CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Meclis’te gerçekleştirdiği hitabında Türkiye’nin derin bir iktisadi krizle boğuştuğunu vurgularken, iktidarın asli sorunları çözmek yerine ana muhalefet partisine saldırdığını ifade etti. Günaydın, tarihsel darbelerden güncel yargı kararlarına kadar geniş bir çerçevede hükümete yönelik eleştirilerini sıraladı.
“İNSAN TARİHTEN BU KADAR MI KOPAR?”
Gökhan Günaydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’yi geçmişteki darbelerle ilişkilendirmesine tepki gösterdi. 1960 darbesinin CHP tarafından yapılmadığını, darbe bildirisini okuyan ve fiilî liderlik yapan isimlerin belli olduğunu hatırlattı. 1971 muhtırasına karşı çıkan Bülent Ecevit’in dokuz ay sonra genel başkan seçilerek CHP’yi birinci parti yaptığını vurguladı. Ayrıca 1980 darbesinde bizzat CHP’nin kapatıldığını, liderinin hapsedildiğini ve mal varlıklarına el konulduğunu belirterek, iktidarın tarihsel gerçeklerden uzaklaştığını savundu.
“15 TEMMUZ SİZİN KOALİSYON ORTAKLARINIZ TARAFINDAN YAPILDI”
Gezi sürecini Türkiye’nin “ilk başkaldırısı” ve ekolojik bir refleks olarak tanımlayan Günaydın, oradaki gençleri darbeci ilan etmenin bu ruhu anlamamak olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişiminin faillerinin CHP değil, devlet içine sızan eski koalisyon ortakları olduğunu dile getirdi. İktidara yönelik eleştirilerine devam eden Günaydın, bugün kurulan yeni ortaklıkların da gelecekte benzer sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
“TÜRKİYE’DE 30 MİLYONDAN FAZLA İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA”
Ekonomik verilere dikkat çeken Günaydın, Türkiye’de açlık sınırının 33 bin lira, yoksulluk sınırının ise 106 bin liraya ulaştığını açıkladı. Emekliler, asgari ücretliler ve işsizlerden oluşan 30 milyonu aşkın insanın açlık sınırı altında yaşadığını ifade eden Günaydın, ekmeğin fiyatının 17,5 liraya çıktığını ve bir asgari ücretlinin maaşının önemli bir kısmını sadece ekmeğe ayırmak zorunda kaldığını belirtti.
“SİZDEN KORKAN BİR ADIM GERİ ATAN SİZDEN KÖTÜ OLSUN”
Hukuksuzluklara da değinen Günaydın; Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamayı, Akbelen’deki doğa savunucularının tutuklanmasını ve siyasi operasyonları asıl “darbecilik” olarak nitelendirdi. İktidarın hamasetle ekonomik gerçekleri gizleyemeyeceğini savunan Günaydın, baskılara karşı geri adım atmayacaklarını vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, dün akşam zor saha ve hava koşullarında Kosova’yı 1-0 yenerek Millî Takım’ımızın yeniden Dünya Kupası’na katılmasını sağlayan çocuklarımıza içten teşekkürlerimi sunmak isterim, emeklerine sağlık. Dünya Kupası’na yeniden Millî Takım forması altında katılmak heyecan verici olacak. Şüphesiz, Dünya Kupası’nda da başarılarının devamını diliyoruz.
Şimdi, bugün Türkiye çok ciddi sorunlarla karşı karşıya, birazdan bahsedeceğim. Ciddi iktisadi krizin tam ortasındayız; aynı zamanda küresel kriz, bölgesel kriz, yanı başımızda devam etmekte olan çok sıcak bir savaş var, Türkiye âdeta bu krizlerle boğuşuyor. Kimisi dünyadan doğdu, kimisini kendi elleriyle yarattılar ama memleketin Cumhurbaşkanı ve memleketin AKP Genel Başkanı yatıyor kalkıyor “Ce-Ha-Pe”yle uğraşıyor, âdeta Cumhuriyet Halk Partisi memleketin tek konusu hâline gelmiş Erdoğan’ın nezdinde. Evet, iktidarınızı sürdürmek için birinci partiyle uğraşmayı görev sayarsanız bu makul görülebilir ama önemli olan, vatandaşların rızasını tekrar kazanabilmek. Dolayısıyla saldırarak değil rıza kazanarak bir şey yapmanız lazım. Peki, saldırıyorsunuz; saldırırken de sizleri konuştuklarınızla kimsenin yalanlayamaması lazım.
Şimdi, bir darbeler tarihî izledi, darbeler tarihî anlattı. Ya, ben hayretle izledim, hayretle izledim. Şimdi, onun gibi hamaset yapmayıp teker teker, sakince anlatacağım.
27 Mayıs 1960 darbesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılmış. Cemal Madanoğlu adını biliyor mu acaba? Darbenin fiilî lideri oydu, Alpaslan Türkeş darbe bildirisini radyolarda okuyan kişiydi ama 27 Mayıs 1960 darbesi Erdoğan’ın tahayyül dünyasında Cumhuriyet Halk Partisinden kaynaklanmış. Bugün sen kimlerle berabersin ve buranın üzerinden sen nasıl bu çıkarımı yapabiliyorsun?
