YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündemdeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasına eski Tokat Milletvekili Orhan Dire'nin vefat haberini paylaşarak başlayan Günaydın; Etimesgut Belediyesi'ne yönelik operasyon, CHP'li belediyelere uygulandığı iddia edilen hukuki baskılar, Ankara'daki salgın iddiaları, parti bağış kampanyası, orman yangınları ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun siyaseti bırakma kararı hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"ETİMESKUT BELEDİYEMİZE BİR OPERASYON YAPILDI"
Sabah saatlerinde Etimesgut Belediyesi'ne operasyon düzenlendiğini belirten Günaydın, sürecin yargı ayağındaki kronolojisine dikkat çekti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan atamaların ardından gerçekleşen operasyonları tarihlerle aktaran Günaydın, operasyon yapılan belediye sayısının 42'ye, tutuklu belediye başkanı sayısının ise 28'e yükseldiğini ifade etti. Soruşturmaların tek taraflı yürütüldüğünü savunan YENİ Parti Grup Başkanvekili, operasyon yapılan belediyeler arasında neden hiçbir AKP veya MHP belediyesinin bulunmadığını sorguladı. Erdal Beşikçioğlu'nun %56,61 oy oranıyla 203 bin oy alarak seçildiğini hatırlatan Günaydın, halkın sandıktaki iradesinin yok sayılamayacağını vurguladı.
"BUNLARIN TAMAMI SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK MI?"
Gözaltı usullerini ve iktidar kanadından gelen açıklamaları da sert bir dille eleştiren Günaydın, davet edilse ifadeye gidecek belediye başkanlarının sabahın erken saatlerinde evlerinden alınmasının vicdanları yaraladığını söyledi. AKP Grup Başkanvekili'nin tutumunu eleştiren Günaydın, hukuki süreçlerde vicdan ve ahlakın kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.
"TROLLER İÇME SUYUNDAN KAYNAKLANDIĞINI SÖYLÜYOR"
Son dönemde artan ishal ve mide bulantısı vakalarının Ankara'nın içme suyundan kaynaklandığı yönündeki iddialara yanıt veren Günaydın, vakaların sadece Ankara'da değil tüm Türkiye genelinde görülen mevsimsel salgınlar olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Sağlık Bakanlığı ve ASKİ laboratuvarlarının şebeke suyunu 7/24 düzenli olarak denetlediğini aktaran Günaydın, Temmuz 2026 analiz sonuçlarında hiçbir olumsuz değer bulunmadığını bildirdi. Akademisyenlerin ve uzmanların açıklamalarına atıfta bulunan Günaydın, iddiaların troller tarafından siyasi algı oluşturmak amacıyla yayıldığını dile getirdi.
"BU PARTİNİN PARASAL BİR SORUNU YOK"
Parti içi finansman ve bağış kampanyası üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Günaydın, Siyasi Partiler Kanunu çerçevesinde hareket ettiklerini açıkladı. YENİ Parti'nin hazine yardımına veya kamu kaynağına ihtiyacı olmadığını söyleyen Günaydın; milletvekillerinin, üyelerin ve vatandaşların gönüllü katkıları ile şeffaf bir finansman modeli oluşturacaklarını ifade etti. Kendi mal varlığını mecliste ilk açıklayan milletvekili olduğunu hatırlatan Günaydın, polemikler yerine halkın gerçek gündemi olan ekonomi ve tarım sorunlarıyla ilgilenmeye devam edeceklerini vurguladı.
"MADRA ORMANINDAN BANA İNSANLAR CAYIR CAYIR TELEFON EDİYORLAR"
Türkiye'nin farklı bölgelerinde devam eden orman yangınlarına değinen Günaydın, yangın söndürme filolarının yetersizliği ve orman teşkilatındaki liyakatsiz atamalar nedeniyle yangınların büyümeden kontrol altına alınamadığını savundu. "2 dakikada tespit, 11 dakikada müdahale" söylemlerinin sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığını belirten Günaydın, itfaiye ve belediye ekiplerinin mücadelesine destek verilmesi gerektiğini söyledi.
