CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 1 Nisan 2026 tarihinde TBMM’de gerçekleştirdiği basın toplantısında Türkiye’nin yoğun gündemine ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye yönelik “darbecilik” suçlamalarına tarihsel verilerle yanıt veren Günaydın, halkın gerçek sorununun açlık sınırı, enflasyon ve yolsuzluk olduğunu belirtti. Türkiye’nin ekonomik bir savrulma içinde olduğunu vurgulayan Günaydın, toplumun büyük bir kesiminin erken seçim talebi içinde olduğunu ifade etti.
“DARBECİ ARIYORSAN AYNAYA BAKACAKSIN”
Günaydın, iktidarın CHP’yi darbelerle ilişkilendirme çabalarını “tarih bilincinden yoksunluk” olarak nitelendirdi. 1960’tan 15 Temmuz’a kadar olan süreçteki darbelerin CHP ile ilişkilendirilemeyeceğini belirten Günaydın, 15 Temmuz’u yapanların iktidarın eski koalisyon ortakları olduğunu hatırlattı. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını tanımamanın asıl darbecilik olduğunu savunan Günaydın, “Eğer darbeci arıyorsan aynaya bakacaksın” ifadelerini kullandı.
“30 MİLYONDAN FAZLA YURTTAŞIMIZI AÇLIK SINIRININ ALTINA MAHKUM ETTİNİZ”
Ekonomik verilere dikkat çeken Günaydın, açlık sınırının 32.793 liraya ulaştığını, asgari ücretin ve emekli maaşlarının ise bu sınırın çok altında kaldığını vurguladı. Türkiye’nin dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olmasına rağmen 30 milyondan fazla insanın sefalet içinde yaşadığını belirten Günaydın, “Yiyin efendiler yiyin demeyeceğiz, o hortumlarınızı mutlaka keseceğiz” dedi. Ayrıca 200 liralık banknotun alım gücünün 200 ekmekten 12 ekmeğe düştüğünü hatırlatarak hayat pahalılığının ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.
“KIRMIZI SINIRLARIN DIŞINA ÇIKAN HERKESİ İHRAÇ EDECEĞİZ”
Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Barış Yarkadaş’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in aracıyla ilgili iddiaları sorulan Günaydın, Yarkadaş’ın gazeteciliği bırakma sözünü hatırlatarak sert eleştirilerde bulundu. Akçalı ve ahlaki meselelerde tavizsiz olduklarını belirten Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi, Özkan Yalım da dahil olmak üzere kırmızı sınırların dışına çıkan herkesi ihraç edecektir” diyerek partinin bu konudaki net duruşunu ortaya koydu. Bazı medya kuruluşlarının yayın politikalarını da eleştiren Günaydın, bu yaklaşımları “A Haber kafası” olarak nitelendirdi.
“HER ÜÇ KİŞİDEN İKİSİ ACİL ERKEN SEÇİM İSTEMEKTEDİR”
Toplumdaki erken seçim talebinin %65’in üzerine çıktığını ifade eden Günaydın, Türkiye’nin artık yönetilemediğini savundu. Seçimlerin üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen halkın bu talebinin tarihi bir rekor olduğunu belirten Günaydın, “Türkiye eninde sonunda demokrasisini, cumhuriyetini ve özgürlüklerini muhafaza eden bir ülke olmaya devam edecektir” diyerek sözlerini tamamladı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Değerli basın mensupları; sizleri ve aracılığınızla bizleri izleyen milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 1 Nisan 2026, Türkiye’nin yoğun bir gündemi var. Bu yoğun gündem bir taraftan ekonomik sıkıntılar, bir taraftan çok ciddi bölgesel kaos ile kavrulurken, Erdoğan’ın tek gündemi Cumhuriyet Halk Partisi ve ana muhalefet partisi diye tanımladığı Türkiye’nin birinci partisinin önleyemediği yükselişi.
AKP Genel Başkanı, programını başından sonuna kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ne hakaret etmeye yeltenerek ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni darbecilikle suçlayarak geçirdi, tamamladı.
Eğer darbe sözcüğünü ve kavramını çıkartırsak geriye Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir şey kalmazmış… Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in ilanından 50 gün önce kurulmuş bir partidir ve Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’le, Mustafa Kemal Atatürk ile ve laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ile tanımlanan bir siyasal partidir. Şerefle ve onurla 102 yıllık geçmişini sürdüren bir siyasal partidir. AKP de dahil olmak üzere bir çok parti siyasal tarihin gündemine gelmiş, ömrünü tamamlamış ve sonra siyasal tarihin çöplüğünde yerlerini almışlardır. Ama Cumhuriyet Halk Partisi 102 yıldan sonra Türkiye’nin birinci partisi olma konumunu sürdürmektedir.
Biz başka siyasal partilerin çoğu zaman yöneticilerine olmasa da onlara oy veren yurttaşlara büyük saygı duyuyoruz. Buna AKP ve MHP de dahildir. AKP’ye ve MHP’ye oy veren yurttaşlar bizim açımızdan Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefli yurttaşlarıdır. Ancak onların temsilindeki kifayetsizliği görmek bizi üzüyor.
Bugün bu memleketin Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı sıfatıyla bir video izletti ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni darbelerle ilişkilendirmeye yeltendi. Üzülerek söylüyorum; tarih bilincinden bu denli yoksunluk. Cumhurbaşkanı şahsı tarafından sergilenmiş olsa da bu memleketin bir yurttaşı olarak beni üzmüştür. Sırayla gelelim:
27 Mayıs 1960’ı Cumhuriyet Halk Partisi ile tanımladı. Acaba 60 darbesine ilişkin ne biliyor? Mesela 60 darbesinin fiili lideri Cemal Madanoğlu hakkında ne düşünüyor? Darbe bildirisini radyoda okuyan Alparslan Türkeş hakkında ne düşünüyor? Onların hangisiyle, hangisinin temsilcileri ile bugün AKP işbirliği içerisinde siyaset yapıyor ve CHP bunun neresinde? Allah akıl fikir versin…
12 Mart 1971 darbesiyle de CHP’yi ilişkilendiriyor. Rahmetli Ecevit o darbeye çok kesin bir dille karşı çıktığı için, ilk yapılan seçimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı seçilmiş ve hemen arkasından da CHP’yi 80 öncesinde Türkiye’nin birinci partisi yapmıştır. Bunu da mı okumadın Erdoğan? Bunla da mı ilişkin hiçbir fikrin yok?
1980 darbesi ile CHP nasıl ilişkilendirilebilir? Ancak Erdoğan başarabilir bunu. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı, lideri Ecevit Zincirbozan’a sürüldü. Mal varlıklarına el konuldu. Siyasi yasak getirildi yöneticilere. Daha sonraki süreçte üç kez darbeye ve darbecilere karşı çıktığı için rahmetli Ecevit Ulucanlar’da hapsedildi. Hiç Ulucanlar’ı gezmedin mi Erdoğan? Ulucanlar’da Ecevit’in kaldığı koğuşu, bir müze haline getirilmiş yeri hiç görmedin mi? Bu kadar tarih bilincinden yoksunluk, bir devlet başkanına, bir cumhurbaşkanına rakibimiz bile olsa asla yakışmamaktadır.
28 Şubat süreci… 28 Şubat’ta tankların demokrasiye ince ayar vermesine tüm aklı başında Cumhuriyet Halk Partililer karşı çıkmıştır. Tankın olduğu yerde demokrasiden söz edilemez. Yurttaşlarımızın, kadın arkadaşlarımızın, insanların başlarını örtüp örtmeyeceğine ancak o kadınlar karar verebilirler. Ben o dönemde üniversite öğretmeniydim, üniversite hocasıyım; bütün baskılara rağmen benim dersime isteyen başörtülü, isteyen başı açık girdi. Bizim itirazımız Türkiye’nin laik düzeninin ortadan kaldırılması ve siyasal İslam’ın bu memlekete hakim hale getirilmesidir. Din olgusunun, o kutsal duygunun elinizde nasıl çarpıtıldığı ve istismar edildiği her türlü izahtan varestedir.
