Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), toplumun geniş kesimlerini etkileyen yeni vergi düzenlemesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) resmi başvurusunu yaptı. Başvuru sonrası açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 2026 yılı bütçesinin %89’unun vergilerden oluştuğunu hatırlatarak, yeni düzenlemenin çalışan kesimin omuzlarına binmiş ağır bir yük olduğunu vurguladı. Günaydın, “AKP ne zaman bir vergi yasası getirse, bu toplumun en alt kesimlerine yeni zorluklar anlamına geliyor” dedi.
“DAR GELİRLİDEN ALINIP SERMAYEYE VERİLİYOR”
Günaydın, konuşmasında özellikle tarım işçileri, kapıcılar, şoförler ve öğrenciler gibi kesimlerin prim ve borçlanma oranlarının artırılmasını eleştirdi. Doktorlardan kuyumculara kadar pek çok meslek grubuna getirilen yeni harçları “haraç” olarak nitelendiren Günaydın, çarpıcı rakamlar paylaştı: “Son 10 yılda 8,9 milyar TL’lik vergi aslı ve cezası silindi. Sadece 2026 bütçesinde vazgeçilen vergi geliri 3,5 trilyon TL’ye ulaştı. Bir yanda şirketlerin borçları silinirken, diğer yanda halkın cebine göz dikiliyor.”
EMEKLİ MAAŞLARINDA YÜZDE 25 KESİNTİ TEHLİKESİ
Yeni düzenlemenin sosyal güvenlik haklarına da darbe vurduğunu belirten Günaydın, SGK’nın prim borçları nedeniyle emekli aylıklarının %25’ine el koyabileceği uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanına tanınan 595 milyar TL’lik ek borçlanma yetkisini de eleştiren CHP’li Günaydın, “Ekonomi ‘Türkiye Yüzyılı’ masallarıyla değil, faiz dışı açıklarla ve borç batağıyla yönetiliyor. Biz bu adaletsizliğe karşı hem hukuki hem de toplumsal mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Sevgili basın mensubu arkadaşlarım; 13 Şubat 2016 günü Ankara’da bir Anayasa Mahkemesi başvurumuzun arkasından sizlerle beraber oluyoruz.
Peki, neden Cumhuriyet Halk Partisi Grubu milletvekili arkadaşlarımızla birlikte bu Anayasa Mahkemesi başvurusunu yapma gereği duymuştur? Bir vergi yasası düzenlemesi meclisten geçirdiler. Evet, eğer orta yerde AKP vergi yasası getiriyor ise emeğiyle çalışanlara ve toplumun en alt kesimlerine yeni yükler geliyor demektir.
2026 bütçesinin yüzde 89’u vergilerden oluşmuşken, 2026 bütçesinde 2 trilyon 776 milyar TL faizlere ödeme varken, bu gerçeklere rağmen yeni bir vergi yasası geldi.
Peki, bununla ne yapılıyor? Bununla 2 önemli iş yapılıyor. Birincisi, toplumun en alt kesimi olarak tanımlanabilecek meslek grupları; örneğin tarım ve orman işçilerine, örneğin ev temizliğine giden insanlara, örneğin kapıcılara, dolmuş ve taksi şoförlerine, gebe kadınlara, yurt dışında okumaya giden öğrencilere bunlara yönelik prim ve borçlanma oranları artırılıyor. Yani bunlara deniliyor ki: “Senin kazancından ben daha fazla vergi alacağım” deniyor.
Bunun dışında meslek grupları; doktorlar, diş hekimleri, veteriner hekimler, emlakçılar, kuyumcular… Bunlara yönelik de yeni harç getiriliyor. Yurttaşlarımızın daha rahat anlaması açısından söyleyelim. Vergi beyana göre ya da denetleme sonucunda ortaya çıkan veriye göre alınabilir, tarh edilir, tahakkuk ettirilir. Şimdi deniliyor ki, “bu vergileri vereceksin ama onun da dışında ben sana 10 bin liradan başlayıp 50 bin liraya kadar çıkan harç alacağım” deniyor. Bunun adı harç ama siz bunu haraç olarak da okuyabilirsiniz.
