Edit Content

"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. Meclis Gündemi
  6. »
  7. Hakan Fidan’a, Meclis’te, Dış Politika Alanında Yarattıkları Skandalları Hatırlattık
bu içeriği paylaşın;

Hakan Fidan’a, Meclis’te, Dış Politika Alanında Yarattıkları Skandalları Hatırlattık

Gökhan Günaydın, dış politikadaki tutarsızlıklar ve yargıdaki güven kaybı üzerinden iktidara sert yüklenerek, bakanlara "Bu tablo sizi hiç utandırmıyor mu?" diye sordu.
Yazı Boyutu:
12px
32px

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un bütçe sunumlarına yönelik sert eleştirilerde bulunarak; Mısır, Rusya ve ABD ile ilişkilerdeki keskin dönüşlerden Gazze ticaretine, yargıdaki güven krizinden liyakatsiz atamalara kadar pek çok başlıkta iktidara yüklenip “Türkiye sizin için utandı” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL SEÇİMLERİNDE SİSİ DİYORDUNUZ, GİTTİNİZ EL SIKIŞTINIZ. BU MU KARARLI POLİTİKA?”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Gelişmeleri yönlendiren müessir bir aktör olarak Türkiye uluslararası alandaki saygın konumuyla devam etmektedir” sözlerine atıfta bulunarak konuşmasına başlayan Gökhan Günaydın, bu söylemin icraatlarla çeliştiğini iddia etti. İstanbul seçimleri döneminde “Binali Yıldırım’a mı, Sisi’ye mi oy vereceksiniz?” denildiğini hatırlatan Günaydın, daha sonra Mısır’a gidilip Sisi ile el sıkışılmasını ‘kararlı politika’ olarak nitelendirip nitelendirmediklerini sordu. Benzer şekilde, Rus uçağının düşürülmesinin ardından Putin’in ayağına gidildiğini ve Rus televizyonunda dakikalarca ayakta bekletildiğini belirterek, bunun da ‘saygın politika’ tanımına uymadığını ifade etti.

“BU CAN BU BEDENDE DURDUKÇA RAHİP BRUNSON’I BENDEN KİMSE ALAMAZ DİYORDUNUZ; TRUMP TELEFON ETTİ, BRUNSON KANATLANDI”

Rahip Brunson vakasında söylenen “Bu can bu bedende durdukça… benden kimse alamaz” sözlerinin Trump’ın bir telefonuyla boşa çıktığını dile getiren Günaydın, “Rahip bir din adamıysa niye tutukladınız, Rahip bir casussa niye serbest bıraktınız?” diye sordu. Trump’ın karşısında önlerine bakarak oturan yetkililerin, bu durum hatırlatıldığında yüzlerinin kızarıp kızarmadığını sorguladı. Ayrıca, terör örgütüne yardım ve Kur’an yakma suçlamalarıyla NATO üyeliğini asla kabul etmeyeceklerini söyledikleri İsveç ve Finlandiya’ya en hevesli imzayı kendilerinin attığını ve Dışişleri Bakanı’nın ülkeye girişine izin vermeyen Hollanda Başbakanı Mark Rutte’yi NATO Genel Sekreteri yapmak için ilk imzayı attıklarını hatırlatarak, bu adımların da saygın dış politika olmadığını öne sürdü. Birleşik Arap Emirlikleri’nin darbenin finansörü ilan edilmesine rağmen, sonradan para için onların kapısına gidilmesini eleştirdi.

“ADAMCAĞIZ CAN ÇEKİŞİRKEN BURADA KEBAP YAPTINIZ BE KARDEŞİM!”

Suudi Arabistan’ın, İstanbul’da öldürülen Adnan Kaşıkçı dosyasının paralar akla gelince kanatlanıp Suudi Arabistan’a uçtuğunu iddia eden Günaydın, dış politikadaki bu savrulmaların utanç verici olduğunu söyledi. Gazze’deki soykırım politikalarına da değinen CHP’li vekil, 7 Ekim 2023’ten Mart ayı sonuna kadar (altı ay süreyle) Mısır ve İsrail’e 2,3 milyar dolarlık ihracat yapıldığını, katliamda kullanılan malzemelerin bir kısmının da bu ihracatla gittiğini belirtti. Merhum Hasan Bitmez’in bu konuyu dile getirirken Meclis’te düştüğünü hatırlatarak, “Adamcağız can çekişirken burada kebap yaptınız be kardeşim!” sözleriyle tepki gösterdi. İhracat yasaklamasının çok geç kaldığını vurgulayan Günaydın, Gazze’de ölen 70 bin çocuğun rüyalarına girip girmediğini sordu.

