İBB’nin en büyük sosyal projelerinden biri olan Halk Süt, 50 milyon litre dağıtım barajını aşarak İstanbul tarihinde bir rekora imza attı. Projenin tanıtım programında konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bu başarının sadece bir süt dağıtımı olmadığını, üreticiden tüketiciye kurulan devasa bir dayanışma ağı olduğunu vurguladı. Günaydın, projenin 2 milyar TL’lik bir ekonomik değer yarattığını belirtirken, bu süreçte görev alan ve hukuki baskılara maruz kalan belediye çalışanlarına da destek mesajı gönderdi.
“50 MİLYON LİTRE DEMEK 2 MİLYAR TL DEMEKTİR”
Günaydın, rakamların projenin devasa boyutunu gözler önüne serdiğini belirterek, “Ekrem Başkanın mektubu okunduğunda duygulanmamak elde değil. 2019’un Temmuz’unu, Ağustos’unu hatırlıyorum; bu projeyi hayata geçirmek için yaptığımız çalışmaları… Bugün 50 milyon litreye ulaşmış durumda. 50 milyon litre demek, ortalama 40 TL’lik bir süt fiyatıyla 2 milyar TL demektir. Bu, İstanbul’un bütçesinin nerelere harcandığına ilişkin en temel örneklerden bir tanesidir” dedi.
“BİZ GELDİĞİMİZDE BU BELEDİYEDE TARIM DAİRE BAŞKANLIĞI YOKTU”
İBB’nin tarım vizyonunun sıfırdan inşa edildiğini hatırlatan Günaydın, “Mesele sadece parayla bitmiyor. Arkasında ayakları yere basan bir sosyal proje var. Açığını söyleyeyim; İstanbul’u biz kazandığımızda bu belediyede Tarım Daire Başkanlığı yoktu. Muhtarlığın altında bir birim vardı. Biz önce İstanbul’da süt toplayabileceğimiz üreticileri bulduk. Köylünün bize süt sağlayabilmesi için onlara ücretsiz yem verdik ve üretilen sütü piyasa fiyatının üzerinde satın aldık” ifadelerini kullandı.
“O EVLERE YALNIZCA SÜT DEĞİL İBB’NİN ŞEFKATLİ ELİ GİRDİ”
Sütün ulaştırılma sürecinin bir sosyal inceleme faaliyetine dönüştüğünü vurgulayan Günaydın, şu sözleri kaydetti: “Bu sütler için kamyonlar kiralandı. Şoförlerin yanına birer sosyolog ya da sosyal hizmet görevlisi arkadaşımız eklendi. İstanbul’un en yoksul mahallelerine girdiler. O evlere yalnızca süt gitmedi, İBB’nin şefkatli eli girdi. Sütten başka ihtiyaç var mı diye bakıldı; ailenin yoksulluğu, bir huzursuzluğu var mı diye incelendi.”
“SENİN EVİNİN ÖNÜNDEN GEÇMEZLER, ONLAR YOKSUL MAHALLELERDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişteki eleştirilerine yanıt veren Günaydın, karşılaşılan engelleri şöyle anlattı: “Erdoğan bas bas bağırıyordu: ‘Nerede bu süt kamyonları? Boş dolaşıyorlar’ diyordu. Biz de dedik ki: Senin evinin önünden geçmezler. Onlar zengin mahallelerde dolaşmıyorlar, yoksul mahallelerde dolaşıyorlar. Bu sütlerin UHT edilmesini bile engellemeye çalıştılar. Birçok fabrika bizimle sözleşme imzalamadı, kutu vermemeye kalktılar ama başardık.”
“YARGININ ARAÇSALLAŞTIRILMASINA RAĞMEN MEMLEKETİ KURTARMAYA YEMİNLİYİZ”
Konuşmasını hukuki süreçlere ve baskılara değinerek noktalayan Günaydın, “Arkadaşlarımız gözaltına alınalı ve tutuklanalı neredeyse 1 yıl oluyor. O bayrağı düşürmemiz için her şeyi yaptılar ama bir tek şeyi hesap edemediler: Burada namusuyla çalışan, bir milim eğilmeyen insanlar var. Bu aile, önüne çıkartılan her türlü engele, yargının araçsallaştırılmasına rağmen ayakta durmaya ve memleketi kurtarmaya yemin etmiştir” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Sevgili Genel Başkan Yardımcımız, sevgili Silivrililer, sevgili İstanbullular, basınımızın sevgili emekçileri; hepinizi bu sabah beraber olmaktan duyduğum mutlulukla, saygıyla ve dostlukla selamlıyorum. Merhaba arkadaşlar.
