"Acemi Kalma Ustası"

Doç. Dr. Gökhan Günaydın

İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili

Kamu görevlisi bir babanın sık çıkan tayinleri nedeniyle Anadolu’yu adeta karış karış dolaşan bir ailenin içinde büyüdüm. Bu bağlamda ilk, orta ve lise öğrenimimi Zile/Tokat, Sarıkamış/Kars, Tosya/Kastamonu, Aksaray/Niğde, Ereğli/Zonguldak ve Geyve/Sakarya ilçelerinde tamamladım.

İletişim

Sosyal Medya

  1. Home
  2. »
  3. TBMM
  4. »
  5. Meclis Gündemi
  6. »
  7. Türkiye’nin Acı Tarım Gerçeği: Nüfus Artıyor Toprak Azalıyor
bu içeriği paylaşın;

Türkiye’nin Acı Tarım Gerçeği: Nüfus Artıyor Toprak Azalıyor

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı sakin ama sarsıcı konuşmada, Türkiye'nin artan nüfusuna karşın azalan tarım alanları, kaybedilen meralar ve çiftçinin yüksek maliyetler nedeniyle üretimden kaçmasıyla karşı karşıya kaldığı büyük gıda krizini verilerle gözler önüne serdi.
Yazı Boyutu:
12px
32px

TBMM Genel Kurulu’nda gece geç saatlerde söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektöründe alarm veren verilerini paylaştı. 1980 yılından bu yana ülke nüfusunun neredeyse iki katına çıkmasına rağmen tarımsal üretimin gerilediğini belirten Günaydın; yanlış arazi kullanımı, meraların betonlaşması ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçilerin toprağı işlemekten vazgeçtiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal hammadde dış ticaretinde yıllık ortalama 5 milyar dolar açık verdiğini ifade eden Günaydın, acil önlemler alınması gerektiği çağrısında bulundu.

“BİZ 1980’DE 44 MİLYON NÜFUSA SAHİPTİK, BUGÜN 86 MİLYONUZ”

Türkiye’nin nüfus projeksiyonlarına ve gıda ihtiyacına dikkat çeken Gökhan Günaydın, ülkenin her yıl ortalama 1 milyon nüfus artırdığını ve mevcut mülteci politikalarıyla bu sayının yakın gelecekte 120 milyona ulaşabileceğini belirtti. Bu devasa nüfusun yanı sıra ülkede bulunan 16 milyon büyükbaş ve 50 milyondan fazla küçükbaş hayvanın da beslenmesi gerektiğini hatırlatan Günaydın; gıda, yem ve yağ sanayisinin ihtiyaçlarının kendi topraklarımızdan karşılanamaması durumunda ithalata mahkum kalınacağını ifade etti. Paranın olmasının bile küresel jeopolitik krizlerde ithalat yapabilmeyi garanti etmediğini vurgulayan Günaydın, yerli üretimin önemine dikkat çekti.

“TÜRKİYE TARIMSAL HAMMADDE DIŞ TİCARETİNDE 5 MİLYAR DOLAR AÇIK VERİR”

Tarımsal dış ticaret verilerine değinen Günaydın, Türkiye’nin tarımsal hammadde ithalatına yılda ortalama 10 milyar dolar ödediğini, yapılan ihracata rağmen net dış ticaret açığının 5 milyar dolar olduğunu açıkladı. Toplam 78 milyon hektarlık ülke yüz ölçümünün yalnızca üçte birinde, yani 24 milyon hektarda işlemeli tarım yapılabileceğini belirten Günaydın, bu alanın ormanlara ve meralara zarar vermemek adına asla artırılmaması gerektiğini, ancak mevcut alanın da sadece yüzde 7-8’inin birinci sınıf tarım arazisi olduğunu ekledi.

