"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. AYM Başvuruları
  6. »
  7. Torba Yasadaki Anayasaya Aykırı Hükümlerin İptali İçin AYM’ye Başvurduk
bu içeriği paylaşın;

Torba Yasadaki Anayasaya Aykırı Hükümlerin İptali İçin AYM’ye Başvurduk

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, torba yasaya karşı AYM'ye iptal başvurusu yaptıklarını duyururken, parti içindeki hukuksuz disiplin süreçlerine karşı 900 delege imzasıyla olağanüstü kurultay açıklaması yaptı.
Yazı Boyutu:
12px
32px

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, torba yasadaki anayasaya aykırı hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını açıklayarak, eş zamanlı olarak gelen soru üzeerine de parti içinde mutlak butlan kumpasına ve olağanüstü kurultay sürecine dair de açıklamalarda bulundu.

“SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM HAKKINA BÜYÜK BİR ENGEL GETİRİLDİ”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 17 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlanan torba yasada yer alan anayasaya aykırı hükümlerin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduklarını açıkladı. Torba kanunla getirilen düzenlemeleri sert bir dille eleştiren Günaydın, vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyetlerinin kaldırılmasının hem kamu düzenine hem de vatandaşların sağlık hizmetlerine erişim hakkına büyük darbe vurduğunu ifade etti. Son 8 yıldır yaşanan ekonomik kriz ortamında hiçbir ayrım gözetmeksizin yapılan bu vergi hamlesinin sağlık sektörünü derinden yaralayacağını belirterek düzenlemenin iptalini istediklerini vurguladı.

“CANINIZ HER İSTEDİĞİNDE BÜTÇE HAKKINI İHLAL EDEREK DÜZENLEME YAPAMAZSINIZ”

Konuşmasının devamında Botaş’ın Ticaret Bakanlığı’na olan borçlarının mahsup edilmesine değinen Günaydın, maliye ve enerji bürokrasisinin böyle bir talebi olsa dahi bunun bütçe hakkı çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi gerektiğini söyledi. Meclis’i bypass eden adımların bütçe hakkının ihlali anlamına geldiğini belirterek bu maddeyi de AYM’ye taşıdıklarını kaydetti. Ayrıca kamunun elinde özelleştirilecek hiçbir şey kalmadığını dile getiren CHP’li Günaydın; YÖK, üniversiteler, Türkiye İş Kurumu ve diğer tüm kamu idarelerinin mallarının haraç mezat satılmasının önünü açan düzenlemeye “Yangından mal kaçırır gibi kamunun bütün mallarını satmaya yönelik bir düzenlemenin kamu yararıyla hiçbir bağdaşır yanı yoktur” sözleriyle tepki gösterdi.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NİN BU KARARINA RAĞMEN GERİYE KALAN TÜM ENGELLİ GRUPLARI BU HAKTAN İSTİSNA TUTULDU”

Torba yasadaki dördüncü büyük krizin engelli vatandaşların ÖTV muafiyet hakkının daraltılması olduğunu açıklayan Günaydın, daha önce tüm engellilere tanınan bu hakkın AYM’nin açık kararlarına rağmen sadece %40’a kadar ortopedik engellilere indirgendiğini söyledi. Diğer tüm engelli gruplarının mağdur edildiğini belirterek yürütmenin derhal durdurulmasını talep etti. Parlamento pratiğini anayasaya uygun davranmaya davet eden Günaydın, AKP ve MHP blokunun oluşturduğu Cumhur İttifakı’nı sorumluluğa çağırırken AYM’den de hızlı bir iptal kararı beklediklerini dile getirdi.

“YARGININ ARAÇSALLAŞTIRILMASI SURETİYLE RAKİPLERİ ELEMİNE ETME ÇABASININ EN SON İŞARETİDİR”

Basın açıklamasının soru-cevap bölümünde CHP içinde yaşanan sıcak gelişmelere ve yönetim krizine değinen Günaydın, Kasım 2023 kurultayının adli bir yargı kararıyla “mutlak butlan” ilan edilerek iptal edilmesini “seçimli demokratik sisteme yapılmış açık bir saldırı” olarak nitelendirdi. Aralarında kendisinin de bulunduğu 9 milletvekilinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından tüzüğe aykırı olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesine isyan eden Günaydın, parti meclisi (PM) kararı olmaksızın bu işlemin yapılamayacağını, normlar hiyerarşisinin çiğnendiğini vurguladı. Kendisinin Grup Başkanvekili olduğunu hatırlatarak, mevcut yönetimin kendisiyle çalışmak istememesi durumunda izleyeceği tek yolun 138 milletvekilinden güvensizlik önergesi toplamak olduğunu ifade etti.