“TÜRKİYE SİZİN İÇİN UTANDI BE KARDEŞİM! TOM BARRACK: BU BİR MEŞRUİYETTİR DEDİ”

Trump ile yapılan görüşmeye de dikkat çeken Günaydın, bu görüşmenin bir dış politika başarısı olarak anlatılmasına rağmen, Trump’ın danışmanı Tom Barrack’ın “Erdoğan’ın en çok ihtiyaç duyduğu şeyi verdi, bu bir meşruiyettir” sözlerini hatırlattı. “Meşruiyeti dışarıda arayarak mı bu memlekette iktidar kalabileceksiniz?” diye soran Günaydın, 220 Boeing, 2,5 katı daha pahalı doğal gaz, nadir toprak elementleri ve gümrük vergileri indirme gibi tavizlerin iki buçuk saatlik bir toplantıda verildiğini, bunun Osmanlı’nın son dönemindeki utanç verici anlaşmalara benzediğini iddia etti. Konuşmasının sonunda Hakan Fidan’ın Washington’da “KAAN uçağının motoru yoktur” diyerek Dışişleri Bakanlığı sırasında “en samimi açıklamasını” yaptığını söyledi.

“YARGIYA GÜVEN YÜZDE 20’NİN ALTINA. AK PARTİ’YE OY VEREN HER 2 YURTTAŞTAN 1’İSİ DE ADALETE GÜVENMİYOR”

Konuşmasının ikinci bölümünde Adalet Bakanlığı bütçesini ele alan Günaydın, uluslararası endekslerde Türkiye’nin 140 ülke arasında 116. sırada olduğunu belirterek, Türk vatandaşları arasında yapılan araştırmalarda yargıya güvenin yüzde 20’nin altına indiğini vurguladı. Bu durumun, AKP ve MHP’ye oy veren her 2 vatandaştan 1’inin de adalete güvenmediği anlamına geldiğini söyledi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a hitaben, her hukuk skandalından sonra saatler içinde çıkıp “Türkiye bir hukuk devletidir. Yargı tarafsızdır ve bağımsızdır” diyeceğini, bakanlığının bir gün biteceğini ve yalnızca bu sözle hatırlanacağını söyleyerek üzülüp üzülmediğini sordu.

“ESKİ ADALET BAKAN YARDIMCINIZ ETİ MADEN FİRMASINDA YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLARAK MAAŞ ALDI, ANAYASA’YI ÇİĞNEDİ”

Anayasa’nın 90. ve 153. maddelerinin (AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması) ihlal edildiğini, kararlara uymayanların ise kariyer yaptığını ifade etti. Anayasa’nın 140. maddesindeki “Hâkim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idari görevlerde çalışanlar hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidir” ifadesini hatırlatan Günaydın, eski Adalet Bakan Yardımcısı’nın (bugünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı) Eti Maden firmasında yönetim kurulu üyesi olarak maaş alarak Anayasa’yı çiğnediğini öne sürdü. HSK Başkanı olan bakana seslenerek, “Niye kılınız kıpırdamıyor be kardeşim! Bununla mı siz tarafsız ve bağımsız yargıyı tesis edeceksiniz?” dedi.

“MİLLETVEKİLİ ÇOCUKLARINI SINAVSIZ, MÜLAKATSIZ MECLİSE ALMIŞSINIZ. HİÇ UTANMIYOR MUSUNUZ?”

Konuşmasının son bölümünde liyakat ve torpil konusunu gündeme getiren Günaydın, Meclis çatısı altında çok sayıda emekçinin düşük ücretle, sosyal güvencesiz çalıştığını belirtirken, eski milletvekillerinin ve yandaşların çocuklarının sınavsız ve mülakatsız bir şekilde yüksek görevlere getirildiğini iddia etti. Necdet Ünüvar’ın kızı ve damadı ile Mustafa Destici’nin kızının Meclis’e ve diğer kurumlara sınavsız yerleştirilmesini örnek vererek “Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim!” diye tepki gösterdi. Günaydın, konuşmasını “Türkiye’de insanların ahlakla çalışacağı, liyakatle iş bulacağı ve Türkiye’nin bir adalet düzenine kavuşacağı bir dönem gelecek; bunu hep beraber kuracağız” sözleriyle sonlandırdı.

Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;

Teşekkür ederim Sayın Başkan. 

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz. 

Evet, bütçelerini savunmak üzere Sayın Bakanlar Meclisteler, uzun uzun dinledik kendilerini, Hakan Fidan’ı. Hakan Bey diyor ki: “Gelişmeleri yönlendiren müessir bir aktör olarak Türkiye uluslararası alandaki saygın konumuyla devam etmektedir.” Bir de kitap yayınlamışlar: 

“Türkiye Yüzyılı’nda Etkin ve Kararlı Dış Politika.” Şimdi, ben, bu kitapta bulamadıklarımı, Sayın Bakanın da konuşmasında duyamadıklarımı burada aktaracağım. Bakalım etkin ve kararlı bir dış politika nasılmış? 

Mesela, İstanbul seçimlerinde “Binali Yıldırım’a mı oy vereceksiniz, Sisi’ye mi oy vereceksiniz?” diyordunuz; gittiniz tıpış tıpış Mısır’a, Sisi’nin ayağına, el sıkıştınız, değil mi? Bu mu kararlı politika? 

Rus uçağının düşürülmesinden sonra “Uçağı kim düşürdü?” diye önce birbirinizle yarıştınız; bir haftalık hamaset süresi bitince tıpış tıpış Putin’in ayağına gittiniz, Rus televizyonunun canlı yayınında dakikalarca ayakta bekletildiniz. Bu mudur saygın politika?  

“Bu can bu bedende durdukça Rahip Brunson’ı benden kimse alamaz.” diyordunuz; Trump telefon etti, Brunson kanatlandı. Şimdi soruyorum, Rahip bir din adamıysa niye tutukladınız, Rahip bir casussa niye serbest bıraktınız? Trump sizi karşısına aldı, hepiniz önünüze bakarak dizi dizi oturdunuz, Trump size bunu hatırlattığında hiç yüzünüz kızarmadı mı ya? Bu mudur saygın politika? 

İsveç ve Finlandiya’yı -birini terör örgütüne yardım etmek, öbürünü Kur’an-ı Kerim’i yakmak suçlamasıyla- “Asla NATO’ya almayacağız.” dediniz. Sonra gidip de en hevesli -NATO için- imzayı siz atmadınız mı be kardeşim! 

Hollanda’nın Başbakanı Mark Rutte’nin döneminde Dışişleri Bakanınızın içeriye girmesine izin vermediler, Aile Bakanınızı sınır dışı ettiler, sonra aynı Mark Rutte’yi NATO Genel Sekreteri yapmak için ilk imzayı siz atmadınız mı be kardeşim! Bu mudur saygın dış politika? 

Birleşik Arap Emirlikleri’ni darbenin finansörü olarak ilan etmiştiniz. Sonra para almaya Birleşik Arap Emirlikleri’nin kapısına gidip dilenirken -bunu söylemekten çok üzülüyorum ama- hiç utanmadınız mı, hiç bu sözleri hatırlamadınız mı?

Adnan Kaşıkçı’yı İstanbul’da erittiler, erittiler. Nutuk atıyordunuz: “Burası egemen bir ülkedir.” “Adnan Kaşıkçı ya da başka bir ülke, bunun hesabı burada sorulacaktır.” dediniz. Sonra Suudi Arabistan’ın dolarlar aklınıza geldi, dosya kanatlandı ve Suudi Arabistan’a uçuverdi. Bu mudur sizin dış politikanız? 

Yahu, Gazze’de 70 bin sivil öldürüldü, bunun hamasetini yaptınız. 7 Ekim 2023’te İsrail’in soykırımcı ve katliamcı politikaları başladı. Altı ay süreyle -mart dâhil- 2,3 milyar dolarlık ihracat yaptınız Mısır’a, İsrail’e ve katliamda kullanılan malzemelerin bir kısmı da o ihracatla beraber gitti. Burada rahmetli Hasan Bitmez bunu söyledi, protestolar arasında adamcağız düştü; adamcağız can çekişirken burada kebap yaptınız be kardeşim! Arkasından ancak 9 Nisan tarihinde 54 kalem için yasaklama yapabildiniz, 2 Mayıs 2024 tarihinde tamamını ancak yasaklayabildiniz. Şimdi soruyorum: Gazze’de ölen o 70 bin çocuk rüyalarınıza girmiyor mu? Bu mudur dış politikanız? 

Diğeri de 70 bin sivil ölüm kalmışken, Trump gidip Netanyahu’yla birbirlerini İsrail Parlamentosunda kutlarken, arkasından Netenyahu’yu oraya götürmeyip yalnızca Trump’la el sıkışmanızı bir dış politika başarısı olarak anlatabildiniz ve Türkiye sizin için utandı be kardeşim! Tom Barrack size “Trump zekice bir hamle yaptı, Erdoğan’ın en çok ihtiyaç duyduğu şeyi verdi, bu bir meşruiyettir.” dedi. Bütün arkadaşlarımız bu sözü söyledi; niye şurada, kürsüde, 5 metre karşımızda buna bir tek laf edemediniz ya? Meşruiyeti dışarıda arayarak mı bu memlekette iktidar kalabileceksiniz? 220 Boeing’i, 2,5 katı daha pahalı doğal gazı, nadir toprak elementlerini, Amerika’ya karşı gümrük vergilerini indirmeyi, iki buçuk saatlik bir toplantıda verip geri geldiniz. Osmanlı’nın son dönemindeki o utanç verici anlaşmalardan birini imzaladınız. Bu gerçekten sizi hiç utandırmıyor mu be kardeşim! 

Nihayet bir şey daha söyleyeceğim size: Burada dış politika açısından en önemli 2 tane söz var, bunlardan bir tanesini NTV muhabiri söyledi. O içeride iki buçuk saatte ne olduğunu NTV muhabiri gayet güzel özetledi. Sizin de hakkınızı yemeyelim, siz de Washington’da “KAAN uçağının motoru yoktur.” diyerek dış politika ve Dışişleri Bakanlığı sırasında en samimi açıklamanızı yaptınız.

Ben söyleyeyim size, bu kitapları yazmakla dış politika övülmüyor, dış politika bunlarla oluşturulmuyor, bin yıllık devlet politikasını bu memlekette mahvettiniz. 

Şimdi, gelelim Adalet Bakanlığına, Adalet Bakanı burada oturuyor. Vallahi, madalyonun iki yüzü var; bir tanesi vatandaşın gördüğü, bir tanesi de Yılmaz Bey’in gördüğü. Vatandaş diyor ki… “Bu uluslararası endeksleri boş verin.” diyorsunuz ya, hadi biz de boş verelim. 

Yani dünyada mesela 140 ülke arasında 116’ncısınız. Hadi hoş görelim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında yapılan analizlerde, araştırmalarda yargıya güven yüzde 20’nin altına. 

Kim yapmış? Panorama yapmış, Yetkin Araştırma yapmış. Bu ne demek biliyor musunuz? AKP’ye ve MHP’ye oy veren her 2 yurttaştan 1’isi de adalete güvenmiyor ama size güveniyor. Niye güveniyor biliyor musunuz? 

Her hukuk skandalından sonra vatandaş saatine bakıyor, diyor ki: “En geç bir saat içerisinde nasıl olsa Yılmaz Tunç çıkacak ‘Türkiye bir hukuk devletidir. Yargı tarafsızdır ve bağımsızdır.’ diyecek.” Yılmaz Bey, Adalet Bakanlığınız bir gün bitecek, yalnızca bu sözle hatırlanacaksınız, bu sizi hiç üzmüyor mu be kardeşim, bu sizi hiç üzmüyor mu?  

Anayasa’nın 90’ıncı maddesi burada, AİHM kararları uygulanmıyor. Anayasa’nın 153’üncü maddesi burada, AYM kararları uygulanmıyor. AYM kararlarına uymayanlar kariyer yapıyorlar. 

Anayasa’nın 140’ıncı maddesinde -cahillerin sözlerini duyuyorum- “Hâkim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idari görevlerde çalışanlar hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidir.” diyorlar. 

ski Adalet Bakan Yardımcınız, bugünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı gitti, Eti Maden firmasında yönetim kurulu üyesi olarak maaş aldı, Anayasa’yı çiğnedi. HSK’nin Başkanısınız, niye kılınız kıpırdamıyor be kardeşim! Bununla mı siz tarafsız ve bağımsız yargıyı tesis edeceksiniz?

Son söyleyeceğim şunlar: Bu Meclisin çatısı altında çok sayıda emekçi asla çalışamıyorlar, statülerine uygun bir para alamıyorlar, sosyal güvenlikleri yok. Buna karşın, Necdet Ünüvar’ın kızı 23, 24, 25, 26’ncı dönem AKP milletvekilliği yapmış, sonra boş mu kalsın çocuk? Ankara Üniversitesi Rektörü yapmışsınız, onun mahdumu boş mu kalsın? Fakülteden mezun olmuş, derhâl Enerji Bakanlığına müşavir yapmışsınız. Şimdi, Ticaret Bakanlığında Genel Müdür Yardımcısı. E, kızı boş mu kalsın? Kızını da tıpkı oğlu gibi sınavsız, mülakatsız Meclise almışsınız. Hiç utanmıyor musunuz?

Son kez Mustafa Destici’nin kızı Türkiye’de binlerce insan boşta gezerken, işte bu çocukları yani AKP’lileri ve yandaşların çocuklarını mülakatsız, sınavsız işe alıyorsunuz. 

Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim! Ben söyleyeyim, Türkiye’de bugünler geçecek, Türkiye’de insanların ahlakla çalışacağı, liyakatle iş bulacağı ve Türkiye’nin bir adalet düzenine kavuşacağı bir dönem gelecek; bunu hep beraber kuracağız. 

Ben, bu düşüncelerle Sayın Meclisi ve tüm arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

 Sağ olun. 

Haber Galeri:

Bu İçerik 335 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın