Silivri Cezaevi önünde açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan ve kamuoyunda “Diploma Davası” olarak bilinen davanın son duruşmasına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Günaydın, davanın hukuki bir süreçten ziyade, demokratik iradenin gasp edilmesine yönelik siyasi bir hamle olduğunu savundu.
“SİYASİ İRADE GASP EDİLMEK İSTENİYOR”
Duruşma sonrası kameraların karşısına geçen Günaydın, davanın evrakta sahtecilik suçlamasından öte bir anlam taşıdığını vurguladı. İmamoğlu’nun “Bu, memleketin iktidarının seçimli ve demokratik yollarla değiştirilmesine yönelik iradenin gasp edilme çabasıdır” sözlerini hatırlatan Günaydın, hukuk devletinde rastlanmayacak olayların peş peşe yaşandığına dikkat çekti. 31 yıl önceki diplomanın, fakülte dekanlığının “yasadışı bir durum yoktur” beyanına rağmen rektörlük tarafından iptal edildiğini belirtti.
“MAHKEME HEYETLERİNE MÜDAHALE EDİLDİ”
Yargılama sürecindeki usulsüzlüklere değinen Gökhan Günaydın, İdare Mahkemesi’ndeki heyet değişikliklerini eleştirdi. Diplomanın iptaline ilişkin süreçte, mahkeme başkanının ve bir üyenin görevden alındığını, atanan yeni heyetin ise savunma hakkı tanımadan ve tefhim yapmadan 31 yıllık diplomayı iptal ettiğini dile getirdi. Günaydın, “Adaletin saati maalesef siyasetin saatine bakarak karar veriyor” diyerek, ceza mahkemesinin de İdare Mahkemesi kararının kesinleşmesini beklemek üzere duruşmayı 6 Temmuz’a ertelediğini duyurdu.
ADALET BAKANI VE BAROLAR TARTIŞMASI
Açıklamasında Adalet Bakanı’na ve bakanlık atamalarına da değinen Günaydın, Bakan’ın avukat kısıtlamalarına yönelik söylemlerini eleştirdi. Ankara Barosu’nun, Akın Gürlek’in atanmasına ilişkin Danıştay’a yaptığı iptal başvurusunu desteklediklerini belirten Günaydın, “Baroları siyaseten ayırdınız. Ancak geriye kalan ve avukatların %96’sını temsil eden barolar adalet duygusu içinde birleşmiştir” ifadelerini kullandı. Günaydın, sürecin takipçisi olacaklarını ve Türkiye’nin demokrasi rotasından sapmayacağını vurguladı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Arkadaşlar bir kez daha Silivri Cezaevinden kamuoyuna sesleniyoruz. Bugün diploma iptaline ilişkin Ekrem Başkan’ın evrakta sahtecilik yaptığı gibi akıllara ziyan bir suçlamayla yargılandığı ceza duruşmasını gördük.
Ekrem Başkan’ın sözleriyle burada ifade edeyim: Bu aslında memleketin iktidarının seçimli ve demokratik yollarla değiştirilmesinin ve buna yönelik iradenin gasp edilmesine ilişkin bir çabadır. Bu çabanın açık örneklerini görüyoruz. Herhangi bir hukuk devletinde asla rastlanmayacak ne kadar iş varsa peş peşe oldu.
Önce 31 yıl evvelki diplomayı İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığının direnmesine rağmen, ki o dekanlık defalarca CİMER’e yapılan başvurular üzerine yasadışı bir durum olmadığını ve diplomanın usulüne uygun olarak düzenlendiğini kayda almıştır; sonra İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Yönetim Kurulu üyelerinden bu diplomanın iptaline karar vermiştir.
Diploma iptaline ilişkin Ekrem İmamoğlu’nun avukatları üzerinden idari yargıda açılan davada, 5. İdare Mahkemesi, onlarca maddelik müzekkere yazarak hangi açlık, yokluk ve hukuksuzlukla bu diplomayı iptal ettiklerini sormuştur. O sorulanların içerisinde olan YÖK, 30 günlük zaman içerisinde cevap vermemiştir. Bu arada mahkemenin başkanı ve heyetten bir üye mahkemeden uçurulmuştur. Bu arada nöbetçi heyet duruşmaya bakmış, YÖK bu çerçeve içerisinde heyet değişiklikten sonra cevabını mahkemeye yollamış ve nöbetçi heyet yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir.
Son duruşmada bu kez atanan heyet, yeni 3 kişilik heyet, başka bir değişle üçüncü heyet duruşmaya girmiş, o duruşmada İstanbul Üniversitesinin avukatları 2026 yılından dönüp 1990 yılının İstanbul Üniversitesi yönetimini suçlamışlardır. Sorulan bir soru üzerine de Ekrem İmamoğlu’nun süreçte bir dahlinin olmadığını, zaten suçlanan Ekrem İmamoğlu olmadığını ifade etmişlerdir. Tam da işte bu avukatların talebine uygun ve savunmalarına uygun bir şekilde duruşma bittikten sonra yüze tefhim yapılmadan 31 yıl evvelki diplomanın iptal edilme kararı 5. İdare Mahkemesi tarafından alınmış ve kamuoyuna duyurulmuştur.
Bir başka önemli husus; aynı soruşturma dosyasından 41 kişinin evrakta sahtecilik yaptığı iddia ediliyorken, yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun dosyası tefrik edilmiş ve yalnızca Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir dava açılmıştır ve bu dava ceza mahkemesinde görülmeye başlamıştır. Bir hukuki skandal olarak asliye ceza mahkemesi kararı için idare mahkemesinin kararını bekletici sorun saymıştır.
Bu çerçevede biz bugüne kadar geldik ve bugün mahkeme, idare mahkemesi kararını vermesine rağmen, bu kez de istinaf ve temyiz aşamasını bekleme iddiasıyla, yani “kararın kesinleşmesini bekleyeceğim” diyerek ta Temmuz’un 6’sında bu duruşmayı ertelemiştir.
Açıkça buradan ifade ediyorum: Yargının saati siyasetin zamanlamasına göre bazen hızla ilerliyor, bazen yavaşlıyor, bazen de örnekte olduğu gibi bekliyor. Bütün bunlar siyasetin mahkemeler üzerinden dizayn edilme çabasından başka hiçbir şey değildir. Burada Ekrem İmamoğlu yargılanıyor. Aslında Ekrem İmamoğlu burada bir savunma yapmıyor; demokrasi adına, adalet adına Türkiye’ye duygularını ve düşüncelerini ifade ediyor.
Bütün bu süreci yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı bugün Adalet Bakanı olmuştur ve Adalet Bakanı olarak yaptığı ilk işte A Haber’e bir beyanat vermek olmuştur. Görüyoruz ki soruşturmanın makul şüpheyle mi basit, şüpheyle mi başladığını bilmeyen bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Görüyoruz ki tutuklu ve hükümlü arasındaki farkı bilmeyen, onların hangi haklara sahip olduğunu umursamayan bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Yine görüyoruz ki tutukluların avukatla görüşmesinden rahatsız olan, buna yönelik de “bir yasal düzenleme yaparak kısıtlama yapacağım” diyen bir Adalet Bakanıdır söz konusu olan.
Bunların her biri ayrı birer skandaldır. Tarih yaşananların tamamını kaydediyor. Biz de adalet, hukuk ve demokrasi diyerek bütün bu Silivri kapılarını tıpkı 12-13 yıl evvel aşındırdığımız ve sakladığımız gibi bugün de aşındırmaya ve sallamaya devam edeceğiz. Türkiye bir ailenin tahakkümü altına girmeyecek. Türkiye saltanatı çoktan kaldırdı. Türkiye demokrasiyle ve adaletle yürümeye devam edecek. Çok teşekkür ederim.
Soru- Efendim Akın Gürlek ile ilgili konuşmuşken siz Ankara Barosundan da Akın Gürlek’in atanmasına ilişkin Danıştay’a iptal başvurusu var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Akın Gürlek bir televizyon programı yaptı. Bu televizyon programı sonrasında Türkiye’nin tüm baroları Akın Gürlek’in açıklamasının hukuka aykırı olduğunu ifade eden bir ortak açıklama yaptılar üç baro hariç. Neymiş o üç Baro? İstanbul 2 No’lu Barosu, Ankara 2 No’lu Barosu ve Karaman Barosu. Demek ki baroları siyaseten öyle bir ayırmışsınız ki, ayrılan barolar adaletin peşinde değil, iktidarın peşinde koşuyorlar. Yani kendi savunmaları gereken üyeleri olan avukatların haklarını savunmak yerine, avukatların tutukluyla görüşme hakkının kısıtlanması gerektiğini ifade eden Adalet Bakanı’nın peşinden gidiyorlar. Bu bile yaşananların ne olduğunu gösteriyor.
Peki, geriye kalan tüm barolar avukatların yüzde kaçını temsil ediyor? Avukatların yüzde 96’sını temsil ediyor. Yani siz ilk açıklamanızla aslında birbirinden oldukça farklı müktesebatlara sahip olan baroları adalet duygusu içerisinde birleştirdin. Evet, Ankara Barosu Danıştay’a bir başvuru yaptı. Bu başvuru, hakimlik ve savcılık görevinden ayrılmaksızın bir idari göreve, bir siyasi göreve atamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönleriyle aykırı olduğu yönleri ile Danıştay’a yapılmış bir başvurudur. Biz bu başvurunun doğru bir başvuru olduğunu düşünüyoruz. Sonucunu hep beraber bekleyeceğiz.
Soru- Bugün bir karar bekliyordunuz aslında değil mi bu diploma davasından?
Gökhan GÜNAYDIN (CHP Grup Başkanvekili)- Ben duruşma devam ederken bir X paylaşımı yaptım ve bu X paylaşımında “kanaatimce hâkim idare mahkemesinin verdiği kararın kesinleşmesini bekleyecek; başka bir deyişle bekletici sorun iddiasını ve kararını daha da genişletecek” demiştim. Karar verilmeden yarım saat evvel attım ben bu tweeti ve atarken de dedim ki: “Kanaatimin doğru çıkıp çıkmayacağını yarım saat sonra göreceğiz.” Dolayısıyla kişisel olarak ben hâkimin böyle bir karar vereceğini öngörmüştüm. Ama bu kararın hukuka uygun bir karar olduğunu düşünmüyorum. Yok hükmünde olan ve aslında açıkça hukuka aykırı olan bir idari yargı kararını ceza yargılamasının beklemesi yerine, akla aykırı bu evrakta sahtecilik iddiasını derhal ele alarak, bu iddiayı reddederek Ekrem İmamoğlu’na bu davadan beraat kararı vermesidir hukuka uygun olan. Ama dediğim gibi adaletin saati maalesef siyasetin saatine bakarak ona göre karar veriyor.
Teşekkür ederiz arkadaşlar.






















Sosyal Medya Hesaplarımız