Gezi süreci bir başka darbe süreciymiş ve bunu Cumhuriyet Halk Partisi yönetmiş… Sizin gençlerle, çocuklarla, özgürlük alanlarıyla sorununuz olduğunu biliyoruz. Orada insanlar Türkiye’nin en şanlı direnişini gerçekleştirdiler. Bu partilerin dışında ve partilerin çok üzerindeydi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin o dönemki genel başkanı olaylardan çok sonra Taksim meydanına çıkabildi. Dolayısıyla Gezi sürecini bir darbe ile ilişkilendirmek ve bunu da Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden okumaya çalışmak, ancak tarih bilincinden yakın tarih bile olsa bu kadar yoksun olmanın bir başka göstergesidir.
Ve nihayet Erdoğan’ın nirvanası; 15 Temmuz 2016’yı da Erdoğan CHP ile ilişkilendirmeyi başardı. Onlar, o darbeyi yapanlar, devlete sızmış olanlar değildi, o darbeyi yapanlar sizin koalisyon ortağınızdı. “Ne istediniz de vermedik ki?” dediklerinizdir o darbeyi yapanlar. O darbenin yapıldığı gün Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisini herkesten önce gelmiş ve açmış ve burada şanlı bir direniş ortaya koymuşlardır. Darbeye ilk karşı çıkan Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarıdır. Sen o gün 15 Temmuz’u yapan ve siyasal İslam’ı kullanan tarikatçılarla nasıl işbirliği içerisindeysen, bugün adları değişmiş, kisveleri ve yüzleri farklılaşmış bile olsa aynı yapılarla hâlâ koalisyon ortaklığı içerisindesin. Dolayısıyla önce kendine bakacaksın, Cumhuriyet Halk Partisi’nin şanlı tarihine dil uzatmaktan vazgeçeceksin.
Ha, darbeci kimdir ben sana söyleyeyim: Üyelerinin istisnasız tamamını atadığın Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamak darbeciliğin ta kendisidir. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi ortada dururken, çağdaş tüm dünyaya hukuk açısından yön veren, sözleşmeye imza atmış herkese yön veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yaptığınız zavallı savunmalarla memleketi utandırıyorsunuz. AİHM kararlarına karşı çıkmaktır darbeciliğin tam adı.
Darbecilik, anketlerde size 10 puan fark atan Ekrem İmamoğlu’nu bir sabahın alacakaranlığında kolluk kuvvetleri marifetiyle evinden alıp doğrudan Silivri’ye tıkmaktır. Darbecilik, Ekrem İmamoğlu’nun bayram kutlama afişlerini kaldırmaya yeltenen zavallılıktır. Darbecilik, sosyal medya hesaplarına getirilen kısıtlamalardır. Darbecilik, örneğin hiçbir şekilde kazanamadığınız Aydın’ı şantaj ve tehditle AKP’li yapmaya gayret etmektir; Söke’yi, Yenipazar’ı, Sultanhisar’ı, milletin size teslim etmediği iradeyi şantaj ve tehditle almaya çalışmaktır, almaktır. Şehitkamil’de, Göle’de, Seydişehir’de, Hasankeyf’te utanmazlığın tarihini yazmaktır darbecilik. Eğer darbeci arıyorsan aynaya bakacaksın; Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana izlediği o temiz geçmişe dil uzatmaya kalkışmayacaksın.
