Edit Content

"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. Meclis Gündemi
  6. »
  7. Burdur’da Yaşananları Bizden Neden Saklıyorsunuz?
bu içeriği paylaşın;

Burdur’da Yaşananları Bizden Neden Saklıyorsunuz?

TBMM Genel Kurul – 28.05.2024: “Burdur Devlet Hastanesi, diyalizden zehirlenen 33 kişi var! Neyi saklıyorsunuz? Özel hastanesi olan Sağlık Bakanı, hastalara CHP'nin hekim milletvekillerinin erişmesini engellemeye çalışarak ne yapmaya çalışmaktadır."
Yazı Boyutu:
14px
24px

Devlet Hastanesi Diyaliz Skandalına Sahne Oldu!

TBMM Genel Kurul – 28.05.2024: “Burdur Devlet Hastanesi, diyalizden zehirlenen 33 kişi var, bunlardan 14'ü entübe edildi. 3 hekim arkadaşımızı görevlendirdik; Burdur'da, Isparta'da, Afyon'da ve Antalya'da bu arkadaşlar çalışma yapıyorlar. Sizin oradaki il sağlık müdürleriniz bu arkadaşlarımıza bilgi vermiyor, bu arkadaşlarımızın hastaneye girmesini engelliyor. Neyi saklıyorsunuz? Ben soruyorum: Özel hastanesi olan diyaliz gibi temel bir hakkı alırken zehirlenen ve entübe edilen hastalara CHP'nin hekim milletvekillerinin erişmesini engellemeye çalışarak ne yapmaya çalışmaktadır?”

Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın 28 Mayıs 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda; 27 Mayıs Darbesi, Srebrenitsa Katliamı, Burdur'daki sağlık skandalı, İsrail'in Filistin'e düzenlediği saldırılar, Soykırımı Anma ve Düşünme Günü, Polis İntiharları ve T.B.M.M. gündemi hakkında konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

27 Mayıs darbesi sonrasında idam edilen Adnan , Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'a biz de rahmet diliyoruz. Burada ezberlerden kurtulmak, mekaniğinden uzakta sağlam ve arınmış bir beyinle meseleye yaklaşmak gerekiyor. Rahmetli 'nün darbenin önlenmesi ve idamların durdurulmasına yönelik çabaları bu alanda yazılmış gerçek tarih kitaplarına geçmiştir, kürsülerden uydurulmuş tarihleri dile getirmenin bir anlamı yoktur. Biz sivil siyasetten yanayız, darbelere karşıyız; birçok il başkanı öldürülmüş, il binaları karakol yapılmış, genel başkanları tutuklanmış, partileri kapatılmış bir müktesebatın temsilcileriyiz. Dün olduğu gibi bugün de demokrasiyi eksiksiz savunmaya devam edeceğiz. Bunu ifade etmek isterim.

ÜÇ FİDANLARIN İTİBARLARININ İADE EDİLMESİNE YÖNELİK YASAYI DEMOKRASİ HAVARİSİ KESİLENLER ONAYLAYAMAMIŞTIR

Tabii, 27 Mayıs 1960 tarihinde ve ardından meydana gelen olaylarda zarar görenler, idam edilenler 2020 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılan bir yasayla itibarları iade edilmiştir ve zararları tazmin edilmiştir. Diğer taraftan, bu memlekette asılan üç fidanların itibarlarının iade edilmesine yönelik yasayı ve burada demokrasi havarisi kesilenler el kaldırarak onaylayamamışlardır. Demek ki darbelerden zarar görenleri “sizden” “bizden” diye ayırmadan, bu memleketin bütün demokrasi şehitlerini, oralarda hayatlarını kaybedenleri ortak bir değerle anmak herhâlde hepimizin görevi olmalıdır; bunu ifade ederim.

ARTIK HAKEM DEĞİLSİNİZ, ZULMÜ SEYREDİYORSUNUZ

İkincisi: Bakın, İsrail'in 6 Ekimden, 7 Ekimden bu yana devam eden zulmü artık bir insanlık suçu niteliğine dönüşmüştür. 36 binden fazla insan hayatını kaybetti ve en son Refah'ta yerinden edilmiş sivillerin kurdukları çadırları bombalamaları sonrasında kadınlar, çocuklar, 40'tan fazla insan hayatını kaybetti. Buğun sevinçle ifade ediyoruz ki İspanya Başkanı Sanchez'le beraber İsveç, yani sosyal demokrat, sol iktidarlarla yönetilen bütün ülkeler peş peşine Filistin devletini tanımak için âdeta sıraya girmişlerdir. Burada Cumhuriyet Halk Partisinin çok anlamlı katkıları vardır. Peki, biz, acaba Türkiye ve Türkiye'yi yöneten AKP buraya hangi katkıyı koyabildi? Cumhuriyet Halk Partisinin katkısını unutmayalım bu ülkelerin Filistin Devleti'ni tanınmasında. Peki, siz ne yaptınız? Altı ay sonra 55 mal grubunun ticaretini yasaklayabildiniz, sekiz ay sonra tamamını yasakladınız. Artık masada bir hakem niteliğinde maalesef değilsiniz ve oradaki zulmü maalesef seyrediyorsunuz. Bundan ibaret.

