"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. Meclis Gündemi
  6. »
  7. Milli Parklar Kanunu Tasarısı: Bu Onurunuza Dokunmuyor Mu?
bu içeriği paylaşın;

Milli Parklar Kanunu Tasarısı: Bu Onurunuza Dokunmuyor Mu?

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM'de görüşülen Millî Parklar Kanunu'nun doğal alanları şirketlerin rantına ve yabancı avcıların insafına terk ettiğini belirterek tasarıya ret oyu vereceklerini açıkladı.
Yazı Boyutu:
12px
32px

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 11 Mart 2026 Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu’nda Millî Parklar Kanunu üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin eşsiz flora ve faunasının tehlike altında olduğunu vurgulayan Günaydın, yeni düzenlemenin koruma altındaki doğal alanları yapılaşmaya, altyapı projelerine ve ranta açtığını savundu. Milli parklara inşa edilen kaçak yapıların yıkılmak yerine kurumlarca kullanılmasına ve yaban hayvanlarının ücret karşılığı yabancı turistlere avlatılmasına sert tepki gösteren Günaydın, Meclis kürsüsünden “Bu onurunuza dokunmuyor mu?” diye seslendi. Günaydın, CHP Grubu olarak bu yasa tasarısına kesinlikle ret oyu vereceklerini kamuoyuna duyurdu.

“MİLLÎ PARKLARI, AÇIKÇA ŞİRKETLERİN RANT ALANI HÂLİNE GETİRİYORSUNUZ”

Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğine dikkat çeken Günaydın, Avrupa’nın tamamı kadar endemik bitki türünün sadece Anadolu’da bulunduğunu hatırlattı. Hayvancılıktaki gerilemeye ve kurutulan sulak alanlar nedeniyle artan iklim krizi tehlikesine değinen Günaydın, yeni kanunun getirdiği tehlikeleri şu sözlerle özetledi: “En değerli bu alanlarımızı, titizlikle korumamız, nesiller arası adalet ilkesi uyarınca gelecek kuşaklara devretmemiz gereken alanları birçok yapıya açıyoruz. Ulaşım, elektrik, iletim, nakil hattı, petrol ve doğal gaz hattı, trafo, haberleşme, su, atık su, termal ve benzeri yapımlar… Millî parkları, açıkça şirketlerin rant alanı hâline getiriyorsunuz.”

“GENEL MÜDÜRLÜK KULLANDIĞI ZAMAN KAÇAK OLMUYOR MU?”

Kanun tasarısında yer alan kaçak yapıların durumuyla ilgili maddeyi eleştiren Günaydın, düzenlemenin hukukun etrafından dolanmak anlamına geldiğini ifade etti. Günaydın, “Diyorsunuz ki: ‘Bu tip yapıları Genel Müdürlük kullanabilir.’ Yani bir başkası millî park üzerine kaçak bir binayı tecavüz eder şekilde dikmiş, sen orayı tespit etmişsin, el koymuşsun, yıkmak ve özüne döndürmek yerine Genel Müdürlük kullanabilirmiş. Genel Müdürlük kullandığı zaman kaçak olmuyor mu? Genel Müdürlük kullandığı zaman millî parkın ruhuna aykırı olmuyor mu?” sözleriyle tasarıdaki çelişkiye dikkat çekti.

“BU ONURUNUZA DOKUNMUYOR MU?”

Av turizmi adı altında yaban hayatının yabancılara satılmasına sert sözlerle karşı çıkan Günaydın, iktidar sıralarına yönelik eleştirilerini en üst perdeye taşıdı. Günaydın, “Adam Amerika’dan, Avrupa’dan en gelişmiş silahlarla geliyor, senin millî parkında yaban hayvanını avlıyor. Bu onurunuza dokunmuyor mu arkadaşlar? Bırakın yaban hayvanlarımızı ne paraya ihtiyacınız varsa biz toplayıp size verelim. Ayıptır, gerçekten ayıptır!” ifadelerini kullandı.

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUBU OLARAK RET OYU VERECEĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ”

Konuşmasının sonunda CHP’nin tasarıya yönelik tavrını net bir şekilde ortaya koyan Günaydın, düzenlemenin Türkiye’nin uygarlık birikimine aykırı olduğunu belirterek, “Dolayısıyla, ruhuyla, özüyle, lafzıyla, metniyle asla kabul edemeyeceğimiz, Anayasa’ya aykırı olmaktan öte Türkiye’nin uygarlık birikimine aykırı olan bu düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ret oyu vereceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;

Değerli Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; evet, Millî Parklar Kanunu’nun görüşmelerini tamamlamış bulunuyoruz. “Bilimsel, estetik ve kültürel açıdan nadir bulunan, koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip, devlet tarafından koruma altına alınmış üstün nitelikteki doğal alanlardır.” diye tanımlanıyor.” millî parklar.

Türkiye, millî parklarla ve tabiat alanlarıyla sınırlı olmayan çok geniş bir floraya ve faunaya sahip. Öylesine büyük bir biyolojik çeşitliliğe sahibiz ki biz, Anadolu’da yalnızca bir tek memleket olan Türkiye’de 12 bin bitki çeşidinden fazla bitki var ve bunların 4 bini endemik yani bütün dünyaya Anadolu’dan yayılmış. Buna karşılık, 44 ülkeyi barındıran Avrupa’daki bitki çeşidi sayısı ancak bu kadar.

Peki, biz, acaba, floramıza ve faunamıza sahip çıkabiliyor muyuz? Birkaç rakam vereyim arkadaşlar: 1980’de bu memlekette 1 milyon manda vardı, şu anda 177 bin manda var, 1980’de 20 milyon keçi vardı, şu anda 11 milyon keçi var yani Türkiye zaten beslediği evcil hayvanları, beslenme için kullandığı hayvanları bile besleyemez hâle gelmiş.

Bunun yanında, elbette millî parkların dışında, tabiat koruma alanları, yaban hayatı gelişme sahaları, tabiat anıtları, sulak alanlar niteliğindeki değerlerimiz getirilen düzenlemeyle ranta, imara ve betonlaşmaya açılıyor.

Türkiye’deki sulak alanlar çok kötü amaçlarla kurutuldu ve bugün Türkiye iklim değişiminin tam göbeğinde bulunuyor. Akdeniz havzası, iklim kuşaklarının 150 ila 300 kilometre kuzeye kaydığı, iklim değişiminin en sert yaşandığı bölgelerden bir tanesidir. Burada birbirimizi yiyoruz “X belediyesi su veremiyor, Y belediyesi su veremiyor.” diye. Oysa gerçek ne? Türkiye sulak alanlarını, yutak alanlarını hızla mahvediyor ve dolayısıyla biz daha az yağış alıyoruz, daha çok mevsim anomalilerine sahip oluyoruz. Şimdi, getirdiğiniz düzenleme bütün bunların üzerine ne koyuyor? En değerli bu alanlarımızı, titizlikle korumamız, nesiller arası adalet ilkesi uyarınca gelecek kuşaklara devretmemiz gereken alanları birçok yapıya açıyoruz. Ben  söyleyeyim size; ulaşım, elektrik, iletim, nakil hattı, petrol ve doğal gaz hattı, trafo, haberleşme, su, atık su, termal ve benzeri yapımlar. Ne kaldı geriye arkadaşlar? Yani bütün bu çerçeveyi millî parkların göbeğine yapabiliyorsunuz. Atık suyu da, suyu da, termali de, petrolü de millî parkların göbeğine yapabiliyorsunuz. Oysa, onlar, bir kez daha söylüyorum, buraya bir nimet olarak verilmiş, o biyoçeşitlilik dünyanın başka bir yerinde yok ve biz oraları hoyratça harcamaya hazır hâle getiriyoruz. 

Millî parkları, açıkça şirketlerin rant alanı hâline getiriyorsunuz. millî parkları işletilebilecek birer turistik lokanta hâline dönüştürüyorsunuz. “Hayır.” diyenlere, yasanın içeriğiyle ilgili konuşmaya hazırım. Onu hiç kimse öyle işletmemeli, millî parklar bir turizm alanına dönüştürülmemeli. Şüphesiz, günlük gitmek için ya da gecelik, basit konaklama için uygun tesisler kurulabilir ama bunlarda neler yapıldığını çok iyi biliyoruz. Birçok önemli husus var zihniyeti çok açık gösteriyor. Diyorsunuz ki: “Millî parklarda eğer millî parklarla ilgili düzenlemelere aykırı binalar yapılmışsa o binaların yıkımı için mahkeme kararı gerekmez.” Biz de diyoruz ki: “Ya, bakın, mahkeme kararına bile gerek duymadan bir korumacı anlayış. Hukuku dolanmaya çalışıyor ama hiç olmazsa koruma amacıyla dolanmaya çalışıyor.” Sonra arkasına bir cümle daha ekliyorsunuz, diyorsunuz ki: “Bu tip yapıları Genel Müdürlük kullanabilir.” Yani bir başkası millî park üzerine kaçak bir binayı tecavüz eder şekilde dikmiş, sen orayı tespit etmişsin, el koymuşsun, yıkmak ve özüne döndürmek yerine Genel Müdürlük kullanabilirmiş. Genel Müdürlük kullandığı zaman kaçak olmuyor mu? Genel Müdürlük kullandığı zaman millî parkın ruhuna aykırı olmuyor mu?  İnanılmaz gerçekten arkadaşlar, bunu düşünebilmek ve bunu yazabilmek gerçekten kolay bir mantıkla açıklanabilir bir şey değildir.

Ve nihayet şunu söyleyeyim: Yaban hayatı… Ben bütün içtenliğimle söylüyorum, bir tarife belirliyorsunuz “Benim millî parkında şu, şu, şu hayvanları şu kadar paraya gelip avlayabilirsiniz.” Adam Amerika’dan, Avrupa’dan en gelişmiş silahlarla geliyor, Senin millî parkında yaban hayvanını avlıyor. Bu onurunuza dokunmuyor mu arkadaşlar? Bir kere daha söylüyorum: Bu onurunuza dokunmuyor mu? Bırakın yaban hayvanlarımızı ne paraya ihtiyacınız varsa biz toplayıp size verelim. Ayıptır, gerçekten ayıptır!  

Dolayısıyla, ruhuyla, özüyle, lafzıyla, metniyle asla kabul edemeyeceğimiz, Anayasa’ya aykırı olmaktan öte Türkiye’nin uygarlık birikimine aykırı olan bu düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ret oyu vereceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. 

Teşekkür ederim. 

 

Haber Galeri:

Bu İçerik 9 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın

Faydalı Linkler

Sosyal Medya

Abonelik