Gökhan Günaydın'dan İktidara Sert Tepki: Ekonomide 840 Milyar Liralık Soygun Ve Devlet Krizi
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada iktidarın ekonomi ve dış politikalarını hedef aldı. Türkiye'nin yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacak büyüklükte bir soygun ve devlet kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Günaydın, borsada yaşanan trilyonluk kayıplar ve yabancı yatırımcıların ülkeyi terk etmesi üzerinden AKP hükümetine yüklendi.
"ASRIN SOYGUNU SIRASINDA AĞIR YARALANAN YURTTAŞ TBMM'DE ÖLDÜRÜLDÜ"
Günaydın, 450 bin mağdurun bulunduğu 840 milyar liralık devasa bir soygundan bahsettiklerini vurgulayarak, meclise getirilen yasal düzenlemelerin etki değerlendirmesinin yapılmadığını ifade etti. Vatandaşların fon mağduriyetlerine dikkat çeken Günaydın, iktidar milletvekillerinin bu süreçte inisiyatif kullanmamasını ve araştırma gereği duymamasını sert bir dille eleştirdi."O BİR BARDAK SOĞUK SUYU VATANDAŞ İÇERKEN PARAYI MERRILL LYNCH GÖTÜRÜYOR"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçmişte Merrill Lynch'te bölge başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Günaydın, vatandaşların birikimleri erirken yabancı fonların piyasaya tam zamanında girip çıkarak büyük kârlar elde ettiğini iddia etti. Şimşek'in fonlardan yüksek getiri sağlayanlara yönelik "parayı iade etme" çağrısını "tövbe kutusu" olarak nitelendiren Günaydın, Türk Ceza Kanunu'nun mali suçlar için devre dışı bırakıldığını savundu."YAPTIĞINIZ BÜTÜN ANLAŞMALARLA MEMLEKETİ GERİ DÖNÜLMEZ NOKTAYA GETİRİYORSUNUZ"
Yabancı yatırımcının hukuki ve ekonomik güvensizlik nedeniyle Türkiye'den uzaklaştığını belirten Günaydın, "Made in Europe" anlaşmasına İngiltere'nin dahil edilip Türkiye'nin dışlandığına dikkat çekti. Gelecek 30 yılı kapsayan otoyol ve köprü satışları ile Yemen'e asker göndermeyi öngören askeri anlaşmalar üzerinden AKP iktidarının ülkenin geleceğini ipotek altına aldığını ifade eden Günaydın, vatandaşın iktidarla hesaplaşmak için gün saydığını vurguladı.💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Türkiye çok derin bir devlet krizi ile karşı karşıyadır. Mesele yalnızca bir ekonomik göstergelerle açıklanabilecek bir soygundan ibaret değildir. Soygunun boyutu çok büyüktür ama ona eşlik eden bir devlet krizi vardır. Açıklayacağım. Evet. 840 milyar liralık, yaklaşık 20 milyar dolarlık bir soygundan söz ediyoruz. Bunun da karşılığında 450.000 mağdur yurttaşımızdan söz ediyoruz. Peki boyut bununla sınırlı mı? 17 Eylül'den bu yana borsa 5,5 trilyon para kaybetmiş. Dolayısıyla Türkiye'nin sanayi üretim kapasitesi düşüyor. Türkiye'nin yatırım gücü düşüyor. Türkiye'de piyasalara güven altüst oluyor. Dolayısıyla bütün bu tablo yasama, yürütme ve yargı, erkler ayrılığı çerçevesinde vatandaş meclise gözünü dikmiş. "Meclis bir şeyler yapsın, yürütmeyi, yargıyı toparlasın ve böylece memleket yeniden düzlüğe bir kanunla yürüyebilsin" diye bakıyor.
Peki burada ne oluyor? Ben söyleyeyim. Asrın soygunu sırasında ağır yaralanan yurttaş dün gece Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde öldürüldü. Bu kadar açık söylüyorum. Ağır yaralı kurtulmuştu soygundan. Dün gece öldürüldü. Dün gece hepimiz aslında öldük. Hepimiz ağır yaralandık. Sebebi ne? Bir kanun çıkarttınız. Bir kanuna bir önerge eklediniz. Bu meclis bir önerge getirirse, bir yasal düzenleme getirirse bunun etki değerlendirmesini yapar. Önceden yapmadınız da buraya getirdiğiniz anda biliyor muydunuz? Sorduk. "Getirdiğiniz düzenleme kaç kişiyi ilgilendiriyor? Kaç milyar liralık bir hacme sahip?" Bilen bir adım geri gelsin. Ya bilen yok da iktidar partisi sıralarında üzülüyorum, merak eden yok. "Bana bu bilgi verilmeden ben bu konuda inisiyatif kullanmam, el kaldırmam, el indirmem" diyen bir tane iktidar blokundan milletvekili yok. Benim bilmediğimi siz de bilmiyorsunuz ama siz merak etme güdünüzü de kaybetmişsiniz.
Ne oluyor sonra? Vatandaş bize mesaj atıyor. Adam diyor ki, "Emekli oldum, şu kadar para aldım. Bu parayla 1+1 ev alabilmem bile mümkün değildi. Fona yatırdım ki belki para kazanırım da ev alırım. Şu anda kiradaki evim yanıyor. Çoluğum çocuğum aç" diyor. Bana bunu yazanlar size yazmıyor mu arkadaşlar? Size yazmıyor mu? Ne diyorsunuz vatandaşa? Ben söyleyeyim. "Çok büyük bir ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal geri alabileceklerdir" diyorsunuz. Kim diyor bunu? Üzülerek söylüyorum. Artık vatandaşlığı üzerinden de konuşmam gerekiyor. İngiliz vatandaşı Maliye Bakanı söylüyor. Niye uyruğunu, vatandaşlığını söylüyorum biliyor musunuz? Çünkü o İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek daha evvel yıllarca Merrill Lynch'te çalışmış. O Merrill Lynch'te bölge başkanı olmuş. Sonra gelmiş bu memlekete Hazine Bakanlığı yapıyor.
Bu Merrill Lynch ne yapmış arkadaşlar? 8 milyar liracık götürüvermiş. Yani Türkiye'de emeklinin, esnafın orada para kaybettiği, sizin de kusura bakmayın "SPK'nın 79. maddesi bizi ilgilendirmez. Takasın güvenliği müdürlüğünü anlamayız. O paraların üzerine bir bardak soğuk su için" diyorsunuz ya. O bir bardak soğuk suyu vatandaş içerken parayı kim götürüyor? Merrill Lynch götürüyor. Merrill Lynch kimlerle çalışmış Türkiye'de? Vallahi hepsini tanıyorsunuz ha. Tanımayan biri gelsin. Destek Faktoring, Özata Denizcilik, Katılımevim, Odine, Peker GYO. Hepsi sizin çocuklar yani. Merrill Lynch sizin çocukları bulmuş. Bunların fonları zıplattıklarını fark etmiş. Bir şey daha fark ediyor Merrill Lynch. Tam zamanında giriyor, tam zamanında çıkıyor. Vatandaş içeride kilitli kalırken Merrill Lynch haberi alıyor. Tam zamanında çıkıyor. Peki arkadaşlar benim merak ettiğimi siz bir kere daha merak etmiyor musunuz? Vatandaşın duyamadığını, memleketin yurttaşının Türkiye'de duyamadığını Merrill Lynch İngiltere'den, Amerika o uzun kulağıyla nasıl duyuyor? Dolayısıyla soygun dışarıda. "Biz de üzülüyoruz" falan. Bunları geçeceksiniz. Üzülen insan burada irade koyar. Üzülen insan suçluyu suçsuzdan ayırır. Vatandaşın aleyhine olacak kanuni düzenlemelere vicdanını evde bırakarak el kaldırmaz.
Şimdi Mehmet Şimşek öyle laflar ediyor ki ya ekonomi tarafına ağlıyorum, hukuk tarafına daha çok ağlıyorum. Adamın söylediğine bakın: "7 portföy şirketinde 131 fondan 10 milyon TL üzerinde getiri elde edilen kişileri bu parayı iade etmeye çağırıyorum" diyor. Yani tövbe kutusu yapmış Mehmet Şimşek. İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek diyor ki, "10 milyon ve üzeri para götürenler tövbe etsinler, paraları getirsinler." Bu 10 milyon ne demek ya arkadaş? Bir adam 100 milyon lira koymuş, 10 milyon lira kazanmış. Yüzde 10 kazanmış. Piyasa değerinin çok altında. Adama ne bağış yapmasından bahsediyorsunuz? Bir başkası da 1 milyon yatırmış, 10 milyon kazanmış. O yüzde 1000 kazanmış. İkisi de 10 milyon. Ama kazançların oranı ve onun faizi arasında, katılımı arasında dünya kadar fark var. Bunu hesap edemeyen adam Merrill Lynch'in eski bölge başkanı, şimdi Maliye Bakanı.