Evet, Ekrem Başkanın mektubu okunduğunda duygulanmamak elde değil. 2019’un Temmuz’unu Ağustos’unu hatırlıyorum; bu projeyi hayata geçirmek için yaptığımız çalışmaları, konuşmaları hatırlıyorum. Bugün 50 milyon litreye ulaşmış… 50 milyon litre demek arkadaşlar, ortalama 40 TL’lik bir süt fiyatıyla 2 milyar TL demektir. Bu, İstanbul’un bütçesinin nerelere harcandığına ilişkin en temel örneklerden bir tanesi.
Ancak mesele parayla bitmiyor. Bunun arkasında bir önemli sosyal proje var, ayakları olan bir sosyal proje. Neydi bu? Kısaca hatırlayalım: Önce İstanbul’da süt toplayabileceğimiz yerler var mı diye araştırdık. Açığını söyleyeyim; İstanbul’u biz kazandığımızda bu belediyede Tarım Daire Başkanlığı yoktu. Muhtarlığın altında bir birim vardı, Tarım Daire Başkanlığı yoktu. İstanbul’da süt toplayabileceğimiz köylüleri, üreticileri bulduk. Huzurlarınızda İstanbul Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı, bize bu işte çok işbirliği gösteren, emek veren ancak şu anda ebediyete intikal etmiş olan Tamer Tuncay’ı rahmetle anayım.
Köylüleri, üreticileri bulduk ama onlar ekonomik koşullar altında ciddi sorunlar yaşıyorlardı. O halde onların bize süt sağlayabilmeleri için onlara yem vermeliydik… Arkadaşlar Tekirdağ’da, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin yem fabrikasında yeni bir yem fabrikası yapmayarak, atıl kapasite oluşturmadan Tekirdağ Büyükşehrimizin yem fabrikasında doğru rasyonda yem ürettik. Sonra o yemi üretici arkadaşlarımıza ücretsiz dağıttık. Sonra üretilen sütü kimyasal değerlerine bakarak piyasa fiyatının üzerinde satın aldık.
İstanbul gibi büyük bir metropolde pastörize süt dağıtmanın riskleri vardı. Dolayısıyla o sütleri UHT yaptırdık. O sütleri Tetrapak kutularında kutuladık ve o sütleri bugün 350 bininci çocuğumuza ulaştırmış durumdayız. Demek ki aşağı yukarı 1 milyonluk bir İstanbulluya ulaşmaktan bahsediyoruz. Projenin bir ayağı demek ki köylüye, üreticiye, çocuklara değmiş, projenin bir diğer ayağı ise kentlere ve çocuklara değmiş.
Peki, bu sütleri nasıl ulaştırdık? Bu sütler için araçlar kiralandı, kamyonlar kiralandı. Onlara İBB emekçileri bir şoför ve yanına ya bir sosyolog, ya bir sosyal hizmet görevlisi kadın arkadaşımız İstanbul’un en yoksul kentlerine girdiler, sokaklarına, mahallelerine girdiler ve o çocuklara sütleri teslim ettiler. O evlere yalnızca süt gitmedi, o evlere İBB’nin şefkatli eli girdi. Sütten başka ihtiyacı var mı diye bakıldı; ailenin yoksulluğu var mı, bir huzursuzluğu var mı diye bakıldı.
Şimdi birkaç şeyi bir aydın namusu içerisinde saymak isterim. Şurada 700-800 metre ileride betonun altına gömülmeye çalışılan sevgili dostumuz, sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun vizyonuyla bu işler oldu. Ekrem Başkan’a buradan selam olsun!
O zaman Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan’dı. Sadece süt dağıtmadık; burs da verdik, yurt da açtık. Onlar burs verdiler ve yurt açtıkları için yargılanıyorlar. Şu anda Belediyeler Birliği’nde Genel Sekreter yardımcısı ama hâlâ bu davalarla uğraşıyor. Şengül Hanım gitti, yerine Mahir Polat geldi. Mahir Polat yaptığı başarılı hizmetler hem sosyal hizmetlerde hem İBB Miras’ta; bu çerçevede aylarca içeride kaldı, sonra uzunca bir süre ev hapsine muhatap oldu.
Yavuz Saltık… Hatırlayalım arkadaşlar, bu isimleri teker teker sayalım. Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Daire Başkanıydı, sonra Muhtarlıklardan Sorumlu Daire Başkanı oldu. Efendiliğini, çalışkanlığını hepimiz biliriz. Yavuz Saltık da şu anda içeride çile dolduruyor.