"AHMET DAVUTOĞLU SİYASETİ BIRAKTIĞINI SÖYLEMİŞTİR"
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun siyaseti bırakması ve partisinin kapatılması kararını değerlendiren Günaydın, Davutoğlu'nun açıklamasındaki otoriterleşme ve milli-manevi değerlerin araçsallaştırılmasına yönelik tespitlerin önemine dikkat çekti. Yeni Yol grubunun TBMM çatısı altında faaliyetlerini sürdürmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Günaydın, ifade özgürlüğünün ve siyasi çeşitliliğin korunması gerektiğini ifade etti.
💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Evet değerli arkadaşlar, bugün üzücü bir haberi öncelikle sizlerle paylaşmak isterim. 22. ve 23. dönem Tokat Milletvekilimiz, Türkiye'nin önemli sanayicilerinden ve iş adamlarından Sayın Orhan Dire'nin vefat haberini kamuoyuyla paylaşmanın üzüntüsünü duyuyoruz. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Benim de ayrıca bir hemşehrim ve abim olması nedeniyle özel üzüntümü de sizlerle paylaşmak isterim.
Evet değerli arkadaşlar, bu sabah yeni bir operasyon haberi ile uyandık. Bu kez de Etimesgut Belediyemize bir operasyon yapıldı. Hatırlayacaksınız Ankara Cumhuriyet Başsavcısı 12 Haziran 2026 tarihinde Aykut Çelik olarak tanıtılmıştı. Başka bir deyişle mevcut Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse Yargıtay üyeliğine atanmış ve yerine İstanbul'da Akın Gürlek'in yardımcısı olan Aykut Çelik Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmıştı. Tarihi bir daha hatırlayalım: 12 Haziran 2026. Bundan tam bir ay sonra, 12 Temmuz 2026 tarihinde Çankaya Belediyesi'ne operasyon yapıldı. 12 Haziran, 12 Temmuz... Arkasından Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner ve çok sayıda insan tutuklandı. Bunun üzerinden de iki haftadan biraz fazla bir zaman geçti ve bugün, 30 Temmuz günü Etimesgut Belediyemize de bir operasyon yapıldı. Böylece tutuklu belediye başkanı sayımız 28'e, gözaltındaki belediye başkanı sayımız 2'ye çıktı. Operasyon yapılan belediye sayımız da 42 olarak yeniden ortaya çıktı.
Şimdi soralım ve söyleyelim: Bu belediyelerin içerisinde operasyon yapılan bir tane AKP ve MHP belediyesi neden yok? Bunların tamamı sütten çıkmış ak kaşık mı? Etimesgut Belediyesi'ne bir operasyon yapacaksan, bir soruşturma yapacaksan belediye başkanını insani bir saatte davet etsen gelmez mi? Bütün bu soruları kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bizim bırakmamıza da gerek yok, kamuoyunun vicdanı zaten bunu taşıyor.
Kısa bir hatırlatma yapalım. Erdal Beşikçioğlu bundan 28 ay evvel Etimesgut Belediyesi'ni %56,61'lik bir oy oranıyla kazanmıştı. Kaç oy almıştı? 203 bin oy almıştı. Peki AKP ve MHP'nin birlikte çıkarttığı aday olan Enver Demirel ne kadar oy alabilmişti? 117 bin oy alabilmişti. Demek ki AKP ve MHP toplamına yaklaşık 100 bin fark atan ve böylece belediyeyi kazanan Erdal Beşikçioğlu'nu 28 ay sonra görevden alıyorsunuz. Evet, belediye başkanını görevden alıyorsunuz da milletin gönlünden halkçı belediyeciliği alabilecek misiniz? Bunu ayrıca konuşmak ve tartışmak gerekiyor.