AKP BUNU DA REDDEDECEK Mİ, YOKSA OLUMLU OY KULLANACAK MI?

Şimdi gelelim bir başka önemli soykırıma: 11 Temmuz 1995 tarihinde 8.500 Müslüman Avrupa'nın gözleri önünde katledildi; sadece gözleri önünde değil, maalesef iş birliğiyle katledildi. Ve mutlulukla ifade ederim ki: 23 Mayıs 2024 tarihinde Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa katliamını soykırım olarak tanıdı, Soykırımı Düşünme ve Anma Günü olarak ilan etti. Biz üç Grup Başkan Vekili olarak, Mecliste Grup Başkan Vekilliğiyle ve gruplarıyla temsil edilen tüm siyasal partileri bugün ziyaret ettik ve dün itibarıyla Meclise sunduğumuz teklifi konusunda kendilerinden destek istedik. Gelin, bu desteği verin hep beraber, bu soykırımı Türkiye Büyük Millet Meclisi tanısın ve biz de Birleşmiş Milletlerin kararına uygun bir şekilde, Avrupa'nın ortasındaki vahşetin doğru tarafında duran bir ülke hâline dönelim.

Peki, şunu ifade edelim: Bu, Cumhuriyet Halk Partisi önergesi olarak geldiği için, kanun teklifi olarak geldiği için AKP daha evvelki tutumlarına paralel olarak bunu da reddedecek mi, yoksa olumlu oy kullanacak mı? İşte göreceğiz.

Bir başka konu, polis intiharları. Geçen hafta Özlem Zengin, AKP Grup Başkan Vekili, polis intiharları meselesinde konuşan Murat Bakan arkadaşımıza hitaben “Evet, bu, önemli bir konudur, hep beraber komisyonu kuralım.” demişti. Çağrı yapıyorum: Cumhuriyet Halk Partisi bunu araştırma komisyonunda getiriyor, AKP bunu getirsin ve hep beraber konuşalım. Ya, değilse şöyle mi diyeceksiniz: “Sizden geldi, biz bunun arkasında değiliz.” Bakın, arkadaşlar, biz sizin Türkiye Büyük Millet Meclisini Dışişleri Vakfının güçlendirilmesine yönelik kanun teklifinizle bir hafta boyunca oyalamanıza müsaade etmeyeceğiz. Bu kanun belki birkaç saat içerisinde Meclisten geçebilir.

BURDUR'DA YAŞANANLARI BİZDEN NEDEN SAKLIYORSUNUZ?

Şimdi, bu vakfı en önemli gündem olarak getirdiniz. Ben size başka gündemlerden bahsedeyim. Mesela, Burdur'da diyalizden zehirlenen 33 kişi var, bunlardan 14'ü entübe edildi. 3 hekim arkadaşımızı görevlendirdik; Burdur'da, Isparta'da, Afyon'da ve Antalya'da bu arkadaşlar çalışma yapıyorlar. Sizin oradaki il sağlık müdürleriniz bu arkadaşlarımıza bilgi vermiyor, bu arkadaşlarımızın hastaneye girmesini engelliyor. Neyi saklıyorsunuz? Ben soruyorum: Özel hastanesi olan Sağlık Bakanı diyaliz gibi temel bir hakkı alırken zehirlenen ve entübe edilen hastalara CHP'nin hekim milletvekillerinin erişmesini engellemeye çalışarak ne yapmaya çalışmaktadır?

Bütün bunlar memleketin nasıl yönetilemediğinin çok açık göstergeleridir. Biz, her ne kadar saklamaya çalışsanız da, sağlık skandallarını, Rize'deki çay sorununu, Türkiye'deki sorununu ve buna bağlı bütün memleket sorunlarını Meclis gündemi yapmaya devam edeceğiz.
Teşekkür ederim.

Abone Olun:
➤ Youtube: @gokhangunaydin06

Resmi Site:
➤ Web: gokhangunaydin.net

Takip edin:
➤ Twitter: gunaydingokhan
➤ Facebook: gokhangunaydin06
➤ Instagram: gokhangunaydin06
➤ TikTok: @gokhangunaydin06
➤ Youtube: @gokhangunaydin06

Bu İçerik 123 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın

Faydalı Linkler

Abonelik

© 2024, Gökhan Günaydın. Tüm Hakları Saklıdır.