Peki bir şey daha söyleyeyim. 10 milyon, 131 fon. 131 fona uyanığın bir tanesi birer milyon lira para yatırmış. Her birinden de 9'ar milyon lira para almış. Bak sizin sınıra yaklaşmamış. Sizin sınır 10 milyon. Her birinden 9'ar milyon lira. 131 ile çarparsanız ne ediyor? 1 milyar 179 milyon lira. Bu size göre, sizin maliye bakanınıza göre sorun değil. Çünkü 9 milyon kazanmış fon başına. Allah ıslah etsin. Başka bir şey daha söyleyeyim. Ya Türkiye Cumhuriyeti'nde bir Ceza Kanunu var. Türk Ceza Kanunu yaptırımları, müeyyideleri belirlemiş. Bir adam mali bir suç işlemişse onun cezai karşılığına muhatap olur. O cezai karşılığın elbette finansal bir yaptırımı da olur. Sen ne diyorsun? "Tövbe kutusuna getir." Türk Ceza Kanunu ortada yok. Demek ki iktisaden ağlanacak haldesiniz. Hukuken ağlanacak haldesiniz. Aranızda bazen gülenler oluyor. Hayret ediyorum. Dedim ya, bu bir devlet krizidir.
Burada bu kadar büyük soygun olurken başka ne oluyor? Söyleyeyim ben size. Türkiye gelişmekte olan piyasalar statüsünü kaybetmek üzere. Hep bu sizin liyakatsiz soygun düzeniniz yüzünden. Yani içeriye yatırım yapabilecek adam da burada hukuki ve iktisadi güvenlik olmadığı için yatırım yapamayacak duruma geliyor. Made in Europe'dan atılmak üzeresiniz. Ömer Bolat Avrupa'da dolanıyor. Ömer Bolat Ankara'ya geldiği gün Fransa ve Almanya bir anlaşma açıklıyorlar. Diyorlar ki, "Made in Europe'a İngiltere'yi alacağız." Yani Brexit'le çıkmış olan İngiltere'yi alacağız. Bilmem kaç yıldır kapıda olan Türkiye'yi dışlayacağız. Bu ne anlama geliyor? Umrumuzda mı ya? Aynı fabrika, örneğin Ford ya da bir Japon otomobil firması. Romanya'da ve Türkiye'de iki tane fabrikası olsun. Romanya'daki fabrikaya göre Türkiye'deki fabrikada üretilen bir araç Avrupa'ya daha pahalıya ihraç edilebilecek. O çerçevede burada üretim yapabilecek bir tane aklı başında yabancı yatırımcı bulabilir misiniz? Yerli yatırımcının zaten ihraç etme kapasitesi ortadan kalktı. Zaten öldürdünüz.
Bir şey daha beyler. Böyle devam etmez de, yaptığınız bütün anlaşmalarla memleketi sizden sonra da geri dönülmez noktaya getiriyorsunuz. Yağma Hasan'ın böreği, müflis tüccarın eski defterleri karıştırması... Sizden evvel yapılmış köprüleri, otoyolları satıyorsunuz. Kaç yıllığına? 30 yıllığına. Yani AKP gidecek, sattığı köprülerle, sattığı otoyollarla memleket uğraşacak. Memleket. Sonra Mekke Anlaşması arkadaşlarımız söyledi. Husilerle Suudiler birbirlerine girmiş. Yemen'e asker gönderelim. Ya bu Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye; Gazze'de mazlumlar bombalanırken, 70.000 insan öldürülürken beraber bir askeri güç kurup da Filistin'e müdahale etme gereği duydu mu? Buna ilişkin bir tek söz söylediniz mi? Şimdi size Trump emrediyor. Hepiniz hazır ola geçiyorsunuz. "İsrail'in güvenliğini sağlamak çok önemli. Suudi Arabistan'a Husiler saldırırsa gidecekmişiz oraya da onlara yardım edecekmişiz." Kaç yıl süreyle anlaşma? 10 yıl süreyle. AKP gidecek, AKP'nin yarattığı bu inanılmaz ortamla memleket uğraşmaya devam edecek.
Türkiye Yüzyılı dediğiniz durum var ya... Türkiye Yüzyılı, onun da yaratıcısı olduğu söylenen Ertan Aydın da içeride. Ertan Aydın niye gözaltına alınmış? Devlet sırrı, değil mi? Görürüz. İfadelerden görürüz. Aslında Türkiye Yüzyılınızın tablosu budur. Sonucu da budur. Memleketi getirdiğiniz yer de uçurumdur. Ben söyleyeyim size. Vatandaş gün sayıyor. Zaten muhalif olan yüzde 50-55 sizle hesaplaşmak için gün sayıyordu da artık işte size yakın vakıfların da yaptığı açıklamalarda olduğu gibi bu memlekette vicdanını kaybetmemiş olan, geçmişte AKP'ye oy vermiş olan ama bütün bunlara "Arkadaş bu kadar da olmaz. Bu kadarına ben de izin veremem" diyen vatandaş da gün sayıyor. İşte ben de bu ortamda diyorum ki; bu memlekete çektirdiklerinizin hesabını mutlaka burnunuzdan fitil fitil getireceğiz. Teşekkür ederim.