“3 MİLYON HEKTARDAN FAZLA ALAN AMAÇ DIŞI KULLANIM NEDENİLE ELDEN ÇIKMIŞ”

Birinci sınıf tarım arazilerinin rant ve sanayileşme uğruna betonlaştırıldığını söyleyen Günaydın, valilikler ve tarım il müdürlükleri eliyle tarım topraklarının fabrikalara açıldığını iddia etti. İl Toprak Koruma Kurullarındaki ziraat mühendislerinin “burası birinci sınıf tarım arazisi, korumamız lazım” diyerek karşı çıkmasına rağmen, idareciler tarafından “bu işletmeci bize yakın, bunu geçirmeliyiz” denilerek kararlar alındığını belirten Günaydın, bugüne kadar 3 milyon hektardan fazla alanın amaç dışı kullanım nedeniyle elden çıktığını ifade etti. Bu duruma karşı açtıkları davalarda ise odaların “yatırımları engellemekle” suçlandığını hatırlattı.

“ÇİFTÇİ ‘İŞLERSEM DAHA ÇOK BORCA GİRECEĞİM’ DİYEREK TARLASINI İŞLEMİYOR”

Çiftçilerin yüksek maliyetler altında ezildiğini belirten Günaydın, bugün 80 litrelik bir traktör deposunu doldurmanın 5.000 TL’ye mal olduğunu söyledi. Üreticinin yüksek mazot ve girdi maliyetleri nedeniyle borçlanmamak adına üretimden vazgeçtiğini, bu yüzden 24 milyon hektarlık tarım alanının sadece 21 milyon hektarının işlendiğini, 30 milyon dönüm arazinin ise boş kaldığını açıkladı. Hayvancılıkta da tablonun vahim olduğunu kaydeden Günaydın, AKP döneminde mera varlığının 17 milyon hektardan 13 milyon hektara gerilediğini ve yıllık kişi başı kırmızı et tüketiminin 365 günde ortalama 7-8 kilograma kadar düştüğünü sözlerine ekledi.

💬 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;

Gökhan Günaydın: Gecenin bu saatinde söz aldım. Bu mecliste çok heyecanlı konuşmalar yaptık. Çok bağırdık, çağırdık. Bugün hiç öyle bir şey yapma niyetim yok. Tam tersine, bence de inşallah tam tersine çok sakin ama herkesin anlamasını isteyeceğim bazı gerçekleri ortaya koymaya çalışacağım. Şüphesiz ben sizden çok fazla şey biliyor değilim ama hayatının neredeyse önemli bir bölümünü tarım sektöründe geçirmiş, meslek odası başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. Bu çerçevede bildiklerimi, gördüklerimi, memleket için çok değerli saydıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz 1980’de 44 milyon nüfusa sahiptik değerli arkadaşlar. Bugün 86 milyonuz.

Demek ki yılda bu memleket kabaca 1 milyon nüfus artırmış. Burada durmayacak. 100 milyonu geçecek görünüyoruz. Türkiye’nin uyguladığı mülteci politikaları da bu sayının belki 120 milyona ulaşabileceğini gösteriyor. O halde biz insanımızı doyurmak zorundayız. Yetmez, protein ihtiyacımız için hayvan besliyoruz. Bu memlekette 16 milyon büyükbaş hayvan var. 50 milyondan fazla küçükbaş hayvan var. Tavuklar var. Bunları da besleyeceğiz. Bir de yağ ihtiyacımız var. Yani gıda, yem ve yağ sanayinin ihtiyacını bu topraklardan karşılayabilecek miyiz? Ya bu topraklardan karşılayacağız ya ithalat yapacağız.

Bir zamanlar “paramız var ki ithalat yapıyoruz” diyen bir üstten bakış vardı. Hala var mı bilmiyorum ama görünüyor ki hem paranız yok hem de paranın olması bazen ithalat yapmanızı garanti sağlamayabilir. Dünyada öyle jeopolitik krizler çıkabilir ki paranız olsa bile ithalat yapamayabilirsiniz. Şu anda durumumuz nedir? 86 milyon nüfusla durumumuz nedir? Arkadaşlar yalanları bir tarafa bırakın. İstatistiklere, verilere dönelim. ISIC Rev denilen bir veri var. Bu tarımsal hammadde dış ticaretini gıda sanayi dış ticaretinden ayırır. Rakam çok açık. Ortalama bir yılda Türkiye tarımsal hammadde dış ticaretine 10 milyar dolar ithalat parası öder. İhracat da yapar. Tarımsal hammadde dış ticaretinde ortalama bir yılda 5 milyar dolar açık verir. Bu rakam doğru değil diyenler istatistiği bilmiyorlardır ya da çarpıtmaya çalışıyorlardır.