Tabii şunu da ifade edelim. Biraz evvel Aykut Çelik'in atanması ile Çankaya Belediyesi'ne operasyonun arasının tam 30 gün olduğunu söylemiştim. Benzer bir ilişki Akın Gürlek ve Esenyurt operasyonu arasında kurulabilir mi? Evet. Akın Gürlek de 2 Ekim 2024 tarihinde İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmıştı ve 30 Ekim'de, yani yaklaşık bir ay sonra Esenyurt Belediyemize ilk operasyon yapıldı. Yani filmi bir baştan sona, bir sondan tekrar başa sarıp izleyip duruyoruz.
Tabii burada vicdanı olanla olmayanın arasındaki fark ortaya çıkıyor. Dün AKP'nin Grup Başkanvekili, "Evinden alınması gerekiyorsa evinden de alınır" dedi. Bir kadın grup başkanvekili ve milletvekili, bir başka kadın belediye başkanı için hiç olmazsa "Çağrı yapılıp ifadesine başvurulsa daha iyi olurdu" diyebilecek bir vicdan taşımak yerine "Evinden alınması gerekiyorsa evinden alınır" dedi. Yani evinden alınması gereken ne vardı acaba? Silah mı kaçırıyordu? Delilleri mi karartıyordu? İfadeye çağrılsa ne kaybedilirdi? Vicdanın kaybedilmesi bu kadar basit olabilir mi? Tabii Ankara'dan bu ses geliyor, Afyon'dan da başka bir ses geliyor; "Eden bulur" diye... Kim ne etmiş, kim ne bulmuşu biz zaman içerisinde görürüz. Ama bu zaman içerisinde vicdanını ve ahlakını kaybedenleri bu toplum asla unutmayacak. Bunu ifade etmek isterim arkadaşlar.
Bir başka tartışma konusu tabii fırsat buldukça Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne saldırmak. Bazen AKP ve MHP mihraklarından, bazen trollerden, bazen yeni siyasetçilerden, bazen baba-oğul dışarıya asla çıkamaması gerekenlerden, bazen de siyasetin çöplüğüne çoktan karışmış olanlardan çeşitli sesler yükseliyor. Efendim, son günlerde Türkiye'de sadece Ankara'da değil; ishal, kusma, mide bulantısı vakalarında artışlar var. Bu yaz aylarında görülen bir şey. Bir kere daha ifade ediyorum: Sadece Ankara'da değil, Türkiye'nin her tarafında görülüyor. Bunun üzerine troller, biraz evvel saydığım kapsamda bunu Ankara'nın içme suyundan kaynaklandığını söylüyorlar.
Peki Ankara'nın içme suyu, yani yurttaşa musluklardan iletilen şebeke suyu düzenli aralıklarla denetleniyor ve kontrol ediliyor mu? Evet. Sağlık Bakanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü ve ASKİ kendi laboratuvarlarında bunları düzenli olarak denetliyor. Bakın, 2026 yılı Temmuz ayı içerisinde Ankara halkına sunulan içme suyunun kalite kontrol ortalama sonuçlarını Ankara Büyükşehir Belediyemiz üç sayfa halinde yayınladı ve bu üç sayfada normal değerlerin dışında olan bir değer yok. Bu ASKİ laboratuvar sonuçlarıdır. Eğer Ankara Sağlık Müdürlüğü'nün elinde bunun hilafına bir değer olsaydı zaten onlar da bugüne kadar açıklardı.
Şimdi bu tablo çok ortada olmasına rağmen, 7 gün 24 saat esasına göre bu analizler sürdürülmesine ve kamuoyuyla da paylaşılmasına rağmen, en son dün yapılan analizde de bir sorun çıkmamasına rağmen söylediğim gibi troller bunu paylaşmaya devam ediyorlar. Tabii şunu da ifade edelim: Türkiye'de enfeksiyon hastalıkları konusunda uzman olan akademisyenler, şebeke suyundan kaynaklanan salgının başka şeylere benzemeyeceğini söylüyor. Bazen klorlamanın etkisiz hale geldiği kaçışlar olabilir, çok yağmurlu dönemlerde borulardan sızıntı olabilir ama bu böyle mevsimlik bir artış gösteremez diyorlar. Yani azıcık bilen, bunun şebeke suyundan kaynaklanmadığını zaten görür diyorlar. Ağır seyirli viral isaller nedeniyle sağlık sistemine başvuru ve tespit çok. Ancak bu yalnızca Ankara'da değil, bütün Türkiye'de böyle diye akademisyenler, ilgili alanın profesörleri açıklama yapıyorlar. Ama ne gam?
Şimdi özel bir paragraf açmayı hak eden bir kişi var. Antalya'da 660, Ankara'da 133 olmak üzere 843 dairesi tespit edilince önce yalanlamaya kalkan, sonra da "Bunlar babadan kalma" diye zavallı savunmaların içine düşenler buralardan siyasi ikbal peşine düşmüş görünüyorlar. Başka kapıya kardeşim! Ankara Büyükşehir Belediyemiz halkına namuslu ve kaliteli hizmet vermeye devam ediyor. Başka kapıya!
Şimdi bir başka polemik... Memleketin sorunları orta yerde dev gibi büyümüşken insanlar polemiklerle uğraşmaya devam ediyorlar. Bunlarda da bir kapsam sayalım: Eski milletvekili olup şu anda maaşlı troll olarak çeşitli televizyonlarda çalışanlar var. O televizyonlarda partimize ve bizlere saldırarak para kazanan, ailesinin geçimini sağlayan, zengin olanlar var. Onları bir tarafa bırakalım. Onlara eklemlenen küçük büyük troller var. Ellerindeki belediyelerden hâlâ finanse ettikleri, çok katlı gökdelenlerin iletişim bölümlerinden finanse edilen, maaş alan troller var. Ne yazmış onlar? Şimdi bunlara bir de Yeni Şafak eklenmiş, bu da sürpriz değil. "Bağış polemiği..." Efendim, Gökhan Günaydın demiş ki: "Partinin parasal sorunu yok." Buna karşılık Genel Başkan, "Paramız yok, vatandaştan bağış istiyoruz" demiş. Bu çelişki nasıl olabilirmiş? Bunun kaynağını açıklamaları gerekiyormuş! Hatta burada da durmuyorlar, devam ediyorlar. Diyorlar ki: "Gökhan Günaydın'ın sözünü ettiği mali kaynağın hangi gelirlerden oluştuğunu kamuoyuna açıklaması gerekiyor. Özel ile ortaya çıkan söylem farklılığının giderilmesi gerekiyor."
Bir insafsızlar! Şimdi bir şey söyleyeceğim, hak etmiyor değiller. Ağır bir söz ama hak etmiyor değiller. İnsan mümkünse yalan söylememeli. Yalan söylemek zorunda kalırsa yüzü kızarmalı. Böylece hâlâ insanlığının devam ettiğine ilişkin bir işaret almalı insanlık. Peki yalanı defalarca ortaya çıkartılmasına rağmen aynı pişkinlikle bu sefer başka yalanları söylemeye devam edenlere ve buradan da geçim sağlayanlara ne demeli? Yahu yuh olsun!
Peki neden bunu söylüyorum? Bakın, bahsettikleri benim konuşmam bir Koza TV yayınında geçti. Aynen dökümünü veriyorum: "Siyasi Partiler Kanunu'na göre 684 bin TL tavan olmak üzere nakdi yardım ve bu bedele karşılık gelecek şekilde ayni yardım yapılabilir. YENİ Parti'nin genel merkezi bu çerçeve içerisinde gerekli resmi açıklamaları yapacak. O saatten sonra bağış toplarız" diyorum ben. Yeri gelmişken şunu söyleyeyim: Hani Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması var ya, "Hazine yardımından şu alınsın, bu alınsın" diye... Ben size çok açık söyleyeyim, hazine yardımı peşinde falan değiliz. Hazine yardımı da almasın bu parti.
Sonra şöyle devam ediyorum: "Bu partinin parasal bir sorunu yok. Bu partinin kamu kaynağına ihtiyacı yok" diyorum ve devam ediyorum: "Milletvekillerimiz kendi bağışlarını zaten yapıyorlar, paralarını kestiriyorlar. Ayrıca 'Ekimimin yarısını sana vereceğim' diyenden, 'Senin için tosun besliyorum' diyen insana kadar; 'Emekli maaşımın yarısını, dörtte birini sana vereceğim' diyenden '2 aylığımı, 3 aylığımı sana vereceğim' diyene kadar büyük bir toplumsal destek görüyoruz. Siyasal partiler aslında aidatlar üzerinden yürür. Biz geniş bir üyelik platformu ve buna bağlı aidat sistemi yapacağız ve böylece çok kısa süre içerisinde milyonların üzerine çıkacak üye sayısına sahip olacağımız konusunda kuşkum yok. Dolayısıyla YENİ Parti kendi kaynağını, kendi kuralları uyarınca kendine yakışır bir şekilde oluşturacak ve hayata geçirecek."
Şimdi bu cümleler üzerinden ahlaksızlar ordusu, "Gökhan Günaydın ve Özgür Özel arasında farklı ve çelişkili söylemler var" diyorlar ve bunu öyle bir yere götürüyorlar ki "Paramız yok diyen Gökhan Günaydın parasının kaynağını açıklasın" noktasına getiriyorlar. Beyinsizler! Şu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde mal varlığını talep üzerine açıklayan ilk ve tek milletvekili benim. Fazla uzun da sürmedi zaten, üç satırda mal varlığımı açıkladım. Buna bu başlığı atacağına, "Bağış polemiği" başlığını atacağına, Gökhan Günaydın'a "Mal varlığını açıklasın" diyen Gökçekler ve onların trolleri ile AKP'li, MHP'li milletvekillerine "Bir taneniz de şu sıraya eklensin ve mal varlığını açıklasın" diye yazamıyor musunuz? Bunun peşine düşebilecek bir basın kalmadı mı bu memlekette? Dolayısıyla tabloyu buralardan görmek ve buralardan okumak lazım. Polemik yapanlar için de şunu söyleyeyim: Polemik peşinde değiliz. Biz dün, evvelsi gün tekstilin sorunlarını araştırma önergesi olarak meclise indirdik. Dün esnafın sorunlarını konuştuk. Bugün tarımın sorunlarını konuşacağız. Siz polemik peşinde koşun, biz memleketin derdinin peşinde koşmaya devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, orman yangınları memleketi kasıp kavuruyor. Çanakkale, Muğla, Yalova, Antalya, Kütahya, Balıkesir başta olmak üzere birçok noktada orman yangınları var. Elbette sıcaklığın çok yükseldiği ve nemin önemli ölçüde düştüğü bu ortamda yangınlar sadece Türkiye'de değil; İspanya'da da, Yunanistan'da da oluyor. Ama bizim bir farkımız var. Biz sürekli şunu söylüyoruz: Orman yangınları meselesinde kamunun daha etkin, daha iyi bir filoya sahip olması gerektiğini düşünenleri, orman yangınlarını teşvik etmekle suçlayan bir akla sahip bu memleketin idaresi. Ve hep bize şunu söylüyorlar: "Tespiti 2 dakikada, ilk müdahalesi 11 dakikada..." Ya tespiti 2 dakikada, ilk müdahalesi 11 dakikada da Madra ormanından bana insanlar cayır cayır telefon ediyorlar! "Yanıyoruz, evlerimize, işletmelerimize kadar dayandı yangın ve bir tane hava aracı, bir tane karadan müdahale eden göremiyoruz" diyorlar. Kuşkusuz orada çalışan arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ederiz; itfaiye personelimize ve yardımcı personele... Belediyelerimiz o yangınların söndürülmesi için her türlü çabanın içerisinde oluyor. Fakat bu 11 dakika ve 2 dakika polemiği eğer geçerli ise neden biz bu yangınları daha büyümeden bastıramıyoruz? Orman teşkilatında liyakata dayalı olmayan ve yangında yetkin olmayan personelin bu alanlarda çalıştırılmasının yangın meselesindeki etkinliği azalttığına ilişkin haklı eleştiriler bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkıyor. Bunu da ifade etmek isterim. Mevcut devam eden yangınların bir an evvel söndürülmesi, mal ve can kaybının olmaması hepimizin ortak dileğidir.