“BU ÇOK İYİ PLANLANMIŞ HUKUKİ KUMPASTAN ÇIKMANIN YOLU KURULTAYDIR”

PM toplantısı öncesi dengeleri değiştirmek adına 4 PM üyesi milletvekilinin de aralarında olduğu isimlerin disipline sevk edilmesi üzerine 28 milletvekilinin istifa dilekçelerini ulaştırdığını açıklayan Günaydın, Parti Meclisi üye sayısının 30’un altına düştüğünü duyurdu. Tüzük gereği çalışamaz hale gelen PM ve MYK’nın ardından partinin tek çıkış yolunun 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gitmek olduğunu ilan etti. 1 Haziran’dan itibaren noter marifetiyle toplanan delege imzalarının an itibarıyla 900’e ulaştığını belirterek, “Delegenin kahir ekseriyeti kurultaya gidelim diyor. İsterseniz 2 milyon üyeye sorun, referandum yapın. Bu kumpastan çıkmanın tek yolu kurultaydır” diyerek sözlerini noktaladı.

💬 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;

Değerli arkadaşlar, sizleri ve sizlerin aracılığıyla kamuoyuna saygıyla selamlıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bugün 17 Nisan tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış olan torba yasada düzenlenen Anayasa’ya aykırı hükümlerin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve her halükarda iptali için başvurumuzu yapmış bulunuyoruz. Peki, nedir bu düzenlemeler diye sizlerle özet halinde paylaşalım.

Bunlardan birincisi; vakıf üniversitelerinin kurmuş oldukları, bünyelerinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları var. Bu sağlık kuruluşları bugüne kadar Katma Değer Vergisi ve Kurumlar Vergisi düzenlemelerinden istisna tutuluyordu. Getirilen bu torba kanunla bu muafiyetler ve istisnalar tümüyle kaldırıldı. Şimdi Türkiye’de çok ciddi bir iktisadi kriz son 8 yıldır varken, bu krizin de sağlık sektörüne etkileri bu derece büyük olarak hissediliyorken, herhangi bir ayrım gözetmeksizin sağlık kuruluşlarının yatak kapasitesine, niteliğine, niceliğine bakmaksızın, tümüne ilişkin bu istisna ve muafiyetlerin kaldırılmasının hem kamu düzenine hem de sağlık hizmetlerine erişim hakkına büyük bir engel getirdiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu çerçeve içerisinde bu düzenlemenin iptalini talep ediyoruz.

İkinci olarak; BOTAŞ’ın Ticaret Bakanlığına olan borçları mahsup ediliyor. Evet, Türkiye’de maliye bürokrasisinin ve enerji bürokrasisinin bu çerçevede bir talebi olabilir. Ancak bunu bütçe hakkı çerçevesinde değerlendirmek ve Bütçe Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüyorken bunun kapsamında düzenlemek gerekir. Yoksa canınız her istediğinde bütçe hakkını ihlal ederek düzenleme yapamazsınız. Bu, bütçe hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bunu da iptali için Anayasa Mahkemesi’ne taşıdık.

Arkadaşlar bir başka konu, artık bu memlekette özelleştirilecek bir şey kalmayınca bu kamu mallarına kadar erişti. Yapılan düzenlemeyle YÖK’ün, üniversitelerin, özel bütçeli idarelerin, bağımsız denetleyici kurumların, Türkiye İş Kurumu’nun ve diğer tüm kamu idarelerinin malları, talepleri halinde özelleştirmeye açılıyor. Peki, bunun gereği ne? Hangi kamu ihtiyacı ile bunu eşleştiriyorsun? Bunu bütçede tanımlamak yerine, adeta yangından mal kaçırır gibi kamunun bütün mallarını haraç mezat satmaya yönelik bir düzenlemenin herhalde kamu yararı ile hiçbir bağdaşır yanı yoktur. Dolayısıyla bunun da iptalini talep ediyoruz.

Sevgili arkadaşlar, dördüncü önemli konu; engelli yurttaşlarımızı çok yakından ilgilendiren bir düzenleme. Şu anda yanımızda Türkiye Barolar Birliğinin Engelli Hakları Komisyonu yöneticileri var, Görme Engelli Evrensel Hukukçular Derneği’nin yöneticileri var, Engellilerin Haklarına Erişim Platformu’nun başkan ve yöneticileri var. Peki neden? Bu düzenleme nedir ve engelli yurttaşlarımız neden bu derecede önemli bir kurumsal itirazı dile getiriyorlar? Arkadaşlar, kamu, sosyal devlet ve eşitlik ilkesi uyarınca bedeli 2 milyon 873 bin 900 TL’ye kadar olan, motor silindir hacmi 2800 santimetreküpe kadar olan taşıtların 10 yılda bir ilk iktisabında tüm engellilere yönelik ÖTV istisnası tanıyordu. Bu düzenlemeyi iptal ettiler, bu düzenlemeyi daralttılar, bazı engelli tiplerine daralttılar. Anayasa Mahkemesi bir somut norm denetimi çerçevesinde kendisine gelen bir başvuru üzerine dedi ki: “Sosyal devlet ilkesi bu alanda kısıtlamayı kaldırmaz. Dolayısıyla bu alanı tüm engellilere açmanız lazım.” Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına rağmen, bahsettiğim torba yasa kapsamında bu kez %40’a kadar ortopedik engellilere yönelik bu hak tanındı ve geriye kalan tüm engelli gurupları bu haktan istisna tutuldu, bu haktan yararlandırılmadı. Bu son derece aykırı, engelli yurttaşlarımızın hakları aleyhine bir düzenlemedir.

Dolayısıyla bunun da daha fazla mağduriyete yol açmaması açısından öncelikle yürütmenin durdurulmasını ve derhal iptalini talep ediyoruz. Anayasa Mahkemesine aşağı yukarı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen her yasal düzenleme için bu başvuruyu yapıyoruz. Hem parlamento pratiğini Anayasa’ya aykırı, kamu yararına aykırı düzenlemeler yapmaması konusunda AKP ve MHP bloğunu, Cumhur İttifakı bloğunu göreve ve duyarlılığa davet ediyoruz; aynı zamanda Anayasa Mahkemesini de bu anayasaya aykırılıklara daha fazla izin vermeyerek yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını hızlı bir şekilde vermesini talep ediyoruz. Çok teşekkür ederim. O

Soru- Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan MYK toplantısının ardından sizin de aralarında bulunduğunuz 9 milletvekilinin kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiği açıklandı. Bugün de PM toplantısı çağrısı vardı. Toplantı öncesinde 28 isim PM’den istifa ettiğini açıkladı. Neler söylersiniz bu gelişmeler için?

Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Evet, Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyet’le yaşıt bir parti; aslında Cumhuriyet’in ilanından 50 gün önce kurulmuş bir parti. Cumhuriyet Halk Partisinin en temel iddialarından bir tanesi, hukukun üstünlüğünü bu memlekete egemen kılmak. Sizin iddianız bu olursa elbette parti içinde de hukukun üstünlüğüne uygun davranmanız gerekir.

Türkiye’de bir saray darbesi vardır. Bu saray darbesi rejimin herhangi bir engelle karşılaşmaksızın devam etmesini istiyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin önlenemez yükselişini kesmek istiyorlar. Biz Kasım 2023’te kurultay yapmışız, 2.5 yıl sonra 21 Mayıs 2026’da bu kurultayı mutlak butlan ile sakatlıyorsun. Peki, mutlak butlan diye bir düzenleme Siyasal Partiler Kanunu’nda var mı? Yok. Dolayısıyla siz 2.5 yıl evvel yapılmış bir kurultayı ilçe, il ve Yüksek Seçim Kurulunun yetkisinde iken ve belirli zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere bağlıyken, bunların tamamından kendinizi muaf tutarak, bir adli yargı organı aracılığıyla 2.5 yıl sonra iptal ediyorsanız, bu yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, Türkiye’nin seçimli demokratik sistemine yapılmış bir saldırıdır; yargının araçsallaştırılması suretiyle rakipleri elemine etme çabasının en son işaretlerinden bir tanesidir. Bununla 2023’teki kurultayımız da iptal edilerek 2020 kurultayına döndürüldü ve bu çerçeve içerisinde bir yeni mutlak butlan heyeti atandı.

Şimdi bu kişiler ne yaptılar? İçlerinde benim de bulunduğumuz 9 milletvekilini Merkez Yönetim Kurulu kararı ile tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiler. Arkadaşlar biz bundan korkacak, çekinecek bir insan grubu, bir milletvekili grubu değiliz. Durduğumuz yer itibarıyla da bunu bir onur vesilesi sayarız. Ancak partinin kendi hukukuna uyma zorunluluğu vardır. Tüzük açıkça göstermektedir ki, bir milletvekilinin disipline sevk edilebilmesi için Parti Meclisi’nden karar çıkartmak gerekmektedir. Sen nasıl oluyor da bu aşamayı atlıyorsun ve Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile MYK’dan YDK’ya sevk ile bu işlemi sürdürebileceğini sanıyorsun?

İç Yönetmeliğin 78’inci Maddesine dayanmaya çalışanlara şunu ikaz ederim: O İç Yönetmeliğin devamında kesin ihraçla ilgili bir yaptırım maddesi yoktur. Madde 1, Madde 2; normlar hiyerarşisi diye bir şey vardır. Hukuk bilmeyenlere buradan sesleniyorum. Tüzük hükmü açıkken İç Yönetmeliğe dayanarak bir tedbirli ihraç talebini sürdüremezsiniz. İlk söyleyeceğim budur.