Gaziosmanpaşa’da, Bayrampaşa’da, Beykoz’da, Keçiören’de yaptıklarını bugün Bursa’da yapmaya teşebbüs etmektir darbeciliğin adı. Ya sonra ne oldu? Keçiören’i bugün niye almadın? Darbecilik, Keçiören’de yaptığın işlerin tanımlanmış, sübuta ermiş şeklidir. Bunları çok açık bir şekilde ortaya koyalım, her şey yerli yerinde otursun.
Değerli arkadaşlar, Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor, yerel yönetimler üzerinden sivil darbe yaratılıyor. Biz açıkça söyleyelim: Asker ve sivil nereden gelirse gelsin her türlü darbeye müktesebatımızla, hem kurumsal hem de kişisel müktesebatımızla beraber karşı durmaya devam edeceğiz. Bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin tamamı laikliği son nefeslerine kadar savunurlar ama yine onların tamamı yurttaşımızın isterse başını örtmesine, isterse başını açmasına, yani anayasada tanımlanan inanç özgürlüğüne de sonuna kadar saygı duyarlar ve hayatlarında, mücadelelerinde de bunu göstermişlerdir. Bunları da ifade etmek isterim.
Peki, bütün bu tartışmalar, bu darbecilik tartışmaları, bütün bu yapay gündem memlekette neyi saklıyor? Ben size söyleyeyim: Türkiye’de açlık sınırı TÜRK-İŞ’in en son verilerine göre 32 bin 793 liraya ulaştı. Asgari ücret ne kadar Türkiye’de? 28 bin lira değil mi? Ortalama emekli aylığı ne kadar? 25 bin lira. En düşük emekli aylığı ne kadar? 20 bin lira. Yani bu memlekette siz 16 milyona yaklaşan emekliyi, en az 15 milyon emekliyi; 10 milyona yaklaşan asgari ücret ve altında aylık alan insanları, 11 milyon geniş tanımlı işsizlik çerçevesinde evine gelir girmeyen insanı, yani 30 milyondan fazla yurttaşımızı açlık sınırının altına mahkum ettiniz.
Peki, soralım: Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisiyle 20’nci büyük ekonomisi arasında gidiyor geliyor. Dünyada 220 civarında ülke varken ürettiğiniz gayri safi yurtiçi hasılayla ilk 20’de olacaksınız ama 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşayacak… Size “yiyin efendiler yiyin; aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin” demeyeceğiz. O hortumlarınızı mutlaka keseceğiz, geçmişte bugün yaptığınız ve yapmakta olduğunuz yolsuzlukların hepsinin hesabını size teker teker soracağız.
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin Grup Başkanvekili olarak burada söyleyeyim: Kurumun bu konudaki, partimin bu konudaki toleransı sıfırdır. Hiç kimse ne akçalı konularda, ne ahlaki konularda yurttaşın kabul edemeyeceği çizgilerin sınırının dışına çıkamaz. Bütün ikazlarımıza rağmen bu sınırın dışına çıkan olur ise, Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal olarak kendi tüzesi ve düzenlemeleri uyarınca alması gereken bütün önlemleri alır, almaktadır da zaten.
Memlekette baklava kutularını ve çikolata kutularını yarıştırmayacağız. Memlekette bu düzene son vereceğiz. Memlekette bu düzene son vermenin yolu boş hamasi nutuklarla olmaz. Getirdik, önünüze bir kanun teklifini dayadık. Erdoğan sen ve yardımcıların, başta Adalet Bakanı olmak üzere bütün bakanlar ve yardımcıları, başta ben olmak üzere bütün milletvekilleri ve bütün belediye başkanları, bütün üst düzey bürokratlar; sadece mal beyanlarını çelik kasalara girmek üzere vermeyecekler. O mal beyanları MASAK tarafından saptanacak, geçmişten bugüne siyasete girmeden evvel başlayıp bugünkü mal varlıklarını internette yayınlayacaklar. Böylece memlekette kim hırsızmış, kim onuruyla ülkesi için hizmet ediyormuş herkes görecek. Hamasi nutuklardan vazgeçin, sonuç alacak işlere gelin. Gelin hep beraber görelim. CHP içerisinde varsa hemen gereğini yapalım, AKP içerisinde varsa gereğini yapın.