Geldik 12 Mart 1971’e. O darbenin de faili bizmişiz. Yahu, tarihten insan bu kadar mı kopar? Bülent Ecevit 12 Mart 1971’e karşı çıktığı için dokuz ay sonra yapılan Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’nda CHP Genel Başkanı seçildi ve hemen arkasından, ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’nin 1’inci partisi yaptı, bu kadar mı tarihten uzaksınız?
12 Eylül 1980 darbesi; bu darbeyi de CHP yapmış! Ya, bu darbe sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı, Bülent Ecevit Zincirbozan’a gönderildi, mal varlıklarımıza el konuldu, siyasi yasaklar getirildi. Arkasından rahmetli Ecevit 3 kez darbecilere karşı çıktığı için Ulucanlar Cezaevine konuldu. Ulucanlar Cezaevinde koğuşta yattığı yer belli, müzesi belli. Hiç Ulucanları da mı ziyaret etmedim be kardeşim, insan bu kadar mı tarihten kopar?
28 Şubat bizim eserimizmiş! Ben söyleyeyim, burada bulunan bütün milletvekili arkadaşlarımın ben ruhlarını, kalplerini ve beyinlerini biliyorum. Kadınlar ister başörtüsü takarlar, ister açarlar kafalarını. Tanklarla demokrasiye ince ayar falan verilemez ama sen laikliği Anayasa’dan çıkarmaya teşebbüs eden işlerin odağı hâline gelirsen sana Cumhuriyet Halk Partisi sivil inisiyatifiyle “Hayır.” der. Dolayısıyla bunu da sana iade ediyorum.
Gezi süreci; Gezi Türkiye’nin ilk başkaldırısıdır. Orada bulunan çocukları, gençleri darbeci ilan etmek, herhangi bir siyasal partinin arkasında konumlanıyor olarak tarif etmek herhâlde o ruhu hiç anlamamış demektir. Cumhuriyet Halk Partisi o çocukların üzerinde dominasyon gücü yapabilecek bir siyasal parti değildir, hem istemez hem de istese de yapmaz, yapamaz. Dolayısıyla hâlâ anlamıyorsunuz ki yukardan verilen bu bağır çağır ekolojik yaşama saldırıların artık bir devamı olacaktı, refleksi olacaktı ve bunu hâlâ anlayabilmiş değilsiniz. 15 Temmuz 2016’yı da biz yapmışız, öyle mi? Yani insan gülecek de nasıl gülsün diye şaşırıyor arkadaşlar. 15 Temmuz 2016 devlete sızanlar tarafından değil sizin koalisyon ortaklarınız tarafından yapıldı. Onları tasfiye etmeye çalışıyorsunuz, on yıldır devam ediyor. Peki, onların yerine başka koalisyon ortaklarını almadınız mı? Onlar da bir gün sizden daha fazlasını isteyecekler. Hani hatırlıyor musunuz? “Ne istediniz de vermedik?” diyordunuz ya, şimdi de başkalarına söylüyorsunuz “Ne istediniz de vermedik?” diye. Dolayısıyla, dün başınıza ne geldiyse bugünkü koalisyon ortaklarınız da yarın başınıza benzer şeyleri getirebilir. Eğer Türkiye demokrasi muhafaza edilmek isteniyorsa geçmişten ders almak, hatalarınızdan ders çıkarmak zorundasınız. Ha, darbeci kimdir ben söyleyeyim size: Üyelerinin tamamını, istisnasız tamamını atadığınız Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak darbeciliktir. Akbelen’de köyüne, toprağına, zeytin ağacına şiddete karşı savunma ihtiyacı içerisinde sarılan Akbelen muhtarının kızı Esra Işık’ı gözaltına alıp tutuklamak darbeciliktir. Sizi yeneceği çok açık olan, 7-8 puan önünüzde Cumhurbaşkanlığı seçimini götüren insanı bir alacakaranlıkta gözaltına almak darbeciliktir.
Belediyelere her sabah operasyon yaparken kendi belediye belediyelerinizdeki usulsüzlüklere göz yummak memleketin geleceğine ihanettir ve darbeciliktir. Bunları çok açık söyleyeyim. Tabii, şunu da ifade edelim: Sen bunları yaparken neyi saklamaya çalışıyorsun? Türkiye’de açlık sınırı 33 bin lira, yoksulluk sınırı 106 bin lira. Memleketin 15 milyon emeklisi, memleketin 10 milyon asgari ücretlisi ve memleketin geniş tanımlı işsizlik sınırına göre 11 milyon işsizi yani 30 milyondan fazla insan açlık sınırının altında yaşıyor. Yalnızca ilk iki ayda enflasyon oranı yüzde 8’i bulmuş, bu cuma günü mart ayı enflasyon verileri açıklanacak, burada yalnızca akaryakıttan yüzde 2-3 puan farkla fazla şey gelecek, ekmek 15 liradan 17,5 liraya çıkmış. Bir asgari ücretli ya da emekli on aylık maaşının bir ayını yalnızca ekmek parasına ayırabilecek duruma gelmiş. Sen böyle hamasetle ve CHP’ye saldırarak bunları halının altına süpürebileceğini sanıyorsun. Çok açık söylüyorum, bak, böyle sakince, hiç bağırmadan, hiç kızmadan söylüyorum: Sizden korkan, bir adım geri atan, bir lafını eksik söyleyen, bir milim eğilen sizden kötü olsun.
Çok teşekkür ederim.






















Sosyal Medya Hesaplarımız