CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, T24 YouTube kanalında yayınlanan ‘Şirin Payzın’la Neden?’ programında sunucu Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı. Günaydın; Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki 16 tapu iddiasını, Silivri’deki İBB davasının seyrini, milletvekillerine getirilen duruşma izleme yasağını, “haysiyet cellatlığı” olarak nitelendirdiği uygulamaları ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın tutuklanma gerekçesine ilişkin değerlendirmelerini aktardı.
“16 TAPUNUN KİMLİK BİLGİSİ YAYINLANDIYSA O MAL VARLIĞI AKTİF YA DA PASİF OLARAK SİZİNDİR”
Günaydın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek adına kayıtlı olduğunu öne sürdüğü 16 tapunun kimlik bilgilerini kamuoyuyla paylaştığını hatırlatarak Gürlek’in “4 tane mal varlığım var” açıklamasını doğrudan çelişkili bulduğunu ifade etti. Günaydın, “Azıcık tapu hukukuyla ilgilenen herkes bilir ki bir tapunun kimlik bilgisi yayınlanmışsa o aktif ya da pasif olmak üzere sizin mal varlığınıza girmiştir” dedi. Tapu pasife geçmişse bunun o mülkün satılması karşılığında elde edilen nakdin mal varlığına eklendiği anlamına geldiğini vurgulayan Günaydın, Gürlek’i herkese açık bir basın toplantısı düzenleyerek mal varlığını kamuoyuyla paylaşmaya davet etti.
Günaydın ayrıca Gürlek’in kapalı bir ortamda yalnızca üç yandaş gazeteciye açıklama yapmasını yetersiz bulduğunu belirterek “Tatmin olan var mı? Tatmin olan yok” dedi. Gürlek hakkındaki iddiaların Lüksemburg’da kurulu bir şirkette yönetim kurulu üyeliği yaparak gelir elde ettiği iddiasını da kapsadığını hatırlatan Günaydın, hem Anayasa’nın 140. maddesi hem de 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun yargı mensuplarının başka bir işle uğraşmasını yasakladığını söyledi. Dava açma konusunda yasal seçeneklerini de değerlendiren Günaydın, Hâkimler Savcılar Kurulu’nun başkanlığının artık Gürlek’te olması nedeniyle bu yolun işlevsiz kaldığını açıkladı.
“BEYAZ TOROS’LA FOTOĞRAF ÇEKTİREN ADAM BAKAN YARDIMCISI OLUYORSA BU MEMLEKETTE ADALETİ HEPİMİZİN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMESİ LAZIM”
Günaydın, Özgür Özel’in meclis grup toplantısında dile getirdiği “Adalet Bakanlığı içindeki Ak Toroslar çetesi” iddiasını aktararak Türkiye’de beyaz Toros sembolünün yargısız infazları çağrıştırdığını vurguladı. Masasında beyaz Toros fotoğrafıyla poz veren bir savcının hem o savcılıkta çalışmaya devam etmesini hem de ilerleyen süreçte bakan yardımcısı olmasını kabul edilemez bulan Günaydın, “Bu memleketin yüzde 18’i adalete inanıyor. Geriye kalanlar memlekette adaletin kalmadığını zaten düşünüyorlar” dedi ve bu tablonun tarihi bir siyasi skandal olduğunu vurguladı.
Günaydın ayrıca Adalet Bakanlığı’nda görev yaptığı iddia edilen gizli iletişim danışmanının devlete emanet dijital materyalleri üçüncü şahıslara servis ederek “haysiyet cellatlığı” yaptığını öne sürdü. Gözaltına alınan bireylerin telefonlarından elde edilen, suçla hiçbir ilgisi olmayan özel mesajların yandaş medyaya sızdırılmasının hem ahlaki hem hukuki bir suç olduğunu ifade eden Günaydın, bu yöntemin FETÖ döneminden miras kaldığını ve bugün birebir uygulandığını belirtti.
“MAL VARLIĞINI AÇIKLAMAK SİYASETÇİNİN EN TEMEL YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR”
Siyasete girdiği andan itibaren bir siyasetçinin mal varlığının kamuya hesap verme yükümlülüğü kapsamına girdiğini savunan Günaydın, “Beni sokakta çevirip herkes ‘Gökhan Günaydın, evini nasıl aldın, arabanı nasıl aldın?’ deme özgürlüğüne ve hakkına sahiptir” dedi. Mal varlığı bilgilerinin özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirten Günaydın, hakkında asılsız iddia ortaya atıldığında kendi mal varlığını bir saat içinde kamuoyuyla paylaştığını ve aynı şeffaflığı Gürlek’ten de beklediğini aktardı.
Belgelerin nasıl elde edildiği tartışmasına da yanıt veren Günaydın, tapuları ele geçirenlerin PKK’lı ya da FETÖ’cü olmakla suçlandığına dikkat çekerek “Bu belgeler açıkça iktidar içi bloklardan ve kanallardan geliyor” dedi. Şeffaflık talebini tüm kamu görevlilerine yaygınlaştıran Günaydın, siyasetçiler, yargı mensupları ve bürokratlar için mal varlığı beyanlarının kamuoyuyla paylaşılmasını ve MASAK tarafından teyitlenmesini zorunlu kılacak yasal düzenleme yapılması gerektiğini savundu.
“MÜTEAHHİTLER EMRAH ŞAHAN’I İSTEMEDİ; KAYYUM GELİNCE HANGİ İNŞAATLAR DEVAM ETTİ?”
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın duruşmada yaptığı savunmayı aktaran Günaydın, Şahan’ın önce Kent Uzlaşısı kapsamında gözaltına alındığını, ardından çözüm sürecinin başlamasıyla bu gerekçenin geçerliliğini yitirmesi üzerine farklı bir dosyayla tutukluluğunun sürdürüldüğünü anlattı. Günaydın’a göre asıl neden Şahan’ın şehir plancısı kimliğiyle imar planlarına aykırı projeleri durdurmaktan çekinmemesiydi. Günaydın, “Emrah Şahan tutuklanıp kayyum atandıktan sonra hangi inşaatlar devam etti? Bu sorunun cevabı onun neden tutuklandığının açık kanıtıdır” dedi.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güven’in dosyasının da İBB davasına bağlanmaya çalışıldığı bilgisini paylaşan Günaydın, benzer örüntünün Ayşe Barım davasında da görüldüğüne dikkat çekti. Bireylerin önce başka bir dosyayla gözaltına alınıp ardından daha kapsamlı bir davaya eklemlenmesinin sistematik bir yöntem hâline geldiğini vurguladı.
“MİLLETVEKİLLERİNE YASAK KOYMAK SENİN HADDİN DEĞİL”
Silivri’de birden fazla CHP milletvekiline ve parti meclisi üyesine duruşmayı izleme yasağı getirilmesini anayasal ve hukuksal açıdan kabul edilemez bulan Günaydın, mahkeme başkanının yasağın kendi tasarrufu olmadığını, Bakırköy Başsavcılığı’nın kararı olduğunu söylediğini aktardı. Duruşmaların aleniyet ilkesi gereği kapalı yapılmak isteniyorsa bunun kamu yararına dayandırılmış resmi bir kapalılık kararına bağlanması gerektiğini belirten Günaydın, söz konusu yasağın bu koşulları karşılamadığını ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu. Günaydın, “Kimin haddine Ali Mahir Başarır’a, Mahmut Tanal’a yasak getirmek? Hangi yasaya dayanıyorsun?” diye sordu.






















Sosyal Medya Hesaplarımız