Değerli arkadaşlar, basın toplantımızın son konusu Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı açıklama. Sayın Davutoğlu bir açıklama yaparak siyaseti bıraktığını ve Gelecek Partisi'nin de kapatıldığını söyledi. Ahmet Davutoğlu Türkiye Cumhuriyeti'nde başbakanlık yapmış bir insan ve başbakanken nasıl görevden zorla el çektirildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla AKP kadrolarında uzun zamanlar boyunca en üst düzeyde görev yapmış bir insan. 4 sayfalık açıklamasında birkaç cümlenin altını çizdim, sizle paylaşmak isterim: "Bu sürecin en tehlikeli yönü otoriter düzenin kalıcılığının milli ve manevi değerler üzerinden meşrulaştırılmasıdır. Milli ve manevi değerler hiçbir iktidarın sınırsız gücünü meşrulaştırma aracı değildir. Aksine bu değerler gücü ahlak ve hukukla sınırlama sorumluluğu yükler" diyor Ahmet Davutoğlu. Ve sonra bir şey daha söylüyor: "Bir diğeri otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesidir." Şüphesiz kendi görüşlerini söylüyor. Şüphesiz bir başka siyasal partinin aldığı karara saygı duyarız, kendi tutumlarıdır. Kendi tutumlarıyla yurttaşın önüne çıkarlar. Ancak Ahmet Davutoğlu'nun bu açıklamalarının Türkiye için dikkat edilmesi gereken, iktidar için çok önemli ve dikkate alınması gereken savlar olduğunun altını çizerim. Yeni Yol grubunun da Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisindeki faaliyetlerine devam edecek olmasına ilişkin yapılan açıklamayı da memnuniyetle karşıladığımızı ifade ederiz. Çünkü biz ifade özgürlüğünün en geniş anlamda vücut bulmasından yanayız. YENİ Parti adına sizleri bu çerçevede saygıyla selamlıyorum, teşekkür ederim.
Şöyle söyleyeyim: Bağış kampanyası başladıktan birkaç saat sonra ilgili genel başkan yardımcısı arkadaşımız kampanyanın ulaştığı rakamı bana ifade etti. Oldukça önemli bir rakam. Ben bu rakamın çok iyi ve yukarıya doğru gideceğini düşünüyorum. Şüphesiz bağış kampanyası tek başına yeterli olmayabilir ama nakdi yardımların ötesinde ayni yardım yapacak çok fazla yurttaşımız var. Ben sizlere "Otobüs göndereceğiz" lafını bu kulaklarımla defalarca duydum, yurt içinden ve yurt dışından. Dolayısıyla ben hem yeterli olacağını düşünüyorum hem de çok açık bir kere daha ifade edeyim: Siyasal partiler finansmana bağlı olarak yaşamak boyunduruğundan kurtulması gereken partilerdir. Biz otobüslerin üzerinden de kampanyalar yürüttük, caddelerde bankların üzerinden de konuşmalar yaptık. Caddede bankın üzerinden yapılan konuşmayı ben kendi adıma tercih ederim. Para yokluğu veya eksikliği siyasetteki eksikliğin bir gerekçesi olamaz. O finansman ya karşılanır ya da herkes kendi yağıyla kavrulmanın yolunu bulur. Teşekkür ederim, sağ olun.


