17-25’te gereğini yaptınız mı ki bugün yapacaksınız gereğini? Bugün bize yolsuzluk konusunda hamasi nutuklar atanların “sıfırla oğlum sıfırla” dediklerini unuttu mu sanıyorsunuz bu memleketin? Evinizden üç gün boyunca boşaltamadığınız paraların kaynağı neydi? Bu memlekette siz rüşvet saatle Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünde, her gün Gazi Meclis diye kutsadığınız Meclisin kürsüsünde nutuk adam adama ne yaptınız ki? Rüşvet alan adamları büyükelçi yapmadınız mı? Ne anlatıyorsunuz bize? Bırakın karşılıklı suçlamalardan vazgeçelim, gelin hep beraber bu yolsuzluk meselesini açık bir yasal düzenleme ortaya koyarak, memleketin de mali kurumlarını devreye sokarak uygulayalım.
Vatandaş bizden ne bekliyor? Vatandaş şunu görüyor: Yalnızca yılın iki ayında enflasyon yüzde 8’i buldu. Yüzde 8 yalnızca ilk iki ayda… Hani diyorlar ya mikrofonu uzattıkları insanlar: “Avrupa’da da enflasyon varmış canım…” Var, doğru Avrupa’da da enflasyon var. Avrupa’da en kabasından enflasyon yüzde 7, yüzde 8, çoğunda yüzde 3, yüzde 4. Yani senin iki aylık enflasyonun neredeyse Avrupa ülkelerinin tamamında yıllık enflasyon.
Cuma günü Mart ayının enflasyon verisi açıklanacak. Yalnızca akaryakıt kaynaklı enflasyonun yüzde 2-3 bandı daha da yukarıya doğru taşıyacağını öngörüyoruz. Yani halkın gerçek gündemi enflasyon ve hayat pahalılığı. Bakın ekmek fiyatı 15 liradan 17.5 liraya çıktı. Acaba o AKP Grubunda Erdoğan’ın çılgınca alkışlayan milletvekillerinden sorun bakalım ekmek fiyatını bilen kaç kişi var? Ekmek fiyatına ilişkin herhangi bir duyarlılık gösteren kimse var mı? 200 lira değil mi en büyük banknotumuz? 2018’de bununla 200 ekmek alınabiliyordu. Biz buna iç ticaret haddi diyoruz. Peki, bugün aynı banknot ile kaç tane ekmek alınabiliyor? Yalnızca 12 tane ekmek alınabiliyor. Ne anlatıyorsunuz siz bize?
Arkadaşlar bir yurttaş, 4 kişilik bir aile günde dört tane ekmek alıyor ise ekmeğe yıl boyunca 25 bin 200 lira para ödüyor ve bu onun neredeyse bir aylık maaşı anlamına geliyor. Yani siz 12 maaştan bir tanesini yalnızca ekmeğe yatıran bir yurttaş kitlesine hâlâ hayal satabildiğinizi sanıyorsunuz. O hayaller bitti. Dolayısıyla bütün bu tablo sizi ilk seçimde göndermeye hazırdır.
Ha şunu söyleyeyim: Yerel seçim, genel seçim, ara seçim… Türkiye gündemlerle oyalanmaktan bir an evvel çıkmalı ve yurttaşın sesini dinlemeli. Tarihin hiçbir döneminde seçimlerin üzerinden yalnızca iki yıldan biraz fazla süre geçmiş iken, yurttaşın erken seçim talebi yüzde 65’in üzerine çıkmamıştır. Bugün hangi kamuoyu araştırması sorarsa sorsun, her üç kişiden ikisi acil erken seçim istemektedir. Bu da bu memleketin yönetilemediği ve savrulduğunun çok açık kanıtıdır. Kaçarak, laf ebeliği yaparak, kendi suçlarınızı laf ebeliği üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne yüklemeye gayret ederek hiçbir yere varamazsınız. Türkiye eninde sonunda demokrasisini, cumhuriyetini ve özgürlüklerini muhafaza eden bir ülke olmaya devam edecektir.
