Edit Content

"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. Basın Açıklamaları
  6. »
  7. Muğla’daki Maden Talanına Karşı Siyaset Üstü İttifak
bu içeriği paylaşın;

Muğla’daki Maden Talanına Karşı Siyaset Üstü İttifak

Gökhan Günaydın, Muğla'nın %68'inin maden ruhsatına açıldığını belirterek, bu durumun 1 milyon 235 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alanın tehdit altında olduğu anlamına geldiğini söyledi.
Yazı Boyutu:
12px
32px

CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, Muğla’daki maden genişleme projelerine ve doğa talanına karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen çok sayıda siyasi partinin ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla ortak bir direniş hattı oluşturduklarını duyurdu. 2026 yılının ilk iki ayında Türkiye genelinde 667, Muğla’da ise 35 yeni maden sahasının işletmeye açıldığını vurgulayan Günaydın, kentin toplam yüz ölçümünün %68’inin maden ruhsatlı hale getirilmesine dikkat çekerek “talan” uyarısında bulundu.

“BİR DEMOKRATİK DAYANIŞMA İLİŞKİSİ İÇERİSİNDE BİRLEŞMEK”

Gökhan Günaydın, Muğla’daki doğa savunucuları, köylüler ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, meselenin herhangi bir partinin öne çıkması değil, ortak bir yaşam mücadelesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda CHP, DEM Parti ve Yeni Yol Partisi grup başkan vekillerinin yanı sıra; TİP, EMEP ve Yeniden Refah Partisi gibi farklı siyasi yelpazelerden partilerin de bu koordinasyon içinde yer aldığını ifade etti. Günaydın, her 6 ayda bir değişecek bir koordinasyon grubuyla tüm siyasi partilerin bu çabaya dahil edilmesinin amaçlandığını vurguladı.

“MUĞLA DİYE BİR YER BIRAKMAMAYA YEMİN ETMİŞ BİR ÇABA VAR”

Muğla’nın karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutlarını rakamlarla ortaya koyan Günaydın, sadece 2026 yılının Ocak ve Şubat aylarında MAPEK kararlarıyla 667 yeni maden sahasının açıldığını söyledi. Bu sahaların 35 tanesinin Muğla’da olduğunu belirten Günaydın, kentin %68’inin maden ruhsatlı olduğunu ve bunun 1 milyon 235 bin futbol sahası büyüklüğüne denk geldiğini ifade etti. Bu durumu “inanılmaz bir talan” olarak nitelendiren Günaydın, Muğla’nın coğrafi varlığının silinmek istendiğini savundu.

“KAMU, ŞİRKETLERE MEMLEKETİ TALAN İZNİ VERMESİ İÇİN KULLANILIYOR”

Hukuki düzenlemelerin suistimal edildiğini dile getiren Günaydın, “acele kamulaştırma” gibi ülke güvenliği için çıkarılan yasaların, vatandaşın tarım alanlarını ve zeytinliklerini şirketlere devretmek için kullanıldığını belirtti. Binlerce yıldır o topraklarda yaşayan insanların ağaçlarına sarılarak direndiğini söyleyen Günaydın, kamunun eliyle mülkiyetin şirketlere aktarılmasının basit bir “el koyma” işlemi haline geldiğini ifade etti.

“BU MEMLEKETİN TAŞI TOPRAĞI SERMAYENİN PEŞKEŞ ALANI DEĞİL”

Mücadelenin halkın ve yaşam savunucularının patronajında yürütüldüğünü belirten Günaydın, köylülerin yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Muğla’da düzenlenen mitinglerin sivil inisiyatiflerin yönetiminde gerçekleştiğini ve siyasetin bu süreçte sadece destekçi olduğunu vurgulayarak, memleketin toprağının “kurdun kuşun” hakkı olduğunu, sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;

Günaydın arkadaşlar. Ben son siyasetçi konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldim, birazdan söz arkadaşlarımızda olacak. 

Muğla’dan çok değerli konuklarımız var; odalardan, sendikalardan, demokratik kitle örgütlerinden gelenler var. Ama en önemlisi köylülerimiz, üretici arkadaşlarımız, işin gerçek sahipleri buradalar. Dolayısıyla biz onların buradan sözlü olmaya gayret ediyoruz. 

Tabii Muğla milletvekilimiz Gizem Özcan, bizim Çevreden Sorumlu Genel Başkanımız Evrim Rızvanoğlu, sevgili Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekilimiz Selçuk Özdağ, sevgili DEM Parti Grup Başkanvekilimiz Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve sevgili İbrahim Akın milletvekili arkadaşımızla birlikteyiz. 

Bu birlikteliğin şöyle bir önemi var arkadaşlar: Şu anda CHP, DEM ve Yeni Yol Grubunu görüyorsunuz. Aslında İYİ Parti de buradaydı ama Meclis kapandığı için grup başkanvekilleri Ankara dışındalar şu anda. Biz şu anda bir 4 siyasal parti grubu olarak, Toprağımızı Vermiyoruz İnisiyatifinden de katılan 4 arkadaşımızla birlikte 8 kişi hem yaşamın içerisinden hem de Türkiye Büyük Millet Meclisinden çevreye ve ekolojik dengeye yönelik saldırılara karşı bir hat kurmaya çalışıyoruz. 

Şunu da belirtmeliyiz ki, başından beri bu toplantılara Türkiye İşçi Partisi de katıldı, EMEP de katıldı, Yeniden Refah Partisi de katıldı. Tabii Yeni Yol Grubu içerisinde zaten Saadet Partisi’nin, Deva’nın ve Gelecek’in temsil edildiğini hep beraber biliyoruz. Bu koordinasyon grubu, saydığım dörtlü koordinasyon grubu her 6 ayda bir değişmek suretiyle siyasi yelpazedeki tüm siyasal partilerin bu çabaya katılmasını ve etkinlikle bu mücadeleyi yürütmesini amaçlıyoruz. Mesele herhangi bir siyasal partinin öne çıkması değil, tam tersine bir demokratik dayanışma ilişkisi içerisinde işte birleşmek, doğayı ve çevreyi korumak. Bunun için gayret ediyoruz.

Peki, neden Milas’tan, Akbelen’den, Bodrum’dan, Muğla’dan bu kadar arkadaşlar buradalar? Arkadaşlar mesele inanılmaz ölçüde bir talanı tarif ediyor. Yalnızca 2026 yılının Ocak ve Şubat ayları içerisinde MAPEK kararlarıyla 667 yeni maden sahası işletmeye açıldı. Bunların 35’i Muğla’da. Bu 164 bin dönümlük bir alanı tarif ediyor. Daha rahat anlaşılsın diye söylüyorum; 23 bin futbol sahası yalnızca bu yılın Ocak ve Şubat ayı içerisinde maden ruhsatına kavuşturuldu, buna yönelik bir işlem yapıldı. Muğla’nın 12 bin kilometrekarelik toplam yüzölçümünün yüzde 68’i maden ruhsatına açık durumda. Bu 1 milyon 235 bin futbol sahası anlamına geliyor. Yani orta yerde Muğla diye bir yer bırakmamaya yemin etmiş bir çaba var ve bu çaba acele kamulaştırma gibi aslında kamusal ülke güvenliğine yönelik zorunluluk nedenleriyle çıkartılmış hukuki düzenlemeleri açıkça kamunun şirketlere memleketi talan izni vermesi için kullanıyor. Yani vatandaşın tarım alanını, orman alanını, zeytinliğini kamu geliyor, “ben buraya el koyuyorum ve yeni sahibi de şu şirkettir” diyor. Bu kadar basit… 

Yüzyıllardır, binlerce yıldır orada yaşayan insanlar ağaçlarına sarılarak “yeter artık” diyorlar. Bu sesi bütün Türkiye’nin duyması lazım. Eğer siyasi yelpazenin her tarafından müktesebatları birbirinden çok farklı olan siyasal partiler bu meselede bir araya gelmişlerse bu meselenin aslında vahametini de açıkça ortaya koymaktadır. 

Biz bu mücadelede köylü arkadaşlarımızın tam da yanında olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımız çok güzel ifade ettiler. Muğla’da yine burada sayılan siyasal partilerden temsilcilerin katılımıyla ama mitingi düzenleyen arkadaşlarımız, bu sivil inisiyatiften arkadaşlarımız bizi davet ettiler. Bizim konuşma sıramızı ve sürelerimizi onlar belirlediler. Yani siyasetin patronajında değil, yaşamın, halkın patronajında bir miting yaptık. Geçen hafta da Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz orada yine bir mitingdeydik. 

Hep beraber gayret edeceğiz. Bu memleketin taşı toprağı bizim, bu memleketin taşı toprağı kurdun kuşun; bu memleketin taşı toprağı sermayenin peşkeş alanı değil. 

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. 

Haber Galeri:

Bu İçerik 8 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın