Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, Halk TV ekranlarında Sibel Mazrek’in konuğu oldu. Partinin 3,5 yıl önce yapılan kurultayını iptal eden “mutlak butlan” kararı sonrasında CHP Genel Merkezi’nde hareketli günler yaşanıyor. Büyükşehir belediye başkanları, milletvekilleri ve Parti Meclisi üyeleri ardı ardına toplanırken, Günaydın canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu. Kararı Türkiye demokrasisine yapılmış bir darbe olarak nitelendiren Günaydın, halkın asıl gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu vurgulayarak iktidara ve yargı kararlarına sert tepki gösterdi.
“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİYE YAPILMIŞ BİR DARBE VAR”
Günaydın, mahkemenin verdiği mutlak butlan kararının sadece CHP’yi hedef almadığını, tüm demokrasi güçlerine yönelik bir tehdit olduğunu belirtti. Genel merkezde yürütülen yoğun toplantı trafiğine değinen Günaydın, ortak akılla bir yol haritası çizileceğini ifade etti. Siyasetin yönünü sokağın belirlemesi gerektiğini söyleyen Günaydın, sokaktaki vatandaşın öncelikli olarak geçim sıkıntısı çektiğini ve ülkenin gidişatından endişe duyduğunu aktardı. AKP’nin taban oyunun yüzde 20’nin altına düştüğünü savunan Günaydın, iktidarın ceberrut devlet anlayışıyla koltuğunu korumaya çalıştığını iddia etti. Bu kararın seçimli demokrasinin güvenliğini tamamen ortadan kaldırdığını ifade eden Günaydın, bir sulh ceza hakimi ayarlanarak yıllar önceki kurultayların iptal edilmesinin önünün açıldığını, bugün CHP’ye yapılanın yarın başka partilere de yapılacağını belirtti.
“YA BİR YOL YAPARIZ YA BİR YOL BULURUZ”
Hukuki süreçte yaşanan tıkanıklıklara ve engellemelere karşı umutsuzluğa yer olmadığını belirten Günaydın, her koşulda bir çıkış yolu bulacaklarını ya da inşa edeceklerini vurguladı. Araçsallaştırılmış yargı eliyle CHP’nin kurumsal kimliğine ve üyelerine sistemli bir saldırı düzenlendiğini ifade eden Günaydın, Türkiye’deki 1400 belediyeden sadece CHP’li belediyelerin hedef alınmasının yargısal değil, tamamen siyasi bir rejim tahkimi çabası olduğunu dile getirdi. Kamu kaynağına uzanan el kimin olursa olsun kırılması gerektiğini söyleyen Günaydın, birinci parti konumundaki CHP’ye yönelik bu operasyonların vatandaşın rızasını alamayan iktidarın zorbalığı olduğunu belirtti. CHP’nin köklü geçmişine dikkat çeken Günaydın, bu iradenin yenilemeyeceğini söyledi.
“YSK YERLEŞİK İÇTİHATLARINDAN VAZGEÇTİ”
Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatları görevden alması ve YSK ile Yargıtay’a yapılan başvuruların reddedilmesi süreçlerine de değinen Günaydın, eleştirilere yanıt verdi. Neden hâlâ yargıya başvurulduğu sorusuna, ileride “Niye başvurmadın?” sorusuyla karşılaşmamak adına bu adımları attıklarını belirtti. Geçmişte İstanbul İl Kongresi’nde YSK’nın adli yargının müdahalesini anında engellediğini hatırlatan Günaydın, bugün ise YSK’nın adli yargının seçim hukukuna müdahalesini onaylayarak kendi yerleşik içtihatlarından vazgeçtiğini deşifre ettiklerini ifade etti. Karar sonrası yerel seçimlerin de iptal edilmesini isteyenlerin olduğunu belirten Günaydın, Ankara ve İstanbul gibi kritik büyükşehirlerin 50 yıl sonra kazanılmasının ardından bu tür taleplerde bulunmayı “ihanetin tam da göbeği” olarak nitelendirdi.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDE KUTUP FALAN YOKTUR”
Parti içinde herhangi bir kutuplaşma iddialarını kesin bir dille reddeden Günaydın, memleketini seven insanların ne yapması gerektiğini refleks olarak bildiğini söyledi. Kendisinin cumhuriyetten yana net bir refleksi olduğunu ifade eden Günaydın, isimler üzerinden değil ilkeler üzerinden siyaset yapılması gerektiğini vurguladı. Son olarak Meclis’in bayram tatili sonrasındaki salı günü yapılacak grup toplantılarına değinen Günaydın, iç tüzük kurallarının net olduğunu belirtti. Grup toplantısını grup başkan vekilinin açacağını ve grup başkanının konuşacağını söyleyen Günaydın, bu kuralların kişiye veya güne göre değişmeyeceğini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Sibel Mazrek: CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın’la konuşacağız. Kendisi yayın konuğumuz. Sayın Günaydın, hoş geldiniz yayınımıza. Tabii şimdi toplantı üstüne toplantı var genel merkezde. Dün Büyükşehir Belediye başkanlarıyla buluştu Genel Başkan Özgür Özel. Bugün de milletvekilleri, ardından Parti Meclisi üyeleriyle toplantı olacak. Ne beklemeliyiz? Yeni döneme dair bir yol haritası çiziliyor. Bu mutlak butlan kararı sonrası ne yapacak CHP?
Gökhan Günaydın: Türkiye’de demokrasiye yapılmış bir darbe var, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil. Dolayısıyla bunun ortak bir akılla, bir yol haritasının oluşturulması gerekiyor. Şüphesiz hepimizin aklında ne yapılması gerektiği konusunda fikirlerimiz var. Ancak bir siyasetçi olarak söyleyeyim, asıl önemli fikir sokakta. Sokağı dinlemek lazım. Sokak neyi önemsiyor? Gelirken yolda birçok insanla durdum ve konuştum. İki şey söylüyorlar: Bir, “Artık geçinemiyoruz.” İki, “Bu memleket nereye gidiyor?”
Bu temel düşünceler üzerinden yürümek zorundayız. Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin yönetilememe meselesini, 30 milyondan fazla insanın açlık sınırının altında kalma meselesini, AKP’nin taban oyunun yüzde 20’nin altına düşmesini ve bu çerçevede zorla ve ceberrut devlet anlayışıyla iktidarda kalma anlayışını saptıyor. Ve bu saptama doğrultusunda şunu söylüyor: Mutlak butlan kararı yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin 3,5 yıl evvel yapılan kurultayını iptal etmekle kalmıyor, Türkiye’de siyasal partiler eliyle yürütülen rekabetçi, seçimli demokrasinin güvenliğini ortadan kaldırıyor. Yani bir sulh ceza hakimi ayarlarsanız, yıllar önce yapılmış bir kurultayınızı iptal edebilirler. Bu bugün Cumhuriyet Halk Partisi’dir, yarın başka bir siyasal partidir. Dolayısıyla yol haritası sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik değil, demokrasi güçlerinin tamamının yol haritası olmak zorundadır.
Ana hatlarını şöyle söyleyeyim: Ya bir yol yaparız ya bir yol buluruz. Bu kadar açık sorayım size; bir yol bulur çıkarız. Çıkacak bir yol yoksa bir yol yaparız. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bugün için işler iyiye gitmiyor, bunun farkındayız. Dışarıda siyaset yapamayanların, araçsallaştırılmış yargı eliyle Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırdıklarını görüyoruz. Her gün ya kurumsal kimliğimize ya üyelerimize yönelik saldırılar yapılıyor. Vatandaşımıza da şunu söyleyeyim: Beytülmâle yönelik uzatılan el 1 lira, 1 kuruş ya da 1 trilyon lira olsun fark etmez; o kırılır. Hangi partinin üyesi tarafından uzatılırsa uzatılsın, kırılır ve kırılmalıdır. Ama Türkiye’de 1400 belediye varken dönüp dönüp 400 belediyesi olan CHP’lilere yönelmek ve birinci parti konumundaki Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem üyelerine hem de kurumsal kimliğine saldırmak yargıyla açıklanabilir bir şey değildir. Bu yalnızca rejimi tahkim etmek ve iktidarlarını devam ettirme çabasından ibarettir. Vatandaşın rızasını alamayan, zorla bunu yapmaya çalışıyor. Ama şunu biliyoruz ki Cumhuriyet kurulmadan 50 gün önce kurulmuş bir parti var karşınızda ve bu partiye gönülden oy veren, destek veren milyonlarca insan var. Dolayısıyla bu iradeyi yenemeyeceksiniz.
Sibel Mazrek: Evet. Tabii şimdi CHP, mutlak butlan kararı sonrası hukuki bir süreç de başlattı. Bölge Adliye Mahkemesi’ne yapılan itiraz reddedildi. Yargıtay’a yapılan bir itiraz vardı ama dün Kemal Kılıçdaroğlu’na karar icra memurları tarafından tebliğ edildikten sonra ilk yetkisini de kullandı ve üç avukatı görevden aldı. Ardından tekrar Yargıtay’a, Özgür Özel’in bireysel başvurusuna yönelik bir itiraz başvurusu yapıldı. YSK yapılan başvuruyu reddetti. Şimdi hukuki süreç nasıl işleyecek? Yani dün de YSK’ya yapılan başvurunun itirazı reddedildikten sonra şunu da öğrendik; Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun görevden alındığını öğrendik Kılıçdaroğlu tarafından. Yani CHP’nin bu hukuki süreçte yapacağı hamleler kısıtlanıyor mu böyle bir süreçte?
Gökhan Günaydın: Sibel Hanım, ben uzun zamandır siyaset yapıyorum. Amacım kimseyi bölmek, parçalamak değil; öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni birleştirmek ve konsolide etmek. Arkasından da tüm muhalefeti ve demokrasi güçlerini birleştirmek. Ama bazı kavramları yerli yerine oturtmak zorundayız. Türkiye’de bağımsız bir yargı var mıdır? Buna bir cevap vermek zorundayız. Eğer “vardır” diyorsak ona göre davranacağız. “Yoktur ve bu yargı maalesef bağımlı, taraflı, siyasallaştırılmış bir yargı haline gelmiştir” diyorsak ona göre davranmak zorundayız. Bu partide dünden bugüne görev yapmış tüm yöneticiler yargının araçsallaştırıldığını ve bağımsız olmadığını savundular. O halde aynı tutarlılıkla devam etmeliyiz.
Mutlak butlan davası, mutlak butlan sonucu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar hukuki bir karar olarak mı tanımlanacak, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi’ni bastırmak için verilmiş bir karar olarak mı? Buna bir karar vermek zorundayız. Kararı halk vermiş; sokağa çıkın, bu kararın nasıl yorumlanacağını göreceksiniz. Dolayısıyla tabloyu bunun üzerinden okumamız lazım. Diyebilirsiniz ki: “Peki madem öyleyse sen niye YSK’ya başvuruyorsun? Sen niye Yargıtay’a başvuruyorsun?” Bu doğru bir soru olur. Başvurmak zorundayım çünkü ileride “Niye başvurmadın?” sorusuyla karşı karşıya kalacağız. YSK’nın kararına bakalım. YSK, İstanbul’da İstanbul Kongresi’ni yaptırmamaya yönelik ilk derece mahkemesi kararını bir saat içerisinde toplanarak “Bu benim yargı alanımdır, buraya müdahale edemezsin” dedi ve benim divan başkanlığını yaptığım İstanbul İl Kongresi’ni böyle gerçekleştirebildik. Peki bugün adli yargı senin görev alanına, seçim hukukuna müdahale ediyor ve sen buna onama veriyorsun; başka bir deyişle bizim başvurumuzu reddediyorsun. Böylece neyi deşifre ettik? Yüksek Seçim Kurulu’nun, başkanlığın değişmesiyle beraber yerleşik içtihatlarından vazgeçtiğini tanımlamış ve burada vurgulamış olduk. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Yargıtay’a başvurmasın mı? Yüksek Seçim Kuruluna başvurmasın mı? Bütün avukatlarımızı görevden alalım ve böylece bu başvuruları yapılamaz hale mi getirelim? Buradan kimin ne çıkarı olacak?
Burada soru bu kadar açık: Kimin ne çıkarı olacak? Bakın başvuru yapmışlar. Ne diyorlar başvuruda? Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı eğer mutlak butlanla ortadan kaldırıldıysa, o takdirde yalnızca kurultay sırasında verilmiş kararlar değil, kurultay sonrasında verilmiş kararlar da ke’en lem yekün olmalıdır. E sonra? “O halde yerel seçimleri de iptal edelim.” Evet, bugün Ankara’yı, İstanbul’u kazanmışız; yani 50 küsur yıl sonra adamların elinden en önemli belediyeleri halkın iradesiyle almışız. Bir meczup, butlan kararı sonrasında “Yerel seçimleri iptal edelim” diyor. Ne yapacağız? Buna “Bir hukuki başvurudur” mu diyeceğiz, yoksa “Bu ihanetin tam da göbeğidir” mi diyeceğiz? Ne diyeceğiz? Yani buna bir şey dememiz lazım. Buna bir şey diyerek siyasi tutumumuzu geliştirmemiz lazım.
Ben çok açık olarak söylüyorum, uzun zamandır siyasetin içindeyim. Siyasetle ilgili görmediğim öğrenim kalmamıştır ama sokak bana öğretiyor. Çok açık ifade ediyorum, sokak bana öğretiyor. 100 metre yürüyorum, vatandaş yanıma geliyor. Diyor ki: “Bizi bunlara bırakmayın kardeşim.” Bunlar dediği kimdir? AKP rejimidir. Anlatabiliyor myum? Türkiye’de demokrasi yaşamalıdır. Seçimleri yaparız, seçimlerin önünde bir engel kalmaz; vatandaş kimi istiyor ise milleti o idare eder. Sen diyorsun ki: “Yok öyle değil, seçimlere gireceği ben belirleyeceğim. Karşıma cumhurbaşkanı adayı olacakların ya da olamayacakların listesini ben oluşturacağım. Hangi partinin açık kalacağına, hangisinin kalmayacağına ben karar vereceğim. Partilerin genel başkanının kim olacağı da benden çıkacak.” Biz buna sonra demokrasi diyeceğiz, öyle mi? Dolayısıyla herkesin aklını başına alması lazım. Ben bir kere daha söylüyorum; Cumhuriyet Halk Partisi’nde kutup falan yoktur. Memleketini seven insanlar ne yapması gerektiğini sadece düşünceleriyle değil, reflektif olarak buluyorlar. Benim bir refleksim var, bu refleksim cumhuriyetten yana. Bu kadar basit. Ahmet’ten, Mehmet’ten yana değil; cumhuriyetten yana. Hepimiz bu tavırda olursak ortada sorun kalmayacak. Hepimiz bu tavırda olmazsak ekselanslarının işine geliyor. Bunu iyi görmek, iyi bulmak zorundayız.
Sibel Mazrek: Son olarak şunu da sormak istiyorum. Şimdi Meclis kapalı bayram tatili nedeniyle ama salı günü grup toplantıları olacak. Yani orada süreç nasıl işleyecek bir grup başkan vekili olarak? Onu özellikle sormak istiyorum tabii.
Gökhan Günaydın: Evet, salı günü bizim grup toplantımız var. Salı günü MHP’nin de grup toplantısı var. Grup toplantısını grup başkan vekili açar, grup başkanı konuşur. Dolayısıyla bugüne kadar nasıl olmuşsa öyle olacak. Grup başkan vekili toplantıyı açacak, grup başkanı konuşacak. Orada bir değişim söz konusu olmayacak değil mi? Ya bunlar kural, anlatabiliyor muyum? Bunlar iç tüzükte yazılı olan kurallar. Meclis iç tüzüğünde, bizim tüzüğümüzde tanımlanmış seçilme yöntemleri var. Dolayısıyla hani bunlar kişiye ve güne göre değişecek işler değil.
Sibel Mazrek: Teşekkürler.
Gökhan Günaydın: Teşekkür ederim, kolay gelsin.





















Sosyal Medya Hesaplarımız