Çok teşekkür ederim. Sorusu olan var mı arkadaşlar? Buyurun.
Soru- Barış Yarkadaş’ın bir iddiası var. Diyor ki: Özkan Yalım’ı CHP’nin partiden atmayacağını iddia ediyor ve diyor ki: Çünkü Özgür Özel’in altındaki arabayı acaba Özkan Yalım mı aldı 2 milyon 800 bin liraya? Acaba Özgür Özel’in kullandığı söylenen o araba İstanbul Beylikdüzü’ne getirilip, iç döşemeleri yaptırıp, sonra da Uşak Belediyesinden 1 milyon 300 bin lira ödendi mi diye bir sorusu var. Buna cevap vermek ister misiniz?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Barış Yarkadaş gazeteciliğe devam ediyor mu? Bırakmayacak mıydı o? Cumhuriyet Halk Partisi seçimleri kazanırsa gazetecilik yapmayacağım demiyor muydu? Dolayısıyla hâlâ gazeteciliğe, hani sizin tanımınızda gazetecilik yapmaya devam ediyor.
Şunu söyleyeyim: Cumhuriyet Halk Partisi, Özkan Yalım da dahil olmak üzere akçalı ve ahlaki meselelerde koyduğumuz kırmızı sınırların dışına çıkan herkesi ihraç edecektir. Barış Yarkadaş o sözünü unutmasın. O sözünü umarım kendisine hatırlatırsınız ama o gazetecilik yapmaya utanmadan devam edecektir.
Ha şunu da söyleyeyim size: Sözcü Gazetesinin genel yayın yönetmeni bize laf yetiştirmeye çalışıyor, Sözcü Gazetesinin yazarı bize laf yetiştirmeye çalışıyor. Böyle bir yayın politikasına geçtiğinizin farkındayız. Tabii ki özgürlüğünüzdür sizin böyle bir yayın politikasına geçmeniz. Bu memlekette asgari ücretliden bahsediyoruz, emekliden bahsediyoruz, tarımın çöktüğünden bahsediyoruz… Bunların hiçbirini haberleştirme, bunların peşinden koşan Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekilini televizyona alma… Alma, yani bunlar tabii senin tamamen özgürlüğüdür. Ama ben “Keçiören meselesinde özeleştiri yapmak lazım” deyince, “gelin size ana haber bültenine konuk edelim…” Bu A Haber kafası… A Haber kafası ile de devam edebilirsiniz, tabii burada bir engel yok. Ama herhalde seçmen, herhalde izleyici, dinleyici, yurttaş bunun notunu veriyordur, vermeye devam edecektir. Yaşadığımız dönemler herkes için turnusol kağıdı olan dönemlerdir. Kimsenin kendisini saklayamadığı dönemleri yaşıyor olmaktan da memnuniyet duyuyorum.
Anayasa’nın 78’inci maddesi, Anayasa’nın 84’üncü maddesi ve İçtüzük 136’ncı maddesi bu konuları düzenliyor. Yani son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra ara seçim talebinde bulunabilir. Koşul ne? Üye tam sayısının yüzde 5’inin boşalması. Yani 30 milletvekilinin boşalması. 30 ay ne zaman dolmuş? 2025’in sonunda dolmuş. Peki, ne zamana kadar yapılabilir? Önümüzdeki seçimlerin bir yıl öncesine kadar yapılabilir. Eğer bu tanımlamaya uyarsak, önümüzdeki seçimlerin anayasal süresinin de 2028 Mayıs olduğunu öngörürsek, demek ki 2026’nın Nisan’ı ile 2027’nin Nisan’ı arasında bir ara seçim yapmak teorik olarak mümkün. 8 milletvekilinin üzerine 22 milletvekilinin daha Meclisi boşaltması gerekecek.
Tabii 1995 sonrasında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle istifa tek taraflı bir işlem olmaktan çıkartıldı ve Genel Kurulun kararına bağlandı. Arkadaşlar bir milletvekili istifa etmek istiyorsa, Genel Kurulun bunu onaylamaması ne demek? Bu Anayasa hükmü doğru ama buradan milletvekilinin iradesini alıyorsun ve bir başka iradeye onu mahkûm ediyorsun.
Şimdi ara seçimden kaçıyor muyuz, kaçmıyor muyuz bunu göstereceğiz. 22 milletvekili istifa ettiğinde AKP “eğer ben bu milletvekillerinin istifasını kabul etmiyorum” derse o seçimden kaçtığının çok açık kanıtıdır. Sayın Genel Başkanın ifade ettiği gibi bu süreç Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ziyaret edilerek sürdürülmeye ve yürütülmeye gayret edilecektir. Kimin sandıktan kaçtığını, kimin kaçmadığını bu alanda da bir başka turnusol kağıdı ile görmüş olacağız.
Soru- Ara seçim aynı zamanda turnusol kağıdı niteliği mi taşıyacak? Çünkü sadece ana seçim belli o boşaltılan illerde ya da istifa edilen illerde mümkün. Onun dışında genel seçimi bu ifade etmiyor. Burada genel bir mesaj mı verecek?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Arkadaşlar biz iki şeyin peşindeyiz. Öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni bırakın bizim talebimizi biraz evvel söylediğim gibi, AKP’ye yakın araştırma şirketleri bile erken seçim talebinin yüzde 65 olduğunu söylüyor. E o halde erken seçim yaparak memleketin şu anda bulunduğu durumu bir saptayalım. 2023 Mayıs’ında bir seçim yapıldı değil mi? Bir de 2024’ün Mart’ında bir seçim yapıldı. O günden bugüne neler değişmiş bir bakalım, hep beraber bir izleyelim. Bunun yolu Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin sine-i millete dönmesiyle mümkün olabilseydi, arkadaşlarımızı derhal tamamen istifa ettirir ve bir erken seçim yaşardık. Ama bu da o sine-i millet meselesi de ancak ara seçime dönebilecek bir yöntemden ibaret. Geriye ara seçim seçeneği kalıyor. Ara seçim seçeneği de maalesef tümüyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinde değil. Çünkü 30 milletvekili boşaldığı zaman onların istifasının kabulü Anayasa’nın ilgili maddesi biraz evvel paylaştığım 84’ü ve İçtüzük 136’ncı maddesi uyarınca Genel Kurul kararına; başka bir deyişle daha somut ifade edersek, iktidar blokunun çoğunluğunun kararına maalesef terk edilmiş durumda.
Biz ne yapmaya çalışıyoruz? İki şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir; ara seçimden kaçıyorlar mı? Erken seçimden kaçıyorlar mı? Bunu çok net olarak gösterelim. İki; kaçmıyorlarsa da sonuçlarıyla yüzleşmelerini sağlayalım. Ne kaçıyorsun? Belki de ara seçimden -hani soruyorsun ya CHP yıkıldı, öldü, bitti- belki de biz kötü çıkarız. Kaçacak bir şey yok. Hazır İhsan Aktaş kenarda seni birinci gösteriyorken kaçacak ne var ki?
Yalnız bir sır vereyim size: İhsan Aktaş en son Kıbrıs’ta yüzde 40’la kaybedeni yüzde 60’ta kazanacak, yüzde 60’ta kazananı yüzde 40’la kaybedecek diye saptamıştı. Sonra da “ben onu anket yapmadım da işte öylesine ifade ettim” demişti. İhsan Aktaş’la çalışanın, pusulası İhsan Aktaş olanın ulaşacağı yer de herhalde böyle bir yer olabilir.
Soru- Bir de Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sözü daha var. Bu belediyelerle ilgili yargılama sürecinde tarafsız, bağımsız ve adil bir yargılama sürecini arzuladığına dair son böyle bir mesajı var.
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Öyle mi? Arzuluyor muymuş? Hepimiz arzuluyoruz…
Yalnız Erdoğan’a şunu hatırlatmak isterim: Türkiye’de yargının tarafsız ve bağımsız olduğuna inananların oranı yüzde 18’e düştü. Sen Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan eski 10. Ağır Ceza Mahkemesi reisine böyle kariyer yaptığı için önce Adalet Bakan Yardımcısı yapacaksın, sonra oradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndereceksin, bütün operasyonları onun üzerinden yürüteceksin… O kişi Cumhuriyet Başsavcısıyken ve Adalet Bakan Yardımcısıyken Lüksemburg’da kurulu dili Fransızca olan Etimine firmasından yönetim kurulu üyesi olarak maaş alacak. Dolayısıyla TMSF’ye bağlı, yürütmeye bağlı bir şirketten bir yargı mensubunun maaş alarak bağımlı olduğu kanıtlanacak, ID numaralarıyla tapular ortaya konulacak… Erdoğan “sus dedi” diyerek sanki velisinden talimat almış bir insan gibi konuşmayacak…
Bana bu memleketin en meczup siyasetçisi, “tarif edilemeyecek serveti var” deyince servetimi, mal varlığımı açıklayıp açıklamama konusunda Özgür Özel’e danışma ihtiyacı duymadım. Bizler özgür insanlarız, özgür siyasetçileriz. Çıktım açıklamamı yaptım. Sen mal varlığını açıklarsan Erdoğan sana kızacak mı? Açıkla malvarlığını. De ki: “ID’ler böyle olmasına rağmen böyle bir şey yoktur” de. Hadi söyle bakalım, aktifini pasifini bir görelim. Sattıklarının, sözleşme yaptıklarının o kaynakları nerede görelim. Ayda 3 milyon, 2 milyon ödemeyi 20 yıllık hakim eşinle beraber nasıl yapabiliyorsun bir görelim.
Ben hayatının 10 yılını neredeyse milletvekili olarak geçirmiş 40 yıllık mühendis, avukat, iktisatçı… Bunların 50’de birini yapamayıp, sen bunları şakır şakır yap. Sonra de ki: “Erdoğan bana mal varlığımı açıklamamamı söyledi. Bu toplara girmememi söyledi.” E ne olacak böyle? İddialar orada, sen de orada durmaya devam edeceksin. Biz de baskıyı senin üzerinden çekeceğiz…
Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmak istiyorsan buna ilişkin koşullar ortaya konulur. Bugünkü 40. Ağır Ceza Mahkemesinin başkanı yıllarca Akın Gürlek’in yardımcısı olarak çalışmadı mı? Çalışmadı mı ya?.. Hangi bağımsız, tarafsız yargıdan bahsediyorsun? Dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha operasyonlar başlarken, herhangi bir iddia dahi ortaya konulamamışken basın açıklamalarıyla insanları itham etti, suç örgütlerinin varlığından bahsetti. Bağımsız ve tarafsız yargı olsa bu memlekette herhalde AKP’nin ilçe başkanları cübbe giyerek kürsüde hakim olarak karşımıza çıkmazlar. Dolayısıyla bütün bu tablo Türkiye’de adaletin ve demokrasinin ne denli aşındığına ilişkin tablolardır.
Ama şunu bir kere daha ifade ederek bitireyim: Bir milim geri adım atmayacağız, bir milim eğilmeyeceğiz, bir tek sözümüzü eksik söylemeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi’ni baskıyla geriletmeye çalışabileceklerini sananlar sükutu hayale uğrayacaklardır.
Teşekkür ederim. Kolay gelsin arkadaşlar.


























Sosyal Medya Hesaplarımız