Gökhan Günaydın’dan TBMM’de Sert Tepki: Bu A4 Sayfası Değil Aynadır, Muhasebenizi Yapın
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen uzman erbaş kanun teklifi aleyhinde çok sert bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasını üç ana eksen üzerine kuran Günaydın; NATO Zirvesi gerekçesiyle milletvekili otoparkının kapatılmasından yargı bağımsızlığına yönelik müdahalelere, kamulaştırma mağduriyetlerinden kanun teklifinin anayasaya aykırılığına kadar pek çok kritik konuyu gündeme taşıdı. İktidarın yargı denetimini işlevsizleştirdiğini savunan Günaydın, kanun teklifini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götüreceklerini ilan etti.
“BU, ULUSAL ONUR MESELESİDİR”
Günaydın, konuşmasının ilk bölümünde Meclis otoparkına asılan ve NATO Zirvesi nedeniyle araçların çekilmesini isteyen nota tepki gösterdi. AKP milletvekillerine seslenen Günaydın, kendi memleketinde yabancı bir organizasyon gerekçe gösterilerek Türk milletvekillerinin alanlarının kısıtlanmasını eleştirdi. Geçmişte yaşadığı benzer bir otel anısını paylaşan Günaydın, bu durumun bir ulusal onur meselesi olduğunu vurgulayarak Meclis iradesinin korunması gerektiğini ifade etti.
“MİLLETVEKİLLİĞİ ŞARLATANLIK DEĞİLDİR”
Yargı mekanizmasının ve seçilmişlerin düşürüldüğü durumu eleştiren Günaydın, Ekrem İmamoğlu’nun davasında bir hâkim ile milletvekili arasında yaşanan gerilime değindi. Hâkimin bir milletvekiline yönelik sarf ettiği iddia edilen ifadelere sert tepki gösteren Günaydın, milletvekilliği makamının iktidar politikaları yüzünden itibarsızlaştırıldığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
“BU AYNA NOTUNUZDUR”
Uzman erbaş yasasındaki 7’nci maddeyi detaylıca eleştiren Günaydın, AKP’nin 23 yıllık yönetiminde yargı reformu iddialarından geldiği noktadaki çelişkiyi gözler önüne serdi. Geçmişte disiplin cezalarını idari yargı denetimine açan AKP’nin, bugün terör iltisakı isnadı bahanesiyle idare mahkemesi kararlarının uygulanmasını engellediğini belirtti. Davaların Danıştay ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulu kararlarına bağlanarak on yılı aşkın sürelere yayılmak istendiğini söyleyen Günaydın, idari yargı denetiminin fiilen ortadan kaldırılmaya çalışıldığını savundu.
“BİR ÇÖKMEDİĞİNİZ VATANDAŞIN MALI KALMIŞTI, ONA DA ÇÖKTÜNÜZ”
1956 yılı öncesinde yapılan kamulaştırmasız el atmalarla ilgili yeni düzenlemeyi de sert bir dille eleştiren Günaydın, vatandaşların mülkiyet hakkının gasbedildiğini ileri sürdü. Mirasçıların onlarca yıldır takip ettiği davaların, davanın açıldığı eski tarihlerdeki rayiç bedeller üzerinden ödenmek istenmesini adaletsizlik olarak nitelendiren Günaydın, iktidarın bu düzenlemelerle AYM kararlarının arkasından dolanarak zaman kazanmaya çalıştığını ifade etti.
💬 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamı üç ana eksen üzerinde çerçevelendirmeye çalışacağım. Birincisi şu: Havaalanında hepimizin kullandığı bir otopark var, milletvekilleri olarak hepimiz kullanıyoruz. Bu havaalanında şu anda oraya gittiğinizde şöyle bir not var: “NATO Zirvesi nedeniyle 1 Temmuz ila 10 Temmuz 2026 tarihleri arasında otopark kapalı olacaktır, park hâlinde bulunan araçlarınızı alınız.” Şimdi soruyorum: Ey AKP milletvekilleri, siz Amerikalılara bir tehdit mi oluşturuyorsunuz? Siz tehdit oluşturduğunuz için mi “Arabalarınızı koyduğunuz yerden çekin.” diyorlar. Bakın, ben ne olduğunu söyleyeyim…
Sen oradan bağırma, bağırma. Bak, buradan çok mantıklı bir şey söylüyorum sana. Bana bu söylendi, bana bir otelin önünde iki yıl evvel “Burada Amerikalılar toplantı yapacaklar, arabanızı çekin.” dediler. Ben de onlara dedim ki: Belki Amerikalılar bana tehdit oluşturabilirler, benim memleketimde benim arabamı çekmemi hiç kimse söyleyemez. Anlatabiliyor muyum? Bu, ulusal onur meselesidir, belki duymadığınız budur.
Başka bir şey daha söyleyeyim: Bugün bir davada, duruşmada Ekrem İmamoğlu ile hâkim bir tartışma yaşıyor. Milletvekilleri yüz metre ötede oturuyorlar, mübaşir milletvekilini dışarıya çıkartmaya çalışıyor, milletvekili ile hâkim arasında geçen zerre diyalog yok, o milletvekilliğini, seçilmiş milletvekilliğini öyle ayağa düşürdünüz ki hâkim diyor ki: “Milletvekilliği şarlatanlık değildir.” Yazıklar olsun, bu lafı söyletene de bu lafı söyleyene de yazıklar olsun! Bunu buraya bırakıyorum.
Gelelim bu yasaya, bu yasa uzman erbaş yasası, elbette burada olumlu gördüğümüz birçok husus var zaten, bunları kayıt altına aldık. Bakın arkadaşlar, 7’nci madde, öyle açıklamaya çalıştınız ki onlardan bir tanesi de Hulusi Akar, diyor ki: “Millî Savunma Bakanlığı personeli, Jandarma Sahil Güvenlik personeli, polis akademisi personeli, MİT personeli, bunlar terörle iltisaklı bir suçla isnat edilirlerse kamu görevine alınma, kamu görevinden çıkartılma, arşiv araştırması, güvenlik soruşturması konusunda bir olumsuzlukla karşı karşıya kalırlarsa bunlar idari dava açarlarsa bu idari dava tüm aşamalardan kesinleşene kadar uygulanamayacaktır.” lafını “Ama bu terör.” diye açıklamaya çalışıyor. Ya, isnat olunanın adı ne olursa olsun, mahkemeler Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri değil mi? İlk derece mahkemesinde hâkim haklıyı haksızı ayırmayacak mı? Siz ilk geldiğinizde disiplin suçlarının aşamaları vardı ve buralarda uyarma ve kınama cezaları idari yargı denetiminin dışındaydı. Biz bunu yıllarca eleştirmiştik, siz de geldiniz, doğru bir uygulamayla uyarma ve kınama cezalarını dahi idari yargı denetimi içine aldınız ve yirmi üç yıl sonra diyorsunuz ki: “İdare mahkemesinden karar almak yetmez, bölge idare mahkemesi de yetmez, Danıştay da yetmez; İdari Dava Daireleri Genel Kurulundan karar alacak ki ölmez, sağ kalırsa on küsur yıl sonra ancak o takdirde idare davasının sonucunu uygulayabilirim.” Geldiğiniz yer budur arkadaşlar, ben size bir kâğıt tutmuyorum, aynı zamanda size bir ayna tutuyorum; bu ayna notunuzdur, bu aynadaki notunuzu kendinizin yirmi üç yıl içerisinde aldığı mesafeyle lütfen araştırın.
Bir başka konu, 1956 yılından evvel kamulaştırma yapmamış devlet ama fiilen el koymuş, öyle mi? Fiilen el koyduğu araziler kamulaştırma sayılır. Başka? Eğer vatandaşın mirasçıları buraya dava açmışlarsa, bıkmamışlar otuz yıldır da takip etmişlerse o takipten nasıl bıktıysanız diyorsunuz ki: “Davanın açıldığı tarihteki yani 1960’lı yıllardaki rayiç üzerinden ben bunu değerlendiririm.” Bir çökmediğiniz vatandaşın malı kalmıştı, ona da çöktünüz. Peki, soralım, kimlerin malı bunlar? Hangi bölgede, kaç hektar arazi; bilen var mı aranızda? Ya, biz en azından merak ediyoruz, sizde merak eden de yok be kardeşim; bu noktaya nasıl geldiniz? Bütün bunları iyi araştırmanız ve iyi sonuca bağlamanız lazım.
Bu çerçeve içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi bu yasa teklifine yalnızca “hayır” demekle kalmayacak, Anayasa Mahkemesine götürecek. (CHP sıralarından alkışlar) İçinizde öyle hukukçular var ki şöyle düşünüyor: “Anayasa Mahkemesi nasıl olsa bize bir dokuz ay daha izin verir. ‘Dokuz ay daha hukuksuzluğu yapın.’ der. Ben de o dokuz ay içerisinde Anayasa Mahkemesi kararının aleyhinde olmak üzere, buradan bir kanun daha çıkartırım.” Yasama Meclisini bu hâle getirdiniz, kendinizi de bu hâle getirdiniz.
Bir kere daha tutuyorum, bu tuttuğum bir A4 sayfası değil aynadır, buna bakın ve bence kendi muhasebenizi kendiniz yapın.
Teşekkür ederim.




















Sosyal Medya Hesaplarımız