O halde biz bu memleketin seçilmiş 600 milletvekili olarak şunu düşünmek zorundayız. 86 milyon insan için 5 milyar dolar tarımsal hammadde dış ticaretinde açık veriyor isem bu artan nüfusla nereye gidecektir ve ben o halde ne yapmalıyım? Bu soruya bir cevap vereceğiz. Peki neyle cevap vereceğiz? Bir coğrafyamız var. Bir sosyolojimiz var arkadaşlar. 780.000 km² yüz ölçümünde yaşıyoruz. Biz tarımcılar bunu milyon hektar diyerek basitleştirmeyi severiz. 78 milyon hektar yüz ölçümünde yaşıyoruz. Bunun üçte birinde, 24 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapabiliriz. Bunu artıramayız. Çünkü artırmak demek ormanlara tecavüz etmek demek. Meraları, çayırları işlemek demek. Artırmamalıyız. Ne yapacaksak bu 24 milyon hektar alanda yapacağız.

Tam da konuştuğumuz konu budur. İşte toprak koruma ve arazi kullanım kanunu. Bir açılım daha yapayım size. Bu 24 milyon hektar alanın her tarafı da çok verimli falan değildir. 1. sınıf tarım arazimiz bunun %7’si, %8’i kadardır. Demek ki bunları kıskançlıkla korumamız lazım. Üç tane temel iş yapıyoruz arkadaşlar. Bir, yanlış kullanıyoruz bu arazileri. Örneğin yağ bitkileri ya da tahılları üretmemiz gereken ovalara, pekala eğimli arazilerde dikebileceğimiz meyveleri dikebiliyoruz. Bu bir yanlış kullanım. İki, amaç dışı kullanım. Asla tarım dışı kullanmamamız gereken arazileri tarım dışı kullanıma açıyoruz, betonlaştırıyoruz. Tarım Bakanlığı’nın çeşitli spotları var. Tarım alanlarının korunmasının ne kadar kıymetli olduğunu söylüyor.

Arkadaşlar bu memlekette yaşadık neler gördük. Bakın ben oda başkanıyım. Toprak koruma ve arazi kullanım kanununu uygulayabilmek için bize toprak koruma kurullarına eleman ver diyorlar. 81 ilde toprak koruma kuruluna birer ziraat mühendisi gönderiyoruz. O arkadaş toprağı korumaya çalışıyor. Orada vali yardımcısı başkanlığında bir heyet var. Heyete dolduruyorsunuz kamu görevlilerini dört beş tane. Sonra üniversiteden de bir kişi alıyorsunuz. Odadan da bir kişi koyuyorsunuz ve işletmeci 1. sınıf tarım arazisine fabrikayı kondurmak üzere teklifi getiriyor. Bizim gariban Ziraat Mühendisi el kaldırıyor: “Bu olmaz.” Vali yardımcısı soruyor: “Niye olmaz efendim?” “1. sınıf tarım arazisi, korumamız lazım.” “Yok yok, bu işletmeci bize yakın. Bunu geçirmeliyiz.”

Arkadaşlar, vali yardımcılarının ve çok üzülerek söylüyorum tarım il müdürü meslektaşlarımızın kararlarıyla can eksen can çıkacak tarım topraklarını amaç dışı kullanıma açtınız. Biz de buraları korumak için dava ettiğimizde “bu odalar memlekete yatırım yapılmasın diye her şeyi engellemeye çalışıyor” dediniz. Bizi memlekete yatırım yaptırtmamaya çalışmakla uğraştınız. Şimdi ne gördük? 3 milyon hektardan fazla alan amaç dışı kullanım nedeniyle elden çıkmış. Peki bununla yetiniyor muyuz arkadaşlar? Başka bir şey daha. 24 milyon hektar diyorum ya size. Bugün 21 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapılıyor. Sebep ne? Çünkü çiftçi işlemekten vazgeçmiş alanı. Bu bir gerçek mi? Verilere bakın arkadaşlar. İstatistiklere bakın. Bu bir gerçek.

Peki çiftçi 3 milyon hektar, başka bir deyişle 30 milyon dönüm alanı niye işlemekten vazgeçiyor? Bu adamın traktörü var. Belki CHP’ye, belki AKP’ye, belki MHP’ye, belki DEM’e, belki Saadet’e, Yeni Yol’a, Deva’ye, başka birilerine, Gelecek’e, herkese oy veriyor olabilir. Neden o toprağı işlemiyor? Sebebi ne biliyor musunuz arkadaşlar? Şu anda 80 litrelik bir traktörün deposuna mazot koymak 5.000 TL yapıyor. Bu adam o depoya mazot koyacak. O tarlayı işleyecek. O tarladan sulanamayan arazide, yağışa bağlı arazide 300-350 kilogram buğday alacak. O buğdayı satacak. 16,5 liradan para kazanacak. Çoluğunu çocuğunu besleyecek. Öyle mi? Bunun yapılamaması nedeniyle çiftçi “işlersem daha çok borca gireceğim, tarlamı satmak zorunda kalacağım” diyerek tarlasını işlemiyor.

Ve bu Türkiye’nin 10 yıllık, 15 yıllık gerçeği. Her gün buradan anlatıyoruz. Ne önlem aldınız? Tarım Bakanlığı’nın yetkilileri burada, ne önlem aldınız bu konuya? Bugüne kadar hangi aldığınız önlemle 1 gramlık ilerleme sağladınız? Arkadaşlar başka bir şey daha söyleyeyim size. Türkiye’de insanımızın yılda yiyebildiği kırmızı et miktarı 365 günde ortalama 7-8 kilograma düştü. Doğru değil diyebilirsiniz. Açın bakın. Kırmızı et üretim rakamlarınızı 86 milyona bölün. Acı gerçeği kendiniz görün. Peki Türkiye’de nasıl hayvancılık yapılıyor? Vallahi ya meraya hayvanı çıkartacaksınız ya da hayvanın önüne ot koyacaksınız. Türkiye’nin mera varlığı ne kadar? İktidara geldiğinizde 17 milyon hektardı. Bugün ne kadar? 13 milyon hektar. Çünkü “tespit, tahdit ve tahsis yapıyoruz” diye birilerini zengin ettiğiniz ama aslında meraların elden çıktığı ortamlarda meralar verimsizleşti diye üzerini betonlaştırdınız.

Türkiye bu dönemde 4 milyon hektar mera alanını kaybetti. Sevgili arkadaşlar, inanın bunların hiçbirini alkış almak için falan söylemiyorum. Hiç olmazsa şurada sakin seslerle bazı gerçekleri paylaşalım. Diyebilirsiniz ki “ya mera değil de ben dışarıdan yem alıyorum.” Arkadaşlar gene rakam veriyorum. Türkiye yılda 30 milyon ton yem üretiyor ve bu 30 milyon ton yemin 15 milyon tonluk ham maddesi dışarıdan geliyor. Bütün bu gerçeklerin farkına varalım, tarım meselesinde yalan söylemekten vazgeçelim. Türkiye’de bir beka meselesi arıyorsak, bir devlet aklı arıyorsak en çok tarım ve gıda meselesinin buna ihtiyacı olduğunu bilelim ve Meclis hiç olmazsa bu konuda üzerine düşeni yapsın. 

Haber Galeri:

Bu İçerik 5 Kez Görüntülendi.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu Sayfayı Paylaşın

Faydalı Linkler

Sosyal Medya

Abonelik