Sonra onun yerine gelen Oktay Özel’i sayalım, sonra Genel Sekreter Yardımcımız oldu; çok başarılı hizmetler yaptı, ellerine sağlık. Elif Yavuz yine aynı şekilde çalışan arkadaşlarımızdan bir tanesiydi. Peki, Esra Huri Bulduk’u unutmalı mıyız? Öyle değil mi? Bütün bu çalışmalarda oraları organize eden arkadaşlarımızdı. Onların hepsinin yüreklerinden öpüyorum. Onlar çıkacak, çalışmaya devam edecekler. Ne onları biz yalnız bırakacağız ne de biz memleketi yalnız bırakacağız.
Sevgili dostlar, yalnızca bu iş yapılmadı. Onun dışında İstanbul’un buğdaylık tohum ihtiyacının tamamı üreticiye dağıtıldı. 4 Halk Ekmek Fabrikası’nda ekmek yapıldı. Bizim ekmek büfelerimizi engellemeye çalıştılar ama halka bunları dağıttık. Hatırlar mısınız, Erdoğan bas bas bağırıyordu: “Nerede bu süt kamyonları? Boş dolaşıyorlar” diyordu. Biz de dedik ki: Senin evinin önünden geçmezler. Onlar zengin mahallelerde dolaşmıyorlar, onlar yoksul mahallelerde dolaşıyorlar. O sütün ne olduğunu çocuklar biliyorlar. Bu sütlerin UHT edilmesini engellemeye çalıştılar biliyor musunuz? Birçok fabrika bizimle sözleşme imzalamadı. Tetrapak kutuları vermemeye kalktılar. Ama bütün bunlara rağmen bugün 50 milyon litreyi ulaştırmış bulunuyoruz.
Bir teşekkürle bitireceğim. Söyleyecek çok söz var aslında bir teşekkürü de bitireceğim. Tabii burada fide dağıtmaktan mı bahsetmeli? Covid’in en zor zamanında kadın üreticilerimizin “Allah razı olsun” diye dua etmesinden mi söz etmeli? Ama o süreci artık gerimizde bıraktık. Şimdi bir başka süreçle karşı karşıyayız.
Evet, bugün 16 Mart; neredeyse arkadaşlarımız gözaltına alınalı ve tutuklanalı 1 yıl oluyor. O bayrağı düşürmemiz için her şeyi yaptılar ama bir tek şeyi hesap edemediler: Burada namusuyla, onuruyla çalışan insanlar var; üstelik de bir milim eğilmeyen, bir adım geri atmayan arkadaşlarımız var. Ben bu çerçevede her türlü zorluğa göğüs geren ve bayrağı bir milim düşürmeyen sevgili Nuri Arslan ve ekibine çok teşekkür ederim. Onlar bu memlekette onur mücadelesi veriyorlar.
Tabii onları bir an olsun yalnız bırakmayan, örgütüyle beraber her mücadelede belediyesinin ve halkının yanında olan sevgili Özgür Çelik Başkanımıza, İl Başkanımıza da çok teşekkür ederim.
Biz öyle bir aileyiz ki şu anda bir tarih yazılıyor. Hepimiz bunun içindeyiz. Burada gözlerine baktığım ve ismini sayamadığım ama isminin sayılmasını 50 kere hak eden çok arkadaşımız var. O tarihi hep beraber yazıyoruz. O tarihin adı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden diriliş tarihidir.
Sevgili dostlar, bu ailenin bir parçası olmaktan her zaman onur duydum, her zaman gurur duydum. İyi ki varsınız. Bu aile Türkiye’ye iyi gelecek. Bu aile önüne çıkartılan her türlü engele rağmen, yargının araçsallaştırılmasına rağmen, hakimlerle, savcılarla yapmaya gayret ettikleri zavallı siyasete rağmen ayakta durmaya ve memleketi kurtarmaya yemin etmiş ve bunu başaracak.
Bugün arkadaşlarımız söylediler, ben de söyleyeyim: Biz kutsal bir ayın içerisindeyiz. Ekrem Başkan’ın diplomasını bu ay içerisinde geçen sene iptal ettiler, bu ay içerisinde gözaltına aldılar, bu ay içerisinde tutukladılar. Şimdi biz buradan öğleden sonra Çağlayan’a gideceğiz. Süt dağıtım töreninden sonra İBB davası için Silivri’de, öğleden sonra da Kuşadası davası için Çağlayan’da olacağız. Ama bütün bunlar halk için çalışmamızı engelleyemiyor. Biz bunu gayretle başaracağız ve Türkiye mutlaka ayakta kalacak. Mustafa Kemal Atatürk’e, bir taraftan kurucularımıza, bir taraftan da burada gördüğümüz sevgili çocuklara görevimizi, ödevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz.
Ben bu düşüncelerle hepinizi saygıyla ve dostlukla selamlıyorum.























Sosyal Medya Hesaplarımız