu anda tutuklu olan birini Merkezi Kayıt Kuruluşu'na üye yapmışsın kardeşim. Daha ne anlatıyorsun sen? Kerem Alkin'i şu anda tutuklu, OECD nezdinde büyükelçi yapmışsın. Emre Alkin'i Topkapı Üniversitesi rektörü yapmışsın. Bunları ben mi yaptım? Yetki sende, yetkiyi kullan. Yetkiden doğan sorumluluk olunca o sorumluluk bende değil. "Erdoğan'la bu işin ne alakası var?" diyorsun. Dolayısıyla bütün bu mesele büyük bir sadece iktisadi krize değil, aynı zamanda orta yerde büyük bir devlet krizine işaret ediyor. Bu memleketin bir an evvel bu kriz sarmalından çıkması ve çıkarılması zorunluluğu vardır.

Gamze Dondurmacı: Şimdi mızrak çuvala sığmıyor diye konuşuyoruz artık bu fon sürecini konuşurken. Şimdi yeni bir isim daha duyduk sizden. İşte Özata Denizcilik dışında Gündoğdu Gıda da yine aynı yöntemi izleyen firmalardan diye duyduk. Başka isimler de gelecek mi? Çalışmalarınız var mı? İsim verecek misiniz demiyorum. O konuda biliyorum, siz kendiniz açıklamadan vermiyorsunuz.

Gökhan Günaydın: Estağfurullah. Gündoğdu Gıda ile ilgili ben bu bilgilere günlerce çalışarak ulaştım. Yani gazete haberlerinden buralara gitmiyoruz. Rize'de çalıştım. Hem Rize'nin Gündoğdu ilçesinde, Veliköy'de ve merkezde, aynı zamanda İstanbul'da, aynı zamanda Manisa'da ve Salihli'de çalıştım. Dolayısıyla bu bilgiler ancak bu çalışmalarla ortaya çıkıyor. Daha evvel Özata Denizciliği ortaya çıkartmıştık. Ne demiştik? Özata Denizcilik'te şirketin sahibi Tuzla AKP ilçe başkan yardımcılığını yıllarca yapmış olan kişidir demiştik. Özdemir Atasever. Peki bu kimin yardımcısıydı? Daha sonra Tuzla Belediye Başkanı olacak Şadi Yazıcı'nın yardımcısıydı.

Dolayısıyla Özdemir Atasever'in Şadi Yazıcı'yla ilişkileri, Binali Yıldırım'la ilişkileri, orta yerde bağımsız bir devlet yapısını koruyabilmiş olsaydık, etkin bir devlet yapısı şemasıyla, kadrosuyla beraber ortada olabilseydi bu ilişkiler şimdiye çoktan ortaya çıkardı. Merkezi Kayıt Kuruluşu'nda, MASAK'ta bütün bu tablolar var. Neden siz açıklayamıyorsunuz? Çünkü ipin ucu çekildiği zaman hepiniz beraber geleceksiniz. Biz de her gün bir yeni şirketi, bir yeni firmayı ortaya koyacağız. O Özata'da başka ne vardı? Özata'da yine böyle hafızalara sığmayacak bir başka işlem daha gördük. BDDK'nın eski üyesinin oğlu, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanının damadı Özata'da yönetim kurulu üyesiydi.

Şimdi bu kişi denizcilik konusunda allame-i cihan olduğu için mi buraya yönetime almışlar onu, yoksa Sermaye Piyasası Kurulu'yla, BDDK'yla işleri çözmek için mi o adam orada? O adam ne zaman istifa ediyor? 31 Ağustos'ta. Kriz ne zaman patlıyor? Kanalizasyon ne zaman patlıyor? 17 Eylül'de. O halde İskender'in kulağına 17 Eylül'de bu kanalizasyon patlayacak, sen kaç kurtul diye 31 Ağustos'ta kim fısıldadı? Kim onu Karadağ'a kaçırdı? Sonra geri çağırdı? Bütün bu tablo neresinden tutsanız lime lime dökülen bir devlet yapısını ve maalesef 25 yılda devletimizin getirildiği tabloyu ortaya koyuyor. Devlet yoksa güvenlik yoktur. Devlet yoksa yargı yoktur. Dolayısıyla bizim yeniden bağımsız ve tarafsız anayasal özellikleriyle tüm bu sistemleri, tüm bu dengeleri yeniden kurma, yasama, yürütme ve yargı arasındaki birbirini denetleyen erkler ayrılığını kurmak suretiyle demokrasiyi tesis etme ve suçluyla suçsuzu ayırma, vatandaşın soyulmasına engel olma gibi bir yükümlülüğümüz var. Gece gündüz bu yükümlülüğünüz altında çalışıyoruz. O sorumluluğun vicdani yükünü taşıyoruz.

Gamze Dondurmacı: Arkası gelecek o zaman, buradan onu anlıyorum.

Gökhan Günaydın: Elbette. Elbette. Hiç kimse kuşku duymasın.

Gamze Dondurmacı: Peki Sayın Günaydın, şimdi Fatma Betül Sayan Kaya'yı konuşuyorduk. O fondan elde ettiği 2 milyar 200 milyonu aşan o tutarı konuşuyorduk. Şimdi iade ettiği ortaya çıktı o rakamı. Nasıl değerlendiriyorsunuz siz? Aslında SPK'nın da bir etkin pişmanlık tavrı vardı. İşte iki katını ödeyin diye. Etkin pişman olmadı ya da pişman olmadı demek ki diye mi sormak lazım?

Gökhan Günaydın: Yani Sermaye Piyasası Kurulu yalnızca kriz öncesi tavırlarıyla değil, krizden sonraki tavırlarıyla da soruşturulmalıdır. Bırakın sermaye piyasasının burada olan biteni soruşturmasını, Sermaye Piyasası Kurulunun bizatihi SPK'nın kendisi soruşturmaya konu edilmelidir. Neden biliyor musunuz? 25 Eylül'de SPK bir karar yayınladı. O kararda Özata Denizcilik'te pay işlemlerinden sorumlu olanların isimlerini sıraladı. Dedi ki bu isimler sözü edilen edinimlerinin iki katını hazineye öderler ise etkin pişmanlıktan yararlanabilirler.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak demek maalesef soruşturma ve kovuşturmalardan da kendini geniş ölçüde ari tutma, o pozisyona kendini getirme anlamı taşıyor. Peki bu listede, bu uzun listede Fatma Betül Sayan Kaya'nın ismi var mıydı? Yoktu. Neden yazmadınız? Neden hepsinin ismi var da Fatma Betül'ün ismi yok? Ey SPK, 25 Eylül'de yaptın bunu. Kanalizasyon patladıktan bir hafta sonra yaptın. Neden yazmadın? Soru bir. Peki yazmadın. Fatma Betül Sayan Kaya şimdi 2.2 milyarı ödemiş. Öyle söyleniyor. 2.2 milyar lirayı ödemişse, senin o listenin altında dipnotta gösterdiğin iki katını ödeme lüzumunu yerine getirmemiş. Yani 2.2 milyar lira eksiği var. Niye kabul ettin bu parayı SPK?

Neresinden tutalım senin? Senin kendini soruşturmaya muhtaç bir halin var ki sen borsayı ve buradaki manipülasyonları denetleyecekmişsin ve önleyecekmişsin. Maalesef bu tabloları gördükçe bugüne nasıl ulaştığımızı anlamak üzülerek söylüyorum ki zor bir hal taşımıyor.

Gamze Dondurmacı: Peki, Sayın Günaydın. Şimdi siz bu Gündoğdu Gıda'yı açıkladığınız üzerinden de aslında açıklamanızın 1,5 saati aşkın zaman geçti. Herhangi bir böyle ne bileyim yalanlama ya da "Evet böyle bir şey var biz takibindeyiz sürecin" gibi bir dönüş oldu mu size?

Gökhan Günaydın: Hadi bir yalanlasınlar bakalım. Bütün bilgiler, belgeler elimizde. Yüzde 100 emin olmadığımız bir şeyi açıklayacak insanlar gibi duruyor muyuz? Hadi bir yalanlasınlar bakalım. Asıl mesele şu. Özata Denizcilik daha evvel açıklandı. Bugün Gündoğdu Gıda açıklandı. Orta yerde sizce manipülatif işlemler var mı, yok mu? Manipülatif işlemler varsa bu yalnızca fon tarafında mı, yoksa şirket de buna alet olmuş mu?

Elbette olmuş ve şirketler buralardan büyük paralar kazanmışlar. Şirketlerin sahipleri o halde bunlara yönelik herhangi bir idari cezai yaptırım uygulamaya niyetin var mı? Yoksa ben kulağımın üzerine yatarım, bunları da nasıl olsa kamuoyu unutur mu diyorsun? Kamuoyu unutmaz. Kamuoyu unutmaz. Çünkü buralarda 830 milyar lira civarında bir soygun var.

En basit rakamıyla bu rakamı söyleyelim. Fiktif rakam. Banker Kastelli'nin ortaya çıkan krizindeki bütün rakam 150 milyar liraydı. Yani neredeyse Banker Kastelli skandalının 6 katı büyüklüğünde bir skandal ile karşı karşıyayız. Sadece 6 katı mı? Öyle değil aslında. Çünkü borsa bugün itibarıyla krizden bu yana 3,5 trilyon para kaybetti. Dolayısıyla ekonominin zararı yalnızca 20 milyar dolar değil, neredeyse 100 milyar dolara yaklaşıyor. Ve bunun altında vatandaşın yatırımları var. Vatandaşın ahı var. Vatandaş bundan dolayı intiharın eşiğine gelmiş. Arabasını, evini satılığa çıkartmış. Sen hiç mi burada bir sorumluluk hissetmiyorsun? Sen hiç mi burada bir vicdan azabı duymuyorsun? Dolayısıyla tablo çok ağırdır. Bu tabloyu da sadece partimiz adına değil, asıl olarak vatandaş adına takip ediyoruz. Herkes lütfen bundan emin olsun.

Gamze Dondurmacı: Çok teşekkür ederiz katıldığınız için.

Gökhan Günaydın: Estağfurullah. İyi yayınlar diliyorum. Kolay gelsin.

Gamze Dondurmacı: Teşekkürler. Sağ olun.

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler