CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 631 sayılı KHK’da değişiklik yapan düzenlemeleri, “anayasaya aykırı” oldukları gerekçesiyle iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Adalet Komisyonu üyeleriyle birlikte açıklama yapan Günaydın; kamu görevlisine hakaret suçundaki çifte standarttan, bilişim suçlarında yargının baypas edilmesine, GSS prim borcu adaletsizliğinden avukatlık mesleğine yönelik kısıtlamalara kadar pek çok kritik başlıkta hukuki itirazlarını dile getirdi.
“HUKUKİ DÜZENLEMELERİN OBJEKTİF OLMASI VE ŞAHSA BAĞLI OLMAMASI LAZIM”
Gökhan Günaydın, hakaret suçlarında yapılan yeni düzenlemelerin objektiflikten uzak olduğunu vurguladı. Diğer hakaret suçları “ön ödeme” kapsamına alınırken, yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunun bu kapsam dışında bırakıldığını belirten Günaydın, bu durumun Ekrem İmamoğlu örneğinde olduğu gibi kişiye özel cezalandırma mekanizmasına dönüştüğünü savundu. Düzenlemenin hem pozitif hem de negatif anlamda “şahsa bağlı” bir hal aldığını ifade ederek eşitlik ilkesine aykırılığa dikkat çekti.
“SAVCILIĞIN VE MAHKEMENİN BAYPAS EDİLDİĞİ BİR DÜZEN İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Bilişim suçlarıyla ilgili yapılan düzenlemede, hesapları askıya alma ve el koyma yetkisinin yargıdan alınarak özel kurumlara devredilmesini eleştiren Günaydın, Cumhuriyet savcıları ve mahkemelerin yetkilerinin banka ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarına tanındığını belirtti. Bu durumun soruşturma ve kovuşturma aşamalarını etkisiz hale getirdiğini (baypas ettiğini) söyleyerek hukuki güvenliğin zedelendiğini ifade etti.
“BORCUNU ZAMANINDA ÖDEYEN VATANDAŞI APTAL YERİNE KOYMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?”
Sosyal güvenlik ve ekonomi alanındaki düzenlemelere de değinen Günaydın, 2016 öncesi GSS prim borçlarının silinmesinin, borcunu düzenli ödeyen vatandaşlar için adaletsizlik yarattığını söyledi. “Tahsil edilmiş alacakları niye iade etmiyorsunuz?” sorusunu yönelten Günaydın, bu durumun eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu savundu. Ayrıca esnaf tarifelerinde oda iradelerinin dışlanmasının teşebbüs özgürlüğüne aykırı olduğunu da sözlerine ekledi.
“ANAYASA MAHKEMESİ’Nİ YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARLARINA YENİDEN DÖNMEYE DAVET EDİYORUM”
Anayasa Mahkemesi’nin 2012 yılından bu yana yürürlüğü durdurma kararı vermemesini eleştiren Günaydın, mahkemenin 3 yıl sonra verdiği iptal kararlarının telafisi imkansız zararları önleyemediğini belirtti. AYM’yi eski uygulamasına dönmeye çağıran Günaydın, özellikle İklim Yasası gibi kritik başvuruların bir an evvel karara bağlanması gerektiğini, Türkiye’nin bir anayasal hukuk devleti olup olmadığının kamuoyu tarafından denetlenmesi gerektiğini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşmasının tam metni;
Günaydın değerli arkadaşlar. 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 631 Sayılı Kararnamede değişiklik yapan düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Çok sayıda Anayasa’ya aykırı hüküm içeren bu düzenlemeyi hem yürürlüğünün durdurulması ve her halükârda iptali için Anayasa Mahkemesine taşıdık. Bugün Divan Kurulu üyemiz ve Tekirdağ Milletvekilimiz Nurten Yontar arkadaşımız dilekçeyi Anayasa Mahkemesine sundu.
Burada Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımız, Kars Milletvekilimiz Sayın İnan Akgün Alp, Antalya Milletvekilimiz Sayın Aliye Coşar, İstanbul Milletvekilimiz ve Yüksek Disiplin Kurulu Başkanımız Sayın Turan Taşkın Özer, Muğla Milletvekilimiz Sayın Gizem Özcan ile birlikte bu basın açıklamasını gerçekleştiriyoruz.
Şimdi nedir acaba, iddialarımız ne? Bakın hiç kuşkusuz yasaların şahsa bağlı olmayan bir objektiflikte düzenlenmesi lazım. Ancak burada hakaret suçlarının diğer tipleri ön ödeme kapsamına alınmasına rağmen, yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu ön ödeme kapsamına alınmıyor. Şimdi ben burada bir hukuki deyimden bahsettim.
Peki, burada amaçlanan ne? Biliyorsunuz Sayın Ekrem İmamoğlu’nun aslında Süleyman Soylu ile karşılıklı bir söz dizimi Yüksek Seçim Kurulu üyelerine yönelik görevinden dolayı hakaret kılıfına sokuldu ve kendisine ceza verildi. Burada sadece bu suçu ön ödeme sınırlarının dışına taşıyorlar. Hani nerede hukuki düzenlemelerin objektif olması ve şahsa bağlı olmaması? Şahsa bağlı pozitif de olabilir, şahsa bağlı negatif de olabilir. İşte burada bunu çok açık bir şekilde görüyoruz.
Yine aynı şekilde arkadaşlar hakaret suçunun tipleri ön ödeme kapsamına alınmasına rağmen 25 Aralık 2021 tarihi itibarıyla uzlaşma sağlanmış olan dosyalarda ön ödeme hükümleri uygulanmıyor. Bunun da herhalde hukukla açıklanabilir bir tarafının olmadığı ortadadır.
Bir başka son derece tehlikeli düzenleme, bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabı askıya alma ve el koyma tedbirlerine yönelik işlemlerde Cumhuriyet savcıları ya da mahkemeler değil, banka ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmeti sağlayıcılarına yetki tanınıyor. Yani açıkça savcılığın, yani soruşturma aşamasının ve mahkeme başkanı ve heyetinin, yani kovuşturma aşamasının bypass edildiği bir düzen ile karşı karşıyayız.
Esnaf ve sanatkarlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri belirlenirken oda ve birlik iradeleri dışlanıyor. Oysa Türkiye’de bu alanda hem hukuki düzenlemeler hem de yıllarca süren teamüller var. Bu teşebbüs özgürlüğünün şüphesiz aksine bir durumdur.
1.1.2016 tarihinden önceye ait olup ödenmemiş Genel Sağlık Sigortası primleri ile gecikme cezası ve gecikme zammı gibi feri alacakların tamamının tahsilinden vazgeçiliyor. Peki güzel, bunu yapıyorsunuz. Tahsil edilmiş alacakları niye iade etmiyorsunuz? Yani primini, borcunu zamanında ödeyen vatandaşı aptal yerine koymaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Bu eşitlik ilkesinin açıkça aleyhine bir düzenlemedir.
Önalım, yani şufa hakkının kullanılması için açılan davalarda dava konusu değerinin tapu bedeli yerine rayiç bedel üzerinden belirlenmesi ve hukuki güvenilirlik ilkesinin aksine bu değişikliğin mevcut davalara uygulanmasının da hem kamu yararına hem de hukuka aykırı olduğunu düşünüyor, değerlendiriyor ve bu nedenle Anayasa Mahkemesine taşıyoruz.
Bunların dışında arkadaşlar avukatlarla ilgili -ki bu mesleğin temelini oluşturur bu meslek grubu- suç ve cezaların kanunu ilkesinin aksine, disiplin suçları muğlak biçimde tanımlanıyor ve basit bir disiplin suçundan sonra bir başka suç işleme iddiası ortaya çıkarsa çok ağır cezalara yöneliyorlar. Bu da avukatlık mesleğini yapılamaz hale getiriyor. Bu ve benzeri düzenlemeler için bugün Anayasa Mahkemesi başvurumuzu yaptık.
Şunu söyleyeyim arkadaşlar: 2012 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi yürürlüğün durdurulması kararı vermiyor. Peki acil, yürütülmesinde hem hukuka aykırılık hem de geriye dönülmesi imkânsız zararların oluşması durumunda Anayasa Mahkemesinin üç yıl sonra verdiği karar ne işe yarıyor. Ben Anayasa Mahkemesinin geçmişte uyguladığı ve bizce yanlış bir kararla uygulamaktan vazgeçtiği yürütmenin durdurulması kararlarına yeniden dönmeye davet ediyorum.
Bir başka önemli husus, biz buraya her hafta neredeyse bir başvuru getiriyoruz. Örneğin iklim değişikliğini getirdik, kamuoyu tartışıyoruz sürekli. İklim Yasası Türkiye’nin son derece kritik bir düzenlemesi olan ve yaşamımızı tehdit eden iklim değişimine karşı son derece yanlış hükümler içeriyor ve içermesi gereken hükümlerden de uzak. Anayasa Mahkemesi bunu ne zaman ele alacak acaba? Ben başkanını, üyelerini, raportörlerini göreve davet ediyorum. Bir an evvel yaptığımız başvurular değerlendirilsin, Türkiye’nin bir anayasal hukuk devleti olarak devam edip etmediğini kamuoyu denetleme imkanını bulsun.
Anayasa Mahkemesinin önünden bir kere daha kamuoyunu milletvekili arkadaşlarımla beraber saygıyla selamlıyoruz. Tutumumuzu da kamuoyuyla paylaşmayı görev saydık.
Teşekkür ediyoruz.
























Sosyal Medya Hesaplarımız