İki; ben bu partinin grup başkanvekiliyim. Atanan butlan yönetimi eğer grup başkanvekili ile çalışmak istemiyor ise yapabileceği biricik iş vardır. O da 138 kişilik bir milletvekili grubundan güvensizlik önergesi ile grup başkanvekilliğinin düşürülmesini talep eder. O talep sonrasında eğer salt çoğunluğu yakalayabilirlerse, yani 70 milletvekili “biz bu grup başkanvekillerinin çalışmasına güven duymuyoruz” derlerse doğal olarak buralar boşalır. Sen böyle bir şey yapma, tek kişilik bir organ marifetiyle grup başkanvekilini tedbirli olarak disipline sevk et, böylece grup başkanvekilliğini boşaltmaya çalış. Bunun hukukla da siyasi ahlakla de bağdaşır her hangi bir yanı yoktur.

Üçüncü olarak şunu söyleyeyim; açıkça parti meclisinin yetkileri gasp edilmektedir Merkez Yönetim Kurulu tarafından. Bugün de saat 13.00’te tam bu saatlerde Parti Meclisi toplantısı yapılacaktır. Arkadaşlar biz günlerdir bu Parti Meclisine yönelik hazırlık yapıyoruz. 2020 yılında oluşturulmuş olan 60 kişilik Parti Meclisinin 15 kişilik de yedek üyesi vardır. Yani 75 kişiden bugüne kala kala tartışmalı 57 kişi kalmıştır. Yani yedek üye kalmadığı gibi, üye tam sayısını toparlayacak 60 kişi de yoktur.

Şimdi burada bizimle beraber davranan, partiyi iktidara taşımak için ahlakla, onurla gayret eden arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımızın sayısı da belli. Parti Meclisinin toplantısından bir gün evvel 9 kişiyi tedbirli olarak disipline sevk et, onların 4’ü de Parti Meclisi üyesi olsun; bu yöntemle parti meclisinde çoğunluğu, en azından eşitliği sağlamaya gayret et. Bunun hukukla, siyasi ahlakla anlatılabilecek, açıklanabilecek bir yanı var mıdır? Elbette yoktur. Bu çerçeve içerisinde Parti Meclisinin yalnızca yetkisi gasp edilmekle kalınmıyor, Parti Meclisi de işlevsiz hale getiriliyor. Böyle bir Parti Meclisinde figüran olmanın amacı yoktur. Bu çerçeve içerisinde 28 milletvekili arkadaşımız istifa dilekçelerini hem ıslak imzalarıyla hem de noter marifetiyle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne ulaştırmışlardır. Bu çerçevede 57 kişilik bir Parti Meclisi 30’un altına düşmüştür. İlgili tüzüğümüz, üçte iki çoğunluğun altına düşerse parti meclisinin çalışamayacağını söyler. 60 kişilik üye tam sayısını da bu sayıyı 40’tır. Bırakın 40’ı şu an itibari ile Parti Meclisi 30’un altına düşmüştür. Parti Meclisi yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken Merkez Yönetim Kurulu da yoktur. Bu çerçevede yapılması gereken tek şey, 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya giderek partinin Parti Meclisini, Merkez Yönetim Kurulunu ve Genel Başkanını yeniden seçmesini sağlamaktır.

Bunun bir ikinci yolu da delegeler marifetiyle olağanüstü kurultay çağrısıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin an itibarıyla 1135 delegesi vardır. 1 Haziran tarihinde noter marifetiyle delege imzaları toplanmaya başlamıştır. İlk gün 700 imza toplanmıştır, bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde yoktur. An itibarıyla imza sayısı 900’e ulaşmıştır. 15 günlük süre tamamlanınca bu teslim edilecektir. Dolayısıyla bu memlekette Parti Meclis Üyesi üyelerinin ekseri çoğunluğu “kurultaya gidelim” diyor, delegenin kahir ekseriyeti “kurultaya gidelim” diyor. Bunların hakemliği ortada. İsterseniz 2 milyon üyeye sorun, referandum yapın, dijital olarak oylama yapın, isterseniz de sokaklara sorun. Herkes diyor ki: Cumhuriyet Halk Partisi’ni işlevsiz çalışamaz hale getiren bu çok iyi planlanmış hukuki kumpastan çıkmanın yolu kurultaydır. Bu kurultay aşamasına hiç kimsenin duyarsız kalmaması gerekmektedir. Biz süreci izleyeceğiz ve gerekeni yapacağız.

Çok teşekkür ederim arkadaşlar. 

Haber Galeri:

Bu İçerik 9 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın

Faydalı Linkler

Sosyal Medya

Abonelik