Şimdi sevgili arkadaşlar, yeni vergi düzenlemesiyle toplumun çalışan kesimlerine ve en zor geçinen kesimlerine yeni vergi getirenler acaba kimlerin vergilerini siliyorlar? 2013-2024 yılları arasında, yani 10 yıllık zaman dilimi içerisinde 2 milyar 890 milyon TL düzeyinde vergi aslını sildiler, 6 milyar lira civarında da vergi cezasını sildiler. Yani geçtiğimiz 10 yıl boyunca vergi aslı ve cezası toplamı olmak üzere 8 milyar 909 milyon TL kamu alacağından vazgeçmiş bir AKP hükümetinden bahsediyoruz.
Ancak sevgili arkadaşlar, bu buzdağının yalnızca görünen yüzüdür. Vergi harcamaları adı altında, çeşitli muafiyetlerle, istisnalarla ve indirimlerle yalnızca 2026 bütçesinde vazgeçilen vergi, yani vazgeçilen kamu geliri miktarı 3,5 trilyon TL’ye dayanmış durumdadır. Yani bir taraftan sermayenin, şirketlerin vergi alacaklarından vazgeçeceksin, vergi borçlarını sileceksin, cezalarını affedeceksin, diğer taraftan da Türkiye’de emeğiyle geçinmeye çalışan kim varsa onlara yükleneceksin.
Bugün burada Türk Tabipler Birliği Başkanımız hocamız yanımızda, Türk Diş Hekimleri Birliği yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımız yanımızda, Tüm Emlakçılar Birliği başkanları ve yönetim kurulu üyeleri arkadaşlar aramızda, Emlakçılar Odası arkadaşlarımız, yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımız aramızda… Yani meslek grubunun hakkını, hukukunu savunmayı kendine görev bilenler aramızda. Kimler burada yok? Onlara da hep beraber kamuoyu bakar.
Peki, bunun dışında başka neler yapıldı? Bunlarla yetinilmedi sevgili dostlar, bu düzenlemeyle gelen başka hususlar da var. Örneğin bu çerçevede keyfi uygulamalara neden olacak biçimde sanayicilere uygulanacak destekleme programları idare tarafından belirleniyor. Hangi sanayiciye ne kadar destek yapacaksın? Bunun bir anayasal ölçütü, yasal ölçütü olacak mı? Yoksa keyfiyeti idareye bırakmak hukuka uygun mu?
Cumhurbaşkanına bütçe hakkının aksine 595 milyar TL daha borçlanma yapma yetkisi tanınıyor. Yahu hani sen IMF’ye borç veriyordun? Hani Türkiye yüzyılıydı ve dünyanın en güçlü ülkesiydin? Durmadan yeni borçlanma yapıyorsun, faiz dışı açık veriyorsun; yani aldığın borcun faizini ödeyemediği için dışarıdan yeniden borç almak zorunda kalıyorsun. Bu memleketi bu hale kim getirdi soralım.
Ayrıca sosyal güvenlik hakkının aksine prim borçları nedeniyle SGK emekli aylıklarının yüzde 25’ini kesebiliyor. Yani bir emekli düşünün ki zaten geçinemiyor, bir de borcu var diye aylığının yüzde 25’ini kaynaktan kesiyorlar. Bütün bunların hiçbirinin adaletle, hukukla açıklanabilir bir yanı yoktur.
Son olarak da şunu söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesi’nin önünden ayrılmaz diye bir eleştiri var ya, siz bu adaletsizliği, siz bu halk düşmanlığını yaptığınız sürece biz hem Anayasa Mahkemesinin önünden hem de meydanlardan, sokaklardan ayrılmayacağız, ta ki sizi iktidardan gönderene kadar.
Ben bu düşüncelerle yanımda bulunan Cumhuriyet Halk Partisini temsil eden milletvekili arkadaşlarımla, meslek gruplarını temsil eden meslek insanlarıyla, öğretim üyeleriyle ve elbette tüm hakkını hukukunu savunan yurttaşlarım adına diyorum ki: Asla boyun eğmeyeceğiz, asla bu düzene teslim olmayacağız. Anayasa Mahkemesinin bu çerçevede 10 küsur yıldır vermediği yürütmeyi durdurma kararını derhal vermesi ve ivedilikle iptal kararını çıkartması, daha evvel yaptığımız hayati başvurulara da bir sonuç vererek onları da iptal kararını vermesini beklediğimizi bu ortamda sizlerle paylaşıyoruz ve tüm yurttaşlarımıza saygılarımızı sunuyoruz. Sağ olun, var olun.

























Sosyal Medya Hesaplarımız